·
Okunma
·
Beğeni
·
15.829
Gösterim
Adı:
Güneşi uyandıralım
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Güneşi Uyandıralım
Güneşi Uyandıralım
Güneşi uyandıralım
“José Mauro De Vasconcelos” “Güneşi Uyandıralım” kitabı ile tekrar karşımıza “Zeze” karakterini çıkarıyor. Zeze yine bildiğimiz Zeze… Devasa bir hayal gücü... (Hayal gücü o kadar yüksek ki bazen hayal ettikleri şeyleri okurken karıştırabiliyorsunuz.) Yine hüzünlü bir Zeze… Yine yaşamdan bıkmış bir Zeze… Ve yine umut dolu bir Zeze… “Şeker Portakalı” ile çocukluk dönemini okuduğumuz Zeze’nin şimdi ise ergenlik çağındaki yaşamını okuyoruz. Şeker Portakalı’nda olan yaramazlıklar, komiklikler ve hayaller yine burada da var. Kitabın ilk 50 saylayasına gelene kadar size aynen Şeker Portakalı tadını veriyor. Fakat sayfalar ilerledikçe nedendir bilmiyorum, o tattan uzaklaşmaya başlıyorsunuz. (Muhtemelen Zeze’nin yaşından dolayı yaptığı yaramazlıkların sayısının azalması ve büyüdüğü için hayal dünyasının temel taşlarını yavaş yavaş terk etmesi olabilir. ) Yani eğer oran verecek olursak içindeki “Şeker Portakalı” tadı yüzde 70’lerde diyebiliriz. Ben kesinlikle Şeker Portakalını okuyan herkese aynı zamanda serinin diğer kitaplarını da tavsiye ediyorum. Her ne kadar geri kalan iki kitapta Şeker Portakalı kadar kaliteli olmasa bile. Tek başlarına dünya sırlamasına girebilecek eserler. “Güneşi Uyandıralım” kitabı da böyle çok kaliteli ve akıcı bir eser olmuş. “Güneşi Uyandıralım” ile “Şeker Portakalı”nın arasındaki farklara bakarsak: Zeze kendi ailesinden alınıp farklı bir aileye veriliyor. ( Kendi ailesinden çok fazla şiddet gördüğü ve mutlu olmadığı için aslında durumundan memnun görünüyor.) Fakat Zeze bu ailede yine istediği sevgiyi göremiyor. Her zaman dediği gibi sevgisiz yaşanmaz ki. Zeze zaten yaşamak istemiyor. Aradığı şey tekrar sevgi oluyor. Sevgiyi aradığı için tekrar hayal dünyasını zenginleştirmeye başlıyor. Gerçek hayatta bulmadığı sevgileri kendi dünyasında kurmaya başlıyor. Siz de hemen o dünyaya girmeye başlıyorsunuz. Yeni arkadaşlarımız karşımıza çıkıyor. Kurbağa, Dadada, Maurice Chevalier, Fayolle…
Yeni Arkadaşlarımız ve yeni çevremiz; aynı hayal dünyamız ve Zeze… Keyifli okumalar.
Harika bir kitap hüzün dolu şeker portakalindan aldığım hazzı aldım bunda da .
Zeze yine afacan ve bir o kadar duygusal benim gibi :) gözyaşları hiç eksilmiyor gözlerinden .

Evlatlık olarak bir aileye veriliyor Zeze ve orda kendini hep mutsuz hissediyor eski ailesini hatirliyor onu en çok seven godia ablasını babasini babasıyla arasında geçen duygusal anlari .

Bir kurbağayla tanışıyor Zeze ve adını Adam koyuyor ve adam onun yüreğine giriyor ve zezenin yüreğini yiyor önce adam sonra zezenin yüreği oluyor .
Zeze tam bir ergen . Bir sorgu ,bir isyan içinde .
Rahip Fayolle, Maurice ve Adam büyütüyor onun güzel yüreğini ve Güneşi uyandırıyorlar birlikte.

Her satırı duygu dolu bir kitap .
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.429 Oy)19.194 beğeni43.789 okunma3.059 alıntı184.692 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.792 Oy)13.518 beğeni34.837 okunma3.465 alıntı147.407 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.962 Oy)8.932 beğeni26.550 okunma2.713 alıntı115.968 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.623 Oy)8.899 beğeni28.971 okunma864 alıntı140.888 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.760 Oy)11.505 beğeni28.701 okunma1.620 alıntı150.393 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.364 Oy)9.329 beğeni25.917 okunma1.862 alıntı119.976 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.514 Oy)8.110 beğeni23.001 okunma853 alıntı90.784 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.706 Oy)5.807 beğeni19.847 okunma845 alıntı102.222 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.627 Oy)9.128 beğeni25.564 okunma1.594 alıntı128.283 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.073 Oy)6.421 beğeni16.977 okunma2.787 alıntı86.830 gösterim
“Mutlu olmak dedikleri ne? Kim bilir? Mutluluk zaman gibidir; hareketsizdir ve insanlar gelip geçerler. Gelip geçerler...”(269)

Zeze artık büyüdü, ergenlik çağına geldi ah güzel çocuğum … Atarlanmalar ,karşı çıkmalar olsa da kendine güveninin oluşacağı kendini kanıtladığı yıllara geldik.

Şeker Portakalı kitabını okuduğuna göre ağacın kesildiğini söylememde bir sakınca yok artık. Portekizli de yok çok hazin bir kaza sonucu öldü evet maalesef Zeze yapayalnız . Artık portakal ağacı yoktur ,babası da ölmüştür hem de altı yaşında… kendini yapayalnız ve güvensiz hisseder. Bu yüzden yine hayalinde kendini hayata tutunmasını sağlayan kalbindeki kurbağa ‘Adam’ vardır bu sefer.Hayalinde yine olması gerektiği gibi bir baba ,gerçek babasının yerine koyduğu Fransız şarkıcı Maurice Chevailer vardır. Onun hayal dünyasından Şeker Portakalı incelememde (#35216452) bahsettiğim gibi.Yinelemekte fayda var ki hayal dünyası böyle uçsuz bucaksız olmasaydı belki hayata tutunamayabilirdi...

Evdeki en iyi dostu aşçı ‘Dada’ dır. Aslında tek dostu demeliyim çünkü ailenin içinde hiç hissetmedi kendini…
Zeze’yi hep bir kalıbın içine sokma çabaları zaten mesafeli olan ilişkilerini daha da uzaklaştırıyordu.Zorunlu piyano dersleri vs.. rahat bırakın şu çocuğu bırakın, bir balık gibi yüzsün dedim.En çok istediği şey buydu çünkü.Suya girdiğinde o korkak ,güvensiz çocuk gidiyor yerine inanılmaz bir Zeze geliyordu.Ebeveyn olarak çocuklara kendi hayallerimizi dayatmanın ne kadar ağır bir ceza olduğunu bir kere daha anladım.Düşünsenize hayalinizde bir şey var ve hiç onunla örtüşmeyen başka bir şeye zorlanıyorsunuz.

Sırf piyano çalmıyor diye yatılı okula gitmesi gerçekten onun için üzüldüğüm anlardan biriydi. Yatılı okulda birlikte çok güldük ve güzel şeyler de öğrendik.
Sonrasında yeni eve taşınmalarıyla birlikte yeni afacanlıklar da gülümsetti yüzümü. Eh be çocuğum yapma be yavrum diye diye okudum.
İlk aşk heyecanını da bu kitapta okuyacaksınız. Masum yaşların masum aşklarından. Çocukların dünyası ne kadar da temiz…

Uzun lafın kısası “Şeker Portakalı”ndan sonra beğensem de aradığım heyecanı bulamadım.Bu yüzden biraz hayal kırıklığı yaşadım.Fakat Zeze’nin neler yaşayacağını öğrenme isteğim de geçmedi.Aslında çocuk kitabı niteliğinde diyebiliriz bu üçleme için.Her yaşta okunabilecek bir çocuk romanı demek daha doğru olur sanırım.

Yüksek beklentiyle okumazsanız seversiniz.Bende beğenmedim demiyorum sadece ilk kitap çok beğenildiği için diğer kitaplar da zorlanarak yazılmış gibi bir duygu hissettim.Dışarıdan bakıldığında parlak ve kırmızı bir elma vardı fakat istediğim tadı bulamadım diye örneklendirebilirim hislerimi.

‘Delifişek’ incelemesinde görüşmek üzere…

Sevgiler…
Şeker Portakalı'nda tanıdığımız küçük Zezé biraz daha büyümüş bir şekilde karşımızda. Küçük Zezé çok narin ve kırılgan bir çocuk olmasına rağmen birçok acıya katlanmıştı . Çektiği acı halen bitmiyor .
Zezé yüreğini dinleyerek hareket eden bir çocuk yüreğini ve yüreğinde ki bir cururu kurbağası olan Adam'ı .
Onun yüreğinin saflığını keşfeden öğretmeni ve büyük hayalgücü sayesinde hayata tutunuyor.
Şimdi ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaşıp daha iyi bir eğitim görmesi için başka bir aileye veriliyor. Yeni ailesine ve arkadaşlarına hatta arkadaşsızlığa alışmaya çalışıyor. En büyük arkadaşı da hayalgücü oluyor Zezé'nin.

Acılarınıa ve yalnızlığına rağmen kendini ve yüreğini keşfetmeye çalışıyor küçük Zezé .
Yüreğindeki güneşi uyandırmak için çabalıyor.

Güneşi Uyandıralım okudukça insanı duygudan duyguya ,hayallerden hayallere sokan bir serinin ikinci kitabı . Okumanızı tavsiye ederim . Size şimdiden iyi okumalar dilerim .
Ah Zeze Ah, ne de çabuk büyümüşsün! Seni tanıdığımda 5 6 yaşlarındaydın, yaşın olmuş 11 ama hâlâ beni hem güldürüp hem de aglatabiliyorsun :) Tıpkı 6 yaşındayken yapabildigin gibi :) Hayatında birçok şey değişmesine rağmen o yüreğindeki sevecenlikten, düş kurma gücünden vazgeçmeden büyüdün ve hatta 15 yaşına gelip aşık bile oldun Şüş :)
Ah Şüş, senin o hayal gücünle dolu serüvenlerinin, haylazlıklarının, sevecenliklerinin,yüreğindeki temiz duygularının hiç sonuna gelmek istemedim! Cururu kurbağının da tıpkı sana dediği gibi : "Hayatın güzelliğiyle doldurmak zorunda olduğum bir eksiklik bu. Çünkü güzellik, bir boşluğu doldurmaya çalışacak; sevecenlik diye adlandırılan basit bir boşluk bu. Senin çocuk yüreğinin sevecenliğini. Bunu kimse ne yıldızlarda bulabilir ne de ayın parlaklığında." Bu güzelliği, sevecenliği hiç kimse ne ayın parlaklığında, ne de yıldızlarda bulabilir işte bu yüzden herkes seni mutlaka okumalı, anlamalı, tanımalı Zeze :)
Öncelikle 21. Yüzyılda hala kitap hediye edebilen insanların var olduğu ve hayatımda oldukları için ne kadar şükretsem az sanırım.
Çocukluk ne tuhaf bir kavram yahu! Bazılarının yüreğinde leblebi tozları uçuşturup yüzlerinde tebessüm oluşturabiliyorken,bazılarında ise acı bir tat bırakıyor dilinin ucunda.Hani dile gelecek belki eşeleseniz ama kimse de sormuyor,zaten belki de anlayan da olmaz.Yarım elma izleyeyim diyorum,hem biraz ruhum çocuk olsun hem de kasvetli havalarda biraz içim açılsın.Öyle bir zamanda hediye ediliyor kitap da işte.Zeze'yle Şeker portakalından sonra yolculuğun ikinci kısmına geçiyoruz.Tam bir anne edasıyla sayfalar geçtikçe,"Ne çabuk büyüyorsun Zeze!" diyor,duygulanıyorum.İncelemeyi yazarken spoi vermeyeyim dedim ama tutamıyorum.O sebeple:
**SPOİLER İÇERİR**
Artık Zeze'nin Portekizli dostu ve şeker fidanı yok.Yeni bir ailesi var,yüreğinde bir kurbağası ve hep babası olmasını istediği Maurice..Burada yalnız değilsin Zeze diyorum istemsizce,benim de yüreğimde küçükken kuşlar vardı mesela,sen Adam'ın sözünü dinliyordun,ben de içimdeki kuşların.Haşarı Zeze,büyürken de aynı şekilde yine haşarı,ama hala bir çocuk.İçten içe imreniyorum,çocuk olmanın doyasıya tadına varabilmiş çocuklara da hep imrenmişimdir zaten ziyanı yok.Yüreğindeki kurbağa yani Adam,bir gün kendini keşfedince,korkusuz,cesur bir çocuk olduğunda gideceğini söylüyor.Yüreğime dokunuyor ve yüreğime dokunuyorum içimdeki kuşlar da acaba bu yüzden mi gitmiştir diyorum.Belki de çocukluk bu yüzden güzeldir kim bilebilir ki,belki de psikolog koltuğuna oturunca her şeyin en saf haliyle yaşandığı çocukluğa o yüzden dönmemizi de bu yüzden isterler? (Eminim bilimsel açıklaması vardır;fakat ben bunları yazarken Zeze kadar saf düşünmek istiyorum,o yüzden özür dileyeceğim.) Zeze büyüyor,Adam gidiyor,aşık oluyor ve Maurice gidiyor.Büyümek küçükken hepimizin belki de arzusu olmuştur;fakat hayat böyledir Zeze,arzumuza kavuşurken hep bir şeyleri kaybediyoruz işte.Gerçekler acıtıyor ve sen de bu yolculuğumuzda bunu keşfettin.Seninle birlikte yeniden çocuk Merve oldum,yarım elma izleme isteğim de kaçtı,alacağın olsun.Elini tutup büyüme Zeze,İnan bu güzel bir şey değil dememe fırsat bırakmadın,olsun.Hoşçakal..
Şeker Portakalı'nın o minik Zezé'si ergenlik çağına geliyor ve hiç bitip tükenmek bilmeyen içindeki Cururu Kurbağası Adam ile hayallerini gerçekleştiriyor. Kitap Şeker portakalı kitabı kadar olmasa da içerisinde o yaşta ben de olsam aynı şeyleri yaparım. Diyerek insanı içine çekiyor. Duygu yüklü güzel bir kitap. Mutlaka devamı olan Delifişek kitabını da okuyacağım. Bu kitabı okumamı tavsiye ettiği için Rogojin hocama teşekkür ediyorum.
Yeniden bir çocuğum. Düş gören bir çocuk. Yalnız bir çocuk. Niçin büyümeli? İstemiyorum.Hiçbir zaman istemedim. Ama zaman durdu, ben devam ettim. Aslında, kimse insanların acıya katlanma gücünü bilemez. Tek bilen kendi yüreğimizdir. Ve neye yarar?
Kitap Şeker portakalı kitabı kadar olmasa da içerisinde o yaşta ben de olsam aynı şeyleri yaparım. Diyerek insanı içine çekiyor. Duygu yüklü güzel bir kitap.
GÜNEŞİ UYANDIRALIM;
Ah benim küçük Zezém(Şüş)
Benim küçük, saf Zezém, haylaz Zezém yine afacanlığını bu kitapta da sergilemeyi unutmadın.

Zezé büyüdü, büyük bir genç adam oldu. Küçüklüğünü hatırlıyorum keratanîn ne ara bu kadar büyüdü. Kitabı okurken onu bir yavrum gibi gördüm. Hangi kitabı okusam evlatlarım gibi görmüşümdür. O da benim için öyle oldu. Beni etkileyen yaramazlıkları da cabası...

Zezé benim bir dostum oldu. Bir de Adam girdi hayatımıza yüreğimize aldığımız Adam, günün birinde sevgiyi bulursak o cesareti yakalarsak gideceğini söylemişti gittiğinde beni ve Zezé'yi çok duygulandırdı.

Ama Zezé koca bir adam oldu. Yüreğimizdeki adam bizi büyük, kocaman bir adam yaptı. Aşık oldu , yaramazlıklar yaptı, üzüldük, güldük , eğlendik ve o kadar çok şey yaptı ki beni büyülemeyi hiç bırakmadı. Umuyorum siz de okuduğunuzda bu kitabı içinize alır ve siz de seversiniz. sağlıcakla kalın... okumanızı canı gönülden istiyorum iyi okumalar şimdiden
Şeker Portakalı'nın küçük, yaramaz, hüzünlü Zeze'si Güneşi Uyandıralım'da huysuz ve sinirli bir ergen olarak tekrara karşımıza çıkıyor. Ve de hüzünleri biraz daha büyümüş olarak... Bu defa yanında sevgili şeker portakalı yok. İyi yürekli kurbağası Adam ve gerçek babası Maurice var. Tabi onlar da bir zaman sonra minik şeker portakalı gibi Zeze'yi hayat yolculuğunda yalnız bırakıyor. Zeze zengin bir aile tarafından evlatlık alınmış. Fakat bir türlü kendini bu aileye ait hissedememektedir. Ayrıca çok iyi bir öğrencidir. Ve sırılsıklam aşıktır... Seri Zeze'nin delikanlılık maceralarıyla devam ediyor. İYİ OKUMALAR:)))
Şeker Portakalı'nı yıllar önce ve defalarca okumuş biri olarak bu kitabı bitirdiğimde, Zeze'yi hala 5 ve 6 yaşında bir çocuk olarak gördüğümü hissettim. Hep 'yığınla şey uyduran küçük bir şeytan' olarak kalmasını istedim. Kalbinin üstünde duran kurbağası yerine, şarkı söyleyen kuşunu tercih ettim. Bu kitapta anlaşıldığı üzere Zeze de aynı şeyleri istemiş. Büyüyüp kendi güneşini nasıl uyandıracağını unutmak yerine, hayalinde istediği babasıyla yaşamayı yeğlermiş.
Zeze'nin ileriki yıllarda neler yaşadığını şimdiden merak ediyorum.
Şeker Portakalı beni çok etkilemişti ve bitirir bitirmez ikincisi okumaya karar verdim. Beklentim çok yüksek olduğu için mi bilmiyorum bu kitap beni o kadar etkilemedi. Sanki bir başkası yazmış gibiydi, sadece ana karakter aynı onun dışında ne üslubu ne benzetmeleri ne anlatışı birbirine benzemiyordu. Yine de sürükleyici güzel bir romandı, okunabilir.
''Unut, Zeze, bir işe yaramaz. Yavaş yavaş unutacaksın, unutacaksın, yeniden düşününce de her şey öylesine uzaklarda olacak ki artık hiç acı çekmeyeceksin.''
"Biliyor musun Fayolle...''
''Neyi yavrum?''
''Başka bir hayatta düğme olarak doğmak istiyorum.Ne düğmesi olursa.Külot düğmesi bile.İnsan olmaktan ve bir zavallı gibi acı çekmekten iyidir."
''Mutluluk bu olmalıydı; insanların birbirine ufak tefek ve hoş şeyler anlatması.''
...Çünkü on beş yaşımdaki yüreğimin böylesine nefis ve neredeyse acılı biçimde sevmesi bence günah değil.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güneşi uyandıralım
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Güneşi Uyandıralım
Güneşi Uyandıralım
Güneşi uyandıralım

Kitabı okuyanlar 2.999 okur

  • Nazife Semerci
  • PIRIL KURTDERE
  • Sibel Boz
  • AJDA ERTOK

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları