Günah Üzerine Tartışma

·
Okunma
·
Beğeni
·
159
Gösterim
Adı:
Günah Üzerine Tartışma
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052983454
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
GÜNAH FİKRİNDEKİ SONSUZLUK
üzerine
BİR TARTIŞMA

Georges Bataille, Jean-Paul Sartre,
Maurice de Gandillac, Jean Hyppolite,
Louis Massignon, Pierre Klossowski,
Arthur Adamov, Rahip Jean Daniélou,
Rahip Jacques Madaule…

Selahattin Hilav’ın çevirisiyle
100 syf.
·6/10
Daha önce incelemiş olduğum kitaplarda da ifade etmiştim. Genellikle yalnız kaldığımızda bu duygulara kapılırız diye. Evet, gerçekten de öyledir. Yalnız kaldığımız ama gerçekten kendimizi dinleyebildiğimiz ender durumlarda günahlarımızı hatırlarız. Bu tıpkı yeni ayrıldığımız sevgilimizin akşam yatağa yattığımızda aklımıza gelip de aşk acısı vermesine benzer: Halbuki gündüz arkadaşlarımızla beraberken hiçbir şey hissetmiyorduk. Olaya biraz farklı bir açıdan yaklaşıyorum; Georges Bataille’n Günah Üzerine Tartışma’sı böyle bir kitap değil. Ben daha çok kitapların bende bıraktığı hisleri yazıyorum. Açığa çıkan duygularımı kağıt üzerine aktarıyorum. Bataille ve tartışma grubu, felsefik açıdan yaklaşıyorlar olaya. Belki de biraz duygusal ama çokça akılcı yaklaşmak gerekiyordur olaya. Günah kavramından önce Tanrı kavramı üzerinde durmak gerekiyor. Eğer gerçekten bir Tanrı varsa tanımı gereği bir varlığı olmalı. Ve her şeyi yoktan var ettiğine göre her şeyin var olmasını istedi. Yani bunu tersine çevirirsek eğer ki Tanrı hiçbir şey yaratmak istemeseydi yaratmazdı. Ama yarattı ve varlıklarını sürdürmesine izin veriyor. O zaman Tanrı’nın ve var ettiklerinin doğası gereği iyi olması gerekiyor. Burada şöyle bir sorun ortaya çıkıyor: O zaman kötülük neden var? Jeffrey Burton Russell’ın Kötülüğün Tarihi serisinde bu konu çok güzel bir şekilde incelenmişti. Hatta sayfada bu serinin yorumunu da bulabilirsiniz. Biz kötülük algısıyla devam edelim. -Kötülük aslında bir günah değil midir zaten- Aquinas, yaptığımız kötülüklerin, genellikle iyiyi yanlış yöntemlerle aramamızın sonucu olduğunu söyler. Gerçekten de böyle mi? Yani zina işlerken gerçek tensel uyumu mu arıyoruz? Ya da faizle işlem yaparken aslında neye ihtiyacımız olmadığını mı kavramaya çalışıyoruz? Ben pek öyle olduğunu sanmıyorum. Zina yapıyoruz çünkü yapmak istiyoruz. Faizle alışveriş kolayımıza geliyor çünkü fazlasını istiyoruz. Çünkü insanız ve ister nefis ister özgür irade deyin, biz sınırsızlığı seviyoruz. Bunlar solipsistik yani ben felsefeci ifadeler değildir. Gözlemlerimi aktarıyorum. Hepimiz dünyada çekilen acıları interaktif kanallardan görüyoruz. İnanılmaz kötülükler. Ya da işlenen en acımasız günahlar. Peki böyle bir ortamda nasıl olur da mutlak iyi bir yaratıcının varlığına inanabiliriz ki? “Epiküros bu konuda çeşitli açıklamalar getiriyor. 1-Eğer Tanrı kötülüğü engellemek istiyor ama gücü yetmiyorsa Tanrı mutlak güçlü değildir. 2-Eğer gücü yetiyor ama engellemiyorsa o zaman Tanrı mutlak iyi değildir. 3-Hem kötülüğü engellemeye gücü yetiyor hem de engellemek istiyorsa nasıl bu kadar çok kötülük var olabilir? 4-Veya ne gücü yetiyor ne de kötülüğü engellemek istemiyorsa neden ona Tanrı diyoruz? Başka bir deyişle Tanrı’nın ve kötülüğün aynı anda var olması mümkün değildir. Fakat biz kötülüğün var olduğunu biliyoruz ve bu yüzden Tanrı yoktur.” Peki durum gerçekten de Epiküros’un dediği gibi mi? Tanrı, gerçekten de tamamen iyi bir dünya yaratamaz mıydı? Bence zaten yarattı. Nasıl mı? Adem ve Havva, yasak meyveyi yemeselerdi, bilmenin bilgisine sahip olabilirler miydi? Elbette hayır. Burada tartıştığımız konu Tanrı var mıdır yok mudur değil? Genel düşünce olarak var olduğuna inanılan bir organizasyon için konuşuyoruz. Bu yüzden dinsel her şeyin varlığını kabul ederek açıklamalara devam etmeliyiz. Görüyoruz ki her şeyden evvel kötülük var oldu. Ancak kötülükle beraber iyiliği öğrendik. İşlediğimiz suçun günah olduğunu gördük. Ve dinler buna sebep olanın Şeytan olduğunu söylüyor. Şeytan’ı bir varlık olarak değil de insan zihninin algıladığı şekliyle ele alırsak… Eğer insanlar yaşadıkları durumları gerçek olarak tanımlıyorsa bu durum sonuçları bakımından da gerçektir. Bilebileceğimiz tek gerçeklik görüngülerin gerçekliğidir. Bu yüzden Şeytan(yani kötülük-günah) da bir görüngü olduğuna göre o zaman Şeytan da gerçektir. Yani burada Şeytan’ı değil de zihnimizdeki algılanış biçimini bilebiliyoruz. Ama bu onun dehşetini hafifletmiyor. Fazla da uzatmak istemiyorum zira yazılara değil fotoğrafın kalitesine önem verilen bir platform burası. O yüzden yavaştan noktalayalım. Bilmenin bilgisine sahip oldukça günah işledik ve kötülüğü yaydık. Ancak her seferinde Tanrı’ya dönmenin bir yolunu bulduk. Bakın burada kötülük yapanın yaptığından pişman olmasından ya da umursamazca kötülüğe devam etmesinden bahsetmiyorum. Birileri kötülük yaymaya devam ettikçe birileri her zaman iyilik yayıyor. İyilik her seferinde insanlığın vazgeçmediği bir argüman oluyor. Bu kadar kötülüğe rağmen insanlar hala umutlu ve hala iyiliğin dünyaya egemen olacağına dair derin bir inanç besliyor. Galiba bu yüzden her filmin sonunda iyilik kazanıyor. Umarım gerçek dünyada da iyiliğin akıncıları kötülüğün kuvvetlerini bozguna uğratır. Herhangi bir dinin değil, insanlığın kazanması dileğiyle…
"Ben, sağlam bir karşı çıkmanın, kavrayışın sonuna kadar gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Ve bu, şimdiye kadar pek yapılmamıştır."
"İletişimde" ve aşkta, istek (arzu) hiçliğe yönelir (hiçliği nesne olarak alır). Her tür "kurban etme" için de aynı şey geçerlidir.
Georges Bataille
Sayfa 18 - Kırmızıkedi Yayınları, 1. Baskı, Çev:Selahattin Hilav
İyilik, bir varlığın iyiliği olarak ortaya çıkıyor. Kötülük ise, "bir varlığa yapılmış zarar verici bir şey. Dolayısıyla, iyilik, varlıklara saygı duymak, kötülük ise onlara şiddet eylemleri uygulamak". Burada ilk ağızda, şu çelişki ortaya çıkıyor: " İyilik, varlıkların kendilerini hor görmelerine ilişkindir." İkincil bir anlayışa göre de, "kötülük, birbirlerinden ayrı olduklarını içermesi bakımından, varlıkların varolmaklığı"dır.
Böylece, şu kolay sonuca varılabilir: İyilik, başkalarına ilgi duymaktır.
G. Bataille: Hristiyan dünyasının, günah hiç bulunmadığında, özellikle can sıkıcı olduğunu düşünmüşümdür bazen
Georges Bataille
Sayfa 60 - Kırmızıkedi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Günah Üzerine Tartışma
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052983454
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
GÜNAH FİKRİNDEKİ SONSUZLUK
üzerine
BİR TARTIŞMA

Georges Bataille, Jean-Paul Sartre,
Maurice de Gandillac, Jean Hyppolite,
Louis Massignon, Pierre Klossowski,
Arthur Adamov, Rahip Jean Daniélou,
Rahip Jacques Madaule…

Selahattin Hilav’ın çevirisiyle

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Sevilay Yıldırım
  • Ahmet Y
  • Kemal Aydemir
  • Adil Uysal
  • Krav maga
  • Dryad
  • Black Jack
  • Sîdar Ronahî
  • @bidolukitappp
  • blueofnoon

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%28.6 (2)
7
%57.1 (4)
6
%14.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0