Geri Bildirim
Adı:
Günahın Rengi
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
272
ISBN:
9789752631526
Kitabın türü:
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Günahın rengi nedir?

Kara mıdır sizce de?

Öyle midir değil midir bilemeyiz ama kopkoyu bir renk olduğunu ve bütün renkleri soldurduğunu söyleyebiliriz herhâlde.

"Günahın Rengi" Ahmed Günbay Yıldız'ın son romanının adı. Kitabını, bir anlık arzuya, ihtirasa ve intikam duygusuna acımasızca kurban edilen bir aşkın etrafında kurgulayan yazar, eserinde aslında toplumdaki ahlâkî çöküşü, eğitimsizliği, kutsal değerlerimize yeterince ehemmiyet vermeyişimizi eleştiriyor. Roman bu bakımdan okuyucuyu silkeliyor ve iç muhasebeye davet ediyor.

Romanın başkahramanı Hasret, ahlâk, iffet, iman, masumiyet timsali. Tüm genç kızlara örnek olacak hasletlere sahip olan Hasret, romanda, tahammül edilmesi güç acılara göğüs germek, manevî yükleri sırtlamak zorunda kalıyor. Tevekkül ve sabırla gönlündeki yarayı tedavi edemese de ayakta kalmayı başarıyor.

Romanın bir başka kahramanı Armağan, işlenen günahın kavurduğu masumlardan biri sadece... Çocukluk yıllarından büyüyüp bir yetişkin olana kadar bu günahın bedelini horlanarak, küçümsenerek, hakaret işiterek çok ağır ödeyenlerden...

Tek bir kıvılcımdan çıkıp hızla büyüyen ve etrafında ne varsa yakıp, yıkıp yok eden koca bir yangın gibi, düşüncesizce işlenen tek bir günahın, nasıl nesillere sirayet ettiğini, hayatları mahvettiğini anlatıyor Günahın Rengi.

Romanında daha pek çok toplumsal yaraya değinen Ahmed Günbay Yıldız, Adem Bey ve oğullarıyla ebeveyn - evlât ilişkisini sorguluyor, problemli yanlarına dikkat çekiyor. Okuyucuya her evlâdın anne ve babasına karşı olan vefa borcunu hatırlatıyor.

Ahmed Günbay Yıldız alıştığımız kendine has üslubuyla kaleme aldığı Günahın Rengi'ni şu satırlarla nihayetlendiriyor ve âdeta okuyucusuna sesleniyor:

"Evlâtlarınıza iyi bir gelecek bırakabilmek için hazırlık yapın sizler de... Nöbeti devrederken borçlu olmayın onlara... Hazan istemeseniz de hüznü beraberinde getirir. Sakın unutmayın bu mısraları, hatta çerçeveletip gözünüzün önüne asın ve okuyun sık sık:

Gül ağacı demiş tomurcuğuna:

Yarın rayihanı yel alır gider.

Annesi demiş ki yavrucağına:

Bütün emeklerim el alıp gider...

Geleceğin dünyasına da bu mısralarımla selâm olsun..."
Tam bir zaman kaybı. Basit durumu abartıp asıl abartılacak vaziyeti ise çok normalmiş gibi göstermiş yazar. Bu oldukça sinir bozucu. Aşırı ve yerli yersiz her yerde de edebi bir üslup kullanması ya da kullanmaya çalışması da komik. Okumayın, okutturmayın!
Kütüphanede gezinirken dikkatimi çeken bir kitap. Yazarın adını daha önce duymamıştım. Okuyup denemek istedim. Kitabın ilk bölümü çok güzeldi. Özellikle karakterlerin birbirlerine yazdıkları mektuplar o kadar güzeldi ki. Ama ikinci kısımda aynı zevki aldığımı söyleyemeyeceğim. Hikayenin devam kısmını sadece kitaba başlayıp, yarısına kadar geldiğim için devam ettirdim. O yüzden bende biraz hayal kırıklığı yarattı.

Benzer kitaplar

çok uzun yıllar oldu okuyalı.. ama çok beğendiğimi hatırlıyorum. ......
Şarkı gibidir insanlar. Kimisi dinlendikçe üzer, kimisi de dinlendikçe mutlu eder. İnsanları en iyi kitaplarda tanırsınız aslında.

Sayfaları çevirirken hedefim kitabı bitirmek değil sonunu hayal etmekti. Muhteşem bir olay örgüsüyle insanları başka başka duygulara taşıyor.

Birini severken başka birinin sevgisinden zarar gören insan hayatının ışığını saklamaya karar verir. Her sevgi mutlu etmez ama bunu herkes bilmez. Ailesinden uzaklaşan kız hesapsız kitapsız karnındaki masum bebeğe bırakır umutlarını.
Severken vazgeçer sevdiğinden. Mutlu son diyemem ama mutsuz son da değil. Günahının rengini bilmez kimse çünkü insan kendi hayatından başka herkesin hayatını yaşıyor. Yıllar ayak altından kayar gider bir zamanlar anne olmaya hazırlanırken şimdi doktor oğlunun mutluluk planlarına sevinir. Aşk anneden oğula geçer. Bulaşıcı bu sevgi işleri zaten.

 Daha fazla kitabı anlatmak istemiyorum çünkü okumak için merak uyandırmalı bazı yazılar...

Her türlü duyguyu yaşamaya davet eden bir kitap. İyi okumalar...
Sevdanı bulutların üzerine yazmışsın.
Yağmur olarak dökülüyor gözlerimden...
"En koyu Cehalet, hakkında hiçbir şey bilmediğin bir şeyi reddetmektir. Kimse, bilerek kötü olmaz, her kötülük bilgi sanılan bir bilgisizlikten gelir."
Ahmed Günbay Yıldız
Sayfa 177 - Timaş yayınları
Şeytana gelince o sadece yaşadığımız hayat seneryosunda, imtihan için gerekli bir oyuncudan ibarettir...
Şeytan, insanın damarlarındaki kanla birlikte dolaşan, düşüncemizle iç içe yaşayan bir kurttur bedenimizde...
ona küfrederek değil, onu keşfederek zararsız hale getirebilirsiniz ancak.
bazen görevlerini istediğimiz gibi yapamazlar aslında, dilsiz ve sağırdır onlar...
Kim bilir belki de en reel olanı şu ki, aşkın, sevginin sadece kaba yüzeysel tortularini yüklenirler sırtlarına... Çoğunlukla, yine bizlerde kalır içimizdeki haykırışların derinlikleri...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Günahın Rengi
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
272
ISBN:
9789752631526
Kitabın türü:
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Günahın rengi nedir?

Kara mıdır sizce de?

Öyle midir değil midir bilemeyiz ama kopkoyu bir renk olduğunu ve bütün renkleri soldurduğunu söyleyebiliriz herhâlde.

"Günahın Rengi" Ahmed Günbay Yıldız'ın son romanının adı. Kitabını, bir anlık arzuya, ihtirasa ve intikam duygusuna acımasızca kurban edilen bir aşkın etrafında kurgulayan yazar, eserinde aslında toplumdaki ahlâkî çöküşü, eğitimsizliği, kutsal değerlerimize yeterince ehemmiyet vermeyişimizi eleştiriyor. Roman bu bakımdan okuyucuyu silkeliyor ve iç muhasebeye davet ediyor.

Romanın başkahramanı Hasret, ahlâk, iffet, iman, masumiyet timsali. Tüm genç kızlara örnek olacak hasletlere sahip olan Hasret, romanda, tahammül edilmesi güç acılara göğüs germek, manevî yükleri sırtlamak zorunda kalıyor. Tevekkül ve sabırla gönlündeki yarayı tedavi edemese de ayakta kalmayı başarıyor.

Romanın bir başka kahramanı Armağan, işlenen günahın kavurduğu masumlardan biri sadece... Çocukluk yıllarından büyüyüp bir yetişkin olana kadar bu günahın bedelini horlanarak, küçümsenerek, hakaret işiterek çok ağır ödeyenlerden...

Tek bir kıvılcımdan çıkıp hızla büyüyen ve etrafında ne varsa yakıp, yıkıp yok eden koca bir yangın gibi, düşüncesizce işlenen tek bir günahın, nasıl nesillere sirayet ettiğini, hayatları mahvettiğini anlatıyor Günahın Rengi.

Romanında daha pek çok toplumsal yaraya değinen Ahmed Günbay Yıldız, Adem Bey ve oğullarıyla ebeveyn - evlât ilişkisini sorguluyor, problemli yanlarına dikkat çekiyor. Okuyucuya her evlâdın anne ve babasına karşı olan vefa borcunu hatırlatıyor.

Ahmed Günbay Yıldız alıştığımız kendine has üslubuyla kaleme aldığı Günahın Rengi'ni şu satırlarla nihayetlendiriyor ve âdeta okuyucusuna sesleniyor:

"Evlâtlarınıza iyi bir gelecek bırakabilmek için hazırlık yapın sizler de... Nöbeti devrederken borçlu olmayın onlara... Hazan istemeseniz de hüznü beraberinde getirir. Sakın unutmayın bu mısraları, hatta çerçeveletip gözünüzün önüne asın ve okuyun sık sık:

Gül ağacı demiş tomurcuğuna:

Yarın rayihanı yel alır gider.

Annesi demiş ki yavrucağına:

Bütün emeklerim el alıp gider...

Geleceğin dünyasına da bu mısralarımla selâm olsun..."

Kitabı okuyanlar 245 okur

  • Elif İleri
  • Sümeyye Sümer
  • Ahmet Köçek
  • Sibel Yüce
  • Ayşegül Aslan
  • Zehra
  • Black
  • ilayda
  • Ayşe Nur Eroğlu
  • Gülhan Aşanboğa

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.8
14-17 Yaş
%12.5
18-24 Yaş
%26
25-34 Yaş
%40.4
35-44 Yaş
%10.6
45-54 Yaş
%1.9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80.1
Erkek
%19.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22 (11)
9
%20 (10)
8
%20 (10)
7
%14 (7)
6
%12 (6)
5
%4 (2)
4
%4 (2)
3
%0
2
%0
1
%4 (2)