Adı:
Goriot Baba
Sayfa sayısı:
319
Format:
Karton kapak
ISBN:
9505110
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Boyut Kitapları
Klasik nedir , nasıl yazılır, nasıl ölümsüz bir yazar olunur? İşte bütün bu soruların hepsini bu kitapla cevaplamış bize Balzac.

Sanırım klasik bir yazar olmak demek, insan denen organizmanın matematiğini çok iyi çözmek demek. Balzac bu matematiğin ustası. Zaten böyle olmasaydı İnsanlık Komedyasını (bu kitapta bu komedyanın içerisinden bir parçadır.) yazamazdı. Bunun hakkında daha çok bilgi için Murat Sezgin sayesinde okuduğum bir yazıyı buraya bırakıyorum. Teşekkürler Murat .
http://kitapeki.com/...-insanlik-komedyasi/

Kitap en başta yoğun şekilde kişilik ve mekan tasvirleriyle başlıyor. O kadar çok kişi ve mekan tasvir ediliyor ki kafanız allak bullak oluyor. Bazı isimler ise birbirine çok benziyor. Ben bunun Goriot Baba’nın bir grup insan içerisinde parlamasını sağlama amacı taşıdığına inanıyorum. Karakter, ortam ve isim olarak Goriot Baba’yı vurgulamak istemiş olabilir yazar. İlk gün yüz sayfayı bile bana okutmayan kitap ikinci ve üçüncü günlerde aldı başını gitti. Bir açıldı ki ne açılma. Yuceyurt ile bir etkinlik şeklinde kitabı beraber okumaya karar verdik ve dört gün süre verdik kitaba ama ben dayanamadım üçüncü günde bitirdim kitabı. O derece sürükledi beni hikaye.

Efendim Paris’in meşhur elit kesiminin içinde dönen entrikalar , balolar , ziyafetler, lüks…
Bir ellerinde birbirlerine çiçek uzatıp , diğer elleriyle de hançerlerini arkalarına gizleyen bu elit takımının içerisine girmeye çalışan genç bir hukuk öğrencisinin ; elden düşme bir pansiyon olan Vaquer’in pansiyonunda , Goriot Baba, kürek mahkumu olan ve kimliğini gizleyen , bana göre verilmek istenen mesajın bir çoğunun bu karakterde toplandığı Vautrin yani Azrail Çatlatan, Goriot Baba’nın kızları ve birçok karakterin yolunun kesişmesi üzerine kurulu bir roman.
Bu insanların kendi içlerindeki karakterin yansıtımı o kadar enfes ki Klasiklerin neden Klasik olduğunu tekrar bize öğretiyor.

Genç hukuk öğrencisi Eugene’ne roman süreci boyunca tipten karaktere evrilir. Her karakter Eugene’nin varoluşuna bir katkı sağlar ve her karakter kitabı ayrı bir lezzet ve katkı verir.
Goriot Baba ise kendini kızlarına adamış bir tüccardır. Ama ne yazık ki kızları parayı babalarından daha çok sever. Meşhur hayırsız evlat konusu burada işlenir ama öyle ustalıkla yapar ki bunu Balzac , bildiğimiz hiçbir şeye benzemiyormuş gibi gelir bize.

Romanda geçen olayları anlatmak okuyacak olanların tadını kaçıracaktır. Buyrunuz siz görünüz bir babayı ne kadar parçalayabileceğinizi, insanların ne kadar sahte olabileceğini – babasına bile- , bencilliğin bin farklı halini…

Peki bu konuları anlatan bir sürü kitap yazıldı, bir sürü film çekildi, şiirler okundu, şarkılar söylendi, yaşayanlar oldu peki ders alanlar olmadı mı ? Oldu tabii. Ama ne değişti? Demekten kendimi niçin alamıyorum. Neden örnek alamıyoruz bu kitapları, neden hala devam ediyoruz bu sahteliklere? Sanırım içinden çıkamayacağımız sorular bunlar, ancak soru kısmında takılı kalıp, hep aynı soru işaretine kafamızı vura vura kanatıyoruz.

Yıllar önce yazılan bu kitaptaki Fransa belki değişti, insanlığın zevkleri, süsleri değişti, moda, pansiyonlar, yeme içme kültürü , iyilikten ve kötülükten anlaşılan değerler, kaldırımlar, hastaneler , postacılar, mektuplar belki değişti ama insan hep aynı kaldı. Bu yüzden bu eserler her zaman ölümsüz ve insanlığın kılavuzu olmaya devam edecekler.
İnsanlık komedisini 144 eserden oluşturmaya planlayan Balzak, 91 ni tamamlamıştı, “Goriot Baba” 1935 yılında yayınlandı. Romanda karşılaştığımız kahramanlar, sonraki eserlerinde hayatlarını devam ediyorlar. Burada ise başlangıcın yeridir ve gençliğin /Eugene de Rastignac’ın/kayıplara karışan yanılsamalarına vedası söz konusudur. Romandaki sözü geçen çoğu insanlar, romanın başkahramanı olabilecek özelliklere sahiptir. Asıl başrol karakteri tanımlamak mümkün olmuyor.

Romandaki Goriot Baba’nın kızlarına ölçülmez sevgisi, cinayeti yaptıran Vautrin’in felsefesi, hırs ve emellerle dolu genç de Rastignac’ın şöhret ve servet sahibi olmak için dürüst bir yaşam sürdürmek mümkün müdür sorusunu çözmeye çalışan yazar çeşitli toplumsal gruplarından farklı karakterlerini kullanıyor.

Balzac çeşitli sosyal tipleri tasvir ederek, bir bilim adamın tutkusu ile yaşamı ve hayatını, hareketlerini, yüz ifadelerini ve en küçük detay bile atlamadan o zamanki Fransa’yi bize anlatıyor. Yazar aynı zamanda, problemi çözmek için insanın hep yanında bulunan nesneler sayesinden insan psikolojisine girmeyi başarıyor. Romanda baştahtı aşka verilmedi buradaki öncelik sosyal analize verilmiş ve aşk ikinci planda kalıyor.

Goriot Baba dul bir erkek. Daha gençliğinde paranın sihirli gücüne inanmış biridir; her şey satılır ve satın alınabiliyor diye basit bir denklemi iyi yerleştirmiş beyine, çalışan vasıfında fabrikatörlüğe kadar hızlı ve başarılı adımlarını atarak büyük servet sahibi olur. İki kızını Anastasie ve Delphine’yi onların istedikleri kişilerle evlendirir, yüklü ‘’çeyiz’’ vererek kızların mutlu olabileceğini düşünmüştür. Zaman ilerleyince kızların öz babasından utandığını, zengin çevresi onları babasından dolayı küçümsediği için babası ile görüşmelerini mecbur kalmadıkça yapmadılar. Buna rağmen babasının kızlarına karşı kör aşkı hiç sönmedi.

De Rastignac varlıklı ve soylu aileden gelen genç bir erkek. Ailesinin maddi kurtarıcısı olabilecek olan aileden tek kişi olarak düşünülüyor. Ailenin tek umudu de Rastignac okuyup ailesini parasızlığından çekip çıkarmayı amaçlamaktadır. Hukuk fakültesi öğrencisi, saf ve temiz bir taşra genci değişimlere uğrar, Paris'in üst tabakası gençlerinin becerilerini edinir ve Paris'in en soylu salonlarına girmeye başarır...

… Edebiyat tarihinde Balzak ile ilgili mit haline gelmiş bir olay var. Kendisinin kötü bir işadamı ünü vardı. Balzak’ın hayat ironisi ise kendi iş başarısı hakkında bilmeden öldüğün gerçeği yatıyor. Bütün servetini demir yollarına yatırım yapmıştı kendisi. O zamanlar demiryolları işleri daha yeni gelişmeye başlıyordu, bu yüzden başlangıçta şirketin hisseleri hızla düştü. Balzak ölüyor. Fakat demir yollarının hisselerini onunla birlikte satın alan bir kişi daha vardı, ünlü ve bilenen biridir. O kendi hisselerini hiç satmadı ve dünyada en zenginlerinden biri oldu. O Rothschild di. Balzak’ın küçük müstakil evini yerle bir edip, Rothschild’in varisleri için yapılmış görkemli yapı da kaderin ironisidir. Balzac ticaret ve iş konularında yetenekli bir danışman olabilirdi. Ama deha bir yazar oldu.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.429 Oy)19.194 beğeni43.793 okunma3.042 alıntı184.704 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.530 Oy)7.942 beğeni21.544 okunma4.059 alıntı130.685 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.964 Oy)8.934 beğeni26.556 okunma2.715 alıntı115.986 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.625 Oy)8.902 beğeni28.978 okunma864 alıntı140.904 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.708 Oy)5.808 beğeni19.849 okunma845 alıntı102.234 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.345 Oy)5.134 beğeni17.100 okunma3.574 alıntı109.992 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.792 Oy)13.519 beğeni34.842 okunma3.467 alıntı147.438 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.627 Oy)9.128 beğeni25.566 okunma1.594 alıntı128.306 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.514 Oy)8.110 beğeni23.006 okunma855 alıntı90.801 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.368 Oy)9.329 beğeni25.926 okunma1.863 alıntı119.994 gösterim
Honore de Balzac'tan 19. asrın başlarındaki Paris'in sosyal yapısını insan manzaralarıyla birlikte anlattığı ilginç ve değerli bir kitap.

Kitapta, Paris'in zengin sayılmayan bir bölgesindeki bir pansiyonda kalan insanların dünyası anlatılıyor. Pansiyon sahibesi ve pansiyonda kalan diğer insanların birbirleriyle ve kendi çevreleriyle olan ilişkileri üzerinden ,insanlığın kötü ve iyi yönleri inceleniyor. Kitaptaki en önemli karakterler, her şeyini iki kızının mutluluğu için feda eden bir baba, fakir ama bir an önce zengin olma hayali içerisinde olan genç bir hukuk öğrencisi ve kürek mahkumuyken kaçarak izini kaybettiren suçlu bir insandan oluşmaktadır.

Kitap, başlarda çok sayıdaki karakterlerin tanıtımından dolayı okuyucuyu biraz zorlasa da, konu yerleştikçe insanı içine çekiyor ve kolay okunur bir hal alıyor.

Balzac'ın insan psikolojisini gözler önüne serdiği bu kitabını ben beğenerek okudum ve okunmasını da tavsiye ederim.
Kitap konu olarak çok güzel ancak şunu öğrendim çevirmen ve yayın çok önemli okuduğum sentez yayınları berbat ama Goriot baba gibi olmalı kız babaları.
Aynı fakirhane pansiyonunu paylaşan farklı karakterlerin yaşamlarından kesitler.

İki varoluş özü. Bir yanda durmadan sevmek, şuursuzca sevmek, kendini feda etmek, harcamak. Öte yanda ise daha çoğuna sahip olmak istemek, gücünü arttırmak, zengin olmak, itibarlı olmak. Ancak olay seçimini yapmak değil kesinlikle, ölçülü olmak.
Sanmayın ki âşıklardan bahsediyorum. Bu sevgi, bir babanın kızlarına olan sevgisi. Kitapta hayatını kızlarına adamış olan eski bir tel şehriye ve ekmek fabrikatörü Mösyö Goriot'un Madam Vauquer Pansiyonu'na yerleşmesinden sonra meydana gelen olaylar zinciri anlatılmakta.

Kitabın başındaki uzun mekân tasvirleri 3 yıl önce kitabı yarım bırakmama neden olduysa da şimdi anlıyorum ki tasvirler, Balzac'ın okuyucuyu sokmak istediği dünyanın kafamızda oluşması için fazlasıyla gerekli.
Demem o ki sabrın sonu selamet, iyi okumalar :)
Honore de Balzac’ın Goriot Baba romanında, hayatını kızlarına adamış olan eski bir tel şehriye ve ekmek fabrikatörü Mösyö Goriot'un Madam Vauquer Pansiyonu'na yerleşmesinden sonra meydana gelen olaylar anlatılmaktadır. Servetinin çoğunu kızlarının iyi birer evlilik yapmaları için harcayan Goriot Baba, damatları tarafından istenmemiş ve cimri bir dul olan Madam Vauquer'in pansiyonuna yerleşmiştir. Goriot Baba, belli bir süre sonra para harcamalarını azaltmasından ve en ucuz kata çıkmasından dolayı pansiyonun sahibesi ve müşterileri tarafından aşağılanmaya başlanmıştır. Romanda asıl karakter olan Eugene de Rastignac ise, soylu ancak fakir düşmüş bir aileden gelen bir hukuk öğrencisidir. Mösyö Goriot'la aynı pansiyonda kalan Rastignac, aynı zamanda kuzeni olan Madam de Beausent'in adını bir anahtar gibi kullanarak Paris'in en gözde salonlarına girer ve Mösyö Goriot'un kızları Madam de Restaud ve Madam Delphine de Nucingen'le tanışır.
Kitap şu şekilde özetlenebilir:
Goriot, girişken bir tel şehriyeci çırağıdır. Jusienne sokağına yerleşmiş, ticaretle uğraşır. Tel şehriyecinin gönlünü iki şey sarar: tahıl ticareti ve kızlarına olan sevgisi. Babalık duygusu onda çılgınlık seviyesindedir. Yedi yıllık evliliğinden sonra eşi ölmüş ve iki kızına kendisi bakmıştır. Goriot kızlarını mutlu etmek için her şeyi yapar, kızlarının isteklerine hayır diyemez.
Gün gelir ve kızları evlilik çağına ulaşırlar. Güzelliği yüzünden Kont de Restaud'un peşine düştüğü Anastasie, sosyetede tanınmak için bu adamla evlenir. Diğer kızı Delphine ise, Mösyö Nucingen adlı zengin bir bankacıyla evlenir. Goriot damatlarının çok iyi olmasını dilerken, ikisi de ummadığı gibi çıkar. Goriot babanın eski varlığını yitirmesiyle damatları kızlarıyla Goriot'un görüşmesini istemezler. Bunun üzerine Goriot kızlarıyla gizlice buluşabilir.
Goriot baba bu olaylardan sonra Madam Vauquer denilen bir kadının pansiyonuna yerleşir. Madam Vauquer, Goriot'a en iyi odalardan birini verir. Goriot fakirleştikçe onu fakirlerin kaldığı odalara yerleştirir. Bu pansiyonda birçok kişi kalıyordur. Bunlardan bazıları, Eugene, Vautrin, Madam ichonneau, Poiret, Madam Couture ve Victorine'dir.
Eugene, ailesinin yanından ayrılıp, Paris'e hukuk okumak için gelen bir delikanlıdır. Zengin olmak ve tanınmak istiyordur. Vautrin otelde kalan haydut, kaba, acımasız bir hapishane kaçkınıdır. Madam Michonneau otelin en yaşlı müşterisidir, Poiret denen noter katibiyle aralarında bir sevgi vardır. Victorine ise gerçek annesi ölen ve babası kendisini kabul etmeyen bir genç kızdır. Babasının onu kabul etmemesinin sebebi Victorine'nin kendi öz kızı olduğuna inanmamasıdır. Victorine'ye uzaktan bir yakını olan Madam Couture bakmaktadır.
Pansiyondaki herkes Goriot'a saygı gösterirken daha sonra Goriot hakkında ileri geri konuşmaya başlarlar. Eugene bile Goriot baba hakkında çok kötü şeyler düşünür. Bunun sebebi, Goriot'un kızlarıyla gizli görüşmesinin yanlış anlaşılmasıdır. Kızlarını Goriot'un sevgilileri sanmışlardır.
Eugene, bir gün Beauseant adlı bir tanıdığı aracılığıyla bir baloya gider. Baloda Goriot'un kızı olan Anastasie'yi beğenir ve izini sürerek kızın evine gider. Evine gittiğinde Anastasie ile konuşur ve Goriot'un onun babası olduğunu öğrenir. Evde Anastasie'nin kumarbaz sevgilisi Maxime de Trailles vardır. Anastasie, Eugene'nin babasıyla aynı pansiyonda kaldığını duyunca, ona yüz vermez ve daha da eve almaz. Anastasie'den istediğini alamayan Eugene, Paris'te ad yapmak için tanınmış bir bayanla olmalıdır. Bu kez Goriot'un diğer kızına ulaşmaya karar verir. Eugene tekrar kuzeni Beauseant'ın yanına gider ve ondan yardım ister. Kuzeninin sevgilisi ona bu konuda yardımcı olur ve Delphine ile tanışırlar. Delphine ondan etkilenir zaten Delphine'nin kocası onunla hiç ilgilenmiyordur, zengin olmasına rağmen para bile vermiyordur.
Bir gün Delphine gelip Eugene'ye paraya ihtiyacı olduğunu, artık babasının durumu kötü olduğu için babasından para isteyemeyeceğini söyler. Eugene genç kadına sevgisini ispatlamak için bunu kabul eder. Gidip kumar oynar. Para kazanır ve Delphine'e parasını verir. Delphine bunu görünce çok sevinir ve borçlarını öder. Aralarındaki sevgi gittikçe gerçek sevgiye dönüşür. Eugene zengin olup kendiyle birlikte olan kadınları Delphine için reddeder. Goriot da, Eugene ve Delphine'nin evliliğini çok istiyordur. Damadı Nucingen kızını başka bir kadınla aldatıyordur ve boşanacaklardır.
Diğer taraftan pansiyonda Vautrin'in sırlarını öğrenen Poiret ve Madam Michonneau, Vautrin'e tuzak kurup onu polise ihbar ederler. Bu olay üzerine pansiyondakiler Poiret ve Madam Michonneau'nun pansiyondan gitmesini aksi takdirde kendilerinin gideceğini söylerler. Bu durumda ikisi de pansiyonu terk eder. Victorine'nin babasının onu kabul etmesi üzerine Madam Couture'la o da pansiyondan ayrılır. Madam Vauquer'in pansiyonu gittikçe boşalır. Bu durum Vauquer'i gitgide üzer.
Günler geçmiş ve Anastasie babasının yanına gelmiştir. Aslında yine babasından para istemek için gelmiştir. Babasına başına gelenleri anlatır. Anastasie'nin kocası, karısının kendisini başka biriyle aldattığını öğrenir ve artık ona çocuklarını bile göstermeyeceğini söyler. Diğer taraftan, sevgilisi Maxim'de daha da borçlanır ve Anastasie'dan para ister. Babasına bu durumu anlatınca Anastasie'nin kocasının hiç bir şey yapamayacağını, ona kızını üzmesinin hesabını soracağını söyler.
Diğer taraftan, Delphine ise, babasına gelip eşinin ondan boşanmak için şart koştuğunu söyler. Delphine'nin kocası sırf ünü kaybolmasın diye Delphine'nin adını kullanmak ister. Goriot kızlarının bu acılarına dayanamaz. Bir süre sonra hasta olup yatağa düşer. Eugene onun yanındadır, kızlarını son bir kez görmek istiyordur fakat kızlarına bildirildiği halde kızı Delphine güzel bir baloya katılır. Babasını ziyaret edeceği yerde baloda dans eder. Diğer kızı da bir türlü babasının yanına gelmez. Goriot artık ölecek gibidir, durumu çok ciddileşir. Eugene, Goriot'un kızlarıyla görüşmek ister ve ilkin Anastasie'nin evine gider. Anastasie'nin kocasına durumu anlatmasına rağmen kocası, Anastasie'yi babasının yanına göndermez. Delphine ile konuşmaya gittiğinde ise çok hastayım diyerek gelemeyeceğini söyler. Goriot kızlarının gelmeyeceğini öğrenince, kızlarına sitem eder. Bu hayatta onlar için her şeyimi verdim ama onlar, beni son kez görmeye bile gelmediler der. Adamın bilinci kaybolur ve o sırada Anastasie gelir babasının elinden tutar ve ağlayarak özür diler. Tabi babası bunu hissetmez. Artık babaları ölmüştür.
Delphine babası öldüğü sırada arabasından inip, oraya doğru gidiyordur ki Anastasie'nin sesini duyar. Goriot'un cenazesini Eugene kaldırır. Parası olmadığı halde rahip bulur ve cenaze töreni yaptırır. Kızları ise cenazeyi uzaktan izlerler. İşte hayatın gerçeği şudur: evlatlarına canını veren Goriot'a kızlarının yaptığı nankörlüktür.
Goriot Baba.
Balzac bu eserine 19. yy. Paris'ini ayrıntılı karakter ve sosyal yaşantı tasvirleriyle işliyor. Bir yanda Vaquer Yurdu sakinleri, diğer yanda Kibar Alemi...
Bu ayrıntılı tasvirler okuyucuyu ilk başlarda biraz sıksa da kitap ilerledikçe olaylar o kadar net anlaşılıyor ki durup tasvirlerinden dolayı yazara teşekkür ediyorsunuz.
Kitapta bence iki ana konu var;
Birincisi kızlarını ölçüsüz ve karşılıksız seven hatta onlar uğruna yapamayacağı hiçbir şey olmayan gözü pek bir baba (Goriot).
"Ben hayatımı iki kızıma verdim. Onlar eğleniyorlarsa, mutlu oluyorlarsa, şık giyiniyorlarsa, halılar üstünde yürüyorlarsa, ben üstüme ne giymişim, yattığım yer nasılmış, bunun ne önemi var? Onlar ısınıyorlarsa, ben hiç üşümem. Onlar gülüyorlarsa, benim canım hiç sıkılmaz. Onların tasaları benim tasamdır." diyen yüce gönüllü bir baba figürü işleniyor eserde. Kızlarından asla hakettiği değeri göremeyen zavallı bir baba.
İkincisi Kibar Alemi'nde şöhret ve aşk uğruna kaybolmuş bir genç (Eugène).
Kısacası dönemin tezatları arasında geçen hayatlar ve yitirilen değerlerin anlatıldığı bir eser.
Bu eserin içeriğinden çok Balzac'ın dil üzerinde ki etkinliğinin ve tasvir yeteneğinin anlaşılması için okunabilecek bir eser olduğunu düşünüyorum.
Her kitap beraberinde başka bir hayata açılan bir kapı bence.Bu sefer de çok farklı bir ortama misafir bulundum.Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki benim için incelemesi yapılacak en zor kitaplardan biri olacak Goriot Baba.
Çünkü beni gerçekten üzdü kitap.Goriot Baba çocukları için bir sürü fedakarlıklara katlanmasına rağmen çektiği acılar beni derinden etkiledi.Kızları için bu kadar çaba göstermişken onların yaptığı davranışlar dünyada gerçekten insanlık kalmamış dedirtti.Adamcağız ölüm döşeğindeyken dahi kızlarını düşünmekte ise de kızları onu görmeye bile gelmediler.Neymiş sosyete cemiyetiymiş! Güzel elbiselermiş, yok mücevherlermiş falan falan...Bu nasıl bir şey gerçekten aklım almıyor.
Kızlarına fazlasıyla kızgın olduğumu belirtmek istiyorum.Eğer onları tanımış olsaydım şöyle yüzlerine okkalıca bir tokat vururdum.Goriot Baba eminim bana kızardı kızlarına böyle davrandığım için.
Beni en etkileyen yer ise Goriot Babanın ağzından şunlar oldu:"Çocukların ne olduklarını anlamak için ölmek gerekmiş...
Ah dostum, evlenmeyin, çocuk sahibi olmayın sakın! Siz onlara hayat verirsiniz, onlar size ölüm verirler.Siz onları dünyaya getirirsiniz, onlar sizi dünyadan kovarlar.Hayır, gelmeyecekler!Bunu on yıldan beri biliyordum.Kimi zaman bunu kendi kendime söylerdim ama inanmaya cesaret edemezdim."Daha fazla spoi vermeden...
Kitabın diline gelecek olursak, açıkçası kitabi okumayanlara önyargı oluşturmak istemiyorum ama Balzac sen ne zor adamsın ya.O tasvirler neydi Balzaccım?Bazı cümleleri 3-5 defa okuyup anca sindirdim.Hatta her okuyuşumda daha derin anlamlar çıkarılabilecek cümleler vardı.
Yinede bir dünya klasiği olduğundan dolayı okuyun derim.Ha şunu da belirtmeden bitirmek istemiyorum İnşallah hayırlı evlatlar oluruz.
Merhaba 1K Dostlarım :) Goriot BABA, tüm hayatını, servetini ve kendisini kızlarına adamış, bu uğurda sonuna kadar herşeyi yapmış bir baba.... Kitap okuyucusu ile ilk defa 1800 SENELER DE buluşmuş olsa da, okuduğunuzda bugün gibi hissediyorsunuz. Kaç asır geçerse geçsin; nankör insanoğlu değişmeyen, aksine artan, kötü yönleri, ama gittikçe yok olmaya yüz tutan iyi yönleri ile dünya da olmaya devam ediyor. Kendi ve çevresindeki bir kaç iyi insan tıpkı günümüzde ki gibi hiç birşeye yetemiyor maalesef. Sıkılmadan merakla hüzünle okudum. Sevenlere tavsiye ederim... Sevgiyle kalın....
Zaman zaman yaptığım gibi, uzun yıllar önce okuduklarımı yeniden okuma gibi. Bu kitabı da yeniden okumaya başladım. Elim de uzadıkça uzadı. bırakma alışkanlığım yok, o nedenle sonlandırmaya gayret gösterdim. Kitap evet konu itibariye içerikli ve realizm için örnek teşkil etse de... Bir Fransız Ya da bir Avrupalı okur için anlaşılması, kavranması daha kolay olur. Art arda sıralanan isimler mevkiler yerler ile sıkıcı bir anlatım dili ile kaleme alınınca; Okurların yüzde onu neden beğenmediği, yada yarım bıraktığı açığa çıkıyor. Kısacası beni anlatımı ile çok sıkıcı gelen bir Balzac ürünü geldi...
Son zamanlarda inceleme yazmıyorum, yine de inceleme sayılmayacak bir şeyler karalamak zorunda kalıyorum kitabın üzerimde bıraktığı dramatik etki sebebiyle. İlginçtir ki iki kız babası olarak okumak kısmet oldu, on sekiz yıl önce okusaydım böyle bir şey söz konusu olmayacaktı. Paris, Fransa belli bir dönem, burjuva, alt tabaka, vb... uzatabilirsiniz. Roman da benim için anlatılan tek gerçek insan. İnsanın acımasızlığı. İnsanlık tarihinden beri var olan bencillik. Usta bir yazar tarafından enfes bir şekilde anlatılmıştır. Sakın yanlış anlaşılmasın, Goriot Baba'nın kızlarının bencilliği değil konu, romandaki tüm karakterler üzerinden örnekleme yaparak yer yüzündeki insanların her döneminde yaşanmış ve yaşanacak bencilliğine ulaşmak.
"Üst tabaka" denen kokuşmuş elitist burjuvazi insanının, insanlıktan gram nasibini alamayışını yergisel bir dille küçümseyen Balzac'ın takdire şayan bu romanının, gerek 19. yüzyıl gerek öncesi gerekse günümüz için bir insanî kaynak olduğunu düşünüyorum. Roman karakterlerinin yaşayış tarzlarından hâl ve hareketlerine kadar kapitalist sistemin insanlar üzerindeki etkilerine ve insanları çöküntünün eşiğine nasıl getirdiğine birebir tanık olmak işten bile değil diyebilirim.
Kısaca iki kızının mutluluğu için bütün ömrünü ayaklar altına alan, varını yoğunu ortaya döken bir babanın trajik hikâyesiyle başbaşa bırakıyor bizi usta kalem Balzac. Babanın simgelediği emektâr, fedâkâr halkın; kızlarının simgelediği nankör ve aşağılık, para ve ihtişam düşkünü elitist kesim karşısındaki direnişini gözler önüne sererek burjuvazi komedisinin beş kuruş etmeyeceğini, manevi değerlerin maddiyâttan kat kat üstün olduğunu tüm insanlığa bu eserle göstermeye çalışan Balzac mükemmel üslûbu ile de okuyucuyu kendine hayran bırakıyor.
Kesinlikle tavsiye etmekle birlikte siz sevgili 1K ailesine ve okumayı düşünenlere iyi okumalar diliyorum.
Mutlu olsa, çok güzelleşirdi.
Makyaj, nasıl kadınların boyasıysa mutluluk da şiirleridir.
Honore De Balzac
Sayfa 58 - Can epub (926 sayfa)
Kısacası, kızlarınızı seviyorsanız, onları evlendirmeyin.
Honore De Balzac
Sayfa 313 - Kum Saati Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Goriot Baba
Sayfa sayısı:
319
Format:
Karton kapak
ISBN:
9505110
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Boyut Kitapları

Kitabı okuyanlar 1.738 okur

  • Elif Aykut
  • Mahsum
  • Fevziye Ala
  • Halil İbrahim Yıldız

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.2 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları