·
Okunma
·
Beğeni
·
4.023
Gösterim
Adı:
Gözün Öyküsü
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
86
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755709239
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Histoire de l'oeil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Gözün Öyküsü
Gözün Hikayesi
Gözün Öyküsü
Georges Bataille’ın Lord Auch müstear adıyla 1928 yılında el altından yayınladığı Gözün Öyküsü, 20. yüzyıl edebiyat tarihinin en aykırı metinlerinden biridir. Sayısız değerlendirmeye konu olmuş, edebiyat eleştirisinden felsefeye, psikanalizden sinemaya farklı disiplinlerce ele alınmış bu metin, Battaile’ın estetik anlayışının dışavurumudur: Romaneskten ve psikolojik yorumlamadan arınmış kısa roman.

Çağrışımların büyüleyiciliğiyle ivme kazanan, provokatif hamleleriyle güçlenen ve sinemaya da uyarlanan bu erotika acının, şiddetin, ölümün ve cinselliğin kutsallığının iç içe geçtiği estetik, esrik ve “uygunsuz” bir başyapıt.
181 syf.
Gözün hikayesi Bataille’nin İmkansız isimli kitabını beğenmem ve son sayfalarda rastladığım şiirlerine duyduğum ilginin sonucunda kısa bir kitabını arayışım sonucunda bulduğum bir kitap. Tesadüfen Gözün Hiakyesini bulmuşum! Çünkü yazara ait Gözün Öyküsü’ de var. İkisi ayni kitaplar değil. Tabi ki Gözün Hikayesinin son 100 sayfası Gözün Öyküsü isimli kitabı yer almakta. Tabi ki dün akşam biraz göz alttım pornografik içerikli bir yazım. Elbette yazarı anlamak İçin ilk 200 sayfada Marguez De Sade’nin bir kaç kitabını okumak gerekiyor, Bataille’nin Gözün Öyküsü isimli pornografik içerikli kitabını ve ardından Pauline Reagal’in Onun Hikayesi isimli kitabını., çünkü yazar bir tartışma başlatıyor, içsel monologlarının içine okuru çekiyor. Pornografik içerikli yazımlar bir edebiyat türü müdür? Savından yola çıkarak, Klasik Fransız edebiyatçılarına soruyor? Klasik edebiyatla- karşılaştırmalı aykırı edebiyat diye nitelendirebileceğimiz pornografik yazarların politik ve psikolojik çözümlemelerine giriyor ve aynı zamanda yazımlarında yer alan karakterler üzerine uzun uzun açıklamalar yapıyor. Pornografik eserleri açıklarken benzeştirdiği Bilim kurgu-komedi- sesiz sinema ( kurmaca) üzerine aynı zamanda teşhircilik-röntgencilik- Argo- müstehcenlik-erotizm- güç-iktidar- ölüm ve keder- Nesne özne ilişkisi ve en önemlisi Nesne olmaya yakın kimliklerin hangi boyuttan sonra öznenin nesnelleştiğini ve bu nesnelliğin içinde barındırdığı psikolojik öznenin doyumu gibi karmaşık psikolojik ve felsefi çıkarımlarla okurunu baş başa bırakıyor.

Kişisel bakış açım ise; sırf Pornografik içeriği olduğundan dolayı bir kitabı bayağı diye nitelendirmemek gerektiğine inanıyorum. Bu denli iyi bir yazarın bu romanı laf olsun diye yazdığına inanmıyorum. Ve üzerine bunca aydınlatıcı açıklamalara ve karşılaştırmalara girmek bence saygıyı hak ediyor. Genel anlamda kitabın ilk 200 sayfasını teorik, entelektüel yaklaşımlarını yazarın beğendim. Gözün öyküsü bölümünü ise bir kaç bölüm dışında okumaya gerek duymadım. Kişisel tercihim. Sanırım o havada değilim. Bir ara okurum :) Duygusuz sekse karşı olsam da, duygusuz seksi anlama konusunda etkiliydi diyebilirim kitap :) yazılma amacı da bu olsa gerek.. demeyeceğim.. Çünkü bunun dışında bir çok amaca hizmet ediyordu. her ele aldığı konu bağımsız üstüne düşünülmeye değer diyebilirim. Son zamanlarda okuduğum iyi kitaplardan birisi diyebilirim..
181 syf.
·1 günde·8/10 puan
Chiviyazıları yayınevi nin aykırı edebiyat serisine ait Gözün Hikayesi, Georges Bataille'nin geçmişinden yakaladığı imgeleri kullanarak yazdığı erotik bir kitap.
Kısa, rahatsız ederken zevk veren, fantezi alemin sınırlarında gezinen bir eser aynı zamanda.
Beğendim ben.
86 syf.
·3 günde·7/10 puan
Georges BATAILLE – Gözün Hikayesi

20. yüzyıl "aykırı" edebiyatının en önemli eseridir. Sürrealist dünyaya uzanan bir yol arkadaşı, Gözün Hikayesi..

Bu kitap ilk bakışta pornografik gibi düşünülüyor fakat aslında ölüm teması anlatılıyor ve bir anne.. Bataille cinsel arzulardan bahsederken nesnelerdeki huzursuzlukları çok daha ön planda tutuyor ve bunda da inanılmaz başarı sağlıyor.. Bu da onu Sade'den farklı kılıyor..

Bu kitapta kötülük temalı edebi metinler yer almaktadır. 1928 yılına göre oldukça aykırı bir eserdir. Nietzsche etkileri derin hissediliyor. Ki şunu da belirtmek gerekir yazarın ilk eseridir ve o dönemde çok ilgi çeker...
Aykırı kitap okumayı seviyorum ve okuduklarım arasında en iyisi, Gözün Hikayesi..

Susan Sontag’ın yazdığı önsözü ilk önce okumanızı, Roland Barthes'in önsözünü ise sona saklamanızı tavsiye ederim çünkü betimleme orada saklı. Bir kitapta gördüğüm en uzun önsöz, Gözün Hikayesi’nde idi fakat oldukça başarılı. (87 sayfa önsöz)

Herkese keyifli okumalar kitap sever güzel insanlar.
86 syf.
·8/10 puan
sade ve nietzsche'den etkilenen bataille tabii ki "uslu" bir metin ortaya çıkarmayacaktı. kısa ve akıcı bir kitap hemen bitirilebilir ama etkisi hemen geçmeyecek şüphesiz... sarsıcı ve aykırı bir okuma isteyenlere önerilir. hassas bireyler ise bu isimlerden zaten uzak durmalı ve kendi kabuklarında yaşamaya devam etmeli
88 syf.
·1 günde·7/10 puan
Yumurta, göz, cinsellik, kan, ölüm...
İlişkilendirilmesi güç olanların içe içe geçip parçalanışı öte yandan parçalananların bütün oluşunun Öyküsü.
Bataille, Gözün Öyküsü’nde alışılmışın dışına çıkıp cinselliğin pornografiye değil ölüme evrilmiş halini sunmuş, aykırı edebiyatın en önemli eserlerinden biri olmasına da şaşmamak gerek.
Kitabı okurken zihnimde sık sık Gasper Noé’nin Love filminde Murphy aracılığı ile dile getirdiği şu cümlesi çınladı: Kan, sperm ve gözyaşı olan filmler çekmek istiyorum. Metin ile epey benzeşen bir söylem gibi geldi bana.
Bataille’nin kitabın son kısmında, kendi yaşamıyla ilgili söyledikleri okunduğunda anlattığı bu vahşet yığınını anlamlandırmak ve psikanalitik yorumlar yapmak daha olası. Örneğin klisede geçen kısmı ve özellikle “göz” imgesinin veriliş biçimini ödipal çatışma olarak duydum.
Son olarak ve kısaca şunu söylemeliyim: Kitap, rahatsız ediciliği bir yana, seksen sekiz sayfanın çok daha fazlasını veriyor.
86 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Arka kapağında yazdığı gibi, "acının, şiddetin, ölümün ve cinselliğin kutsallığının iç içe geçtiği estetik, esrik ve uygunsuz bir 'başyapıt'."
Sınırları zorlayan bir roman ya da öykü ya da metinler.. Her neyse adı. Provokatif bir anlatış. Kendi anımsamalarını kitabın sonuna bırakmış yazar. Öncesinde hiç okumadığım için bana sürpriz oldu. Aslında kendi yaşamında onu sarsan, şiddetli travmaların sebebi olabilecek kesitler ve rastlantılarla dolu çağrışımlar. İçsel yolculuklar tamam ama içsel kaos vardı sanki. Aykırı metinler okumaya hazır değilseniz hiç başlamayın.
181 syf.
·Puan vermedi
Gözün Hikayesi
DİPÇE:
Gözün Hikayesi, iki gencin cinsellikle ilgili keşiflerinin boyut değiştirmesiyle tırmanan ve dur durak bilmeksizin yaşamdaki her şeyin önüne geçen, bu geçişlerin karakterlerin nezdindeki algısal doğallığı ile de okurla çatışmaya giren bir roman. Romanın hatırı sayılır kısmında erotizm pornografik bir çizgide seyrederken bir noktada kırılma yaşanır. Bu beklenen kırılma romanın ivmesine bağlı kalarak okuru farklı fakat yine rahatsız edici bir boyuta sürükler.Çünkü yazarın bahusus tercih ettiği nesnelerle ilintili çağrışımlar, Sartrevari bir tiksintiye yol açar.Fakat bu nesnesel örüntü cinselliği pornodan uzaklaştırarak yaşamın kalbine taşır ki onun adı ölümdür. Bu noktada okur bir kez daha sarsılır ve nesnelerin karanlıkta kalan tarafları aydınlanır.Bu beyazlık işte; romanın özüdür.Burada otobiyografik bazı detayların açılımı can acıtır.Şunu belirtmem gerekir ki romanda anlatıcı aslında vahim olayları sözcüklerle pekiştirmez ölüme acıya sapkın dürtülere vurgu yapmaz bu vurdumduymazlık okuru bir daha sarsar. Yumurta, göz, süt, kutsal kase metaforları, kadına,rahime doğuma anneye, ihanete ve hatta kutsal değerlere öfkeye, inançsızlığa evrilirken, cinsel tüm ögelerin perende attığı eser tüm abesliğinden ve iğrençliğinden sıyrılarak düğümlenmiş bir ruh portresiyle başbaşa bırakır sizi.
Okunması zor ve rahatsız edici.İçeriği dolayısıyla herkese öneremeyeceğim bir kitap olsa da bu aykırı yazarın düşünsel dünyasını merak edenler için "Edebiyat ve Kötülük " adlı eserini önerebilirim.
Esen kalın #1001kitap
181 syf.
·Puan vermedi
Hiç aklımda yokken ve yazarı hiç tanimiyorken elime aliverdim gecenin bir vakti ve sabaha doğru bitti işte.
Hiç beklemiyordum. Susan Sontag'ın iki kitabını okudum ve yazılarına hayran biri olarak önsöz ona ait diye kitabı sadece incelemekte amacım. Ciddi ciddi başka şeyler bekliyordum yani çünkü Susan Sontag fotoğraf üzerine yazılar yazan biri ve ayrıca sonsöz de Roland Barthes'a ait. O da tıpkı Susan gibi fotoğraf üzerine kitaplar yazmış biri. Yani ayrıca eserleri elbette var ama onları böyle tanıyordum. İkisinin de bu konuda birleştiğini zannedip kitabı hafife aldım diyeyim. Normal bir hikaye bekliyordum.
Roland Barthes, Camera Lucida kitabı öyle sarsıcıydı ki bu kitabı okumamak büyük eksiklik olurdu.

Ama kitap bambaşka. George Bataille bambaşka.
Susan Sontag ilk porno ve edebiyat hakkında bir önsözle başlıyor.
Sade sık sık anılıyor çünkü Bataille onun tarzından giden, ama farklı bir şekilde giden biri.
Okurken dehşete düştüm çünkü kitap bittiğinde farkına varamadım. Ve bence okumayan için büyük kayıp.
Edebiyat ve erotizm, haz, acı, ölüm, korku, yalnızlık, vahşilik daha bir sürü sorun ele alınmış ve ben kendimi bu kitabı okuduğum için şanslı hissediyorum.
Herkes okuyamaz çünkü.
Kabuğundan sıyrılmak gerek önce.
Anlamlandirmama, anlamlandırmadan daha çok önem kazanmalı.
Korku, ölüm, yalnızlık insanı vahşete mi sürükler mesele ne anlamak gerekiyor.
Kitabın sonu ise Bataille'in ailesini anlattığı kısım ve o zaman anlıyorum işte.
Gözün hikayesini.
Gözü, hikayesinde yumurtaya benzeten yazarın babası kör ve tuvalette vajinasini yumurtaya benzetiyor, gözleri gibi.
gözlerinin sadece akını gördüğü için öyle yazıyor ama aslında bu durum anatomide de onun yazdığı şekilde.
Sanırım biraz daha düşünmem gerekiyor, daha iyi anlatabilmek için.
Sarsıcı, mükemmel ve edebiyatın lezzetini aldığım bir eser kısaca...
86 syf.
·Puan vermedi
Bir seyler yazmaliyim ama ne yazabilirim inanın bilmiyorum .

çok fenaydı . Sade 'ın yatak odasinda felsefe'sini okumustum . Her ikisinin sadece bir  kitabını okumuş bir kişi olarak 'Bataille, Sade gibi hiç değil' diyebilir miyim? Bu nasıl bir yaratim , nasıl bir metafor..  Çok  değişik . Şaşkınım.

 Daha sonra  kendimi garip ve acımasız hissettim.  Babasının  durumuna gizliden iyi ki dedim .  Kendime sorduğum son soru şuydu : Babası eğer hasta olmasaydı Bataille Bataille olur muydu ?

Biliyorum bunun önemi yok . O zaman da Bataille olurdu . Belki biz onu başka tanırdık .
86 syf.
·6/10 puan
Sevmedim, sevemedim.

Edebiyat ve felsefenin bazı aykırı çocukları var: Nietzsche, Sade, Freud gibi. Bataille’de onların etkilediği aykırı çocuklardan kanımca.

İç Deney kendi felsefesini sunduğu eseri. Onu okumadan Gözün Öyküsü’ne gelmek beni bu edebi zevkten mahrum etti belki de. Bilmiyorum.

Cinsellik, erotizm, ölüm ve şehvet.
Sanki bu başlıklardan arta kalan satırlarda konuya odaklanmış gibi. Bilmiyorum.

Marcelle ve Simone.

Özellikle ikisi üzerinden yürüyen eser Marcelle’in ‘saplantı’ haline getirdiği ‘arzu ve edimleri’ temeline alıyor.

Yoğun bir şekilde cinsellik ve argo bulacaksınız burada. Ondaki bu erotizmi Roland Barthes ‘nesnenin huzursuzluğu ve maddelerin keşfi’ olarak yorumlar.

Edebiyatın aykırılarına...
Tinsel tehlikelerin bağımsız kâşifi olan sanatçı, diğer insanlardan daha farklı davranmak için belirli bir ehliyet kazanır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gözün Öyküsü
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
86
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755709239
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Histoire de l'oeil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Gözün Öyküsü
Gözün Hikayesi
Gözün Öyküsü
Georges Bataille’ın Lord Auch müstear adıyla 1928 yılında el altından yayınladığı Gözün Öyküsü, 20. yüzyıl edebiyat tarihinin en aykırı metinlerinden biridir. Sayısız değerlendirmeye konu olmuş, edebiyat eleştirisinden felsefeye, psikanalizden sinemaya farklı disiplinlerce ele alınmış bu metin, Battaile’ın estetik anlayışının dışavurumudur: Romaneskten ve psikolojik yorumlamadan arınmış kısa roman.

Çağrışımların büyüleyiciliğiyle ivme kazanan, provokatif hamleleriyle güçlenen ve sinemaya da uyarlanan bu erotika acının, şiddetin, ölümün ve cinselliğin kutsallığının iç içe geçtiği estetik, esrik ve “uygunsuz” bir başyapıt.

Kitabı okuyanlar 222 okur

  • Uğur
  • Ayşegül
  • Saint-Simon
  • Muhammet Safa Küçüköner
  • Sedef
  • Eda Vatansever
  • nur a.
  • Yaprak
  • Necati Erdemir
  • Ozan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.1 (3)
9
%1.7 (1)
8
%11.9 (7)
7
%18.6 (11)
6
%10.2 (6)
5
%10.2 (6)
4
%1.7 (1)
3
%1.7 (1)
2
%3.4 (2)
1
%5.1 (3)