Balzac’ın “Özel Yaşamdan Sahneler” dizisi içinde yer verdiği ve 1819-1820 yıllarının Paris’inde geçen olayların anlatıldığı roman, ilk kez Revue de Paris gazetesinde yayımlanır. Balzac’ın birçok romanının mekânı Paris, katlanılması zor acıları daha da ağırlaştıran bir arka plandır.
Goriot Baba’da, kızları için yaşayan bir babanın dramını ve kendileri için varını yoğunu ortaya koyan yoksul babalarını ölüme terk eden hayırsız kızlarının yürek parçalayan savruluşlarını okuruz. Acı dolu zamanlar yaşayan Goriot Baba’ya, başta, hırslarını hayata geçirebilme mücadelesi veren köy çocuğu Rastignac olmak üzere pek çok karakter eşlik eder. Ancak yazarın diğer romanlarında olduğu gibi, bu romanda yer alan tüm çehrelerin de birer maske olduğu Balzac eleştirmenlerince hep söylenir.
“Yaşamımın bütün olayları yapıtlarımdadır,” diyen bilge Balzac’ın İnsanlık Komedyası’nın önemli parçası Goriot Baba, yazıldığı günden bu yana dünya edebiyatının ölümsüz klasiklerinden biri olmayı sürdürüyor.
Goriot BabaHonore de Balzac · Boyut Kitapları · 018,6bin okunma
Klasik olmuş bir eseri 200 yıl sonra yorumlamaya çalışmak. Bu tip klasik eserlerin yıllarca kaç hikayeye,kac romana,kaç filme,kaç tv dizisine ilham olduğunu bilemiyoruz,adı üstünde bir klasik.
Tefrika halinde yayınlanan romanlarda uzun tasvirler,upuzun anlatımlar olmasi günümüzün tv dizilerinin uzun anlatım şekli gibi oluyor.
Romanda çok fazla karakter var, başrol oyuncusu bence Rastignac olabilirdi,her ne kadar konu Goriot Baba olsa bile Rastignac baş kahramanı gibi. Çeviriden mi kaynaklı yoksa yazar oyle mi tercih etmis bilemiyorum,ayni kişi adıyla,soyadiyla, unvanıyla, mesleğiyle farkli bir sekilde söz ediliyor, karekter sayisi zaten fazla iken bu x3 etki yaratıyor. Romanın ilk 100 sayfasını sabırla ve ortamı hayal etmeye calisarak geçirin,orayi atlatirsaniz finişte ipi göğüslersiniz.
Fransız edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Balzac’ın eserinden Goriot Baba .Daha önce yazarın iki eserini daha okumuştum.Vadideki Zambak beni çok daha fazla etkilemişti. Bu eserin ilk kısmı çok fazla kahraman olması sebebiyle biraz sıkıcıydı. Ancak bir hukuk öğrencisi olan Eugene’nin olaya dahil olması ve onun aracılığıyla Goriot Baba ve kızlarının anlatımı daha sürükleyici hale geldi. Ben kitabı okurken hem babaya hem de kızlarına sinirlendim. Babaya kızmamın sebebim körü körüne bir sevgiyle yaptıkları yanlışlara göz yumması her istedikleri yapması gerçek sevginin içinde hayır da olmalı. Kızlara kitabı okurken çok kızıyorsunuz çünkü babalarına karşı gerçekten çok ihmalkarlar onu ziyarete gelmiyorlar sadece işleri düştüğünde yanına uğruyorlar ölüm döşeğinde dahi yanına gelmediler gömülürken gelmediler bunun gibi kızmanızı gerektirecek bir çok yanlış yapıyorlar. En sevdiğim karakter Eugene oldu. Yükselme hırsı olan eğitimini ihmal eden bir genç , etrafındakiler eğitimle mevki atlayamayacağını söylüyorlar o da bu sebeple başka yollar arıyor.
Goriot Baba’nın kızı olan Delphine ile aşk yaşıyor. Griot Baba Delphine ile birlikte ona bir daire ayarlıyorlar içini eşyalarla döşüyorlar.Delphine ona 1 saat hediye ediyor hatta Eugene ,Goriot öldüğünde o saati rehine koydurarak cenaze törenini yapabiliyor kefenini alabiliyor.Nankörlüğün timsali olan bir kitap diyebilirim.
Goriot BabaHonore de Balzac · Boyut Kitapları · 018,6bin okunma
Arthur Schopenhauer'ın bu sözüyle başlamak istedim incelememe.
Zira eserin ana fikrini bir cümle ile anlatmak isteseydim daha iyi bir cümle kuramazdım diye düşünüyorum.
Goriot Baba – Honoré de Balzac
Goriot Baba benim için sadece bir baba-kız hikâyesi değil, sevginin nasıl sömürülebileceğini ve insanın kendi duygularıyla nasıl yavaş yavaş tükenebileceğini gösteren
Kuşkusuz dünya ve Fransız edebiyatının en önemli isimlerinden biri de Realist Edebiyat Akımı’nın öncüsü kabul edilen Honore de Balzac’tır. Cemil Meriç onun için, “Dünyada romanın kaderini çizen Balzac’tır.
Honore de Balzac'ın 1835 yılında yayımladığı romanıdır. Kitabı çok uzun zaman önce yarım bırakmıştım, burada kitabın herhangi bir kusuru yoktur çünkü insan her zaman aynı ruh durumunda olmuyor,
Kitabın son sayfalarını gözlerimden akarak okudum. Bu kadar büyük bir yapıt olduğunu bilmiyordum. Benim için 2023'ün en iyi kitabı. Duyguları tarif etmek için kısa bir alıntı yetmiyor. Okunmalı.
Goriot Baba romanı, 19. Yy Fransa'nda Napolyon sonrası restorasyon dönemindeki Paris toplumunu konu edinir. Dönemin yaşayış tarzını, algılarını ve toplumsal düzenini detaylı bir şekilde gözler önüne serer. Eseri okurken, aynı dönemi konu alan bir çok başka kitapta olduğu gibi, Paris sosyetesinin yoğun aşk trafiğine de epeyce maruz kalırız ve de aşkı algılayış ve kullanış biçimlerinin çeşitliliği ( gerçek aşk, para için olan aşk, statü için olan aşk gibi) epeyce belirgindir. Evli insanların metres veya dost hayatı yaşaması, bunların herkes tarafından bilinmesi ve normal karşılanması, bu ilişkiler üzerine hayatların harcanması gibi dönemin Fransız edebiyatının alışılageldik olay örgüleri bu romanda da yerini almıştır. Romanın ana karakteri Goriot Baba fedakarlık kavramına adete boyut atlatırken, kızları tam aksine nankörlük ve vefasızlık kavramlarını yeniden yazarlar.
Vadideki Zambak'tan sonra Balzac'tan okuduğum ikinci eser oldu. Kesinlikle okunmaya değer bir klasik olduğunu düşünmekle beraber, yazarın tarzının son derece yoğun, yorucu ve ağır olduğu kanısındayım. Epeyce bir ara verdikten sonra ancak yazarın başka bir eseri ile tanışmaya hazır hissederim sanıyorum.
Goriot BabaHonore de Balzac · Can Yayınları · 201718,6bin okunma
Her zaman susuzluk çekmek ve hiç bir şey içememek, işte on yıldır böyle yaşıyorum, kızlarımı görmeden öleceğim dedi gorıot baba...
Bütün servetini kızları için harcayan gorıot baba'nın terk edilişi ve yoksulluğa itilişi.. hiç bir kitap benim canımı bu kadar yakmamıştı bunu söylemek istiyorum. Bir babanın evlatlarına olan sevgisi, onlar için girdiği zorluklar bütün servetini kaybetmesi kızları ve damatları tarafından kapının önüne koyulması.. Balzac'ın detaycılığı sayesinde romanı yaşıyor insan.. başta biraz sıkıcı gelsede sonrası acaba ne olacak acaba ne olacak diye ilerliyor.. o yüzden başlangıca aldanarak kitabı bırakmayın..
Yüksek sosyeteye dahil olmak isteyen genç öğrenci Eugéne gerçekte sosyetenin ne olduğunu anlaması görünen o büyülü dünyanın bir pislik çukuru olduğunu görmesi yaşadığı tutku aşk hepsinin aslında büyülü bir perdeden görünen masal olması.. acaba acaba acaba..
Ben bırakmak istesem de ha gayret diyerek bu kitabı bitirmeme vesile olan değerli insan Mikail bey'e de teşekkür ederim.. yeni bir okur olduğum için etiketleyemiyorun.. :)
Babamın tek kız çocuğu olarak şunu düşündüm, benim babam da bana böyle düşkün ona daha sık seni seviyorum demeliyim şimdi varken yanımdaken.. mutlaka okuyun ve daha çok seni seviyorum demeyi ihmal etmeyin..
Goriot BabaHonore de Balzac · İş Bankası Kültür Yayınları · 202118,6bin okunma
Honoré de Balzac (asıl ismi Honore Balssa; 20 Mayıs 1799, Tours - 18 Ağustos 1850), Fransız yazar.
Hayatı
Asıl adı Honore Balssa'dır. Ancak ismini Balzac olarak değiştirmiş ve soyluluk ifade eden De’ öntakısını eklemiştir. Köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası tüccardır. 6 yıl Vendome'da College des Oratoriens'te öğrenim gördü. Napolyon'un devrilmesinden sonra ailesi Paris'e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı. Trajedi türünü denediği 1819'da yazılmış "Cromwell" başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü. Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sundu. Birçok ülkede sayılan romanları ve kitapları çok büyük ilgi gördü ve tepkileri üstüne topladı. Edebiyatta başarılı olan Balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla uğraştı.
Edebiyat kariyeri
1829'da yazdığı "Les Chouans" isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçeye (Köylü İsyanı 1974 ve Şuanlar 1977 olarak) çevrildi. 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve âdet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante'yi anımsatan bir başlık koydu: "İnsanlık Komedisi". 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekçiliğin baş romanı kabul edilen ve 1834'te yayınlanan "Goriot Baba"da uyguladı. 1836 ve 1837'de İtalya gezisine çıktı. 1828'de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy'de bir eve yerleşti (Bugün Balzac müzesi). Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu.
1847'de Polonya'da sevgilisi Eveline Hanska'nın şatosunda kaldı. 1850'de Eveline ile evlendi Paris'e döndüler. Birkaç ay sonra yaşamını yitirdi. Geride 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bıraktı. Romanda gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olarak kabul edilir. Mantıksal bir sıra izleyen olayların her şeyi gören bir gözlemcinin ağzından anlatıldığı, kahramanların tutarlı bir biçimde sunulduğu, kuralları belli "klasik roman tekniğini" Balzac'ın kurduğu benimsenir. Olağanüstü bir gözlem yeteneği ve güçlü bir hafızası vardı. Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu. Eserlerinde nedenselliği ve arka plan ile karakterler arasındaki ilişkiyi açıklamakta ustadır. Bütün bu özellikleriyle "romanın Shakespeare'i sayılır.
1789’la başlayan ve uzun bir süreç alan Fransız Devrimi sırasında gelişen toplumsal değişimi anlatan; çatışmaları, iyiyi kötüyü ortaya koyan, Cumhuriyetçiler ve Kraliyetçiler’in 1830’da ülkeyi bırakıp gitmek zorunda kalan X. Charles’e dek yaptıkları kanlı kansız tüm çekişmeyi özellikle göz önüne seren, bireylerin bu çatışmadaki ulu düşüncelerin altında aslında kendi çıkarlarını nice korumaya çalıştıklarını betimleyen; sevgi, güç gibi evrensel konuları tüm çıplaklığı ve eleştirel bir yaklaşımla inceleyen; günümüz okuruna sıkıcı gelebilecek ama öncelikle Fransa ve demokrasiyi algılayabilmekte yardımcı olması bakımından tüm dünya için önemli bir Roman yazardır. Fransız Devrimi’nin geçmişsel belgesidir kitapları.
İnsalık Güldürüsü, yazarın 1830’da kendi yapıtlarını toplamaya başladığı bir üst yapıttır. Şu anda emin değiliz ama belkide 1830’da Kraliyetçiler’in yenilgisini perçimleyen sürgünden sonra devrimdeki ulu düşüncelerin bir yalan olduğunu düşünerek böyle bir yola gitti.