Gümüş Damarları (Drizzt Efsanesi 5. Kitap)

·
Okunma
·
Beğeni
·
990
Gösterim
Adı:
Gümüş Damarları
Alt başlık:
Drizzt Efsanesi 5. Kitap
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053755838
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Streams of Silver: The Legend of Drizzt #5
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Gümüş Damarları
Gümüş Damarları
Drizzt’in mücadelesi, onu Karanlıkaltı’nın acımasız derinliklerine dönmeye zorlayan seslere karşı devam ediyor. Fakat yeni dostlarının ve Bruenor Battlehammer’ın Mithral Salonu’nda yer alma hayali daha kuvvetli. Bazı hayallerin asla gerçekleşmeyeceği söylenir fakat onlar birlikteyken hiçbir şey imkânsız değil!

“Ona memnuniyetle öğretirdim.

Onun başarısına da en az kendi başarım kadar sevinirdim fakat ondan her zaman tevazu göstermesini, azmetmesini, öğrettiğim bu gücü anlamasını ve yıkım potansiyelini takdir etmesini talep ederdim. Gerekli düzeyde şefkate sahip ve topluma faydalı olmayan kimseye dövüşmeyi öğretmezdim. Kişi, kılıç kullanmayı öğrenmek için önce kılıcı ne zaman kullanacağını öğrenmelidir.”
312 syf.
·Puan vermedi
Yine çok akıcı, bol maceralı, karakterli, yaratıklı bir eser. Drizzt ve dostları, cüce Bruenor'un iki yüz yıl önce kaybolan evini bulmak üzere yollara düşüyorlar. Yolda ve mithril sarayını bulunca pek çok kuvvetli düşmanla karşılaşıyorlar. Catribie'ye daha fazla değiniliyor. Tek canımı sıkan yüzlerce farklı canavarı yok etmiş Drizzt'in sadece bir insan olan Entreri'ye denk tutulması. Nasıl olabilir yani? Daha denk bir düşman olabilirdi. Ne kadar iyi olursa olsun bir insan Drizzt gibi ırkının en güçlülülerinden olan bir drowa rakip olamaz. Bir kere aynı reflekslere sahip olamamalı. Hız drowlara ait bir özellik. Umarım üçüncü kitaptaki ana düşman Entreri değildir.
360 syf.
·Beğendi·8/10
-spoiler içerebilir-

Hikaye güzel ilerliyor. Okuması eğlenceli. Ama fantastik evrenlerle ilgili bir sorunu farkettim bu kitapta. Hikayenin sıkıştığı yerlerde büyü devreye giriyor. Yorulmayan büyülü atlar, hiç sönmeyen meşaleler, eline geri dönen çekiç, düşmanını öldürdükten sonra sadağına geri dönen gümüş oklar vesaire beni yavaş yavaş irrite etmeye başladı. Fantastik evrenlerde büyü elbet olacak ama bence başvurulması bu kadar sık olmamalı, gizemini korumalı diye düşünüyorum.

Artemis Entreri'ye de saygılar.
312 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Dikkat spoiler içerir.
Drizzt, Bruenor ve Wulfgar anlaştıkları gibi Mithril Salonunu bulmak için yola çıkarlar. Ve hemen Regis de onlara katılır. Çünkü meşhur katil Artemis Entreri, Regis'in çaldığı yakut taşın peşine düşmüştür. Hatta bunun için Cattibrie'ye de zarar verir. Bu arada Kessell'e Morkai adlı ustasını öldürten büyücü Dendybar, Artemis'e işbirliği teklif eder. Çünkü kristal parçasını Drizzt'te zanneder. Kiralık katilin yanına Sydney adlı büyücü çırağını, Bük adındaki golemi ve Jierdan adlı askerini verir. Pek çok maceradan sonra salonu bulan ekip büyük bir tehlikededir. Arkalarındaki kötü ruhlu ekibin elinde Cattibrie esirdir. Ayrıca salonu zamanında işgal eden Kasvetparıltısı adındaki ejderha da misafir sevmemektedir. Acaba bu savaştan kim galip gelecektir? Bruenor hak iddia ettiği tahta geçebilecek midir? Mitheil salonuna tekrardan cüceler hakim olabilecek midir? Drizzt ve Artemis arasındaki savaşta kim galip gelecektir? Buçukluk Regis nerededir? Ayrıca Dendybar ve Morkai arasındaki savaşın galibi kim olacaktır? Soluksuz okunan bir roman. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.
312 syf.
·Beğendi·8/10
Buzyeli Vadisi üçlemesinin ikinci kitabı, ilk kitabının aksine daha tatmin edici ve Drizzt karakterinin daha oturaklı olduğu, ilk kitapta ki yabancılaşmayı atlatabildiğiniz bir olgunlaşma evresi sunmuş. Drizzt ilk kitaptakinin aksine hoppa bir karakter değil, yılların ona öğrettiği şeyler, değerli ilkelerini biçimlendirmiş, karakterimiz tekrar bilge ve olgun bir karakter olarak yansıtılmış. Kara Elf üçlemesinde ki gibi. Yanılmıyorsam 4. kitap yani Buzyeli Vadisi serisinin ilk kitabı drizzt karakterinin yaratıldığı ilk kitap olduğu için, yavaşça pişmiş ve ağızlara layık bir drowa dönüşmüştür. Kara Elf üçlemesinden önce yazılan Buzyeli Vadisi üçlemesi Yüzüklerin Efendisinden çokça etkilenmiş. Regis, Bruenor ve Catti-brie karakteri, Lotr evreninde ki karakterlere oldukça benziyor. Regis bir buçukluk ve tüylü ayakları, rahata düşkünlüğü, oburluğu, güçlü iradesi ve taşımakta olduğu kudretli bir mücevherle, Bruenor'un halkının bir zamanlar yaşadığı ve kötücül bir gücün istila edip, Battlehammer klanını katlettiği, geri kalanların terk etmek zorunda kaldığı yurdunu arayıp, işgalcilerden temizlemek için zoraki bir şekilde maceraya atılıyor. Bilbo Baggins'ten esinlendiği çok açık. Bruenor Battlehammer ise güçlü, kudretli bir cüce savaşçı ve klanının lideri. Aynı zamanda Mithral Salonları'nda krallık için hak sahibi. Thorin Meşekalkan'dan esinlenilmediyse bende sakallı bi gnomum. Catti-brie ise bu kitapta karakter gelişimini sürdürüyor ve yeni nitelikleri, onu bu gurupta ki eksik okçu savaşçıya dönüştürüyor.(Drizzt'te yaman okçu hakkını verelim) Sanırım ileride iyice Legolas vari bir savaşçı olacak. Wulfgar ise Lotr evreni dışından, İskandinav tanrısı Thor'dan esinlenilmiş bi karakter ve farklı bir renk katıyor. Gene de pek çok Lotr esintisi hissediliyor. Ejderhaların dağlarda ki derin mağaralarda, müthiş hazinelerinin üzerinde uyuduğu, akıl ve ihtişamlı güçlerini gölgede bırakan kibirleri yüzünden kandırılabildikleri, aptal orkların, devlerin, ve bir çok kötücül yaratığın fink attığı fantastik bi evrenden bahsediyoruz.

Ben seriye büyük bir iştahla devam ediyorum ve herkese tavsiye ederim.
Yolların asıl sınavı budur. Birçok gezgin vardır ki orklardan daha çok firtinalara mağlup olur. Çünkü yolculuklarında başladıkları zaman tehlikeleri hesaba katmazlar
O gün, Luskan'dan ayrılmalarının dördüncü gününde, yol arkadaşları yalçın kayalıklara geldiler. Kırık tümseklerin ve inişli çıkışlı tepelerin bulunduğu dar bir araziydi. Bu mekanı tanımlayacak en iyi tabir, 'engebeli ve vahşi bir güzellik' idi. Buraya gelen her yolcuya fetih duygusu yaşattıran ezici bir bozkır hissi vardı. İnsanın, sanki herhangi bir noktaya bakan ilk kişi kendisiymiş gibi hissetmesini sağlıyordu. Ve yaban arazilerde her zaman olduğu gibi, maceranın heyecanıyla birlikte, bir parça tehlike gelirdi...
R. A. Salvatore
Sayfa 68 - ARKA BAHÇE YAYINCILIK
Hayalet itaatkar bir şekilde geride durdu, Dendybar kesin olarak sorana dek ona hiçbir bilgi sunmadı. Dört dostun Luskan'a olan ziyaretinin hikayesinin tamamı hala Morkai için muğlaktı, ama arayışları hakkında çok şey öğrenmişti ve Dendybar'in keşfetmesini istediğinden de fazla bilgi edinmişti. Alacalı büyücünün çevirdiği işlerin temelinde yatan nedenleri hala anlayamamıştı, ama sebepleri ne olursa olsun Dendybar'ın niyetinin iyi olmadığından emindi.
R. A. Salvatore
Sayfa 56 - ARKA BAHÇE YAYINCILIK
“Sen sıradan bir drow elfi değilsin,” diye açıkladı Alustriel. “Sen Drizzt Do’Urden’sin. Kaderinde bütün Diyarlarda duyulmak yazan bir isim bu. Fakat şu an için, kuzeydeki hükümdarlar için hızla görünür olmaya başlamış bir drowsun ve en azından ilk bakışta, halkını reddettiğini anlayamazlar.”
Yalçın Kayalıklar

Dört yoldaş, kendileriyle Luskan arasına ellerinden geldiğince mesafe koyarak Mirar nehrinin kıyısı boyunca ilerlerken Drizzt başı çekiyordu. Birçok saattir uyumuyor olsalar da, Yelkenlerin Şehri'nde karşılaştıkları hadiseler damarlarında bir adrenalin patlamasına yol açmıştı ve hiçbiri bitkin düşmemişti.

O gece havada büyülü bir şeyler dolaşıyordu. En bîtap düşmüş gezginin bile ona karşı gözlerini kapamaya pişmanlık duymasını sağlayacak taze bir kıpırtıydı bu. İlkbaharla eriyen nehir hızla ve çağlayarak akıyor, akşam kızıllığıyla parıldıyor, beyaz şapkaları yıldız ışıklarını yakalıyor ve onları havaya geri fırlatıp elmastan damlalar halinde serpiştiriyordu.

Genelde tetikte olan arkadaşlar bile tedbiri elden bırakmadan edemediler. Yakınlarda gizlenen hiçbir tehlike sezmiyor, bunun yerine ilkbahar gecesinin keskin ve ferahlatıcı ayazı ile göklerin gizemli çekimini hissediyorlardı. Bruenor Mithril Salonu düşlerine dalıp gitmişti; Regis ise Calimport anılarına; hatta medeniyetle olan lanetli karşılaşması yüzünden umutsuzluğa kapılmış olan Wulfgar bile moralinin doruklara çıktığını hissediyordu. Engin tundrada yaşadığı buna benzer geceleri, kendi dünyasının ufukları ardında neler olduğunu hayal ettiği zamanları düşünüyordu. Şimdi o ufukların dışına çıkmış olan Wulfgar sadece tek bir şeyin eksik olduğunu anladı. Maceracı içgüdüleri o tarzdaki rahat düşünceleri reddetse de şaşkınlıkla anladı ki beraber büyüyüp sevmeye başladığı o kadının, yani Catti-brie'ın şimdi yanında olup, bu gecenin güzelliğini kendisiyle paylaşmasını diliyordu.

Eğer diğerleri akşamın tadını çıkartmakla o kadar meşgul olmasalardı, Drizzt Do'Urden'in zarafet dolu adımlarının daha da canlı olduğunu fark edebilirlerdi. Gök kubbenin ufuk çizgisinin altına doğru uzandığı böyle büyülü geceler, drowun şimdiye kadar yaptığı en önemli ve en zor seçim, yani halkını ve anayurdunu reddetme seçimi konusundaki özgüvenini sağlamlaştırırdı. Kara elflerin karanlık şehri Menzoberranzan'ın üzerinde hiçbir yıldız parlamazdı. Devasa mağaranın ışıksız tavanındaki soğuk taştan, adamın duygularına şiddetle asılan hiçbir çekim gücü yayılmazdı.

"Karanlığın içinde dolaşarak halkımın kaybettiği ne kadar da çok şey var," diye fısıldadı Drizzt geceye doğru. Sonsuz göğün gizemli çekimi, ruhundaki neşeyi normalin ötesine taşıyor ve aklını kainatın cevapsız sorularına açıyordu. O bir elfti ve derisi kara bile olsa, ruhunun derinliklerinde, yüzey sakini kuzenlerinin içinde olan o ahenkli neşeye benzer bir şeyler vardı. Böyle hislerin kendi halkı arasında hangi sıklıkta ortaya çıktığım merak ediyordu. Bütün drowların kalbinde var mıydı bu? Yoksa çağlar boyunca süregelen damıtım, ruhsal alevleri söndürmüş müydü? Drizzt'in tahminine göre, belki de halkının dünyanın derinliklerine çekildikleri vakit kaybettiği en büyük şey, mantıklı düşünce adına varoluşun maneviyatını, tefekkür etmeyi yitirmek olmuştu.
R. A. Salvatore
Sayfa 60 - ARKA BAHÇE YAYINCILIK
"Bugün Buzyeli Vadisi'nden Luskan'a, bir tanesi bir drow elfi olmak üzere, dört yolcu geldi," diye açıkladı alacalı büyücü. "Şehirde ne işleri var? Neden buradalar?"

Morkai bu soru için bir sebep bulmaya çalışarak tepeden tırnağa düşmanını süzdü. "Bu soruyu şehir muhafızınıza sorsan daha iyi olurdu," diye yanıtladı. "Misafirler kapılardan içeri girerken ne işleri olduğunu kesinlikle belirtmişlerdir."

"Ama ben sana sordum!" diye haykırdı Dendybar, aniden hiddetle patlayarak. Morkai onu oyalıyordu ve her geçen saniye, alacalı büyücüye zarar veriyordu. Morkai'nin özü ölümle beraber gücünden pek az şey kaybetmişti ve büyünün zorlayıcı etkisine karşı inatçı bir şekilde direniyordu.
R. A. Salvatore
Sayfa 54 - ARKA BAHÇE YAYINCILIK
En zengin kralların dahi hayallerinin ötesinde bir hazineye sahipti.

Ve sadık bir kalabalık gruba hükmediyordu, karanlık ejderhasının gönüllü kölelerine.
R. A. Salvatore
Sayfa 7 - ARKA BAHÇE YAYINCILIK

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gümüş Damarları
Alt başlık:
Drizzt Efsanesi 5. Kitap
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053755838
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Streams of Silver: The Legend of Drizzt #5
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Gümüş Damarları
Gümüş Damarları
Drizzt’in mücadelesi, onu Karanlıkaltı’nın acımasız derinliklerine dönmeye zorlayan seslere karşı devam ediyor. Fakat yeni dostlarının ve Bruenor Battlehammer’ın Mithral Salonu’nda yer alma hayali daha kuvvetli. Bazı hayallerin asla gerçekleşmeyeceği söylenir fakat onlar birlikteyken hiçbir şey imkânsız değil!

“Ona memnuniyetle öğretirdim.

Onun başarısına da en az kendi başarım kadar sevinirdim fakat ondan her zaman tevazu göstermesini, azmetmesini, öğrettiğim bu gücü anlamasını ve yıkım potansiyelini takdir etmesini talep ederdim. Gerekli düzeyde şefkate sahip ve topluma faydalı olmayan kimseye dövüşmeyi öğretmezdim. Kişi, kılıç kullanmayı öğrenmek için önce kılıcı ne zaman kullanacağını öğrenmelidir.”

Kitabı okuyanlar 158 okur

  • Suna

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0