·
Okunma
·
Beğeni
·
8152
Gösterim
Adı:
Görünmez Kentler
Baskı tarihi:
Aralık 1990
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751401991
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Görünmez Kentler
Görünmez Kentler
204 syf.
·3 günde·6/10
Calvino'nun okuduğum ilk kitabı. Ankara'daki toplantıda okumak için seçtiğimiz kitaptı. İsmi itibariyle aslında merak ettiğim bir kitaptı. Ancak okuduktan sonra kitabı pek beğenmedim.
Kitap Marco Polo'nun gezdiği şehirleri Kubilay hana anlatmasıyla ilgili.Anlattığı şehirler genel olarak kadın isimlerinden oluşuyor.Şehirleri 3-4 sayfada anlatıyor. Bir şehri okurken o şehri daha yeni kafanızda canlandırıyorken yeni bir şehir anlatmaya başlıyor.Bu yüzden şehirler bazen birbirine karışıyor.Bana göre kitapta bir bütünlük yok.
Toplantıda diğer bir iki kitabının iyi olduğunu Seray söyledi.Ancak ilk kitabını beğenmediğim Calvino'nun diğer kitaplarını okur muyum bilemiyorum:)
204 syf.
·13 günde·Beğendi·7/10
Kitapta anlatılan şehirler, yazarın dilinin güzelliği ve bir kitapla yolculuk etmek bu kadar güzel olabilirdi. Ben beğendim. Parça parça anlatımlı kitaplardan pek hoşlanmam ama Calvino'nun anlatımı insana işliyordu. Tavsiye ederim.
204 syf.
·Puan vermedi
Öncelikle kitap hakkında yorumuma başlamadan kitapla bağlantılı ufak bir bilgi vermek istiyorum. Bulmaca konu sayısal olmayan bütün bulmacalara mesafeliyim. Hiç sözel bulmaca çözmedim desem yalan olur ama çok zevk aldığımı ve kendimi verdiğimi söylenemez. Hatta sudoku da rakam yerine harf kullanıldığında çözme hızım en az 2-3 dakika düşüyor. :D Ondan kitabın göstergebilimsel üzerine olan kısmı hiç incelemedim. Bu yüzden kitabın asıl söylemek veya dikkat çekmek kısmını incelemedim demek oluyor göstergebilimsel'in tanımından anladığıma göre.
Gelelim kitap ile görüşmelerime, bu yorumda olumlu görüşlerimi ayrı olumsuz görüşlerimi ayrı sıralamayacağım. Göstergebilimsel kısmı incelemediğim için bir olumlu bir olumsuz düşüncelerimi söyleyeceğim. Öncelikle şehir tasvirleri zihnimde canlandırmak hoşuma gitti. Ama şehirlerde bir olay ve bir karakter olmaması(Çoğunda diyelim. Bazılarında vardı.) şehirleri içine girmemi engelledi sadece resim olarak kaldı. Kubilay han ile Marco Polo'nun muhabbetleri çok güzel olmakla beraber. Bence biraz daha derinlemesine olmalı idi. Kentleri gördüm ama hepsinin içine giremedim. İleride şehirleri sayısal olarak ayırıp tekrar okumayı düşünüyorum.
204 syf.
·56 günde·Puan vermedi
Görünmez Kentler, Marco Polo’nun Kubilay Han’a sunduğu bir dizi gezi notudur.

Görünmez Kentler, bildik Kentler değil, kurmaca kentlerdir. Calvino bu kentlerin her birine bir kadın adı vermiş, kitabın kahramanı Marco Polo’ya , bu kentleri kısa kısa tasvirlerle anlattırmış, bir nevi masala benzer bir edebiyat oluşturmuş.

Italo Calvino, modern dünyanın masal anlatıcısı olarak kabul ediliyor. Kitap fena değildi. Polo’nun anlattığı kentlere bir ziyaret yapmış oluyor, yeni bilinmeyen, görünmeyen bir kent gezmiş oluyorsunuz :)

Keyifli okumalar..
204 syf.
·7 günde·7/10
Kitabın yorumunu henüz sıcakken yazmak isterdim ama bir haftalık bir rötar söz konusu ne yazık ki.
Calvino ile bu kitapla tanıştım. Yazarın anlatım tarzı çok farklı, masalsı bir üslupla sizin karşınıza çıkıyor, başta farklı gelse de sayfalar ilerledikçe alışıyorsunuz. Marco Polo'nun yaptığı seyahatleri Kubilay Han'a anlatırken bizde onlara kulak veriyor ve 55 'olmayan' kente yolculuk yapıyoruz. Calvino her kentte farklı bir şey işlemiş, hepsinin bir alt mesajı var, açıkçası tüm alt mesajları doğru anlayabildiğimden emin değilim ama bazılarını çok sevdim.

"Anlatıya yön veren ses değil,kulaktır."

Kitabın farklı bir havası var, okurken masalsı anlatımı beni biraz sıksa da büyüleyici bir tarafı da vardı kitabın, insanın zihninde farklı bir yankı uyandırdığı muhakkak. Görünmez Kentler'i çok sevmesem bile beni etkilediği ve farklı hisler yaşattığı bir gerçek. Kitabın çok sevdiğim bir pasajı ile de yorumumu bitirmek istiyorum, sanırım kitabı en iyi tanımlayacak cümleler burada saklı;

"Ve Marco Polo konuştu: "Senin satranç tahtanda iki ağaç kullanılmış efendimiz: abanoz ve akağaç. Aydın bakışının ısrarla üzerinde durduğu bu parça bir ağaç gövdesinin kurak bir yılda büyüyen halkasından kesilmiş: lifler nasıl dağılıyor görüyor musun? İşte şurada belli belirsiz bir düğüm fark ediliyor: erken bir ilkbahar günü bir tomurcuk fışkırmaya çalışmış besbelli, ama gecenin çiyi geri çekilmeye zorlamış onu."

Yüce Han o ana dek yabancının Tatar dilinde kendisini bu kadar akıcı, bu kadar rahat ifade edebildiğini fark etmemişti, ama onu asıl şaşırtan bu değildi.

"İşte daha iri bir delik: belki de bir kurtçuğun yuvasıydı bu; tahtakurdunun olamaz, çünkü doğduğu andan başlayarak durmadan oyardı ağacı o, yapraklarını kemirerek ağacın kesime ayrılmasına neden olan bir tırtılın yuvası olmalı... Daha çıkıntılı komşu kareye tam bitişsin diye bu kenarı hafifçe yontmuş marangoz keskisiyle..."

Boş ve düzgün bir tahta parçasında okunabilecek şeylerin kalabalığında boğuluyordu Kubilay; Polo konuşmayı, abanoz ormanlarına, nehirleri bir uçtan bir uca geçen kütük yüklü sallara, rıhtımlara, penceredeki kadınlara vardırmıştı bile... "
206 syf.
·5 günde·7/10
Görünen yahut görünmeyen iki kent arasında Görünmez Kentler’i okumaya başladım. çünkü çok başka bir şey bir trende bir kitapla başbaşa olmak.Sıcaklık rahatsız edici ama bu güzel zamanlara gölge düşürmesine izin veremem.
204 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap, Papa'nın mektubunu Kubilay Han'a göndermesi için görevlendirilen Marco Polo ve Kubilay Han arasındaki diyalogların Calvino tarafından düzenlenmesi ve Marco Polo ağzından olarak gösterilen aslında yazarın hayal gücünde oluşturduğu şehirlerden oluşuyor. Ancak bunlar öyle şehirler ki somutlaştırılabilecek ancak son derece soyut şehirler. Bu soyutlukla kitabı anlamam zaman aldı. Sonlara doğru ancak kitapla bütünleşebildim. Ancak şöyle demeli ki; kısa yolculuklar istiyorsanız eğer, başucu kitabınız olsun ve ara ara sizi bu yolculuklara çıkarsın.
.
.
Soyut olmasına rağmen somutluk da hissedilir düzeyde. Çünkü aslında yazar etkilendiği kentlere ütopik dokunuşlar kondurmuş. Derinlemesine betimlemeler ve derinlemesine hissedişlerle, yoğun şiirsel anlatışla, baş ve son arasındaki hızlı geçişlere ulaşma çabasıyla zihninizi uğraştıracak bir kitap.
.
.
Kentlere sıkışıp kalmış insanlara bir yol, bir ferahlama sağlarken, acaba yazarın insanlardan kaçışın alternatifini sunduğu bir eserde miyim, hissi oluşturması nedeniyle rahatlatıyor sizi. Fantastik kitaplardaki hayal gücü genişlemesini, beyninizdeki zonklamalarını burada da hissediyorsunuz.
.
.
Her kent bir insan diyebiliriz belki de. İnsanların bencilliği, ikiyüzlülüğü; iyiliği, sadeliği kentlere verilmiş sanki. Kubilay Han ve Marco Polo arası diyologlarla anlatım ve onların zıtlığının kitaba eşlik etmesi de, kentlerdeki zıtlıklar gibi size farkındalık oluşturan bir yön oluyor.
.
.
İnsanlarla kurulan ilişkilere göre gelişen iplerle oluşan kenti çözmenin karmaşıklığı ; diğer bir kentteki en iyi, iyi ve kötülüklerin biriktiği üç boyutluluğu hissetmenin ilginçliği; her gelen mimari yapının çevrede biriktiği, böylece küresel olarak oluşan başka bir kentin düzenliliği sizi esir alıyor ve kitaba takılı kalıyorsunuz. Diğer kentler için kitaba...
Yani arkadaş Tamam sanattan anlamıyorum, cahilim Vs de bu ne ya. Inceleme sunuş gayet üst bir dilde. Onları çözeyim diye zorlan , sürekli google a başvur. Kitap başlasın cin ali ....vakit kaybı
204 syf.
Görünmez Kentler Marco Polo'nun Tatar İmparatoru Kubilay Han'a sunduğu bir gezi notu. Bu kitapta anlatılan kentler bildiğimiz kentler değil, kurmaca kentler. Yazar hepsine tek tek kadın adları vermiş.

Ütopik gezgin, dünya yıkıma uğradığı için uçsuz bucaksız gücünün değerini kaybetmekte olduğunu anlayan bu melankolik imparatora imkansız kentleri anlatıyor. Kitabın her bir bölümü Marco Polo ve Kubilay Han'ın düşünüp, karşılıklı yorumlaştıkları kısımlarla devam ediyor.

Ben bu kitapta hüzünlü bir imparator, çağdaş bir gezgin, kalplerden doğan bir rüya, içten içe de bir kimlik-özgürlük arayışı okudum.

''Keşke her şey böyle ikiye bölünebilse... Böylece herkes bön ve cahil bütünlüğünden kurtulabilse. Bir bütündüm ben ve her şey doğal, karmakarışık ve anlamsızdı gözümde; her şeyi gördüğümü sanıyordum, oysa gördüğüm bir kabuktu yalnızca. Eğer bir gün kendinin yarısı olabilirsen, ki bunu bütün gönlümle dilerim, bütünlüğü olan beyinlerin sıradan zekasını aşan şeyleri anlayacaksın. Kendi yarını ve dünyanın yarısını yitirmiş olacaksın, ama geride kalan o yarı, bin kez daha derin, daha değerli olacak. Hatta her şeyin sana benzer şekilde ikiye bölünüp parçalanmasını isteyeceksin, çünkü güzellik, bilgelik ve adalet parçalardan oluşan şeyde vardır.'' ( Sayfa 23 )
204 syf.
·13 günde·8/10
Calvino’nun okuduğum ilk kitabı oldu. Yazarın masalsı anlatım üslubundan oldukça etkilendiğimi söyleyebilirim. Kitap boyunca türlü kentlere dair sayısız betimleme adeta bir cümbüş halinde önünüzde akıyor. Bu betimlemelerde kullanılan kelimeler/imgeler ister istemez hayal gücünüzü tetikliyor, içinizde sanki kitapta anlatılan masalsı ortamlarda/kentlerde olduğunuz hissi oluşuyor. En azından ben öyle hissettim diyeyim :)

Kitabı okurken Calvino’nun zekasını, hayal gücünü, kelimelerle arasının bu denli iyi olmasını takdir ettim (bu arada, YKY baskısından okudum, çevirmen Işıl Saatçıoğlu da çok iyi iş çıkarmış).

Bu kitap bir roman yada öykü değil, bir anlatı. Calvino okumaya devam edeceğim, sırada “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu” kitabı var (bu ikinci kitap –benim de favorim olan– roman türünde olduğu için doğrusu daha bir heyecanlıyım).
204 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Calvino'nun ilk okuduğum eseri. Beni bambaşka diyarlara götürüp bakış açısıyla neler görebileceğimi öğretti. İstanbul'a gittiğim de bu eserde yazıldığı gibi hissetmiştim ama sözcüklerim içimdekilere tecüman olamamıştı. Tam da Calvino benim dilimden yazıp yerime konuşmuş. Kesinlikle okumaya değer diye düşünüyorum
204 syf.
·2 günde·6/10
Calvino ile beni tanıştıran kitap. Bir anlatı, fakat hayali. Venedik ünlü seyyah Marco Polo gezdiği, gördüğü kentleri bir takım hareketlerle, imgelerle, sözcüklerle Moğol hükümdar Kubilay Han'a aktarmaktadır.
...
Kentleri belli başlıklar altında toplayan yazar, her bir kente bir kadın ismi vermiş.
...
Ben daha çok Calvino'nun kentleri insanlara benzettiği ve aslında kentler üzerinden insanlığa göndermeler yaptığı kanısına vardım okurken. Bu yüzden her kenti bir insan (kadın) ismiyle andığını düşünüyorum.
...
Üsluba gelince farklı bir tür, farklı bir anlatım, Calvino'yla tanışmak için iyi bir eser mi bilemiyorum açıkçası. Ben okurken öyle aman aman sıkılmadım. Başka bir eseriyle yeniden karşılaşmak isterim yazarla.
...
Keyifli okumalar.
Her şeyin sırrı belki de hangi sözcüklerin söyleneceğini, hangi jestlerin yapılacağını, bunların sırasını ve ritmini bilebilmek.
"Hep başın arkaya dönük mü ilerlersin sen?"
ya da
"Gördüğün şey hep geride kalan mıdır?"
ya da daha doğrusu
"Yalnız geçmişe mi senin yolculuğun?"
Kitap bir alan; okur içine girmeli, dolanmalı, belki kendini kaybetmeli, ama belli bir noktada bir çıkış hatta birçok çıkış bulmalı. Kitap, dışarı çıkabilmek için bir yola koyulma olanağı.
Metropollerin tamamını bloke ederek zincirleme zararlar doğurabilecek büyük teknolojik sistemlerin çekiciliğinden konuşulduğu kadar, doğal ortamın yıkımından da aynı süreklilikte konuşuluyor. Çok büyük kentlerin yaşadığı kriz doğanın yaşadığı krizin diğer yüzüdür.
Doğru yolu bulmak için kaybolmak gerekir.... Labirent, içine giren kaybolsun ve dolaşsın diye yapılır. Ama labirent, o aynı kişiye, yeni
bir plan çizmesi ve labirentin gücünü yok etmesi için bir başkaldırıyı da düşündürür. Bunu başardığı takdirde insan labirenti yıkacaktır;
onu boydan boya geçen biri için labirent yoktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Görünmez Kentler
Baskı tarihi:
Aralık 1990
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751401991
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Görünmez Kentler
Görünmez Kentler

Kitabı okuyanlar 611 okur

  • LimaSierra
  • S.U
  • Esma
  • Ay

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları