Gülünün Solduğu Akşam

8,9/10  (203 Oy) · 
915 okunma  · 
173 beğeni  · 
3.374 gösterim
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve daha niceleri. Mamak Askeri Cezaevi'nde bu çocukların çoğuyla konuşmuştum. Deniz'le anlaştığımız gibi, tuttuğum notlardan yola çıkarak bir roman yazacaktım. Sorduğum sorularla onları sürekli küçük ayrıntılara yöneltmeye çalışmıştım. Roman, bu ayrıntılardan doğup gelişecekti. Ne yazık ki iş yarım kaldı. Hele belgesel bir roman için elimdeki notların yetersizliğini görünce böyle bir çalışmaya girmekten vazgeçmek zorunda kaldım. Yıllar sonra, bir başka biçimlemeyle, sonunda oluşturabildim bu kitabı. Gülünün Solduğu Akşam, serüven dolu sürükleyici bir roman gibi de okunabilir. Ama acı ve hüzün yüklü bir kitap olduğu da bilinmelidir. Anı, belge, anlatı karışımı bu kitabı dilerseniz bir roman gibi okuyun; yeter ki sizde bırakacağı hüzün kalıcı olsun.
Elif Kimya S. 
 03 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 2 günde

"İnsan ne zaman ölür, gülünün solduğu akşam." İşte böyle güzel bir sözle başlıyor kitap ve bu giriş bile ne kadar iyi bir kitabın sizi beklediğini gösteriyor.


1970 lı yıllar. Fikirlere tahammülün olmadığı, insanların sırf inandığı görüşler yüzünden hunharca öldürülüp, asit kuyularında faili meçhul edildiği, gencecik fidanların hapislere tıkılıp işkence gördüğü, asıldığı yıllar...Yazar Erdal Öz' de bu dönemi yaşamış biri olarak yazıyor Gülünün Solduğu Akşam ' ı. İçeride tanıyor Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Arslan ve daha nicelerini. Deniz Gezmiş ' e söz veriyor onların hikayesini yazacak ve gelecek nesillere okutacak. Kitabı hapishanede yazmaya başlıyor. Ama erken tahliye olması kitabı orada tamamlanmasına engel olmuş. Mahkumların ağzından dinliyor hikayelerini ve yazıyor. Olayların bizzat içinde olduğu için kitap oldukça samimi ve gerçekçi. Deniz Gezmiş' e verdiği sözünü tutuyor böyle başarılı bir kitap yazarak. Onların davalarının arkasındaki sağlam duruşları, ölüme giderken bile bunu haykırmaları, yüreklerinin büyüklüğü gerçekten okunmaya değer.


Her kesimden insanın içini acıtacak, vicdanı varsa hüngür hüngür ağlatacak, belgesel şeklinde yazılmış bir anı kitabı. İnsanların görüşleri yüzünden bunları yaşamaları, gördükleri işkenceler o kadar ağırki gerçekten sistemi, adaleti sorgulamamak mümkün değil. Daha yazmak isteğim çok şey var ama uzatmanın da anlamı yok. Uzun lafın kısası okunmaya kesinlikle değer bir kitap...

DUA 
12 Haz 22:38 · Kitabı okudu

70li yılların sonlarında idamla cezalandırılan 3 gencin ve onlarin diger arkadaslarinin hayatlarından kesitlerin oldugu bir kitap. Yaptıklarının bazılarını doğru bazılarını yanlış bulsamda üzülüyor insan 20lik gençlerin hayatının baharında yaşamdan koparilmalarina

salih 
08 Nis 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

O iyi insanlar ,O güzel atlara binip gittiler,O kadar derinden o kadar etkileyici anlatmış ki Erdal Öz bir zamanların 68 kuşağının acı veren yaşamları.

Fırat Çağlar MANTAŞ 
02 Şub 21:48 · Kitabı okudu · 4 günde · 10/10 puan

Yıllar önce okumama rağmen Erdal Öz’ün duygu yüklü anlatımı beni bir kez daha derinden etkiledi. Kitapta adı geçen her insanın hüzünlü bir hikayesi var zaten fakat Erdal Öz orada onlarla birlikte yaşamış, onları dinlemiş, yaşadıkları birçok şeye şahit olmuş. Deniz Gezmiş’in yazmasını istemesiyle, tahliye olana kadar yazabildiği kadar yazmış, dinleyebildiği herkesi dinlemiş. İşkenceleri, hapishanedeki yaşamı, hikayelerini özenle aktarmış okurlara.
Kitap sadece Deniz Gezmiş’i değil, o dönemde benzer sıkıntıları yaşayan, aynı amaçla hareket eden insanları da ele almış. Hapishanede bu insanlarla yapılan röportajlar var ve her biri dönemi çok iyi anlatıyor bizlere.
Diğer tarafta işkenceciler, ülkenin kurtuluşunu bu gençlerin ölümüne bağlamış insanlar var. Bu kadar kalpsiz insanların gerçekten var olduğuna inanmak istemesek de maalesef her biri isim ve unvanlarıyla yer alıyor kitapta. Aynı işi yaptığı halde vicdanını kaybetmemiş insanlar da var elbette.
Kitabı “Can Dündar’ın Abim Deniz” kitabıyla birlikte okudum. Erdal Öz’ün kitabından da alıntılar, bölümler var.
Erdal Öz’ün erken tahliyesi olmasa kim bilir ne çok şey eklenirdi bu kitaba. Zaten kendisi de erken tahliyesine üzülmüş. Özgürlüğünden daha çok önem vermiş, bu genç yaştaki insanların derdine, onların yaşadıklarına.
Söylenecek daha birçok şey var. Dönemi birinci ağızlardan dinlemek büyük bir şans herkes için. Okumak, okutmak gerektiğini düşünüyorum. Keyifli okumalar.

Ebru Hacıalioğlu 
28 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

95 yılıydı sanırım. O güne kadar ailemden hep dinlemiş, bölük pörçük okumuştum denizlerin hikayesini hüzünle. 3-4 saatlik bir uçak yolculuğu için babam vermişti kitabı oku bunu diye. Yolda uyumazsam göz atarım diye düşünmüştüm. Yerime oturup ilk Sayfayı açtığımda anladım yanıldığımı. Su gibi akıyordu ve duramıyordum. Hikaye-gerçek zaten acıyken Erdal Öz'ün yalın, akıcı dili bir anda 3 Fidan'ın yanına alıyor sizi. Duru bir anlatım var kitapta ama şiirsellik ilk sayfadan son sayfaya kadar sürüyor ve acıtıyor içinizi.
Uçak indiğinde ben kitabı bitirmiş ağlıyordum. Hem hikayeyi baştan sona öğrendiğim ve daha da yandığım ölümlerine hem de Erdal Öz ile tanıştığım ilk kitaptır ve çok özeldir.

Dönemi öğrenmek veya anlamaya başlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap. Ve Erdal Öz'le tanışmak için...

▪BESTE▪ 
30 Nis 11:47 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

"Herkes ne zaman ölür, elbet gülünün solduğu akşam." - T.U
Erdal öz ile tanisma kitabimdi. İyi ki okumusum dediğim kitaplardan..
Fazlasıyla dokunaklı , hüzünlü ama bir o kadar da ümitsiz aslında. Deniz gezmiş ve nicelerini anlamak ve yaşamak için okunmalı.. tabi Erdal öz 'un kaleminide es gecmemek lazım...

Havvanur 
12 Nis 17:44 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitap hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki kafamda. Bitti fakat burukluğu bitmeyecek gibi. Yazarın akıcı ve özgün anlatımıyla birlikte daha bir anlam kazanmış başlarından geçen olaylar. Son satırlarda inanmak veya inanmamaktan bahsetmiş, böyle bir anlatıma nasıl inanılmaz ki. Başlı başına gerçekten oluşmuş bu kitap. Yaşanan olaylarsa başkaldıranların uğradığı insanlık faciası, iyi ki bu eser Deniz Gezmiş'in Erdal Öz'e yaşananların kalıcı olması gerektiği fikrini vererek ortaya çıkarılmıştır. Emeklerine dirençlerine helal olsun. Hiçbir zaman boyun eğmemek dileği ile.

Eys 
17 May 16:17 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · Puan vermedi

Abim Deniz'de bulunan alıntılarıyla keşfettiğim kitap... En yakın zamanda Yaralısın'ı da okumak istiyorum. Kitaba gelince... 3 gencin darağacına götürülüşü anlatılıyor diyebiliriz. Ne yazık ki bu okuduğum kitap hayal ürünü değil, gerçekten yaşanmış çok acı anılar barındırıyor. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan'ın dışında İrfan Uçar'ın gördüğü işkence bölümü beni kötü etkiledi. Zehir olayına gelince... Bence bunda utanç verici, küçük düşürücü bir şey yok. Ölüm kesinleşmişken intihar devrimci bir harekettir. Ölümden korkmadıklarını aksine inandıkları dava için kendi elleriyle ölüme gidebileceklerini kamuoyuna duyurmaktı belki de amaçları. Zayıflık olarak görülmesi yanlış olur. Nazım "Sen yanmazsan/Ben yanmazsam/Biz yanmazsak/Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa" demiş. Keşke yanmasaydı bu gençler. Ama onların da emin oldukları bir şey vardı bu kavga onların ölümünden sonra bitmeyecek. Ve Deniz'in dediği gibi düşünceleri hep yaşayacak.

Ümit Karaca 
06 Eyl 00:00 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Deniz Gezmis ismini ilk duydugumda ilk okula yeni baslamistim sanirim yil 92. Kendi kendime dedim vay be ne guclu adammis koca denizi yuzerek gezmis. Babama sordum sonra 1.92 boyundaki bu adamin kim oldugunu babam bazen yuzunde aci bazen bir mutlulukla anlatirdi okuduklarindan ve duyduklarindan orta okula gecince Deniz Gezmis meraki bu kitabi okumama neden oldu. Deniz'i ve tam bagimsiz Turkiye diye haykiran gencligini ve hayatini yoksul halklara adayan insanlari ilk erdal oz le tanidim. Tek bir kursun sıkmamislardi polise askere romantik devrimciydi onlar, eli kanli katil diyorlardi onlar icin ama onlar kan emici silah tuccari amerikan emperyalzmi ve onun is birlikcilerine karsi mucadele ediyorlardi ve bir 6 mayis sabahi sairin dedigi gibi ankaraninda denizi vardi ama astilar. erdal ozun bu kitabini okurken yer yer iciniz burkulacak gozleriniz dolacak bu insanlarin tertemiz hayallerini nasil kana bulayip hayatlarini sondurduklerine tanik olacaksiniz. Ozellikle mendilimde kan sesleri bolumunu iyi okuyun.

Erhan 
30 May 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Siyasi görüşü ne olursa olsun herkesin okurken gözleri dolar ve insanı yorumsuz bırakır... Bu kitabı okurken orada yaşananların ayrıntılarını öğrenmek benim için çok zordu. Deniz, Yusuf, Hüseyin, Mahir, Kadir, Sinan ve canını bu uğurda feda etmiş tüm devrimcilere selam olsun. Erdal Öz, duru bir dille sürükleyici bir anı kitabı yazmış. O dönemdeki devrimcilerin ne kadar kültürlü olduklarını öğreniyorsunuz ama sadece kitap okuma anlamında değil; müzik, resim, edebiyat gibi sanatsal her alanda bizden kat kat fazla bilgileri var...
Orada Erdal Öz'ün yerinde olup Deniz'le 5 dakika bile olsa sohbet etmeyi o kadar isterdim ki...

3 /

Kitaptan 28 Alıntı

Elif Kimya S. 
 02 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

Burada ölen yalnızca benim bedenimdir, ki zaten ölümlüydü, ölecekti. ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek, yaşayacak.

Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 65)Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 65)
Fırat Çağlar MANTAŞ 
30 Oca 01:09 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

"Bilim almış başını giderken, karşındaki bir yığın insanın ne kadar küçük şeylerle, küçük ve yanlış şeylerle uğraştığını düşünüp acınıyorsun. İçerliyorsun. Hem de ne adına? Kim adına?

Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 60 - Can Yayınları)Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 60 - Can Yayınları)
Fırat Çağlar MANTAŞ 
02 Şub 17:54 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Deniz Gezmiş'in son mektubu
İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.

Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 295 - Can Yayınları)Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 295 - Can Yayınları)
Fırat Çağlar MANTAŞ 
30 Oca 01:05 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

"İnsanlığın geleceğini ve senin o günleri göremeyeceğini düşünüyorsun. Müthiş hüzün veriyor bu sana."

Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 60 - Can Yayınları)Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 60 - Can Yayınları)
Duygu 
 02 Haz 2016 · Kitabı okudu

Edebiyat
Edebiyatın bir insanda işkence duygusunu yok edemeyişine şaşırıyor insan. Olmaz öyle şey. İyi bir edebiyatın olduğu yerde işkence mişkence olamaz.

Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 77 - Can Yayınları)Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 77 - Can Yayınları)
Duygu 
 02 Haz 2016 · Kitabı okudu

Ölüm
Ölüm ürkütücü değil. O tehlikeyle burun buruna gelmedikçe, ölüm somutlaşmadıkça, hiç aldırmıyorsun, hiç takmıyorsun ölümü. Ama ölümle yüzyüze gelince, işte o zaman garip bir hüzün başlıyor.

Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 74 - Can Yayınları)Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 74 - Can Yayınları)
Fırat Çağlar MANTAŞ 
02 Şub 17:55 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Yusuf Arslan'ın son mektubu
Elbette ki, yıllarca emek verip yetiştirdiğin bir oğulun bir günde öldürülmesi, kolay göğüslenecek bir olay değildir.

Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 297 - Can Yayınları)Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 297 - Can Yayınları)
Duygu 
17 May 2016 · Kitabı okudu

Edip Cansever
Ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.

Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 97 - Can Yayınları)Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 97 - Can Yayınları)
3 /