Adı:
Güneşi Uyandıralım
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
256
ISBN:
9789755100142
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Vamos Aquecer O Sol
Çeviri:
Aydın Emeç
Yayınevi:
Can Yayınları
"Şeker Portakalı"nın sevimli, küçük kahramanı "Zeze", işte yine karşınızda. Gözlerinin içi yine ışıl, ışıl, yüreği yine sevgi dolu. Ama hüzünleri, biraz daha büyümüş bir çocuğun hüzünleri. Küçüklüğündeki küçük "Şeker Portakalı" yok, ama bu kez de yüreğinde sevgili kurbağa'sı var. Zengin ve aşırı alıngan bir aile onu evlat edinmiştir. Ama Zeze, babalığının iyi niyetli davranışlarına bir türlü karşılık verememektedir. Evdeki tek dostu, aşçı Dadada'dır. Bir de düşlerindeki, yeri hiçbir zaman doldurulamayacak olan, yüreğine sokulup yerleşen kurbağa'sı ve filmlerde görerek gerçek babasının yerine koyduğu ünlü Fransız şarkıcı ve oyuncu Maurice Chevalier vardır. Çok parlak bir öğrencidir Zeze. Şimdi ergenlik dönemindedir; sinirlidir, huysuzdur. Üstelik sırılsıklam aşıktır. Şeker Portakalı'nın devamı olan Güneşi Uyandıralım'ı da çok seveceğinizi biliyoruz. Bu kitabın da devamı var: Delifişek. O kitapta Zeze'yi daha da büyümüş bulacak, artık onun delikanlılık serüvenlerini izleyeceksiniz.
(Arka Kapak)
Kalbe Hitap Eden Kitaplar Vol 13

Zezé ile dertleşmeye devam.

Sevgili Zezé. Seninle yeniden görüşmek çok çok güzel. Seni en son beş yaşında görmüştüm. Şimdi büyümüşsün ve on bir yaşındasın. Ama kalbin hala aynı saflık, temizlik ve masumiyetle dolu. Başka bir ailenin yanına evlatlık verilmen biraz üzdü beni. Ama en azından fakirlikten erken kurtulmana bir nebze sevindim. Ben senin kadar erken kurtulamadım maalesef. Ve de kurtulamayanların acısı hala içimde. Gerçi iyi hoş, yine dondurma parasını, okula gitmek için sana verilen tramvaya binmeyip, tabana kuvvet çıkarıyorsun. Durum o kadar iyi sayılmaz ama, seninle bir ortak yön daha buldum ya, çok mutlu oldum. Bende babamın dönüş değil sadece gidiş için verdiği parayı bazen cepte tutmak isterdim. Elime geçen tek para buydu. Sabah erken çıkar yokuşları tırmanarak okula giderdim. Okula vardım mı, sınıfta cebimdeki elli kuruşu yoklar, okul çıkışında döner mi alsam, dondurma mı alsam diye hayal kurardım. Babandan okul malzemesi için para istediğinde, 'sen buna değmezsin' dedi ya baban, korkma gün gelecek bunlara değdiğini göstereceksin, ben gösterdim, yapabildim Zezé. Ama yinede benden artı bir yönün var. Göğsünde yaşattığın kurbağan Adam var, onunla sürekli dertleşiyorsun. Sinemalarda gördüğün (ki ben sinemayı ancak 20 yaşımda görebildim Zezé) Fransız şarkıcı Maurice Chevalier'i hayallerinde baban olarak düşlüyorsun. Seni ziyarete geliyor, saçlarını okşuyor, kucağına oturmana ve yanaklarından öpmene izin veriyor. Sen böyle hayal kurmayı nereden öğrendin Zezé? Keşke daha önce tanışsaydık da bana da öğretseydin hayal kurmayı.

Ama çok yaramazlık yapıyorsun bana göre. Yerinde durmayı bilmiyorsun ki. Tarzan ile arkadaş olup ormanlarda maceralara atılıyorsun. Aşık oluyorsun, aşkına karşılık buluyorsun. Dünyaya manevi görme gözlüğü takmış gibi, değer vererek bakıyorsun. Biraz yavaş ol Zezé, hızına yetişmem imkansız. Çocukken senin kadar temiz ve iyi kalpli miydim bilemiyorum gerçekten. Ama bildiğim bir şey var. Beş yaşındaki dostum Zezé'yi nasıl çok çok sevdiysem, on bir yaşındaki Zezé'mi de çok çok sevdim. Diğer kitapta görüşmek üzere Zezé. Umarım insanlar senin hayatını okur, hayata mutluluk ve duruluk ile bakan gözlerinden bir bakış açısı bulur.
“José Mauro De Vasconcelos” “Güneşi Uyandıralım” kitabı ile tekrar karşımıza “Zeze” karakterini çıkarıyor. Zeze yine bildiğimiz Zeze… Devasa bir hayal gücü... (Hayal gücü o kadar yüksek ki bazen hayal ettikleri şeyleri okurken karıştırabiliyorsunuz.) Yine hüzünlü bir Zeze… Yine yaşamdan bıkmış bir Zeze… Ve yine umut dolu bir Zeze… “Şeker Portakalı” ile çocukluk dönemini okuduğumuz Zeze’nin şimdi ise ergenlik çağındaki yaşamını okuyoruz. Şeker Portakalı’nda olan yaramazlıklar, komiklikler ve hayaller yine burada da var. Kitabın ilk 50 saylayasına gelene kadar size aynen Şeker Portakalı tadını veriyor. Fakat sayfalar ilerledikçe nedendir bilmiyorum, o tattan uzaklaşmaya başlıyorsunuz. (Muhtemelen Zeze’nin yaşından dolayı yaptığı yaramazlıkların sayısının azalması ve büyüdüğü için hayal dünyasının temel taşlarını yavaş yavaş terk etmesi olabilir. ) Yani eğer oran verecek olursak içindeki “Şeker Portakalı” tadı yüzde 70’lerde diyebiliriz. Ben kesinlikle Şeker Portakalını okuyan herkese aynı zamanda serinin diğer kitaplarını da tavsiye ediyorum. Her ne kadar geri kalan iki kitapta Şeker Portakalı kadar kaliteli olmasa bile. Tek başlarına dünya sırlamasına girebilecek eserler. “Güneşi Uyandıralım” kitabı da böyle çok kaliteli ve akıcı bir eser olmuş. “Güneşi Uyandıralım” ile “Şeker Portakalı”nın arasındaki farklara bakarsak: Zeze kendi ailesinden alınıp farklı bir aileye veriliyor. ( Kendi ailesinden çok fazla şiddet gördüğü ve mutlu olmadığı için aslında durumundan memnun görünüyor.) Fakat Zeze bu ailede yine istediği sevgiyi göremiyor. Her zaman dediği gibi sevgisiz yaşanmaz ki. Zeze zaten yaşamak istemiyor. Aradığı şey tekrar sevgi oluyor. Sevgiyi aradığı için tekrar hayal dünyasını zenginleştirmeye başlıyor. Gerçek hayatta bulmadığı sevgileri kendi dünyasında kurmaya başlıyor. Siz de hemen o dünyaya girmeye başlıyorsunuz. Yeni arkadaşlarımız karşımıza çıkıyor. Kurbağa, Dadada, Maurice Chevalier, Fayolle…
Yeni Arkadaşlarımız ve yeni çevremiz; aynı hayal dünyamız ve Zeze… Keyifli okumalar.

Benzer kitaplar

Ah Zeze Ah, ne de çabuk büyümüşsün! Seni tanıdığımda 5 6 yaşlarındaydın, yaşın olmuş 11 ama hâlâ beni hem güldürüp hem de aglatabiliyorsun :) Tıpkı 6 yaşındayken yapabildigin gibi :) Hayatında birçok şey değişmesine rağmen o yüreğindeki sevecenlikten, düş kurma gücünden vazgeçmeden büyüdün ve hatta 15 yaşına gelip aşık bile oldun Şüş :)
Ah Şüş, senin o hayal gücünle dolu serüvenlerinin, haylazlıklarının, sevecenliklerinin,yüreğindeki temiz duygularının hiç sonuna gelmek istemedim! Cururu kurbağının da tıpkı sana dediği gibi : "Hayatın güzelliğiyle doldurmak zorunda olduğum bir eksiklik bu. Çünkü güzellik, bir boşluğu doldurmaya çalışacak; sevecenlik diye adlandırılan basit bir boşluk bu. Senin çocuk yüreğinin sevecenliğini. Bunu kimse ne yıldızlarda bulabilir ne de ayın parlaklığında." Bu güzelliği, sevecenliği hiç kimse ne ayın parlaklığında, ne de yıldızlarda bulabilir işte bu yüzden herkes seni mutlaka okumalı, anlamalı, tanımalı Zeze :)
Öncelikle 21. Yüzyılda hala kitap hediye edebilen insanların var olduğu ve hayatımda oldukları için ne kadar şükretsem az sanırım.
Çocukluk ne tuhaf bir kavram yahu! Bazılarının yüreğinde leblebi tozları uçuşturup yüzlerinde tebessüm oluşturabiliyorken,bazılarında ise acı bir tat bırakıyor dilinin ucunda.Hani dile gelecek belki eşeleseniz ama kimse de sormuyor,zaten belki de anlayan da olmaz.Yarım elma izleyeyim diyorum,hem biraz ruhum çocuk olsun hem de kasvetli havalarda biraz içim açılsın.Öyle bir zamanda hediye ediliyor kitap da işte.Zeze'yle Şeker portakalından sonra yolculuğun ikinci kısmına geçiyoruz.Tam bir anne edasıyla sayfalar geçtikçe,"Ne çabuk büyüyorsun Zeze!" diyor,duygulanıyorum.İncelemeyi yazarken spoi vermeyeyim dedim ama tutamıyorum.O sebeple:
**SPOİLER İÇERİR**
Artık Zeze'nin Portekizli dostu ve şeker fidanı yok.Yeni bir ailesi var,yüreğinde bir kurbağası ve hep babası olmasını istediği Maurice..Burada yalnız değilsin Zeze diyorum istemsizce,benim de yüreğimde küçükken kuşlar vardı mesela,sen Adam'ın sözünü dinliyordun,ben de içimdeki kuşların.Haşarı Zeze,büyürken de aynı şekilde yine haşarı,ama hala bir çocuk.İçten içe imreniyorum,çocuk olmanın doyasıya tadına varabilmiş çocuklara da hep imrenmişimdir zaten ziyanı yok.Yüreğindeki kurbağa yani Adam,bir gün kendini keşfedince,korkusuz,cesur bir çocuk olduğunda gideceğini söylüyor.Yüreğime dokunuyor ve yüreğime dokunuyorum içimdeki kuşlar da acaba bu yüzden mi gitmiştir diyorum.Belki de çocukluk bu yüzden güzeldir kim bilebilir ki,belki de psikolog koltuğuna oturunca her şeyin en saf haliyle yaşandığı çocukluğa o yüzden dönmemizi de bu yüzden isterler? (Eminim bilimsel açıklaması vardır;fakat ben bunları yazarken Zeze kadar saf düşünmek istiyorum,o yüzden özür dileyeceğim.) Zeze büyüyor,Adam gidiyor,aşık oluyor ve Maurice gidiyor.Büyümek küçükken hepimizin belki de arzusu olmuştur;fakat hayat böyledir Zeze,arzumuza kavuşurken hep bir şeyleri kaybediyoruz işte.Gerçekler acıtıyor ve sen de bu yolculuğumuzda bunu keşfettin.Seninle birlikte yeniden çocuk Merve oldum,yarım elma izleme isteğim de kaçtı,alacağın olsun.Elini tutup büyüme Zeze,İnan bu güzel bir şey değil dememe fırsat bırakmadın,olsun.Hoşçakal..
Yeniden bir çocuğum. Düş gören bir çocuk. Yalnız bir çocuk. Niçin büyümeli? İstemiyorum.Hiçbir zaman istemedim. Ama zaman durdu, ben devam ettim. Aslında, kimse insanların acıya katlanma gücünü bilemez. Tek bilen kendi yüreğimizdir. Ve neye yarar?
Kitap Şeker portakalı kitabı kadar olmasa da içerisinde o yaşta ben de olsam aynı şeyleri yaparım. Diyerek insanı içine çekiyor. Duygu yüklü güzel bir kitap.
Şeker Portakalı'nın o minik Zezé'si ergenlik çağına geliyor ve hiç bitip tükenmek bilmeyen içindeki Cururu Kurbağası Adam ile hayallerini gerçekleştiriyor. Kitap Şeker portakalı kitabı kadar olmasa da içerisinde o yaşta ben de olsam aynı şeyleri yaparım. Diyerek insanı içine çekiyor. Duygu yüklü güzel bir kitap. Mutlaka devamı olan Delifişek kitabını da okuyacağım. Bu kitabı okumamı tavsiye ettiği için Rogojin hocama teşekkür ediyorum.
Şeker Portakalı'nı yıllar önce ve defalarca okumuş biri olarak bu kitabı bitirdiğimde, Zeze'yi hala 5 ve 6 yaşında bir çocuk olarak gördüğümü hissettim. Hep 'yığınla şey uyduran küçük bir şeytan' olarak kalmasını istedim. Kalbinin üstünde duran kurbağası yerine, şarkı söyleyen kuşunu tercih ettim. Bu kitapta anlaşıldığı üzere Zeze de aynı şeyleri istemiş. Büyüyüp kendi güneşini nasıl uyandıracağını unutmak yerine, hayalinde istediği babasıyla yaşamayı yeğlermiş.
Zeze'nin ileriki yıllarda neler yaşadığını şimdiden merak ediyorum.
GÜNEŞİ UYANDIRALIM;
Ah benim küçük Zezém(Şüş)
Benim küçük, saf Zezém, haylaz Zezém yine afacanlığını bu kitapta da sergilemeyi unutmadın.

Zezé büyüdü, büyük bir genç adam oldu. Küçüklüğünü hatırlıyorum keratanîn ne ara bu kadar büyüdü. Kitabı okurken onu bir yavrum gibi gördüm. Hangi kitabı okusam evlatlarım gibi görmüşümdür. O da benim için öyle oldu. Beni etkileyen yaramazlıkları da cabası...

Zezé benim bir dostum oldu. Bir de Adam girdi hayatımıza yüreğimize aldığımız Adam, günün birinde sevgiyi bulursak o cesareti yakalarsak gideceğini söylemişti gittiğinde beni ve Zezé'yi çok duygulandırdı.

Ama Zezé koca bir adam oldu. Yüreğimizdeki adam bizi büyük, kocaman bir adam yaptı. Aşık oldu , yaramazlıklar yaptı, üzüldük, güldük , eğlendik ve o kadar çok şey yaptı ki beni büyülemeyi hiç bırakmadı. Umuyorum siz de okuduğunuzda bu kitabı içinize alır ve siz de seversiniz. sağlıcakla kalın... okumanızı canı gönülden istiyorum iyi okumalar şimdiden
Şeker Portakalı beni çok etkilemişti ve bitirir bitirmez ikincisi okumaya karar verdim. Beklentim çok yüksek olduğu için mi bilmiyorum bu kitap beni o kadar etkilemedi. Sanki bir başkası yazmış gibiydi, sadece ana karakter aynı onun dışında ne üslubu ne benzetmeleri ne anlatışı birbirine benzemiyordu. Yine de sürükleyici güzel bir romandı, okunabilir.
Size Zezé ile birlikte güneşi uyandırmaya gittiğimi söylemiştim. Zezé sonunda güneşi uyandırabildi. Yani Zezé artık bildiğiniz yaramaz çocuk değil olgunlaştı büyüdü ama hala üzgün ve acı çekiyor. Ben Zezé' nin hayali arkadaşlarına hayranım, Zezé' nin eğer hayali arkadaşları olmasaydı, çocukluk düşleri olmasaydı, hayata tutunamazdı. Zezé' nin artık bir şeker portakalı yok ama bir kurbağası var, onun yüreğinde yaşıyor ve Zezé'yi hayatta tutuyor.
Bu kitapta Zezé artık küçük bir çocuk değil büyüdü, ama hala hayal gücü yerinde. Zezé hayal gücünü kaybetmediği sürece yaşama sımsıkı tutunabilir buna inanıyorum. Ben şimdi de Zezé'nin Delikanlılık yıllarına gidiyorum. Size de okuduğunuz için teşekkür ediyor ve okumanızı tavsiye ediyorum.
(EN SEVDİĞİM KİTAPLARDAN)

Çocuk olmak güzel birşey. Güzel olmayan tarafıda var, mesela zamanla biteceğini bilirsin, anlarsın. Bir bakmışız koskoca insanlar olmuşuz. Çocukluğu unutmuşuz, çocukları unutmuşuz... Zéze'yi kendime çok yakın görüyorum. Onun canı yandığında benimde canım yanıyor, kısacası acıların çocuğu diyebiliriz Zéze için...

5 yaşındaki Zéze'den sonra(Şeker Portakalı), 11 yaşındaki Zéze'yi okumakta bana çok iyi geldi. Şeker Portakalı fidanı olmasa da, onun yerini dolduracak kurbağası vardı Zéze'nin. Şeker Portakalı kitabı, Güneşi Uyandıralım'dan daha hüzünlü geldi bana. Kurbağası da ayrılıyor Zéze'den. Çok iyi, güzel, bir kitap. Devamını da okumayı düşünüyorum, Delifişek kitabını.

Şeker Portakalı kitabında, Zéze'den sonra en çok sevdiğim Portekiz'li arkadaşı olmuştu. Zéze'yi okuyan herkes bence yumuşak kalpli biridir ya da olmuştur. Elimde olsa bütün çocukların Zéze'yi okumasını sağlardım.

Kalbi çocuk olan herkese tavsiye edebilirim.
Ben kitap in sonuna doğru daha fazla keyif aldım .. Zeze dünya ya farklı pencereden bakan özel çocuk seker portakalının ikinci kitabıydı .. Artık büyüyor zeze aşk oluyor .şeker portakalı severlere şiddetle tavsiye edilir ..
''Unut, Zeze, bir işe yaramaz. Yavaş yavaş unutacaksın, unutacaksın, yeniden düşününce de her şey öylesine uzaklarda olacak ki artık hiç acı çekmeyeceksin.''
...Çünkü on beş yaşımdaki yüreğimin böylesine nefis ve neredeyse acılı biçimde sevmesi bence günah değil.
Bir tek matematikten biraz zayıfım. Ama çalışmadığımdan değil bu; ya da çalışmak bir işe yaramıyor, çünkü matematiği sevmiyorum.
''Mutluluk bu olmalıydı; insanların birbirine ufak tefek ve hoş şeyler anlatması.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güneşi Uyandıralım
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
256
ISBN:
9789755100142
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Vamos Aquecer O Sol
Çeviri:
Aydın Emeç
Yayınevi:
Can Yayınları
"Şeker Portakalı"nın sevimli, küçük kahramanı "Zeze", işte yine karşınızda. Gözlerinin içi yine ışıl, ışıl, yüreği yine sevgi dolu. Ama hüzünleri, biraz daha büyümüş bir çocuğun hüzünleri. Küçüklüğündeki küçük "Şeker Portakalı" yok, ama bu kez de yüreğinde sevgili kurbağa'sı var. Zengin ve aşırı alıngan bir aile onu evlat edinmiştir. Ama Zeze, babalığının iyi niyetli davranışlarına bir türlü karşılık verememektedir. Evdeki tek dostu, aşçı Dadada'dır. Bir de düşlerindeki, yeri hiçbir zaman doldurulamayacak olan, yüreğine sokulup yerleşen kurbağa'sı ve filmlerde görerek gerçek babasının yerine koyduğu ünlü Fransız şarkıcı ve oyuncu Maurice Chevalier vardır. Çok parlak bir öğrencidir Zeze. Şimdi ergenlik dönemindedir; sinirlidir, huysuzdur. Üstelik sırılsıklam aşıktır. Şeker Portakalı'nın devamı olan Güneşi Uyandıralım'ı da çok seveceğinizi biliyoruz. Bu kitabın da devamı var: Delifişek. O kitapta Zeze'yi daha da büyümüş bulacak, artık onun delikanlılık serüvenlerini izleyeceksiniz.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 2.411 okur

  • Cafer TEKTAŞ
  • Rolf Taika
  • irem
  • Sena Eniş
  • Sena Duman
  • Burcu
  • Fikriye Dincel
  • Eslem
  • Azra Kaya
  • Mümin BIYIKLIOĞLU

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.5
14-17 Yaş
%10.4
18-24 Yaş
%25.7
25-34 Yaş
%28.4
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%6.2
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%79.6
Erkek
%20.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.7 (222)
9
%23.1 (162)
8
%25.2 (177)
7
%12.7 (89)
6
%3.9 (27)
5
%2.1 (15)
4
%0.7 (5)
3
%0.4 (3)
2
%0
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları