Gülünün Solduğu Akşam

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.158
Gösterim
Adı:
Gülünün Solduğu Akşam
Yazar:
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755100869
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve daha niceleri. Mamak Askeri Cezaevi'nde bu çocukların çoğuyla konuşmuştum. Deniz'le anlaştığımız gibi, tuttuğum notlardan yola çıkarak bir roman yazacaktım. Sorduğum sorularla onları sürekli küçük ayrıntılara yöneltmeye çalışmıştım. Roman, bu ayrıntılardan doğup gelişecekti. Ne yazık ki iş yarım kaldı. Hele belgesel bir roman için elimdeki notların yetersizliğini görünce böyle bir çalışmaya girmekten vazgeçmek zorunda kaldım. Yıllar sonra, bir başka biçimlemeyle, sonunda oluşturabildim bu kitabı. Gülünün Solduğu Akşam, serüven dolu sürükleyici bir roman gibi de okunabilir. Ama acı ve hüzün yüklü bir kitap olduğu da bilinmelidir. Anı, belge, anlatı karışımı bu kitabı dilerseniz bir roman gibi okuyun; yeter ki sizde bırakacağı hüzün kalıcı olsun.
"İnsan ne zaman ölür, gülünün solduğu akşam." İşte böyle güzel bir sözle başlıyor kitap ve bu giriş bile ne kadar iyi bir kitabın sizi beklediğini gösteriyor.


1970 lı yıllar. Fikirlere tahammülün olmadığı, insanların sırf inandığı görüşler yüzünden hunharca öldürülüp, asit kuyularında faili meçhul edildiği, gencecik fidanların hapislere tıkılıp işkence gördüğü, asıldığı yıllar...Yazar Erdal Öz' de bu dönemi yaşamış biri olarak yazıyor Gülünün Solduğu Akşam ' ı. İçeride tanıyor Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Arslan ve daha nicelerini. Deniz Gezmiş ' e söz veriyor onların hikayesini yazacak ve gelecek nesillere okutacak. Kitabı hapishanede yazmaya başlıyor. Ama erken tahliye olması kitabı orada tamamlanmasına engel olmuş. Mahkumların ağzından dinliyor hikayelerini ve yazıyor. Olayların bizzat içinde olduğu için kitap oldukça samimi ve gerçekçi. Deniz Gezmiş' e verdiği sözünü tutuyor böyle başarılı bir kitap yazarak. Onların davalarının arkasındaki sağlam duruşları, ölüme giderken bile bunu haykırmaları, yüreklerinin büyüklüğü gerçekten okunmaya değer.


Her kesimden insanın içini acıtacak, vicdanı varsa hüngür hüngür ağlatacak, belgesel şeklinde yazılmış bir anı kitabı. İnsanların görüşleri yüzünden bunları yaşamaları, gördükleri işkenceler o kadar ağırki gerçekten sistemi, adaleti sorgulamamak mümkün değil. Daha yazmak isteğim çok şey var ama uzatmanın da anlamı yok. Uzun lafın kısası okunmaya kesinlikle değer bir kitap...
O iyi insanlar ,O güzel atlara binip gittiler,O kadar derinden o kadar etkileyici anlatmış ki Erdal Öz, bir zamanların 68 kuşağının acı veren yaşamları.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.935 Oy)19.865 beğeni45.500 okunma3.481 alıntı192.256 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (8.233 Oy)9.222 beğeni27.537 okunma2.929 alıntı121.355 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.110 Oy)13.929 beğeni36.078 okunma3.759 alıntı153.305 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.892 Oy)9.434 beğeni26.533 okunma1.802 alıntı135.580 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (9.990 Oy)11.785 beğeni29.571 okunma1.683 alıntı154.669 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (5.453 Oy)6.130 beğeni16.254 okunma1.963 alıntı70.197 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.921 Oy)9.193 beğeni30.158 okunma922 alıntı146.314 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.723 Oy)8.185 beğeni22.253 okunma4.432 alıntı136.624 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.903 Oy)6.014 beğeni20.587 okunma915 alıntı106.966 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (5.048 Oy)5.719 beğeni19.030 okunma963 alıntı95.632 gösterim
Deniz Gezmişler neden asıldı?
20li yaşlarında ki bu tertemiz masum çocukların tek isteği Tam bağımsız, özgür bir ülkede yaşamaktı. Adaletsizliğin, ikiyüzlülüğün , faşizmin coğrafyasında, Amerikan kuklaları tarafından yönetilen sömürge bir ülkede yaşamak değil. Yıl 2018. Durum aynı. Ve elimizden hiçbirşey gelmiyor. Türkiye yine bir sömürge ve yine faşizm almış başını gidiyor. Özgür değiliz, bağımzsız değiliz. Kırgınız ,kızgınız. Yorgunuz, umutsuzuz. Yaşamlarımız üzerinde oynanan oyunların farkındayız.
Bu çocuklar nasıl da cesurdu, nasıl da korkusuzdu, nasıl da adanmıştı, inanmıştı. Türkiye tarihinin en utanç verici olaylarından biridir bu. Bu üç gencin, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan'ın katledilmesi insanlık adına utanç vericidir. Bakın geçmişe ; bu çocuklar en azından emperyalizmle mücadele etmek, dünyayı değiştirmek için birşeyler yapmışlar. Hayatlarından vazgeçmişler. Bu nasıl bir özveridir. Bu nasıl bir milliyetçiliktir. Bu nasıl bir duyarlılıktır. Oysa 1980 sonrası gençliğine bakıni duyarsızlaşmış, bencilleşmiş, susturulmuş, robotlaştırılmış, tüketim toplumu haline getirilmiş, kişiliksizleştirilmiş bir gençlik. Çok üzgünüm, söyleyecek söz bulamıyorum. Ve bu insanların kısacık hayatlarının yanında kendi yaşamımın ne kadar boş ve amaçsız olduğunu görüyorum. DENİZ , HÜSEYİN ve YUSUF sizleri unutmayacağız. Bağımsızlık mücadelenizi, bir millet için yaptığınız fedakarlıkları unutmayacağız. Siz kısacık yaşamlarınızla efsane oldunuz. KAHROLSUN FAŞİZM..
70'li yılların başlarında idamla cezalandırılan üç gencin ve diğer arkadaşlarının hayatlarından kesitlerin yer aldığı bir kitap. Yaptıklarının bazılarını doğru bazılarını yanlış bulsam da üzülüyor insan 20'lik gençlerin hayatının baharında yaşamdan koparılmalarına
Hayatım boyunca siyasetten , sağdan soldan uzak yaşadım. Duyduğum o kulaktan dolma laflara inanmamış zaten hiç biride inandırıcı gelmemişti . böylelikle bu kitabı elime almıştım.
herkes ne zaman ölür, elbet gülünün solduğu akşam. İşte kitap böyle başlıyordu...
Hazmedemiyorsun. Şaşırıyorsun, korkuyorsun, öfkeleniyorsun. Yer yer küfür bile ediyorsun.
Kitap okurken okuduklarımın gözümün önünde canlanmasını her zaman sevmişimdir taa ki bu kitabı okuyana kadar. O yapılan işkencelerin canlanmasını istemiyordum gözümde, ama canlanıyordu. Ve o yaşananlar gözünün önünde canlanırken, içinin acımasına engel olamıyorsun...
Ve böyle de bitiyordu kitap.
Burada ölen yalnızca bedenimdi, ki zaten ölümlüydü,ölecekti. Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek yaşayacak.
Ölüme bile dimdik gidişleri , hiç boyun eğmeyişleri benim için hep gurur kaynağı olacaktır...
Kimileri Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını terörist ve anarşist ilan eder, kimileri ise kendisini ülkenin tam bağımsızlığına adayan, Amerikan emperyalizmini reddeden halk savaşçısı olarak görür. Sizlerin nasıl gördüğünü bilmiyorum ama umarım o dönemi, o dönemde yaşananları, siyasi durumları araştırıp ona göre değerlendiriyorsunuzdur. Daha önce Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile ilgili kitaplar okumuştum. Erdal Öz' ün bu kitabını ise şu ana kadar okumadığıma pişmanım. Kendisi o dönemde tutuklanmış ve Deniz ile birebir görüşmüş, Deniz kendisine o dönemde yaşanan olayları bir "roman" şeklinde yazmasını istemiştir. Erdal Öz' de bunu layıkıyla yerine getirmiş. Her okuduğumda Deniz' in babasına yazdığı mektup ve üçünün son konuşmaları (ki idam edilecek bir şahsın son sözleri tamamlanmadan cezaevi savcısı tarafından engellenmiş) beni hep duygulandırmıştır.
"Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım."
Yıllar önce okumama rağmen Erdal Öz’ün duygu yüklü anlatımı beni bir kez daha derinden etkiledi. Kitapta adı geçen her insanın hüzünlü bir hikayesi var zaten fakat Erdal Öz orada onlarla birlikte yaşamış, onları dinlemiş, yaşadıkları birçok şeye şahit olmuş. Deniz Gezmiş’in yazmasını istemesiyle, tahliye olana kadar yazabildiği kadar yazmış, dinleyebildiği herkesi dinlemiş. İşkenceleri, hapishanedeki yaşamı, hikayelerini özenle aktarmış okurlara.
Kitap sadece Deniz Gezmiş’i değil, o dönemde benzer sıkıntıları yaşayan, aynı amaçla hareket eden insanları da ele almış. Hapishanede bu insanlarla yapılan röportajlar var ve her biri dönemi çok iyi anlatıyor bizlere.
Diğer tarafta işkenceciler, ülkenin kurtuluşunu bu gençlerin ölümüne bağlamış insanlar var. Bu kadar kalpsiz insanların gerçekten var olduğuna inanmak istemesek de maalesef her biri isim ve unvanlarıyla yer alıyor kitapta. Aynı işi yaptığı halde vicdanını kaybetmemiş insanlar da var elbette.
Kitabı “Can Dündar’ın Abim Deniz” kitabıyla birlikte okudum. Erdal Öz’ün kitabından da alıntılar, bölümler var.
Erdal Öz’ün erken tahliyesi olmasa kim bilir ne çok şey eklenirdi bu kitaba. Zaten kendisi de erken tahliyesine üzülmüş. Özgürlüğünden daha çok önem vermiş, bu genç yaştaki insanların derdine, onların yaşadıklarına.
Söylenecek daha birçok şey var. Dönemi birinci ağızlardan dinlemek büyük bir şans herkes için. Okumak, okutmak gerektiğini düşünüyorum. Keyifli okumalar.
95 yılıydı sanırım. O güne kadar ailemden hep dinlemiş, bölük pörçük okumuştum denizlerin hikayesini hüzünle. 3-4 saatlik bir uçak yolculuğu için babam vermişti kitabı oku bunu diye. Yolda uyumazsam göz atarım diye düşünmüştüm. Yerime oturup ilk Sayfayı açtığımda anladım yanıldığımı. Su gibi akıyordu ve duramıyordum. Hikaye-gerçek zaten acıyken Erdal Öz'ün yalın, akıcı dili bir anda 3 Fidan'ın yanına alıyor sizi. Duru bir anlatım var kitapta ama şiirsellik ilk sayfadan son sayfaya kadar sürüyor ve acıtıyor içinizi.
Uçak indiğinde ben kitabı bitirmiş ağlıyordum. Hem hikayeyi baştan sona öğrendiğim ve daha da yandığım ölümlerine hem de Erdal Öz ile tanıştığım ilk kitaptır ve çok özeldir.

Dönemi öğrenmek veya anlamaya başlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap. Ve Erdal Öz'le tanışmak için...
İçimizde bir yer kapkaranlık ve biz nasıl aşılacağını bilmiyoruz. Sevgili Erdal Öz halihazırda ruhumuzda yer alan duyguları öyle güzel yansıtmış ki...
#GülününSolduğuAkşam
#ErdalÖz

️Dilimden “of offfff” , kalbimden “cız” sesleri eksik olmadı kitabı okurken
3 gencecik insanın son günlerinin anlatıldığı ,uğuruna ölüme göze aldıkları haklı davalarının arkasında durup ölüme bile dimdik gittikleri Deniz’in ,Yusuf’un ,Hüseyin’in yürek burkan gerçek yaşam öyküsü .

DENİZ GEÇMİŞ ve ARKADAŞLARININ verdikleri mücadele karşısında saygı ile eğiliyorum .
Mekanınız Cennet olsun
Yolumuz ATATÜRK cesaretimiz GEZMİŞ olsun
Bu kitap hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki kafamda. Bitti fakat burukluğu bitmeyecek gibi. Yazarın akıcı ve özgün anlatımıyla birlikte daha bir anlam kazanmış başlarından geçen olaylar. Son satırlarda inanmak veya inanmamaktan bahsetmiş, böyle bir anlatıma nasıl inanılmaz ki. Başlı başına gerçekten oluşmuş bu kitap. Yaşanan olaylarsa insanlık faciası, iyi ki bu eser Deniz Gezmiş'in Erdal Öz'e yaşananların kalıcı olması gerektiği fikrini vererek ortaya çıkarılmış.
THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) adlı devrimci örgütün önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'ın idama giden yolda başından geçenleri Erdal Öz anlatıyor.11-18 Eylül 1971 yılında Mamak Askeri Cezaevi' nde kalan Erdal Öz'ün tanıklığıdır bu eser.
Yakın tarihe ait bu gerçekleri İçim burkularak, üzülerek okudum.
Burada ölen yalnızca benim bedenimdir, ki zaten ölümlüydü, ölecekti. ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek, yaşayacak.
Umut mu? Umut her zaman var. Umutsuzluk diye bir şey yok. En azından, "Kaçabilirim," "Kurtulabilirim," diye düşünüyorsun. Ama bağışlanmayı düşünmüyorsun. Çıkarılacak bir affı düşünmüyorsun. O yok işte. (Deniz Gezmiş Anlatıyor)
Erdal Öz
Sayfa 65 - Can yayınları
"Sınıf mücadelesinin arttığı dönemlerde yasa masa kalmaz. Hukuk, ancak denge durumlarında vardır ve işler. Siyasal iktidar için pek tehlikeli değilsindir, onun da pek gücü yoktur, hukuk vardır o zaman." (Deniz Gezmiş Anlatıyor)
Erdal Öz
Sayfa 64 - Can yayınları
Falakaya falan yatıracaklar belki. Direneceksin. Falakaya bile güçlükle yatıracaklar seni. Boyun eğmek yok.

Ve onlardan hiçbir zaman hiçbir şey istemeyeceksin. Sigara bile. Böyle yaptın mı, herifler eziliyorlar karşında; hele işkenceden sonra büyük saygı duyuyorlar sana.
Erdal Öz
Sayfa 72 - Can yayınları
Tavırlarında , görev yapmanın da ötesinde, birilerine yaranmaya çalışan aşağılık bir hava vardı.
Erdal Öz
Sayfa 229 - Can yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gülünün Solduğu Akşam
Yazar:
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755100869
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve daha niceleri. Mamak Askeri Cezaevi'nde bu çocukların çoğuyla konuşmuştum. Deniz'le anlaştığımız gibi, tuttuğum notlardan yola çıkarak bir roman yazacaktım. Sorduğum sorularla onları sürekli küçük ayrıntılara yöneltmeye çalışmıştım. Roman, bu ayrıntılardan doğup gelişecekti. Ne yazık ki iş yarım kaldı. Hele belgesel bir roman için elimdeki notların yetersizliğini görünce böyle bir çalışmaya girmekten vazgeçmek zorunda kaldım. Yıllar sonra, bir başka biçimlemeyle, sonunda oluşturabildim bu kitabı. Gülünün Solduğu Akşam, serüven dolu sürükleyici bir roman gibi de okunabilir. Ama acı ve hüzün yüklü bir kitap olduğu da bilinmelidir. Anı, belge, anlatı karışımı bu kitabı dilerseniz bir roman gibi okuyun; yeter ki sizde bırakacağı hüzün kalıcı olsun.

Kitabı okuyanlar 1.448 okur

  • Behiye Matpan
  • Barış Ören
  • Kitap Sever
  • Fulya
  • hiwa
  • Fatma çelik
  • Özge Sevil Rüzgar
  • Serap
  • Sultan Aslanturk
  • Yasemen

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.1
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%12.5
25-34 Yaş
%25.6
35-44 Yaş
%39.4
45-54 Yaş
%15.5
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.9
Erkek
%25

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.2 (136)
9
%24.9 (84)
8
%23.7 (80)
7
%6.8 (23)
6
%2.4 (8)
5
%0.9 (3)
4
%0.6 (2)
3
%0.3 (1)
2
%0
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları