Güneş de Doğar (Bütün Eserleri 8)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,6bin
Gösterim
Adı:
Güneş de Doğar
Alt başlık:
Bütün Eserleri 8
Baskı tarihi:
Ocak 2009
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752202801
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Sun Also Rises
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Aşklarındaki, yaşamlarındaki düş kırıklıklarını eğlenerek, bohem hayatı yaşayarak ve başka mutluluklar arayarak unutmaya çalışan insanları anlatan Hemingway, yaşamı, ister av, ister savaş alanında, isterse arenada, düş kırıklıklarıyla dolu bir savaş gibi algılar. Yaşadıklarına gözlemlerini de katınca her biri ötekinden güzel, inandırıcı ve dünyanın dört bir yanındaki okuyucuya seslenen dev yapıtlar ortaya çıkar. 
240 syf.
·Beğendi·9/10
Nobel edebiyat ödülünü alan Hamingwayin ilk kitaplarından biridir. Roman çok ilgi görmüş ve sinemaya da aktarılmış. İsmi bile çok şey anlatıyor. Hayatın acımasız cehennemini ve Umudu kitabın adında buluyorsunuz. Düş kırıklıklarıyla eğleniyor yazar. Başka mutluluklar arayarak kendini bohem bir hayata bırakan insanları yani bizleri anlatıyor. İyi okumalar var olun
240 syf.
·Puan vermedi
Heminway Yazıldığı gibi Okunmaz

Sıradan bir yazar güzellemesi değil bu, asla olamaz da zaten. Hemingway uslubunun sadeliği ve dilinin akıcılığıyla anlatılabilecek bir yazar değildir. Onun konuyu kafanızda nasıl da muhteşem bir şekilde canlandırdığını anlatıp bırakamazsınız. Bu kadar basit değildir. Hemingway böyle anlatılmaz. Onu okumak sadece edebiyattan çok daha fazlasıdır. Onunla beraber gerçekten boks yaparsınız, gazetecilik yaparsınız, İspanya İç Savaşında başınızın üzerinden mermiler geçerken siz sadece bir köylü kızıyla çalılıkların içinde sevişmek istersiniz, binlerce kişinin önünde kızgın boğalarla güreşen bir matadora dönüşürsünüz… Yaparsınız bunların hepsini, ya da en azından yapmış kadar olursunuz.
Onlarca yazar bir avuç bohem karakter alır ve onların amaçsız hayatlarına konuk eder sizi. Bu tip eserlerle varoluşsal sıkıntılarınızı doyurabileceğiniz tonla yazar bulursunuz. Hemingway ise sizi bu karakterlerle bizzat tanıştırır. Bohem görünmeye çalışanları, sanatsever entelleri, sözde macera meraklılıarını, üzerine eğretilik sinen tüm yaşamları lanetleyerek yerin dibine sokar. Yumuşacık alelade kelimelerden öyle yoğun ve sert bir bütün yaratır ki nutkunuz tutulur.
“Güneş De Doğar” yazarın ilk romanı ancak en etkileyicilerinden birisi. Bakmasını bilirseniz onda çok şey görürsünüz. Bilmezseniz de bir grup bohem insanın sıradan hayatını konu alan, gündelik zevkler ve insan ilişkileri çerçevesinde geçen amaçsız ve iddiasız bir kitaptır. Kitaba asıl şeklini veren sizin zekanız ve Hemingway ile kurduğunuz bağdır. Onu sadece bir yazar olarak değil etten ve kemikten bir insan olarak ne kadar tanırsanız kitabı da o kadar güzel sindirirsiniz. Bohem olmayı öven ve yaşamın basitliğine sığ eleştiriler düzen ve her şeyi anlamsız bulan silik ve aykırı tiplere rastlamazsınız. Onun karakterleri hayatın tam göbeğindedirler, yaşarlar, doğalarına uygun hareket ederler ve gerçekten de bohemdirler. En azından Jake, Bill ve Brett için bunu söyleyebilirim. Robert Cohn aslında kitabın en şahsiyetsiz ve de en önemli karakteridir. Cohn yazar olmayı hayal eder, maceraya atılır, sevdiği kadının peşinden gider, kovalar ve amaçlar, bir yandan da bohem gözükmeye çalışır. Hemingway de onu vicdanı olan herhangi bir okurun yüreğini sızlatacak bir sertlikte ezer ve paramparça eder.
İddialı ve süslü lafları sevmez, gösterişsiz ve pürüssüz bir dili vardır ancak bunu nasıl kullanacağını çok iyi bilir. “Güneş De Doğar” yazarın en iddiasız ve silik görünen eseridir. Öyle beylik laflar, iddialı ve sert aforizmalar bulamazsınız. Ağdalı laf oyunu tutkunlarına göre değildir. Hemingay gerçek bir adamdır,sıkıdır, serttir ve korkusuzca yaşar. Yazarken de öyledir. Cümleler bir araya geldiğinde tek tek ifade ettiği anlamlardan çok daha fazlasını ifade eder. Hemingway’i okumak onu tanıma arzusu doğurur ki bu gerçekten çok ender karşılaşılır bir meziyettir.
Onun kitaplarını okumaktansa karşılıklı oturup iki tek atmak istersiniz. Tepkisel bir dürtüdür bu, içten gelir pek de öyle kolayca karşı konulamaz.Onu okumak lezzetli bir yemeğin kokusunu almak gibidir. Tadını almak istersiniz ancak onun için okumak yetmez yaşamak gerekir. Hemingway sizi yaşamaya davet eder. Ustalıkla yapar bunu. Sizi içine çeker ve yalın dünyasında hapseder. O, güçlü karakterleri sever, onları yazmayı da onlar gibi yaşamayı da… Umursamazdır, tuttuğunu kopartır ve baş kaldırır. Her zaman böyledir. Onu okurken onun için yaşayabilmenin başka bir yolunun olmadığını çok iyi anlarsınız.
Gül bahçesi vaat etmez, hayatın mücadelesinden korkup kaçıp köşeye saklanıp yenilgiyi kabul ederek inzivaya çekilmeyi hazmedemez, aşırı tutkulu olup nesnelere ve kişilere abartılı anlamlar yüklemeyi yadırgar. Dövüşmeyi sever, rekabeti de ancak sonucundan değil süreçten aldığı bir hazla yapar bunu. İyi dövüşür Hemingway, sıkı boksördür ve okurken bir şekilde midenizdeki kasılmalardan zaten bunu hissedersiniz.
Erkektir, dili erildir ancak ilkel bir maçoluk göremezsiniz. Erkekçe yazar çünkü öyledir, başka türlü yazamaz, eğreti durur. Tanıdıkça demlenen uyarıcı satırları vardır Hemingway’in. Alıp bir çırpıda okumak gerekir. Üzerine kafa yormak değil, hissetmek gerekir. Hemingway asla öyle bir iddiası olmasa da size yaşamasını öğretebilir. Saçmalıklarınızla yüzleşmenizi sağlar. Size gerçek hayatlar sunar. Romantik vaatler ve hayal ürünü sahte kahramanlıklarla laf ebeliği yapmaz. Yumuşacık uslubuyla betona çivi çakar gibi çakar kelimelerinizi ve herhangi bir romanını bitirdikten sonra en azından bir müddet koltuğunuzda oturmaya devam etmek isteyebilirsiniz.
Saçma vaatlerden ve gerçeküstü reçetelerden uzak yazar. Yaşamadan yazmaz ve bunu iliklerinizde hissedersiniz. Olağanüstü gücü karşısında ezilmeden dik durabilmek çok zordur ve her seferinde yine onun galip geleceğini bile bile okur durusunuz.
Hemingway’in her kitabı aynı sert tesiri yaratır ancak Güneş De Doğar bir yönüyle diğerlerinden ayrılır. Bu sefer karakterlerin boğuşması gereken havşi hayvanlar veya faşistler yoktur. Mücadele edilerek yenilecek şeyler yoktur bu ilk kitabında. Tek düşman karakterlerin kendileridir. İnsanın en kadim ve en amansız düşmanı… Kendileriyle savaşan ve sürekli çelişen bir avuç hergelenin oradan oraya sürüklenen sıradan ve kaotik yaşamıdır Güneş De Doğar. Bunu süslemez, yüceltmez, özendirmez. Kendinizle yüzleşmeye hazır olmadan okumayınız…
281 syf.
·8/10
Doğar inşallah ne diyeyim:D ihtiyar balıkçıdan sonra üzgünüm dostum ama beni tatmin etmedi hiç. Çünkü sıkıldım biraz.. Çok heyecanlanmadım spoiler vermek istemem lakin başlık sizi yanıltmasın bence gerçi zaten kötü bir jenerasyonun yansımasını gördüm ve yazar da umut etmek istiyor bence belki de ondan böyle dedi. Zira vasatlık gördüm ve de kopukluk. Yahu savaş görmüş adamlardan bahsediyoruz ki Hemingway'in kendisi de öyle yani insan ne yaparsa yapsın bazı şeyleri atamıyor kafasından. Ölüm ne demek adamlar onu bizzat izliyorlar tanık oluyorlar insan mesela bundan ne kadar eğlence duyabilir? Mesela kendimi orda hayal ettim ve bana hiç de bayram havası vermedi ama kültür olarak benimsemiş gerçi adamlar :D bilemiyorum bana doğru gelmiyor hayvanların eğlence ve kültür amaçlı öldürülmesi.
Her neyse bunun dışında evde çok oturan biriyseniz bol bol gezeceksiniz bu en sevdiğim tarafı oldu. Hele Harris'le balık tutmaları falan. Biraz On The Road kitabını hatırlattı bana. Ordan oraya gitmek bazen amaçsızca gezmek de gerek bence :)) yani rüzgarı takip etmek bu da böyle bir dönemi içeriyor. Bilemedim güzel tarafları var dediğim gibi ama biraz sıkıcı geldi :) Olsun Hemingway'cim sana saygım sonsuz bir dahakine inşallah yeniden aşık olacağım.
Not: Çok akıcı bir oturusta çabuk çabuk okuyabileceginiz kolay anlaşılır bir dili var.
240 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Yazarın 1926 yılında yayımlanmış  ilk kitabı. Ve roman sinemaya da aktarılmış. Amerikalı romancı, kısa-hikâyeci ve gazeteci olan Hemingway Nobel Edebiyat ödülü ve Pulitzer ödülünü almış,  Amerikan edebiyatının başyapıtlarından kabul ediliyor çoğu eseri.
Okuduğum kitaba gelecek olursak ; roman Jake, Robert, Make, Bill ve Brett isimli karakterlerin Fransa'dan başlayıp İspanya'ya kadar uzanan yolculukları kaleme alınmış. Ama ne yolculuk...
Savaş sonrası değer yargıları yiten, değişen yaşamları birbirine benzeyen karakterler...
Yaşadıkları duygusal çöküntü sonucu amaçsız, oraya buraya savrulan hayatlar...
Ve kitabın yarısı karakterlerimizin İspanya'da izlemeye gittikleri  boğa güreşlerini anlatıyor. ( İnsanların kendi zevkleri uğruna hayvanlara bu şekilde eziyet etmelerine karşıyım.)
Neyse benden bu kadar.
Sağlıcakla ve kitapla kalın
240 syf.
·4 günde·6/10
Kitap kafamı karıştırdı aslında. Benim için bir kitapta temel olan şey psikolojik tahliller ve betimlemeler-her çeşidinden- ve beni yorması bana kitabın bitiminde bir şeyler kazandırmasıdır. Ama bu kitapta bunlar yok. anlatıcı ile birlikte bir yolculuğa çıkıyorsunuz ve yolculuğun sonunda anlıyorsunuz ki bir edebi eserin sizi etkilemesi için çok müthiş bir konuya ya da ağdalı cümlelere ihtiyacı yoktur. Can alıcı nokta sizin ve anlatıcının yaşanmışlıkları, ortak payda bu.. Kitap okumayı içsel bir süreç haline getiren de bu.. ne derler bilirsiniz, bir kitabın kaderi onu okuyanın zekasına bağlıdır...
240 syf.
·Beğendi·5/10
Ernest Hemingway
.
Fiesta .
🖇 Amerikalı yazıçı olan Ernest Hemingwayın həm həyatı, həm də əsərləri mənə çox maraqlı gəlir. Qəribə taleyi olan bu yazarın yaradıcılığı dəfələrlə həm yüksəliş həm də tənəzzül yaşayıb. Bəlkə buna görə də bu əsərini sevə bilmədim. “Qoca və dəniz” əsərindən sonra oxuduğum bu əsər mənimçün xəyal qırıqlığı oldu. Digər adı “Günəş doğur” adlanan bu kitab mənə görə vaxt itkisindən başqa bir şey deyildi. Sadəcə olaraq yarımçıq qoymamaq üçün, bəlkə sonlarda nəsə dəyişiklik olar deyə oxumağa davam etdim. Mütləq oxunulacaq kitablardan deyil mənə görə.
.
🖇 Fiesta nədir? Nədən bəhs edir? Deməli əsər bir neçə dostun dincəlmək üçün öküz döyüşləri adlanan festivala (fiesta) getməsi və oradakı hadisələrdən bəhs edir. Baş qəhrəmanlarımız Ceyk və Bretdir. Bret obrazını heeeç sevmədim. Deməli əsərdə Bretə demək olar ki, kişilər valeh olur Bret isə heç kəsin könlündə arzusunu qoymur)) üç dost bu qadın uğrunda mübarizə aparır. Bir sözlə yüngül əxlaqlı qadın obrazı yaradıb burada Ernest ona görə də sevə bilmədim. Bu qadına görə illərin dostları bir birinə qarşı düşmən olmağa belə hazırdır. Amma buna baxmayaraq Bret də heç xoşbəxt deyil. Ceyki sevsə də o belə onu qane etmir. Bir sözlə nə istədiyini bilməyən bir obraz.. sonu nə olur bəs?? Sonluq bir heç..
240 syf.
·7 günde·4/10
Bu kitabı yaklaşık 2-3 hafta önce edebiyat öğretmeninin zorunlu olarak okuttuğu kitaplardan biri olarak okudum. Hemingway'in kitabı diye sevinmiştim ama açıkçası beğenmedim. Kurgu olarak zaten öncesinde okuduğum kitapların yanından bile geçemeyecek kadar aciz ve başarısızdı. Öte yandan konusunu ya da ana fikrini belirlemekte zorluk çektim çünkü anlatılanlarla bir ana fikir oluşturmak çok zordu. Zannediyorum ki savaşın insan psikolojisi üzerinde etkisini anlatmaya çalışıyor fakat emin olunuz ki bu sonucu ancak internette bir yerlerden okuyunca belki çıkarabilirsiniz. Yoksa kitabı okuyup da zaten bir sonuca varmak pek mümkün gözükmüyor.

Gerek sayfaların boyu açısından gerekse okuma açısından kolay ama anlaşılması zor bir kitaptı. Kitapta tek başarılı bulduğum unsur dağ, taş betimlemeleriydi ve hakikaten kendinizi İspanya'daymış gibi hissediyordunuz. Ortada birbirinden bağlantısız bir çok olay var, bir çok karakter var ve bu bağlantısızlık hocanın derste dediği üzere romanda teknik bir kusur olsa gerek.
240 syf.
Hemingway le tanışma kitabımdı.
Yazarında ilk romanıymıs kendisi.
Sade, akıcı bir dil var. Çok basit sozcukler ve çok basit söylemlerle vurucu hareketler yapıyor.
Adamdan ağır aforizmalar , süslü cumleler bekliyorsunuz aslında koskoca Hemingway degil mi sonucta. Ama yok. Kitap boyunca bir yolculuktasınız. Ama hiç ara vermeden yolculugu tamamliyorsunuz.
Bir konusuna da gelelim artık Birinci Dünya Savaşı' ndan etkilenen bir grup insanın kendini arayışı, yasadigi bohem hayat ve olaylardan ibaret. Yolculugumuz Fransa' da basliyor Ispanya' ya kadar uzanıyor. Her karakter ayrı ayrı siz oluyorsunuz.
240 syf.
"Emin olun efendim, ünvanın insana hiç faydası yoktur. Tersine çoğu vakit pahalıya mal olur."

Kitabı itiraf etmeliyim ki, biraz sıkılarak okudum. Altı çizilecek sözler dışında ne hikaye ne de tarz beni çok etkilemedi.
Yazarın “İhtiyar Balıkçı ve Deniz” kitabını çok ama çok beğenmiştim. Ama bu kitapta benzer bir duygu yoğunluğu yaşayamadım...
Bu arada Çanlar Kimin İçin Çalıyor isimli kitabı da bana biraz takibi zor gelmişti...
240 syf.
·5/10
Hemingway'i daha önce hiç okumamıştım ve sanırım bir daha da okumayacağım. Kitabın dili ağır değildi ama içine almadı beni. Her karakteri biraz rahatsız ediciydi, boğa güreşleri de öyle.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güneş de Doğar
Alt başlık:
Bütün Eserleri 8
Baskı tarihi:
Ocak 2009
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752202801
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Sun Also Rises
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Aşklarındaki, yaşamlarındaki düş kırıklıklarını eğlenerek, bohem hayatı yaşayarak ve başka mutluluklar arayarak unutmaya çalışan insanları anlatan Hemingway, yaşamı, ister av, ister savaş alanında, isterse arenada, düş kırıklıklarıyla dolu bir savaş gibi algılar. Yaşadıklarına gözlemlerini de katınca her biri ötekinden güzel, inandırıcı ve dünyanın dört bir yanındaki okuyucuya seslenen dev yapıtlar ortaya çıkar. 

Kitabı okuyanlar 447 okur

  • Alperen Kağan Simsek
  • Iş
  • Kani Önk
  • Ahmet Koç
  • Şahin Akkuş
  • Büşra
  • Kader Haran Taşpınar
  • Ilknur Subaşı
  • Ömer Aytaç Aykaç
  • Hale Atalardin Zengin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.1
14-17 Yaş
%6.1
18-24 Yaş
%12.2
25-34 Yaş
%36.7
35-44 Yaş
%20.4
45-54 Yaş
%14.3
55-64 Yaş
%6.1
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.8
Erkek
%52.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.4 (15)
9
%11.8 (17)
8
%10.4 (15)
7
%19.4 (28)
6
%10.4 (15)
5
%12.5 (18)
4
%6.9 (10)
3
%1.4 (2)
2
%2.8 (4)
1
%0.7 (1)