Grapon KağıtlarıDidem Madak

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.913
Gösterim
Adı:
Grapon Kağıtları
Baskı tarihi:
Ocak 2012
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753428767
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Geçen yıl aramızdan ayrılan şair Didem Madak'ın yayımlanmış üç kitabı vardır: Grapon Kâğıtları, Ah'lar Ağacı ve Pulbiber Mahallesi. Bir süredir baskısı olmayan ve okurlar tarafından ısrarla aranan kitapların yeni basımını yaptık.
(Tanıtım Bülteninden)
Her bir saç telin kadar şiir yazmadan gitmemeliydin...

Seni tanımış olsaydım sardunyalar ekerdim saksılara. Her saksının adını da Didem Madak koyardım. Ama ekmeyeceğim. Muhtemelen hiçbir zaman. Çünkü onlar da öylece solup gidebilirler senin gibi. Ve ben, buna şahit olmak istemiyorum.

Didem Madak... Bazı şairler var ki okurken düşünürüm, bir insanın kalbi nasıl böyle olabilir? Grapon Kağıtları gibi, renkli. Bu kadar güzel söyleyiş güzelliği mi olur Allah aşkına? Yazdığı şiirlerin çoğu tatlı bir yaz akşamı, salıncağa binmek gibi, yıldızların gökyüzünde delice dağıldığı ve her sallanışta onları alıp bileğimize dizecekmiş gibi heyecan verdiği bir akşam. Ha bir de ilk aşk gibi. Henüz acıtmamış bir ilk aşk gibi.

Ölümün soğukluğunu, bir yakınınızın toprağına dokunduğunuzda anlarsınız en çok. O toprağı alıp elinize dökerken dahi inci inci gelir taneler onun şiirinde. Ölüm müdür elinize dolan inci midir şaşırırsınız. Nasıl başarmış bunu bilmem. Şimdi ben babamın ellerine şiir yazsam şuraya, yapamam. Ağlarım. Hasretinden çok geceler eskitmişim. Ama yapamam. Aklıma kızını kemerle döven baba denilen kişiyi duyunca babama koşup sarılışım gelir. Yazamam o şiiri. Bayramda elini öpüşüm gelir. Bana süslü kutuda mum getirip sen seversin böyle şeyleri deyişi gelir. Elim ayağım buz keser. Şiir miir yalan olur. Ama sen yaparsın. Yapmışsın her şeyi şiirleştirmişsin Ey Kadın. İçtiğin çayı, çekildiğin fotoğrafı dahi şiirleştirmişsin. Annene yazdığın şiiri yazarken ağladın mı?

Gözlerim ormanda kaybolmuş çocuk gözü renginde demişsin. Benim gözlerim de ateşi avuçlasam yanmayacakmış gibi bakıyor. Ki avuçladım da. Yanmayacağını bilmiyordum. Bunun bir rengi var mı bilmiyorum.

Ben defolu bir kelebeğim demişsin ya hani bir de, yanılıyorsun. Sen kanatlarında kainatın en güzel desenlerini barındıran mükemmel bir kelebeksin.

Henüz bitirmedim. Her bir şiiri defalarca okuduktan sonra bitiririm belki. Bir de kalbimi yerinde tutabilirsem tabi. Şiir okurken benim kadar heyecananlanan biriyle henüz karşılaşmadım. Ama şunu biliyorum ben bu kitabı okumasaydım ve bunu bana biri hediye etseydi, o kişiyi kalbimde sağlam bir yere koyardım. Şiirden daha güzel bir iz olmaz... Seni seviyorum Didem Abla. İyi ki geldin geçtin bu dünyadan. İyi ki yazdın...
Zamanın akmadığından şikayet etmişsin Didem, "zaman bir salyangozun vücudunda yaşıyor burada.
Ve çok ağır ilerliyor"
Şiirlerini okurken vakit hiç ilerlemesin istedim, nolur kızma bana... Çok güzellerdi. Kedileri, kadınları, acılarını incecik bir kitaba nasıl sığdırabildin? Bir fotoğrafa, bir fesleğene bile nasıl anlam yükledin?

Son kitabının arkasına fotoğrafını koymuşlar Didem, gülüyorsun. Söyle bana, şimdi neden böylesin? Neden umutsuzluk kokuyor şiirlerin?
"Artık bütün üzgün oluşlarımın adı:
ANNE!"
Ürpertiyor şiirlerin, satırlarından yüreğime hüzün sızdı Didem. Çaresizlik anlatılabilir mi demeyin, ben okudum.
"Sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
Duvarlara hep senin resmini çiziyor."

Ben de annemden çok yara aldım Didem, en çok da babama kırıldım. Ama senin gibi cesaretli değildim ben şair olamadım, acılarımı hep içime attım. İtiraf edeyim, yanlızlığıma ortak ol diye okudum seni. Kahve koydum şiirlerine, karşılıklı içelim diye. Tabi °° Vaveyla °° da teşekkür ediyorum güzel incelemesi olmasaydı cesaret edemezdim seninle tanışmaya.

Üzülme artık her yer İzmir'i anlattığın şiirlerin gibi olsun, grapon kağıtları gibi...
'' Bu kitapta yer alan şahıs ve mekanların gerçekle alakaları tamdır. Kahramanları hep yanlış ata oynayanlardır. Kediler, kadınlar, muhabbet kuşları, gözyaşları... Hepsi sahiden vardır ve bir dönem yaşamışlardır.
Şiirden hazzetmeyenler, Grapon Kağıtları'nı yılbaşı ve diğer ehemmiyetli günlerde evi süslemek için kullanabilirler ya da bir ruh çağırma seansında, inatçı ruhlara seslenen uyduruk şarkılar olarak mırıldanabilirler. ''

Der..
Didem Madak..
Arka kapakta..

Ben umudu bitince inadı başlayan inatçı ruhlara seslenmeyi tercih ediyorum :)

EYYY İNATÇI RUUUH..

inadı bırak...

hayat çok kısa..
herşey su misali akıp gidiyor elllerimizden..

ve

'' Öfkem
üstü kalsın derdi ve bırakırdı hayatımı.''

'' Uzun bir nekahet döneminden sonra
Otuzaltı numara bir hayata başlamak...''

şiir çok okumayanlardanım ben..
daha çoğu şairle barışmadım..
ilham perileri ya da
yürek yangınlarından tüten kelimeleri okumayı
halbuki ne çok severim..
Bu ufacık zaman diliminde bi solukta okuduğum
hatta Didemle konuştuğum diyelim
bu dizeler beni anında sarıp sarmaladı..
Belki davudi sesiyle
ve de arkada hüzünlü bir fon müziğiyle
ya da bir ayrılık anında aşk kokan bir film sahnesinde
Selçuk Yöntem okusaydı
ya da Çetin Tekindor
belki de Yılmaz Erdoğan..
daha bir güzel olurdu eminim..

'' söküyorum şimdi sözleri birer birer
kalpten kalbe giden yolları kapayan..''

ve şairane efsunlu kelimelerle
şiir gibi bir hayat başlasın..
polyanna..
Kaç gündür sitede rastladığım, Mehmet arkadaşımızdan görüp alıntılarını beğendiğim Didem Madak ismini duymuştum ancak okuma fırsatım olmamıştı.

Bugün kendimi Didem Madak kitaplarına adadım. Genç yaşta ölmüş olduğunu öğrendiğimde çok üzüldüm. Zaten acı olan şiirlerini daha çok hüzünlenerek okudum. Çok beğendiğim için sizlerle de paylaşmak istedim. İncelemeler aynı ancak linkler farklıdır. Şikayet edilirse linkleri silerim isteyene özelden gönderirim.
İnsan bir şiir kitabın  da ne kadar kendini bulabilir ki?

Didem abla sanki yan komşunun kızı gibi, okuldan arkadaşın gibi, pazara gittiğin mahalle dostu gibi ama insanı üzen bir durumu var bu ablanın henüz çok genç ve hasta üstelik çok naif, zarif bir bayan.
Bana biraz inci ablayı anımsattı duygularını kağıda döküşüne hastayım...

Didem abla Işıl demiş ben M. dedim biz aslında 8 kardeşiz ve 4 kız kardeşiz ama en çok benim bir küçüğüm olan M. ile kardeşizdir. Hani Işıl'a Didem abla Anne olmuş ya bize de annem hayatta ama ikinci bir annedir B. ablam sıkıntımız, derdimiz, işimiz annemden önce ablama anlatırız ona danışırız oda sağolsun bize çockları kadar zaman ayırır. Benim bir büyüğüm olan L. Ablam ile pek anlaşamayız neden bilmem hep kavga eder tartışırız neyse ki evlenip ayrı şehirlere gelin gidince birbirimizin kıymetini anladık :)

Ama yukarda da dediğim gibi M. ile başkaydık en küçük ikimizdik ve ablalar,abiler evlenip yuvalarını kurunca biz daha bir bağlandık birbirimize bağlandık dediysem öyle güllük gülistanlık bir kardeşlik beklemeyin, ben onun bacağını alçıya kattım  o benim kafama dikiş attırdı iki kez, kaç kez dayak yemişizdir abilerden ve annemden birbirimizi dövüyoruz kavga ediyoruz die ama yine de ne ben onsuz ne o bensiz bir şey yemez yeni bir şey almaz gezmeye gitmezdik. O beni isterdi ben onu isterdim ama yan yana gelince de en ufak şeyde tartışırdık. Geceleri sabaha kadar otururduk konuşur sohbet ederdik, film izlerdik bazen gece saat 02:00, 03:00 de makarna yada çiğköfte yapardık. Neyse bu konu uzadıkça uzar ÖZLEMİŞİM  sanırım. Ama şu varki evlenip evden ayrıldığım gün birbirimize sarılıp öyle ağlamıştık ki  annem bile kıskanmıştı. Giderken dolabına bir mektup bırakmıştım bide onu okuduktan sonra ağlamıştı günlerce neyseki telefon var ve dedikodular birikince Urfa, Mersin, Bursa konferans görüşmesi ile bir nebze olsun hasret gideriyoruz, tek sıkıntı yetmiş dakika dolunca telefonun kapanması :)))


İşte Didem abla Işıl'dan bahsettiği şiirlerle bu kadar şey yazdırdı bana bir de yazamadıklarım var ifade edemediklerim yada etmek istemediklerim. (Aslında bilgisayar yok telefondan da uzun yazmak sıkıcı)

Keşke daha çok yazabilseymiş en kısa zamanda diğer iki kitabınıda alıp kitaplığımın "GİT GEL OKU" rafına katacağım. Okumayanlar da artık okusun yani daha ne diyelim.

Git gel oku rafı nedir diyenler için #31005728

Selam ve sevgi ile :)
En keskininden bir makas düşünün.. Acılar ve zaman onu ustalıkla bilemiş ve gülüş; o makastaki yağmur, merhamet, acıtmasın duası..
En keskininden o makasla, daha çok keskin anılar düşünün.. Hiç solmayan ve ruhu talan eden karesiyle bir fotoğrafın itinayla ikiye bölünmüşlüğü.

...

Kristal gözyaşı taneleri düşüyor gecede, güneş hemen ardında ışığına küskün, güneş olduğu için ışığından vazgeçmemiş ama.. Kristal gözyaşları ismi şair olan, ismi füsun olan, kızının ismini en ölümsüz isimle füsun koyan bir annenin gözlerinden..

Yanaklarımda donuyor zaman, çözülmüyor..


Tebessüm ediyor Didem.. bir zafer kazanmış gibi. Ve ne tuhaf.. onun pınarlarından bir buz kütlesi daha yıldızlarıyla kayıyor… Ustalıkla siliyor, bir çırpıda..
Zamana bırakmayarak..
gerek duymayarak…


13 yaşında bir kadın kahkahasıyla savuruyor anıları Didem Madak. Ve o güldükçe anılar çok daha parlak…

...

Işıl düşüyor önce anılardan,
Meleklerin ve bir Ablanın kanatlarına dokunarak, bir Annenin..
Sonra mavi kareli gömlekli bir Baba, suretiyle.. Tüm şiddetiyle dokunmak üzereyken yere, avuçlarına alıyor Didem Madak ve görüyorum.. sol cebine itinayla koyuşunu, saklayarak..


Anne kalıyor geriye.. Hiç solmayan bütün bir fotoğraf,
Aşk,
Hayat..


Kristal gözyaşları çözülüyor zamanda ve şair kahkahalarını tutamıyor, yumuşacık bir güvercin kanadından...

Bir Nuh tufanı daha...


Gül yaprakları birikiyor suda, bir bir, kıpkırmızı gül yaprakları..
Bir dokunuş, efsunla..
O gül yaprakları ki bütün hâlâ ..
Ve dikenlerini anılar makasının keskinlik yurdundan almış...


Tek bir gül,
Anne kadar...

...


Kanıyor 13 yaş elleri Şairin, kanıyor ruh, kıpkırmızı..
Durduramıyorum..
Batırıyor tam kalbine büyük bir şiddetle..
Durduramıyorum!!
Durduramıyor hayat...




Ölmek isterken, sımsıkı kapattığı gözlerini açıyor bir güvercinin düşünde,
Zaman, en beyaz..

Bu duygu.. hatırlıyor,
aldığı nefes kadar Dünyadan..

Gözyaşlarını siliyor 13 yaşın,
Ve baharını bırakıyor, kalbinden tohumunu koparıp, tam kalbine..
Yaşamalısın diyor,
Yaşayacaksın...


Şair olarak...


" https://www.youtube.com/watch?v=Q3Kvu6Kgp88 "


Mekanın cennet olsun Güzel İnsan, Güzel Anne Didem Madak...
Sen bizlere bir kitap ve ruhunun o acı, keskin tadıyla yazdığın bir şiir bırakmadın ya da bir şair, hâlâ anlayamadığımız..

Sen kabuk kabuk, ismi sayfa olmuş ve ruhumuzdaki yaralara tam uymuş bir yara bıraktın. Hiçbir zaman iyileşmeyecek...

Huzurla uyu...


Didem Madak ile kıymetlenen bu incelememi, İnci Küpeli Kız 'a ve
Yaren 'e armağan ediyorum...


Okuyan gözlerinize ve Yüreğinize sağlık efendim.

Sevgiyle...
Genç yaşta kanserden ölen kadın şairler kervanından , Didem Madak. Tıpkı Naşide Göktürk gibi. Büyük şairlerin hep erkek olduğu tabusunu bana göre yerle bir eden ablamız. Şiir, bir olmazı hiç değilse hayallerde oldurmanın yolu değilse nedir ?

Hayatını merak edenler araştırabilir. Şiirini merak edenler okuyabilir. Zarifoğlu’nun “göç içimizedir” dizesini hatırlatan bir yolculuk..

Bu kitaptaki en özel şiirlerden biri de, “Enkaz Kaldırma Çalışmaları” şöyle diyor,

Kalbim neden isli bir şehir?
Kalbim ! Neden ben?
Bir tek aşk sözü söylememiş gibiyim
Kalbimi bıraktım bir yanıbaşımda
Kanatlarımla hep böyle yalnız başıma
Son şiirimi de kaybettim
Kalbim ! Neden ben ?
Son çocukluk resmimi de bir yabancıya gönderdim

Bir diğeri, “Annemle İlgili Şeyler” kendi sesinden dinleyebilirsiniz kısa bir röportajla birlikte, beni en çok etkileyen dize ise, “ Bir tek senin çocuklar üşüyecek rengi saçların vardı” bu nasıl bir yürek ve ifade !
https://www.youtube.com/watch?v=LGpbjWpNams

Velhasıl keşfetmekle bitmeyecek, tekrar tekrar okunup tükenmeyecek bir hazinedir Didem Madak, rahmet olsun..
Hava çok güzel.
Yağmur yağıyor.
Uzun zamandır istediğim sessizlik, kafamdaki sesleri dinleyip tarihi geçenleri rafa kaldırmam belki de yok etmem için. İçimde nedenini bilmediğim huzur, her biri farklı şehirde birkaç dosta özlem var.

Didem Madak

Bu videoyu izlemenizi sizlerden rica ediyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=LGpbjWpNams

Herkes çıkarsın kalbini
O çirkin mücevher sandığından
Ve herkes onu birbirine fırlatsın Tanrım..!

Çünkü bu dünyadan bir Didem Madak geçti.

https://i.hizliresim.com/9m8dJ9.jpg
Şimdi, bu kitabı okuyunca
Sıkı bir dayak yemiş gibiyim
Sahi
Sözcükler adamı dövebilir mi baylar?

Bir anne özlemi var bu şiirlerde
Bir de susturulması imkansız bir hüzün
Kabüllenilmiş, kor gibi yakan bir hüzün...

Sen, eyyy okuyucu
Kendine
“Hüzünlü sözler kraliçesiyim ben”
Diyen bu şairin
Küçük şiir krallığının her sokağında
İflah olmaz bir hüzün
Sabırsızlıkla seni bekler.

Hadi, iyi yolculuklar...
Ölen her kadın için bir şiir yazdım. 
Onları Muc'a evin karşılığında verdim 
Çok ucuza.
Artık bütün üzgün oluşlarımın adı:
Anne.
Didem Madak kanına zerkedilen o müzmin acıları ve bir o kadar ciğerlerinin en küçük hücresine kadar doldurduğu "yaşamak" hissini bu kitapta da tüm benliğimize dokunduruyor. Şiirleri kâh kendiyle kâh kavgalı olduğu dünyayla konuşmalar şeklinde büyüyerek devam eden Madak, ağrıların şairi olarak kalbimizin sessiz köşesinde yerini kendisi hazırlıyor. Grapon Kağıtları, tıpkı diğer kitapları ve ve özellikle Ah'lar Ağacı gibi okuyanı depremler içre bırakan cinsten.
Özlemle yâd ederim.
Mısralar güzel, anlatmak istediği çok şeyi aza indirerek, benzeterek, betimleyerek; acılarını, üzüntülerini melankoli halini dökmüş satırlara Didem Madak. Bazı mısralarda kendi hayatına, bazılarında insanlara, topluma değinmiş. Yoksulluğu ve babaya küskünlüğünü de sıkıştırmış satır aralarına. Hikaye tadında şiir okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Normalde eski yazarların şiir kitaplarını okumayı severim. Yeniler, eskiler kadar zevk vermez bana. Oysa bu kitabın içerisindeki hikaye havasında olan şiirler o kadar güzeldi ki.. Zevkle okuduğum bir şiir
kitabı oldu. Sanırım Didem Madak'ın biraz da eski şairleri hatırlatan bir havasının olması bunda etken oldu.

Kesinlikle tavsiye edilir.
Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
Bilmiyorsunuz darmadağın gövdemi
Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
Karanlıkta oturuyorum, ışıkları yakmıyorum...
“Şiirlerin içinden çıkıp gelen kadınlar vardır.
Öpse şiir, saçını dağıtsa mısra, gülse kıta olur.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Grapon Kağıtları
Baskı tarihi:
Ocak 2012
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753428767
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Geçen yıl aramızdan ayrılan şair Didem Madak'ın yayımlanmış üç kitabı vardır: Grapon Kâğıtları, Ah'lar Ağacı ve Pulbiber Mahallesi. Bir süredir baskısı olmayan ve okurlar tarafından ısrarla aranan kitapların yeni basımını yaptık.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.216 okur

  • Zeliha Tanbağa
  • Sena Öz
  • Duygu
  • Sultannur Dağlum
  • Mihriban
  • Temmuz Levent
  • B. Bulut Sağlam
  • Margarita Pesadilla
  • MEHTAP
  • Esra.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.3
14-17 Yaş
%7.3
18-24 Yaş
%36.2
25-34 Yaş
%33.9
35-44 Yaş
%11
45-54 Yaş
%2.6
55-64 Yaş
%0.2
65+ Yaş
%3.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%77.9
Erkek
%22

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.5 (178)
9
%21.9 (94)
8
%23.1 (99)
7
%7.7 (33)
6
%1.9 (8)
5
%2.1 (9)
4
%0.9 (4)
3
%0.7 (3)
2
%0.2 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları