Geri Bildirim

Gülünün Solduğu AkşamErdal Öz

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.409
Gösterim
Adı:
Gülünün Solduğu Akşam
Yazar:
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
288
ISBN:
9789755100869
Yayınevi:
Can Yayınları
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve daha niceleri. Mamak Askeri Cezaevi'nde bu çocukların çoğuyla konuşmuştum. Deniz'le anlaştığımız gibi, tuttuğum notlardan yola çıkarak bir roman yazacaktım. Sorduğum sorularla onları sürekli küçük ayrıntılara yöneltmeye çalışmıştım. Roman, bu ayrıntılardan doğup gelişecekti. Ne yazık ki iş yarım kaldı. Hele belgesel bir roman için elimdeki notların yetersizliğini görünce böyle bir çalışmaya girmekten vazgeçmek zorunda kaldım. Yıllar sonra, bir başka biçimlemeyle, sonunda oluşturabildim bu kitabı. Gülünün Solduğu Akşam, serüven dolu sürükleyici bir roman gibi de okunabilir. Ama acı ve hüzün yüklü bir kitap olduğu da bilinmelidir. Anı, belge, anlatı karışımı bu kitabı dilerseniz bir roman gibi okuyun; yeter ki sizde bırakacağı hüzün kalıcı olsun.
70li yılların sonlarında idamla cezalandırılan 3 gencin ve onlarin diger arkadaslarinin hayatlarından kesitlerin oldugu bir kitap. Yaptıklarının bazılarını doğru bazılarını yanlış bulsamda üzülüyor insan 20lik gençlerin hayatının baharında yaşamdan koparilmalarina
O iyi insanlar ,O güzel atlara binip gittiler,O kadar derinden o kadar etkileyici anlatmış ki Erdal Öz bir zamanların 68 kuşağının acı veren yaşamları.

Benzer kitaplar

Hayatım boyunca siyasetten , sağdan soldan uzak yaşadım. Duyduğum o kulaktan dolma laflara inanmamış zaten hiç biride inandırıcı gelmemişti . böylelikle bu kitabı elime almıştım.
herkes ne zaman ölür, elbet gülünün solduğu akşam. İşte kitap böyle başlıyordu...
Hazmedemiyorsun. Şaşırıyorsun, korkuyorsun, öfkeleniyorsun. Yer yer küfür bile ediyorsun.
Kitap okurken okuduklarımın gözümün önünde canlanmasını her zaman sevmişimdir taa ki bu kitabı okuyana kadar. O yapılan işkencelerin canlanmasını istemiyordum gözümde, ama canlanıyordu. Ve o yaşananlar gözünün önünde canlanırken, içinin acımasına engel olamıyorsun...
Ve böyle de bitiyordu kitap.
Burada ölen yalnızca bedenimdi, ki zaten ölümlüydü,ölecekti. Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek yaşayacak.
Ölüme bile dimdik gidişleri , hiç boyun eğmeyişleri benim için hep gurur kaynağı olacaktır...
95 yılıydı sanırım. O güne kadar ailemden hep dinlemiş, bölük pörçük okumuştum denizlerin hikayesini hüzünle. 3-4 saatlik bir uçak yolculuğu için babam vermişti kitabı oku bunu diye. Yolda uyumazsam göz atarım diye düşünmüştüm. Yerime oturup ilk Sayfayı açtığımda anladım yanıldığımı. Su gibi akıyordu ve duramıyordum. Hikaye-gerçek zaten acıyken Erdal Öz'ün yalın, akıcı dili bir anda 3 Fidan'ın yanına alıyor sizi. Duru bir anlatım var kitapta ama şiirsellik ilk sayfadan son sayfaya kadar sürüyor ve acıtıyor içinizi.
Uçak indiğinde ben kitabı bitirmiş ağlıyordum. Hem hikayeyi baştan sona öğrendiğim ve daha da yandığım ölümlerine hem de Erdal Öz ile tanıştığım ilk kitaptır ve çok özeldir.

Dönemi öğrenmek veya anlamaya başlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap. Ve Erdal Öz'le tanışmak için...
Kimileri Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını terörist ve anarşist ilan eder, kimileri ise kendisini ülkenin tam bağımsızlığına adayan, Amerikan emperyalizmini reddeden halk savaşçısı olarak görür. Sizlerin nasıl gördüğünü bilmiyorum ama umarım o dönemi, o dönemde yaşananları, siyasi durumları araştırıp ona göre değerlendiriyorsunuzdur. Daha önce Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile ilgili kitaplar okumuştum. Erdal Öz' ün bu kitabını ise şu ana kadar okumadığıma pişmanım. Kendisi o dönemde tutuklanmış ve Deniz ile birebir görüşmüş, Deniz kendisine o dönemde yaşanan olayları bir "roman" şeklinde yazmasını istemiştir. Erdal Öz' de bunu layıkıyla yerine getirmiş. Her okuduğumda Deniz' in babasına yazdığı mektup ve üçünün son konuşmaları (ki idam edilecek bir şahsın son sözleri tamamlanmadan cezaevi savcısı tarafından engellenmiş) beni hep duygulandırmıştır.
"Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım."
Bu kitap hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki kafamda. Bitti fakat burukluğu bitmeyecek gibi. Yazarın akıcı ve özgün anlatımıyla birlikte daha bir anlam kazanmış başlarından geçen olaylar. Son satırlarda inanmak veya inanmamaktan bahsetmiş, böyle bir anlatıma nasıl inanılmaz ki. Başlı başına gerçekten oluşmuş bu kitap. Yaşanan olaylarsa başkaldıranların uğradığı insanlık faciası, iyi ki bu eser Deniz Gezmiş'in Erdal Öz'e yaşananların kalıcı olması gerektiği fikrini vererek ortaya çıkarılmıştır. Emeklerine dirençlerine helal olsun. Hiçbir zaman boyun eğmemek dileği ile.
İçimizde bir yer kapkaranlık ve biz nasıl aşılacağını bilmiyoruz. Sevgili Erdal Öz halihazırda ruhumuzda yer alan duyguları öyle güzel yansıtmış ki...
İnsanlar savundukları ve inandıkları şeylerin/kişilerin hiçbir olumsuz yanını kabul etmez hep yüceltmeye çalışırlar.Bu kitap da ona bir örnek sayılabilir.İçinde anlatılanlar okurken beni fazlasıyla rahatsız etti.Sebebi kesinlikle devrim düşüncesi taşıyan insanlar değil ortada işlenmiş olan suçların sanki işlenmesi mecburiymiş gibi anlatılmasıydı.Jandarmaya,askere ateş açılmış ve halk kitapta bahsedilen şahısları kahraman olarak görmüş.Evinden birini zorla çıkarmışlar çıkardıkları adam onlara minnettar olmuş muş muş... Fazlasıyla acıtasyon ve konuyu ılımlı hale getirme durumu mevcut.Umarım bilinçli bir şekilde okunacak bir kitap olarak kalır.
THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) adlı devrimci örgütün önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'ın idama giden yolda başından geçenleri Erdal Öz anlatıyor.11-18 Eylül 1971 yılında Mamak Askeri Cezaevi' nde kalan Erdal Öz'ün tanıklığıdır bu eser.
Yakın tarihe ait bu gerçekleri İçim burkularak, üzülerek okudum.
Abim Deniz'de bulunan alıntılarıyla keşfettiğim kitap... En yakın zamanda Yaralısın'ı da okumak istiyorum. Kitaba gelince... 3 gencin darağacına götürülüşü anlatılıyor diyebiliriz. Ne yazık ki bu okuduğum kitap hayal ürünü değil, gerçekten yaşanmış çok acı anılar barındırıyor. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan'ın dışında İrfan Uçar'ın gördüğü işkence bölümü beni kötü etkiledi. Zehir olayına gelince... Bence bunda utanç verici, küçük düşürücü bir şey yok. Ölüm kesinleşmişken intihar devrimci bir harekettir. Ölümden korkmadıklarını aksine inandıkları dava için kendi elleriyle ölüme gidebileceklerini kamuoyuna duyurmaktı belki de amaçları. Zayıflık olarak görülmesi yanlış olur. Nazım "Sen yanmazsan/Ben yanmazsam/Biz yanmazsak/Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa" demiş. Keşke yanmasaydı bu gençler. Ama onların da emin oldukları bir şey vardı bu kavga onların ölümünden sonra bitmeyecek. Ve Deniz'in dediği gibi düşünceleri hep yaşayacak.
“Herkes ne zaman ölür; elbet gülünün solduğu akşam!"

/Turgut Uyar/
Ben şahsi hiç bir çıkar gözetmeden, halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım.

Yaşasın işçiler, köylüler, ve yaşasın devrimciler, kahrolsun faşizm.
Edebiyatın bir insanda işkence duygusunu yok edemeyişine şaşırıyor insan. Olmaz öyle şey. İyi bir edebiyatın olduğu yerde işkence mişkence olamaz.
Erdal Öz
Sayfa 77 - Can Yayınları
Ölüm ürkütücü değil. O tehlikeyle burun buruna gelmedikçe, ölüm somutlaşmadıkça, hiç aldırmıyorsun, hiç takmıyorsun ölümü. Ama ölümle yüzyüze gelince, işte o zaman garip bir hüzün başlıyor.
Erdal Öz
Sayfa 74 - Can Yayınları
Buraya, Mamak Cezaevine gelmeden iki gün önce babamla konuştum. Burada görüş olmadığını söyledim. "Belki bir daha görüşemeyiz baba, bu son görüşmemiz olabilir." dedim.
Çok üzüldü.
"Ben bir adamını bulurum." dedi.
Kalktı. Sendeledi. Düştü yere. Gözleri bana dikilmişti çıkardılar.
Ağzından kan gelmiş dışarıda, ağlıyormuş. Üzüntüden mide kanaması geçirmiş. Hastaneye kaldırmışlar.
Annem geliyordu ara sıra. Sinan'ı ve Alpaslan'ı iyi tanırdı annem. Görüş günleri hep onları anıp ağlıyordu, beni bırakmıştı artık, onlara ağlıyordu.
Ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.
Erdal Öz
Sayfa 97 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gülünün Solduğu Akşam
Yazar:
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
288
ISBN:
9789755100869
Yayınevi:
Can Yayınları
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve daha niceleri. Mamak Askeri Cezaevi'nde bu çocukların çoğuyla konuşmuştum. Deniz'le anlaştığımız gibi, tuttuğum notlardan yola çıkarak bir roman yazacaktım. Sorduğum sorularla onları sürekli küçük ayrıntılara yöneltmeye çalışmıştım. Roman, bu ayrıntılardan doğup gelişecekti. Ne yazık ki iş yarım kaldı. Hele belgesel bir roman için elimdeki notların yetersizliğini görünce böyle bir çalışmaya girmekten vazgeçmek zorunda kaldım. Yıllar sonra, bir başka biçimlemeyle, sonunda oluşturabildim bu kitabı. Gülünün Solduğu Akşam, serüven dolu sürükleyici bir roman gibi de okunabilir. Ama acı ve hüzün yüklü bir kitap olduğu da bilinmelidir. Anı, belge, anlatı karışımı bu kitabı dilerseniz bir roman gibi okuyun; yeter ki sizde bırakacağı hüzün kalıcı olsun.

Kitabı okuyanlar 1.190 okur

  • Levent Varol
  • Funda Güneri
  • deniz bekar
  • Yasmin
  • Esra Burcu Göncü
  • Günay İlgar
  • Meral Akbayır
  • Güneş Duygu
  • Sibel akay
  • Levent Öz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.1
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%12.5
25-34 Yaş
%25.6
35-44 Yaş
%39.4
45-54 Yaş
%15.5
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.9
Erkek
%25

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.1 (110)
9
%24.8 (68)
8
%24.1 (66)
7
%6.2 (17)
6
%2.6 (7)
5
%1.1 (3)
4
%0.4 (1)
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları