Gündüz ve Gece Hikayeleri

8,0/10  (1 Oy) · 
2 okunma  · 
1 beğeni  · 
485 gösterim
"Aşk olmayınca hayat bana dayanılmaz geliyor. Bir köpek tarafından bile olsa, sevilmeye ihtiyacım var. Ne dersen de Simone, bence hepimiz aynıyız." "Hayır aynı değiliz canım. Ben her hangi biri tarafından sevileceğime, hiç sevilmemeyi tercih ederim. Örneğin şey tarafından sevilmek hoşuma gider miydi sanıyorsun, şey... şey...(...) Arabacım tarafından" diye ekledi. Bayan Margot belli belirsiz gülümseyerek fısıldadı: "Hizmetindeki biri tarafından sevilmenin çok eğlenceli olduğuna temin ederim seni. İki üç kez başıma geldi. Öyle bir göz süzülüyorlar ki gülmekten ölürsün. Tabii ne kadar sert davranırsan, aşkları da o kadar artıyor. Sonra ilk uygun bahanede kapının önüne koyuyorsun çünkü durum ortaya çıkarsa komik duruma düşersin." Bayan Simone gözlerini önüne dikmiş dinliyordu. Sonunda, "Yoo, uşağımın sevgisinin benim içi yeterli olmadığından emin olabilirsin" dedi.
(Arka Kapak'tan)
  • Baskı Tarihi:
    2004
  • Sayfa Sayısı:
    310
  • ISBN:
    9799753294576
  • Çeviri:
    Birsel Uzma
  • Yayınevi:
    Oğlak Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aydın Nasuh 
29 Mar 19:19 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Maupassant'in hikayelerini bir edebiyat tartışmasında keşfettiğimden dolayı okumaya karar verdim. Olay örgüsünün öncüsü olarak sayılan Maupassant bazılarınca yapay bir kurgu ustası, bir gündüz düşü yazarı olarak nitelendiriliyor.

Yaşadığı çağ ve Flaubert'in hocalığı göz gönüne alındığında ( D. 1850) oldukça güçlü hikayeleri olduğunu söyleyebilirim. Çok nadir de yapsa bazı betimlemeleri çok etkileyici.

Örn: "Bütün Normandiya Ovası, çiftlikleri çeviren ağaçların gölgeleriyle beneklenmiş esmerliğini kara, ağır
ve uğursuz bir göğün altına sermekteydi.

300 kadar hikaye yazdığı bilinen Maupassant'ın bu kitabında en sevdiğim hikayesi, "deli" oldu : deli olduğu düşünülen bir yargıcın öldürme tutkusunu işlemekte yazar.
Kendisinin de psikolojik rahatsızlığı ( firengi nedeni ile son zamanlarında çıldırır) düşünüldüğünde hikaye daha ilginç bir hal alır. Hikayemizin kahramanı yargıç önce öldürme duygusunun yüceliğini ortaya koyar. Yok etmenin var olmaktan geldiğini savunur ve bu güdünün kendisine önlemez bir keyif verdiğini tıpkı psikopat bir katilin içsel bakışı ile anlatır. Kuşkusuz sınırları zorlayan bir hikaye. Sırf bu öyküsü bile ne kadar büyük bir yazar olduğunu idrak etmek için yeterlidir.