Güneşteki Adamlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
368
Gösterim
Adı:
Güneşteki Adamlar
Baskı tarihi:
Temmuz 1986
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alan Yayıncılık
Güneşteki Adamlar.. – Hasan Kanafani

‘artık dayanamayacaktı. masasının başında oturan şişman adam , terden şıpır şıpır , gözlerini açmış ona bakıyordu.. öyle bakmasaydı ya , çevirseydi gözlerini.. birden abu kays gözyaşlarını duyumsadı , gözlerini sıcacık doldurmuşlardı , aktı akacak.. bir şey söylemek istedi , söyleyemedi.. kafasının içi yüreğinden fışkırıp gelen gözyaşlarıyla dopdoluydu sanki.. o da döndü , sokağa çıktı.. buradaki insanlar bir gözyaşı sisinin ardında yüzmeye başladı , ırmağın ufkuyla gökyüzü birleşti , çepeçevre her şey sonsuz bir beyaz ışıltıdan ibaret kaldı.. döndü , yüz üstü attı kendini , göğsünün altındaki nemli toprak gene yürek gibi vurmaya başladı.. toprağın kokusu genzini dolduruyor , damarlarına sel gibi yayılıyordu..’



‘.. dört adamdan hiçbirinin içinden artık konuşmak gelmiyordu , yalnızca yorgun düşmüş oldukları için değil , her biri kendi düşüncelerine dalıp gitmiş olduğu için.. dev kamyon onları hayalleri ve yakınlarıyla , umutları , hırslarıyla birlikte , mutsuzluk ve umarsızlıkları , güçlü ve zayıf yönleri , geçmişleri ve gelecekleriyle birlikte yol boyunca götürüyor , sanki yeni , bilinmez bir yazgının yüce kapısını zorluyordu.. bütün gözler , görünmez ipliklerle bağlıymışçasına , kapıya dikilmişti..’
128 syf.
·Beğendi·9/10
Siyonistlerin saldırısı sonucu 1972 yılında ölen Hasan Kanafani'nin kısa ve güzel bir öykü kitabı, kitaba ismini veren öykü de zaten zaten birçok kişinin duyduğu bir hikayedir, insan tüccarlığı ve onun getirdiği ölümler.. Kapalı bir kamyon arkasında yolculuk eden ve havasızlıktan ölen insanlar... Kanafani bu kitapta hem eleştirmiş hem de güldürmüştür.
128 syf.
·8/10
Filistinli gazeteci ve yazar Hasan Kanafani, Siyonistlerin aracına bomba koymasıyla öldürüldü. Çağdaş Arap-Filistin edebiyatının öncülerinden. Küçük yaşta mülteciliği öğrenmek zorunda kalan yazar hikâyelerinde de bu durumu yansıttı.
Beş hikâyeden oluşan bu kitapta "Güneşteki Adamlar","Hüzünlü Portakallar Ülkesi","At Olsaydın","Mezarda Bir El" ve"Şahin" adlı hikayelerden ilk ikisi Filistinlilerin yaşadığı sıkıntıları anlatıyor. Özellikle kitaba adını veren öyküde anlatılan üç adamın kaçak olarak Kuveyt'e girmeye çalışmaları, su tankerine gizlenerek o cehennem sıcağında yapılan yolculuk ve Kuveyt'e cesetlerinin varması sarsıcı bir durum.
Okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Çocuksun daha, ana kucağındaki bebek evini ne kadar tanıyorsa sen de hayatı o kadar tanıyorsun. Okul adama hiçbir şey öğretmez. Anca tembellik öğretir. Öyleyse ayrıl oradan da herkesle birlikte hayatın tavasına gir, piş.
Bizim orada portakal yetiştiren bir köylü vardı, sonradan o da göçtü. Derdi ki bir değişiklik olur da sularına yabancı bir el verirse portakallar kavrulup kururmuş..
Gassan Kanafani
Sayfa 96 - Hüzünlü Portakallar Ülkesi
Bu Tanrının gerçekten her şeyi işittiğinden de kuşkum vardı. Okul kilisesinde çocukların bize dağıttıkları, İsa'nın nasıl çocuklara merhamet ettiğini, onlara nasıl güler yüz gösterdiğini belirten o renkli resimler de yalanmış gibi geliyordu şimdi: daha yüksek ücret alabilmek için sıkı din okulları açan kişilerce uydurulmuş yalanlardan biri daha. Filistin'de tanıdığımız Tanrı'nın da artık oradan ayrılmı, bilmediğim bir yerde kendi sorunlarına bile çözüm bulamayan göçmen olduğuna inan getirmiştim.
Gassan Kanafani
Sayfa 90 - Hüzünlü Portakallar Ülkesi
Filistin’de tanıdığımız Tanrı’nın da artık oradan ayrılmış, bilmediğim bir yerde, kendi sorunlarına bile çözüm bulamayan bir göçmen olduğuna inanç getirmiştim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güneşteki Adamlar
Baskı tarihi:
Temmuz 1986
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alan Yayıncılık
Güneşteki Adamlar.. – Hasan Kanafani

‘artık dayanamayacaktı. masasının başında oturan şişman adam , terden şıpır şıpır , gözlerini açmış ona bakıyordu.. öyle bakmasaydı ya , çevirseydi gözlerini.. birden abu kays gözyaşlarını duyumsadı , gözlerini sıcacık doldurmuşlardı , aktı akacak.. bir şey söylemek istedi , söyleyemedi.. kafasının içi yüreğinden fışkırıp gelen gözyaşlarıyla dopdoluydu sanki.. o da döndü , sokağa çıktı.. buradaki insanlar bir gözyaşı sisinin ardında yüzmeye başladı , ırmağın ufkuyla gökyüzü birleşti , çepeçevre her şey sonsuz bir beyaz ışıltıdan ibaret kaldı.. döndü , yüz üstü attı kendini , göğsünün altındaki nemli toprak gene yürek gibi vurmaya başladı.. toprağın kokusu genzini dolduruyor , damarlarına sel gibi yayılıyordu..’



‘.. dört adamdan hiçbirinin içinden artık konuşmak gelmiyordu , yalnızca yorgun düşmüş oldukları için değil , her biri kendi düşüncelerine dalıp gitmiş olduğu için.. dev kamyon onları hayalleri ve yakınlarıyla , umutları , hırslarıyla birlikte , mutsuzluk ve umarsızlıkları , güçlü ve zayıf yönleri , geçmişleri ve gelecekleriyle birlikte yol boyunca götürüyor , sanki yeni , bilinmez bir yazgının yüce kapısını zorluyordu.. bütün gözler , görünmez ipliklerle bağlıymışçasına , kapıya dikilmişti..’

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Zeynep BAKAN
  • Oğuzhan Salcı
  • Hazeran
  • Elifnur
  • Turgenyev__
  • Operadaki Hayalet
  • Suheda erturan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (2)
9
%20 (1)
8
%20 (1)
7
%0
6
%20 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0