Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa

·
Okunma
·
Beğeni
·
500
Gösterim
Adı:
Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa
Baskı tarihi:
Ocak 2008
Sayfa sayısı:
381
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759950934
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
Edebiyatın hemen her dalında eser veren Tanpınar, eserleriyle olduğu kadar şahsiyeti, hayat tarzı ve sahip olduğu kültürün derinliği ile yakın dönem edebiyatımızın en önemli şahsiyetlerinden biridir. Prof. Dr. İnci Enginün ve Prof. Dr. Zeynep Kerman'ın hazırladığı elinizdeki kitapta, Tanpınar'ın bilinmezleri, acı ve sevinçleri ile iç dünyası ve özel hayatı, edebiyat çevreleriyle ilişkilerini kendi kaleminden bulacaksınız.

"Bu defteri seviyorum. Benden sonra okuyacağını düşünüyorum. Hoşuma gidiyor. Geçen zamanım görülecek sanıyorum..."

"Hiçbir şeyi bitiremiyorum... Gece yarısı öksürükle uyandım ve ilk defa gelecek seneye çıkamam korkusu aklıma geldi. Ciddiyetle geldi. Hiçbir şeyi bitirmeden ölmek istemiyorum. O kadar eser ve kullanmadığım o kadar kelime varken..."

"Abdullah Efendi'nin Rüyaları, bilhassa birinci hikaye böyle tenkitsiz mi geçecekti? Huzur ki okuyucuların hepsi sevdiler, üç makale ile, Yaz Yağmuru hiçbir akissiz mi geçecekti." "Bunların Türkiye'ye getirdiği hiçbir şey yok muydu? Türkiye ve Türkçeye. Ya şiirlerim? Hala hiç kimse "Deniz" manzumesinden bahsetmedi. "Deniz" manzumesi Türkçenin beş on manzumesinden biridir. Buna eminim. Buna makalelerimi de ilave edin... Fakat niçin bu kadar haksızlık? Bu işte eksiğim nedir!" "Belki de kendi kendimi mahveden benim. Hakkımdaki suikastinin bir sebebi de belki de benim..."

"Daima derinleştim. Sıfırdan başlamış gibiydim. Bu sıfır Yahya Kemal ve Haşim hariç Türk şiirinin değer seviyesiydi. Eğer burada genişlemeğe razı olsaydım benim de hiç olmazsa Faruk (Nafiz Çamlıbel) kadar bir şöhretim olurdu. Biraz kaysaydım Orhan (Veli Kanık) ve cahit'ten (Sıtkı Tarancı) fazla sevilen adam olurdum. Yapamadım. Hakikaten sıfırdan başladım." "Kırk yaşında tek oda müstakil evim oldu. Herşey, hayatımda herşey geç oldu. İlk nesir kitabım kırk yaşında çıktı. Hala ikinci romanım Remzi'de bekliyor..."
Pafuli
Pafuli Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa'yı inceledi.
381 syf.
·8/10 puan
Kitabı ilk okuduğumda (yıl 2010) Tanpınar'ın böyle sıradan, hatta basit bir insan olduğunu kabullenmek istemeyip, hayal kırıklığı içinde yarıda bırakmıştım. Ancak şimdi tekrar okuduğumda net bir şekilde gördüm ki insan olmak böyle bir şey.. Tanpınar ne şarklı ne de garplı, ne sağcı ne de solcu olabilmiş bir "aydın" olmasının yanı sıra; hepimiz gibi şahsi, ufak, gündelik problemleriyle uğraşan sıradan bir "insan" aynı zamanda.. Bu durum Tanpınar'ı neden gözümüzden düşürsün ki? Aksine tüm bunlar hem bir insan hem de bir yazar-şair-aydın olarak sempati kazandırıyor Tanpınar'a. Gerek arkadaşları gerek aydınlar gerek okurları tarafından, yaşadığı dönemde hakettiği ilgiyi görememiş; ömrünün sonuna kadar maddi sıkıntı içinde yaşamış, hem özel hem de sanat hayatında arzu ettiklerine bir türlü ulaşamamış yalnız bir adam Tanpınar. Tüm bunlara rağmen sanat çizgisinin asla dışına çıkmamış, saygıdeğer bir sanatçı Tanpınar.

Mektup, anı, biyografi benim ilgimi çeken türler olmuştur her zaman, bir ay gibi bir sürede, ufak ufak, sıkılmadan okuduğum bir kitap oldu. Yayına hazırlayanların emeğine sağlık.
337 syf.
Tanpınar'ın günlükleri onun ruhuna, sanatına ve dünya görüşüne eğilmemi, onu daha yakından tanımamı ve anlamamı sağladı. Kulaktan dolma şeyler, izlenimler ve okuduğumuz birkaç eseriyle tanıdığımızı sandığımız Tanpınar, günlüklerinde mahremiyetini, ruhunun kapılarını tamamıyla açarak okuyuculara sunuyor.
Diyebilirim ki, Tanpınar Türkçe'den, Türkçe de ondan beslendi ve birbirinden istifade etti.
Tüm hayatı boyunca zor koşullar, imkansızlıklar- özelikle vurgulanması gereken parasızlık sorunu- önünü kapadı ve sanat yaşamında büyük engel oldu. Yalnızlığı, can sıkıntısı, çalışamama, melankoliyle birlikte eserinden tatmin olamama, kendisini yetersiz görmesi ve bunlarla beraber "esaslı bir meselede " ömrünü bir anda birleştirmek isteyen Tanpınar, gecikmişliğini şikayetçi bir dille çokça ifade eder.
Cinsi olarak kadına olan bakışını her ne kadar estetize etse de bu zaafın onu düşürdüğünü söylemek gerekir.
Tanpınar bütün ömrü boyunca sanatından taviz vermiyor. Kendi hayatını veyahut çevresini eserleri için birer malzeme gözüyle görüyor ve kullanıyor.
Zaman, bir sızı olarak hep hatırındadır. Mazi ile şimdiyi birleştirmek, o anın içinde bütün olarak olmak ve geleceğe, ileriye taşımak, sanatının ve varoluşunun ifadesidir diyebiliriz.
Musiki ve resim asla vazgeçemedikleri. Beethoven'ın "5. Senfoni"sini dilinden düşürmez. Şiirlerini de musiki ve resme uydurma peşinde. Fransız şair ve yazarlar hayranlık beslediği kimselerdir( Valery, Baudelaire, Mallarme, Nerval, Proust, Flaubert vd.)
Son yıllarında, ölümü derinden duyarken, daha hazır olmadığını, " kullanmadığım o kadar kelime varken.." deyişiyle ne kadar arzulu ve tutkuyla sarılmış olduğunu, kendinden hala bir şeyler verebileceğini, gayreti ve çalışma azmini biçare ve korkulu bir hal ile belirtiyor.
Türk edebiyatında bir yapı taşı olduğunu, zamanda eskimeyen, kendini daima yenileyen ve çağa uyduran özelliğini, bir kültürün taşıyıcısı rolü ile kaynak edinildiğini her geçen zamanda daha iyi göreceğiz ve değerini anlayacağız.
Tanpınar'ı benimsediğimiz takdirde bizi de ileriye taşıyacaktır.
381 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Türk edebiyatının önemli üstatlarından biri olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ı kendi iç sesinden dinleme ve daha yakından tanıma olanağı buldum. Duygu ve düşüncelerini, heyecanlarını ve en çok da hayal kırıklıklarını, okuru olarak paylaştım. Diğer taraftan yaşadığı dönemlerdeki Türkiye'nin manzarası olayların arka fonunda net beliriyor(özellikle Menderes zamanları.) Keyfiyete açık olan puanlamayı neye göre yapmam gerektiğini düşünürken, Türk edebiyatında nadir görülen "günlükler" üzerine böyle titiz, özenli ve sabır gerektiren bu çalışmayı yapan değerli İnci Enginün ve Zeynep Kerman'a teşekkürü borç bilerek 10 puanı veriyorum. ---- (Bittabi okur olarak puan verebilmenin rahatlığıyla)
Hiçbir kültür ürünü yoktur ki, aynı zamanda bir barbarlık belgesi olmasın. Kültür ürününün kendisi gibi, elden ele aktarılma süreci de nasibini alır barbarlıktan. W.Benjamin
Özgürlüğe vurgundular. Dünya onlara göreymiş gibi geliyordu; tam susuzluklarının ritmine göre yaşıyorlardı, taşkınlıkları da indirilecek gibi değildi; coşkuları sınır tanımıyordu artık. Bütün gece yürüyebilir, konuşabilir, şarkı söyleyebilir, dans edebilirlerdi.
Fransa’ya geldiğimden beri hep bunu işitiyorum. Zannediyorum ki buradakilerin mühim bir kısmı için adeta bütün hayatları yapan bir mesele var. Kendilerine gaye bulmak.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa
Baskı tarihi:
Ocak 2008
Sayfa sayısı:
381
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759950934
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
Edebiyatın hemen her dalında eser veren Tanpınar, eserleriyle olduğu kadar şahsiyeti, hayat tarzı ve sahip olduğu kültürün derinliği ile yakın dönem edebiyatımızın en önemli şahsiyetlerinden biridir. Prof. Dr. İnci Enginün ve Prof. Dr. Zeynep Kerman'ın hazırladığı elinizdeki kitapta, Tanpınar'ın bilinmezleri, acı ve sevinçleri ile iç dünyası ve özel hayatı, edebiyat çevreleriyle ilişkilerini kendi kaleminden bulacaksınız.

"Bu defteri seviyorum. Benden sonra okuyacağını düşünüyorum. Hoşuma gidiyor. Geçen zamanım görülecek sanıyorum..."

"Hiçbir şeyi bitiremiyorum... Gece yarısı öksürükle uyandım ve ilk defa gelecek seneye çıkamam korkusu aklıma geldi. Ciddiyetle geldi. Hiçbir şeyi bitirmeden ölmek istemiyorum. O kadar eser ve kullanmadığım o kadar kelime varken..."

"Abdullah Efendi'nin Rüyaları, bilhassa birinci hikaye böyle tenkitsiz mi geçecekti? Huzur ki okuyucuların hepsi sevdiler, üç makale ile, Yaz Yağmuru hiçbir akissiz mi geçecekti." "Bunların Türkiye'ye getirdiği hiçbir şey yok muydu? Türkiye ve Türkçeye. Ya şiirlerim? Hala hiç kimse "Deniz" manzumesinden bahsetmedi. "Deniz" manzumesi Türkçenin beş on manzumesinden biridir. Buna eminim. Buna makalelerimi de ilave edin... Fakat niçin bu kadar haksızlık? Bu işte eksiğim nedir!" "Belki de kendi kendimi mahveden benim. Hakkımdaki suikastinin bir sebebi de belki de benim..."

"Daima derinleştim. Sıfırdan başlamış gibiydim. Bu sıfır Yahya Kemal ve Haşim hariç Türk şiirinin değer seviyesiydi. Eğer burada genişlemeğe razı olsaydım benim de hiç olmazsa Faruk (Nafiz Çamlıbel) kadar bir şöhretim olurdu. Biraz kaysaydım Orhan (Veli Kanık) ve cahit'ten (Sıtkı Tarancı) fazla sevilen adam olurdum. Yapamadım. Hakikaten sıfırdan başladım." "Kırk yaşında tek oda müstakil evim oldu. Herşey, hayatımda herşey geç oldu. İlk nesir kitabım kırk yaşında çıktı. Hala ikinci romanım Remzi'de bekliyor..."

Kitabı okuyanlar 43 okur

  • Büşra Genecioğlu
  • Kübra Yahşi
  • gogol'un paltosu
  • not defterim
  • Doğa Çelik
  • Ayse
  • Can Kanık
  • Cem Gençler
  • Talip Cüzdan
  • eda

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%63.6 (7)
9
%9.1 (1)
8
%18.2 (2)
7
%0
6
%9.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0