Güneş Topla Benim İçin (Toplu Şiirler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.921
Gösterim
Adı:
Güneş Topla Benim İçin
Alt başlık:
Toplu Şiirler
Baskı tarihi:
Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059018135
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Islık Yayınları
Seheryeli çık dağlara
Güneş topla benim için
Haber ilet dört diyara
Güneş topla benim için

Umutların arasından
Kirpiklerin karasından
Döşte bıçak yarasından
Güneş topla benim için

Yazdan kıştan ilkbahardan
Mahpuslarda dört duvardan
Doludizgin sevdalardan
Güneş topla benim için

Seheryeli yar gözünden
Havadaki kuş izinden
Geceleyin gökyüzünden
Güneş topla benim için
360 syf.
·690 günde·Beğendi·7/10 puan
Ülkü Tamer’i çoğumuz “Güneş Topla Benim İçin” şiirinden tanırız.
Ama o aslında pek çok şiirini her gün onlarca kez şarkı olarak dinlediğimiz bir şairimizdir. Zulme ve zalime başkaldırı niteliğindeki bu şarkıları da çoğunlukla Ahmet Kaya ile Zülfü Livaneli söylüyor.
Yüz yıldır faşizm altında ezilen bir toplumun şairi elbette mahpuslardan, kurşundan, kamadan, yoksulluktan, özgürlüklerden bahsedecek.
O da öyle yapıyor ve AĞIT, ÜŞÜR ÖLÜM BİLE, HARİTA, KIRDA VURULANLARIN TÜRKÜSÜ, MAYIN TARLASINDA MANİLER, SEVGİNİN ARDINDAN, GETİR BANA, SARAR SENİ, BU DAĞLARDA SESİM DURUR, GÜL DİKENİ, N'EDEYİM, GÜN SONU ve daha nice, en az Güneş Topla Benim İçin kadar güzel, anlamlı şiirler yazıyor.
Ülkü Tamer’in neden bir Nazım Hikmet, Orhan Veli, Cahit Sıtkı, Tarancı kadar tanınmadığına gelince, kitabın özellikle ilk iki yüz sayfasında yazılanların şiir olmadığı kesin. Peki, “düz yazı mı” derseniz, öyle olduğunu söylemek te çok zor. Zira bu yazılarda bir anlam bütünlüğü ve tutarlılık da yok maalesef. Hani “Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı” şeklinde söylenen bir deyimimiz var ya, işte tam da böyle, o söz konusu yazılar.
Cahit Zarifoğlu’nun Yedi Güzel Adam kitabını anladığını zannedenler olduğu gibi bir gün belki de Ülkü Tamer’in bu tutarsız, anlamsız, sinir bozucu yazılarını da anlayanlar veya anladığını zannedenler, ya da anlamış gibi yapanlar çıkabilir ama benim için bunlara katlanmak oldukça zor ve sinir bozucuydu.
Fakat kitabın sonlarına doğru art arda gelen, hazzına doyulmaz şiirler için, bu kadar zahmete değdi doğrusu.
Okuyarak kalın.
360 syf.
·10/10 puan
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten

iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen…

Ülkü Tamer’in ‘Konuşma’ şiiri üzerine bugüne kadar birçok yorum yapıldı. Bazen anlamsız, bazen anlamlı ve birçok kez de saçma bulunan bu şiir üzerine kendimce bazı notlar ekleyip sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabii ki söylediklerim öznel bir değerlendirmedir ve kesinlikle doğrudur diye bir iddiam asla yoktur.

Şiiri incelemeden önce, Ülkü Tamer’in neden böyle bir şiir yazdığını anlamak için biraz hayatına bakmak gerekir. Şairliğinin yanı sıra birçok çeviri ve editörlük vazifesi yapmış olan Ülkü Tamer, geriye bırakmış olduğu kocaman kocaman kitaplar vardır. Bugün genç neslin bayılarak okuduğu ‘Harry Potter’ kitabının ilk çevirisini Ülkü Tamer yapmıştır. Bu kitap çok fazla popüler olduğu için örnek verdim. Edebiyatımıza kazandırdığı harika eserlere bakmayı size bırakıyorum. Şair, çevirmen, yazar, editör gibi sıfatları kendisinde toplamış bir insandır.

İkinci Yenicilerin önde gelen isimleri arasında yerine alan Ülkü Tamer, kendine özgü imgeleriyle, ironileriyle ve sade cümleleriyle karşımıza çıkar. 1950’lerin ortasına gelindiğinde ilk şiirleriyle edebiyat camiasında yerini alır. 1986 yılına kadar 7 şiir kitabı çıkartır, tarihler 1986 yılını gösterdiğinde bütün şiirlerini: ‘Yanardağın Üstündeki Kuş’ adlı kitabında toplar. 1982 yılında ‘Çağdaş Latin Amerika Şiiri Ontolojisi’ kitabını yazarak, bu kitapta 50 Latin Amerikalı şairi ve şiirlerini inceler. Belki de Konuşma şiirini kurgularken onlardan esinlenmiştir.

1) aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,: Zenci kavramı bana her zaman, dizi ve filmlerde insanlara dayatılan klasikleşmiş ‘Şişman Zenci’yi hatırlatır. Aslında tarihe baktığımızda Zenci kavramı hep; ezilmiş ve köle olarak kullanılmış insanlar topluluğu olarak çıkar. Ülkü Tamer’in şiire böyle girmesinin sebebi ise, özellikle Amerika’da yaşanan ırkçı tutumlara tepki olarak ele aldığını düşünüyorum. Çünkü şairin yaşadığı dönemde bu tarz olaylar toplum içerisinde bir hayli fazla görülmekteydi. Ki bu şiirin yazıldığı dönem aynı zamanda Marvel Dünyasının yaratıcısı Stan Lee’nin de, Marvel Karakterlerini tasarlarken, yine ucube olarak görülen zencilerden yola çıkarak esinlenmiştir. Sinema dünyasının bu karakterleri, taşıdığı özelliklerden dolayı, toplum tarafından dışlanmışlardır. Onlar ucubedir. Tıpkı Zenciler gibi… İşte yıllardır insanların kafasına yerleştirilen Zenci kavramı da: Sürekli yemek yiyen, şişman, işe yaramaz, köle ve korkak bir tip olarak bizlere gösterilmiştir. Bu satırlarda da, zencilerin durumuna dikkat çekmek için özellikle 100 kiloluk bir zencinin seçilmesi tesadüf değildir. Ayrıca 100 kiloluk bir zenci kendini öldürmek için neden asmak zahmetinde bulunuyor. Silahla da öldürebilir tek seferde. İşte bu nokta işin biraz ironisidir. Çünkü zenci kendini silahla öldürme yerine, iple asmak istemesinin nedeni; belki de ip ağırlığına dayanamayıp kopabilirdi, yani yaşamak için küçük bir ihtimaldi ama umut son ana kadar her zaman vardır.

2)üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten; Buradaki kümesi toplum olarak yorumlamak doğru olabilir. Tavuklar, kendi kümesinde istemedikleri diğer tavukları her daim dışlarlar. Bizim zencimiz de toplum tarafından dışlanmıştır. Bir gece vakti o kümesin yani toplumun içinde kendini asıyor ama kimseden ses çıkmıyor. Eğer o tavuğun ölmesini istemeselerdi, o zaman kümesin içerisinde kıyametler kopardı. Zencimizin iple asmak istemesinin bir nedeni de budur. Belki de birileri çıkıp kurtarmak isteyebilir…

3) ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten: Bu iki dizeyi beraber değerlendirmek yerinde olacaktır. Sürekli olarak ezilmiş ve hor görülmüş bir topluluğun insanı olan zenci, hayat öğrenciliğinde diğer insanlarda daha çok çalışması ve çabalaması gerekirken, tam tersine öğrencilikte vasat durumda. Birde buna ek olarak herkesten şişman. Yani anlatıcı, intihar eden bu zenci üzerinden bir uyarı yapıyor: Neden kalkıp bir şey yapmıyorsunuz diye…

4) iyi nişan alırdı kendini asan zenci,: Bu dize iki anlama gelebilir: Aslında hayatta istese her işi nokta atışı yaparak halledebilecek bir insan ama yapmıyor. Diğer yandan yine ilk satırlara bir gönderme var: Zencimiz somut anlamıyla iyi nişan alabilen biriydi, ama nişan alıp kendini öldürmek yerine astı.

5) bira içmez ağlardı, babası değirmenci,: İçki kültürüm olmadığı için maalesef bu satırlarda tam olarak ne anlatılmış çıkaramadım. Ama aklıma şöyle bir durum geldi: Bildiğimiz üzere bira tahıl ürünlerinden yapılan bir içki. Babası değirmenci olan bu zencimizin, tahıl ürünlerine ulaşıp bira yapma imkanı var. Yani alkole ulaşıp, biraz içerek, aslında bir nebze olsa kafayı dağıtıp ve dertlerini unutabilir. Ama bunu yapmak yerine tam tersine haline ağlayıp sızlanıyor…

6) sizden iyi olmasın, boşanmada birinci: Zencimiz, hayatında neye elini atsa hep başarısız olmuş. Bu başarısızlıklardan birisi de evlilik meselesi. Yani defalarca evlenip, birey olmaktan kurtularak toplum içerisine karışmaya çalışmış. Lakin bunda da başarılı olamamış. Toplum bireyi asla sevmez. Çünkü bir kişinin toplumsal çarka yaptığı katkı ile aile olup yapmış olduğu katkı arasında dağlar vardır. Bu yüzden toplum, bireyin evlenmesini ve kurduğu ailesiyle birlikte dönen toplumsal çarka katkı yapması beklenir. Maalesef zencimiz bu konuda başarılı olamadığı için hepten dışlanmış durumda.

7) çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen: Anlatıcı, yani şair burada zenciye teklifte bulunuyor. Zencinin bu durumu canını çok sıkmış olmalı ki, gel kuş vuralım diyor. Peki neden kuş vuralım demiş. Öncelikle kuş barışın ve özgürlüğün simgesidir. Ama zencinin içinde bulunduğu durumda ne barış vardır ne de özgürlük. O zaman insanların bir imge olarak seçtiği bu kuş neye yarar, vuralım gitsin dendiğini düşünüyorum. Bir başka nokta ise, erkek çocukların küçükken yapmaktan en çok mutluluk duyduğu konu: Sapanla avlanıp kuş vurmaktır. Bu ilkel bir dürtüdür aynı zamanda. Peki neden buna çağrışım yapıldı? Her insan, yaş ilerledikçe çocukluğuna özlem duyar. Şair burada zencimize: Gel kardeşim büyümek sana göre değil, biz en iyisi çocuklukta kalıp en büyük eğlencemiz olan kuş avlamaya gidelim diyor. Ama geçmiş asla geri gelmez, kendi içinde çelişki ve ironi barındıran cümlelerin sonuncusudur.

Belki de bu yazdıklarım tamamen uydurma ve saçmadır. İmkanımız olsaydı da Ülkü Tamer’den dinleyebilseydik bu şiirin hikâyesini.
Son olarak:
- Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine… (Sezai Karakoç-Mona Roza)
Kadın ölür, yeniden saçlarına üşüşür kalabalık;
uykusundan iki kişinin başlattığı eski bir karanlığa azalır,
ölmekten hiç bıkılmayan çağlar geçer gölgesinden.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güneş Topla Benim İçin
Alt başlık:
Toplu Şiirler
Baskı tarihi:
Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059018135
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Islık Yayınları
Seheryeli çık dağlara
Güneş topla benim için
Haber ilet dört diyara
Güneş topla benim için

Umutların arasından
Kirpiklerin karasından
Döşte bıçak yarasından
Güneş topla benim için

Yazdan kıştan ilkbahardan
Mahpuslarda dört duvardan
Doludizgin sevdalardan
Güneş topla benim için

Seheryeli yar gözünden
Havadaki kuş izinden
Geceleyin gökyüzünden
Güneş topla benim için

Kitabı okuyanlar 116 okur

  • Kader Kemeç
  • Burak
  • Gülşen
  • 404notfound
  • Akın Yırtıcı
  • Engin
  • Duru Dalkıran
  • Razmuhi
  • Edebiyat Sokağı
  • s

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.5 (17)
9
%12.5 (5)
8
%15 (6)
7
%17.5 (7)
6
%7.5 (3)
5
%5 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0