·
Okunma
·
Beğeni
·
353
Gösterim
Adı:
Günün Deliliği
Baskı tarihi:
Mart 1996
Sayfa sayısı:
39
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La folie du jour
Çeviri:
Levent Kavas
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altıkırkbeş Basın Yayın
Ne bilginim, ne bilmez zevkleri tanıdım. Dolaştım, oradan oraya geçip durdum. Büyük tutkularım vardı. Çocukluğum yok oldu. Sevdim, yitirdim sevdiklerimi. Konuşmamam gerekiyordu. Hekimler beni balçıkla sıvadılar. Balçık kuyusundan, olgunluğun diriliğiyle çıktım. Kadınlar ellerini avuçlarıma koymak için yere uzanıyordu. Bağışlasınlar ama kimilerini, kendimden önce gömmem gerek......İnsanlar ölümden kaçmak istiyordu, tuhaf soy. Kimileri de ölmek, ölmek diye bağırıyordu, yaşamdan kaçmak istiyorlardı çünkü.
"Ne biçim yaşam, kendimi öldüreceğim, pes ediyorum..."
Blanchot ilk kez Fransızca aslıyla birlikte...
(Arka Kapak)
39 syf.
·Beğendi
Gecenin ciddiyetini ve zamanın erimini ortadan ikiye bölen: günün ışığıdır. Gün, tüm o siginaktaki yaşamsal çokluğu yerle bir eder. Konuşmakta olan, bu zamansal sonsuzluk içinden konuşur. Bölündüğünde konuşma günlük deliliği açığa vurur. Dışta yaşayan için konuşan iç tepidir. Iç görü konuşur, dış; dissallasir. Yabancılaşma da denilebilir buna, barbarlaşma da. Hem iki sözcüğün kökü aynı yerden türemedi mi yoksa? Grekler barbaroi derken yabancı, yunanlı olmayan anlamında kullandı. Bir zaman geldi ki barbarlar da bu deli gömleği sırtlarına geçirip bundan tarih oluşturdular. Günün deliliginde alçalan yükselmek için ötekiyi yüceltir ve böylece yücelir kendisi de. Yüzüne çarpan cam parçaları geceyi ortadan ikiye böler ve camın yüzeyinin kırılan parçasını görür. Gündelik deliliğe adım atılır boylece. Savurganca birbirini takip eder kelimeler ... örümcek gibi duvara tırmanır ve görünmemek için örümcek gibi olur. Tanınmasında sorun yoktur ne var ki tanınmak istemez.

Günün Deliliği, Blanchot'nun diğer kitaplarından epeyce farklıydı. Bu sefer ışığa yakalanmayı, ölümünün ifşa edilişine tanık oldu. Bu kitap ile ilgili ne doyurucu bir inceleme buldum ne de onun için yazılan birkaç satır. Açıkçası bulmak da istemedim. Küstahça gelse de - ki bu umrumda değil- onu okurken onunla konuşuyorum. Yazın mi bu? Hayır, yazın yok. Olay mi? Hayır, olay yok. Peki ne o halde? Yakalanan ve bölünen!

Daha çok konuşma gereği duymuyorum.
39 syf.
·1 günde·1/10
Kafamda deli sorular. Ben şimdi ne okudum? Yazar ne anlatmak istemiş. Kitap hepi topu 40 sayfa ve sayfaların yarısı da Fransızca. Yanında orjinal metnini vermişler gene de incecik kitap. Ne okuduğumu anlayana kadar bitti.
Açıkçası bir konunda yok. Birkaç yerde hoş cümlelerle karşılaşıyoruz hepsi oku. Bazı sayfaları 2 kere okudum acaba kaçırdığım yer var mı diye ama öyle bir şey de söz konusu değil. Yani ne diyeceğimi bilmiyorum. Bence boşa vakit kaybı, bence..
"Sevdim, yitirdim sevdiklerimi. Bu darbeyi yiyince çıldırdım, çünkü bu bir cehennem. Ama tanığı olmadı çılgınlığımın, şaşkınlığım görünmedi, ta içimdi çıldıran. Arasıra öfkelendim. Niye böyle sessizsin diyorlardı bana. Oysa tepeden tırnağa yanıyordum; geceleyin koşturuyordum sokaklarda, uluyordum; gündüzleyin sessiz sessiz çalışıyordum."
"İnsanlar ölümden kaçmak istiyordu, tuhaf soy. Kimileri de ölmek, ölmek diye bağırıyordu, yaşamdan kaçmak istiyorlardı çünkü. "Ne biçim yaşam, kendimi öldüreceğim, pes ediyorum." Yazık, tuhaf, bu bir yanılgı.

Bununla birlikte hiçbir zaman yaşama sus, ölüme defol dememiş kimselerle de karşılaştım."
"Kabul etmeliyim, çok kitap okudum. Ben yokolduğumda, bütün bu ciltler hiç belli olmadan değişecek, kenarlar daha geniş, düşünce daha gevşek. Evet, çok fazla kişiyle konuştum, bu bugün dank ediyor; her kişi bir topluluktu benim için. Bu kocaman başkası beni istemeyeceğim denli çok kendim yaptı. Şimdi varoluşum inanılmaz sağlamlıkta; ölümcül sayrılıklar bile direngenliğime boyun eğiyor. Bağışlasınlar ama kimilerini kendimden önce gömmem gerek."
"Arasıra kafamda engin bir ıssızlık doğuyor, içinde dünya tümüyle yokoluyor, ama olduğu gibi, en küçük bir sıyrık almadan çıkıyor, herşeyi yerli yerinde duruyordu. "
Insanlar ölümden kaçmak istiyordu, tuhaf soy. Kimileri de ölmek, ölmek diye bağırıyordu, yaşamdan kaçmak istiyorlardi çünkü. "Ne biçim yaşam, kendimi öldürecegim, pes ediyorum." Yazik, tuhaf, bu bir yanılgı.
Maurice Blanchot
Sayfa 13 - Altıkırkbeş

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Günün Deliliği
Baskı tarihi:
Mart 1996
Sayfa sayısı:
39
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La folie du jour
Çeviri:
Levent Kavas
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altıkırkbeş Basın Yayın
Ne bilginim, ne bilmez zevkleri tanıdım. Dolaştım, oradan oraya geçip durdum. Büyük tutkularım vardı. Çocukluğum yok oldu. Sevdim, yitirdim sevdiklerimi. Konuşmamam gerekiyordu. Hekimler beni balçıkla sıvadılar. Balçık kuyusundan, olgunluğun diriliğiyle çıktım. Kadınlar ellerini avuçlarıma koymak için yere uzanıyordu. Bağışlasınlar ama kimilerini, kendimden önce gömmem gerek......İnsanlar ölümden kaçmak istiyordu, tuhaf soy. Kimileri de ölmek, ölmek diye bağırıyordu, yaşamdan kaçmak istiyorlardı çünkü.
"Ne biçim yaşam, kendimi öldüreceğim, pes ediyorum..."
Blanchot ilk kez Fransızca aslıyla birlikte...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • Yağmur
  • Reyhan
  • Viyan
  • görkem toker
  • Cansu Aydın
  • Sena
  • Saudade
  • Tuncay Fou
  • İsa
  • büşra serdar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%0
8
%0
7
%25 (1)
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%25 (1)