Geri Bildirim

Güneşe Dön YüzünüAyşe Kulin

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.145
Gösterim
Adı:
Güneşe Dön Yüzünü
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
82
ISBN:
9789752892521
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
Sami Bey’in ruhu bana mısın demiyordu ipil ipil yağan yağmura. Bir Fatih’e iniyor, bir gençliğine gidip Kumkapı sahillerinden karpuz kabuklarının yüzdüğü kristal denize atıyordu kendini, bir Perşembe Pazarı’ndaki hurdacı dükkânına, yeni yeni para kazanmaya başladığı günlere dönüyordu. Ama en büyük huzuru ilk karısının yanına vardığında duyuyordu. Önünde dilimlenmiş domatesi, kavunu, beyaz peyniri, karşısında yokluğuna alışamadığı ilk aşkı, karısı, buğulu ılık sesiyle ‘koklasam saçlarını bu gece taa fecre kadar’ı okuyordu… Çocuklarının doğumu… onları Florya’ya denize sokmaya götürdükleri günler… okula başlayışları… sonra bir hançer saplanıyordu göğsüne, karısının tabutunun arkasından yürüyordu ağır ağır. Gözyaşları sel gibi düşüyordu yanaklarına.

Güneşe Dön Yüzünü 1940’lardan 80’lere Türkiye’nin panoramasını çiziyor...
40 lı yıllardan 40 yıla uzayan periyotlar da, anlatılan ilk hikayeler..
. Bir bayan yazarın o zarif anlak ve kaleminden harikalar dökülerek anlatılan küçük kitapçık.
zevke okunacak bir ilk yapıt.
Tavsiye edilir...
Farklı öyküler ile farklı dönemleri anlatan bir kitap .Çok içine çekemedi beni .

Benzer kitaplar

okunmaya değer acemilik dönemi bi yapıt kısa hikayelerden oluşan kitap çok akıcı sayılmasada yakın tarih olaylarını güzel bi anlatımla hikayelendirmiş....
Eğer Ayşe Kulin'in kendi biyografisini yazdığı kitap serisini okuduysanız burada yer alan tüm öykülerin kendi yaşadığı olaylar olduğunu göreceksiniz. Çok ince okuması kolay bir kitap.
Kitabın içinde birbirinden güzel 9 öykü var. İlk iki öyküsünde bir dörtlemesininden izler var. O dörtlemeyi okuduysanız ne demek istediğimi anlarsınız. İlk öykü o dörtlemenin taslakları diye düşünüyorum.
Kitabın beşinci öyküsü kitabın en güzel öykülerinden biri. Sosyete dünyasının görünmeyen karanlık yüzünü çok güzel özetlemiş.
Kitabın 7. Ve 8. Öyküsünde yazar büyülü gerçekçi öykü yazmaya çalışmış çok güzel olmuş.
Son öykü... bizler reklamları ve dizileri izliyoruz ne zorluklarla çekildiğini kamera arkasında neler yaşanıyor bilmiyoruz. Kamera arkasında olanları çok güzel anlatmış.
Keşke Ayşe kulin melo hanım'ı ve sami beyi anlatan roman yazsa... Bu kitap yazarın ilk kitabı. Yazar -sade ve akıcı- kolay okunan bir dil kullanağını ilk kitabından belli etmiş. Ayşe kulin su gibi. Yazar bu kitabını parayla bastırmış.
Lisede sınav da çıkacak diye zorla okutturmuşlardı, o kadar iticiydi ki 80 sayfalık kitabı ancak 1 haftada bitirebildim.Lafın kısası o kadar dünya klasiği varken zaman ayrılacak bir kitap değil 10/1 (yazma zahmetine girdiği için)
Bir çırpıda okunan, akıcı, dokuz öyküden oluşan güzel bir kitap. Özellikle sembolik ifadeler ve kişileştirme ile konuşturma sanatları etkileyiciydi. 1940'lı yılların Cumhuriyet'in yenilikçi ruhunun hissedildiği hikayelerden itibaren 1980'lerin sonuna doğru kendine ve topluma yabancılaşmış, kutuplaşmış ve sonradan görmelik kokan hikayeleri takip etmek keyifliydi. Metaforlardan vitrin mankenlerinin ve Açelya ile fesleğenin diyalogları hoş bir tat bırakıyor okurken insanda. Kulin'in Atatürkçü bakış açısı hissediliyor kitabın ruhunda da.
Keyifli okumalar...
bir yaşanmışlık, bir birikmişlik, bir günlerin, anların tortusu, açık pencereden odaya akan mahallenin sesi kıvamında bir anlatım, gün'den koparıp götüren bir akış...
güzeldi...
saçmaydı. sadece "bozkırda susuz büyük çiçek" ve "bir çekim günü" adlı hikayeleri anladım ve beğendim...
kısa ama üzerine düşünülmesi gereken bazen sizi elinizden tutup çok farklı dünyaların içine sokan ve orada çok uzun süre kalmanıza izin vermeden siz bambaşka bir dünyaya bambaşka bir hayata sürükleyen hikayeler zinciri.
" Çiçekleri yolup durma, " dedi babası, bozkırda susuz büyür çiçek ve kısadır ömrü. Kıymetini bilmek gerek. Gözlerinle sev, koparma sakın.
"Çiçekleri yolup durma," dedi babası, "bozkırda susuz büyür çiçek ve kısadır ömrü. Kıymetini bilmek gerek. Gözlerinle sev, koparma sakın."
Ayşe Kulin
Sayfa 13 - Everest Yayınları 17.Basım Mayıs 2014 / "Bozkırda Susuz Büyük Çiçek" adlı öyküden
'Kokteyl' sözcüğünü doğru telaffuz etmeyi öğrenebilmişti nihayet ama, Allah'ı var aslında hiç sevmiyordu bir elinde içki bardağı, öyle saatlerce dikilip ahkâm kesmeyi, tepside dolaşan muzur yiyeceklerden atıştırmayı. Ayaklarına kara sular iniyor, midesine gaz oturuyordu. Ama ne çare ki yaşamın icaplarındandı bu da.
Ayşe Kulin
Sayfa 53 - Everest Yayınları 17.Basım Mayıs 2014 / "Sami Bey'in Ruhu" adlı öyküden
"Savaş çoktan bitti kızım ,"dedi yavaşça, "unut mekkare arabalarını. Her şey çok güzel olacak."
Ne sevinci, ne hayatı, ne eğlencesi para yok ki diyorsanız eğer ve eğlenmek için paranın gerekliliğine bu kadar inanıyorsanız, emin olun paranız olduğunda da eğlenemezsiniz, para eğlenmeyi çeşitlendirir sadece ama eğlenceyi yaratamaz, öpüşmek parayla değil, şarkı mırıldanmak parayla değil, acaba o şimdi ne yapıyor diye düşünmek parayla değil, tv'de iyi bir film seyretmek parayla değil, sizin için demlenmiş bir bardak çayı, bu benim için yapıldı diye neredeyse gururla alıp, bardağı ince belinden sıkıca kavrayıp içmek parayla değil.
"Çiçekleri yolup durma," dedi babası, "bozkırda susuz büyür çiçek ve kısadır ömrü. Kıymetini bilmek gerek. Gözlerinle sev, koparma sakın."
Devrimci geçinmenin sayısız yararları vardır. Akıl, onur, mertlik, ülkenin kurtuluşu devrimcilerin tekelindedir
Ayşe Kulin
Sayfa 71 - Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güneşe Dön Yüzünü
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
82
ISBN:
9789752892521
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
Sami Bey’in ruhu bana mısın demiyordu ipil ipil yağan yağmura. Bir Fatih’e iniyor, bir gençliğine gidip Kumkapı sahillerinden karpuz kabuklarının yüzdüğü kristal denize atıyordu kendini, bir Perşembe Pazarı’ndaki hurdacı dükkânına, yeni yeni para kazanmaya başladığı günlere dönüyordu. Ama en büyük huzuru ilk karısının yanına vardığında duyuyordu. Önünde dilimlenmiş domatesi, kavunu, beyaz peyniri, karşısında yokluğuna alışamadığı ilk aşkı, karısı, buğulu ılık sesiyle ‘koklasam saçlarını bu gece taa fecre kadar’ı okuyordu… Çocuklarının doğumu… onları Florya’ya denize sokmaya götürdükleri günler… okula başlayışları… sonra bir hançer saplanıyordu göğsüne, karısının tabutunun arkasından yürüyordu ağır ağır. Gözyaşları sel gibi düşüyordu yanaklarına.

Güneşe Dön Yüzünü 1940’lardan 80’lere Türkiye’nin panoramasını çiziyor...

Kitabı okuyanlar 173 okur

  • hayatkozmosu
  • Rosalind farjad
  • Mavi 1919
  • Merve Ülker
  • Meryem
  • Hüseyin Sabuncu
  • erdalertan
  • Mehmet Afartoman
  • B.Ümit Güzelbey
  • Oku

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.7
14-17 Yaş
%2.5
18-24 Yaş
%6.8
25-34 Yaş
%28
35-44 Yaş
%37.3
45-54 Yaş
%18.6
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80.3
Erkek
%19.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.3 (4)
9
%7.7 (3)
8
%17.9 (7)
7
%28.2 (11)
6
%10.3 (4)
5
%12.8 (5)
4
%5.1 (2)
3
%5.1 (2)
2
%0
1
%2.6 (1)