Gurbet Kuşları

·
Okunma
·
Beğeni
·
3927
Gösterim
Adı:
Gurbet Kuşları
Baskı tarihi:
Ocak 1995
Sayfa sayısı:
363
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754780528
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tekin Yayınevi
Baskılar:
Gurbet Kuşları
Gurbet Kuşları
Gurbet Kuşları
Uzaklardan kopup gelen elektrikli tren önlerinde de hızla uzanakaldı birden. Çok beklemezdi. İstasyondaki kadınlı erkekli işçi kalabalığıyla birlikte koşup girdiler. Kendiliğinden açılıp kendiliğinden kapanan kapılar kapandıktan sonra tren acı, bet sesiyle başını aldı yekindi.
Bütün kompartımanlar omuz omuzaydı. Yanyana dikiliyorlardı. Eniştesi bir şeyler anlatıyor, Ayşe onun omuzu üzerinden taa karşıdaki pencerelere bakıyordu. Pencerelerin ötesinde şimşek hızıyla değişen evler, mavi deniz, denizin üzerinde balıkçı kayıkları.
Samatya, Yenikapı, Kumkapı...
384 syf.
·2 günde·9/10
Yakın tarihimizi öğrenmek için en güzel yollardan biri o dönemi anlatan romanları okumaktır. Bu roman da bunun en güzel örneklerinden biri. Siyasi tarihimize ufak dokundurmaların yer aldığı, esasında göç olgusuyla beraber kentlileşememenin işlendiği bir roman. Gecekondulaşmanın ilk kıvılcımları, İstanbul'un yeniden imara açılması, siyasi kokuşmuşluğun topluma yansıması, köylü kurnazlığı mizahi dokunuşlarla çok güzel işlenmiş. Ülkemizin önde gelen yazarlarımızdan Orhan Kemal'in anlattığı olayların yanında kullandığı dil de eserin değerinin artmasını sağlamaktadır. Kitabı herkese öneriyorum.
384 syf.
·9/10
Hiç bir yer bilmeden köyünden taşı toprağı altın olan İstanbul'a göç eden bir ailenin tutunma ,var olma çabası ile yaşanan acı gerçeklerin anlatıldığı belki de en güzel roman...
384 syf.
·Puan vermedi
Eşimle tanıştığımda bu kitabı okuyordum. Kitabı okurken gelip oturmuştu yanıma. Kalbim nasıl çarpıyordu...Bana bişeyler soruyordu ben de cevap verip kitaba dönüyordum. Bi sürü okumuşum o arada ama hiç bişey anlamamışım tabi. O sayfaları gittikten sonra tekrar okumuştum. Gurbet Kuşları benim için bu yüzden çok ayrı bi kitap..
480 syf.
DİLİNEN TARİFİ GAYRİ MÜMKÜNSÜZ ŞEHİR.
Umudun, hasretin, varlığın, acının, yokluğun, gurbet kuşlarının şehri İstanbul.

Kitabın dili öyle samimi, öyle içten ki okumaya başladığınızda elinizden bırakmak pek mümkün olmuyor. Sosyolojik, tarihi, siyasi ve bir çok şeyi içinde barındıran bir roman var karşımızda. Romanda bahsedilen dönem 50-60 yılları. Bu kitabı okurken o yılların toplumsal, siyasal yapısına az çok hakim olmak gerekiyor.
Göçmenler ile köyden kente göç etmiş olanlar ve bunları bir şekilde kendi amaçları için kullanan iktidarlar. 6-7 eylül olaylarına değiniyor. Kentleşememe sorununu boy gösterdiği zamanlar. “Gecekondu” tabirinin hayatımıza girdiği yıllar ve daha niceleri. Yanlış devlet politikalarının sonucu bunlar. Günümüzle harmanlarsak mülteci sorunu, şehirlerin binbir türlü çözülemeyen sorunları, tarımın, üretimin neredeyse bitmesi, vs. say say bitmez. Olan hep halka oluyor ama bunu değiştirmek için çabalanmıyor. Gerçi çabalanması için önce görmek gerekiyor tabii.

İstanbul’da inşaat işlerinin aşırı derecede çok olduğu yıllar. İşçiye çok ihtiyaç var. Bunu sağlamak içinde köylerden kentlere göç başlıyor. Gurbet kuşları birer birer yuvalarından çıkıp taşı toprağı altın olan şehire geliyor. Bunlardan biri de İflahsızın Memed. Şehire geliyor ama kendisine sahip çıkması gerek akrabası yüz üstü bırakıyor onu. Burada bir alıntı eklemek istiyorum. “Emmim derdi ki, siz siz olun gurbete düşerken gurbetteki hemşerinize memşerinize güvenmeyin.”
Köylerden şehirlere gelen insanların o süreçteki yaşadığı zorluklar gayet net bir şekilde aktarılıyor bize. Akrabalarının sahip çıkmaması, dolandırıcılara para kaptırma. En meşhuru da “Bul karayı al parayı” oyunu  Neyse konumuza dönersek Memed’in bir şekilde inşaatlarda iş bulup çalışmaya başlaması bu süre zarfında okuma yazma öğrenme isteği, köye kendi elleriyle mektup yazma hevesi vs. çalışarak bir şeyleri başarma çabası ön plana çıkıyor.

Ve bunların dışında iktidarın gücünü arkasına alarak gemisini her türlü yüzdüren kişiler eksik olmuyor tabii.

Dönemini samimi, içten bir dille anlatan Orhan Kemal’in bu eserini okumadan geçmeyin. Çok büyük keyif alacaksınız eminim. Bu kitabı okuduktan sonra o zamanla bu zaman arasında pek bir şeyin değişmediğini görmek de ayrı bir üzüntü kaynağı.
384 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Orhan Kemal'in ölümsüz eserlerinden biri daha... Orhan Kemal'in kalemi deyince aklıma dramın, çaresizliğin, maddi sıkıntının da kol gezdiği hayatlar geliyor. Ve yazarın bu zamana kadar okuduğum romanlarında aslında her zaman için hep bir günümüz sıkıntıları mevcut. Orhan Kemal gerçekten günümüzde yaşanılan sıkıntıları dobra dobra kaleme almış olan nadir yazarlarımızdan. Kitabın konusuna gelecek olursam, bir ailenin teker teker yaşadığı yeri terk edip hiç bilmediği bir şehre gelip orada ekmek parası kazanma çabalarını anlatmış yazarımız bütün profesyonelliğiyle. Bu aile İstanbul da dilediği hayatı yaşayabilmiş mi? Ekmek parası kazanıp da feraha erebilmiş mi? Bütün bu soruların cevaplarını merak ettiyseniz sizi Gurbet Kuşları kitabını okumaya davet ediyorum. Ben son olarak sadece şunu söyleyebilirim ki, üzüleceksiniz, roman karakterlerinin iç yüzlerini öğrendiğinizde bazı roman karakterlerini takdir edip, bazı karakterlere ise içinizde bir kızgınlık, öfke oluşacak...
444 syf.
·12 günde·9/10
"Okumanın ucunda değilsin, ortasında değil. Okuma bir umman!"
.
GURBET KUŞLARI - ORHAN KEMAL >
1954 yılında yayınlanan Bereketli Topraklar Üstünde adlı romanın
devamı niteliğinde kaleme alınmış Gurbet Kuşları.
Bereketli Topraklar'da İflahsızın Yusuf açlıkla mücadele edebilmek,
bir lokma ekmek parası kazanabilmek için Çukurova'ya sığınan işçilerdendi.
Yıllar sonra oğlu Mehmet, yine aynı sebeplerle İstanbul'a sığınan
binlerce Gurbet Kuşu'ndan biri oluyor.
.
6 - 7 Eylül olayları , Menderes dönemi,
DP, CHP, MP dönemleri ve "dönenleri"(!) kitapta bolca çıkıyor karşımıza.
.
Günümüz ile değerlendirmeye gidecek olursak en bariz görünen konu;
şu an Suriye'den gelidiği için barındırılmak istenmeyen,
hor görülen bir halk var topraklarımızda...
O zamanlarda ise, Anadolu'dan gelmiş diye istenmeyen...
Yorumu siz yapın.
.
#GurbetKuşları #OrhanKemal #310819
384 syf.
·11 günde·10/10
Umudu yitirmemenin romanı. Ayşe' nin finalde Mehmet 'e ettiği laf beni çok etkiledi. Kadının direnci, kadının gücü, kadının varlığı... Orhan Kemal'i zaten çok fazla severim her kitabı beni etkilemiştir. Bu da onlardan biri işte. Memleketinde iş olmayıp da istanbula ekmek parası kazanmaya gelen Mehmet 'in hikayesi. Benim ve benim gibilerin hikayesi bir yerde (hayatta sırt sırta verebileceğiniz birinin olmasını dilerken üstad Orhan Kemali mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum herkese.)
384 syf.
·4 günde·10/10
Orhan Kemal'in okuduğum ikinci kitabı.
Kitapta temel olarak; İstanbul'a yoğun göç furyasının olduğu, taşı toprağı altın sözünün İstanbul'un önüne geçtiği, Demirkıratlılarla CHP'lilerin çekişmeli yıllarını, Menderes dönemini anlatılıyor.

Çıkış noktası köyden kente bir bavul ve yorganla göç olduğu için yazarımız kahramanlarını konuştururken veya düş kurdururken şiveli dillerini olduğu gibi yansıtmış, kesinlikle böyle yapması kitaba daha gerçekçilik katmış.

Orhan Kemal'in en sevdiğim yönü olayları anlatırken toplumda yaşananları harmanlayarak anlatması, şöyle ki; konusu köyden kente göç olmasına rağmen aynı zamanda 6-7 Eylül olaylarında Rum yurttaşlarımızın canlarına,mallarına talanına değinmiş, yine dönemin iki farklı siyasi görüşlerine değinmiş, görüş farkı gözetmeksizin yapılan yolsuzluklara, adam kayırmalara, yurttaş fişlemelerine ve Türkiye'yi İstanbuldan ibaret sanan ' aydın ' görüşüne değinmeden geçmemiş olması bunun canlı örneklerindendir.

Orhan Kemal'in her romanında işlediği bir konu da toplumsal ve kültürel yozlaşma, Gurbet Kuşları'nda da bunu net biçimde görüyoruz.
384 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Çaresizlik, dram, yoksulluğun kol gezdiği hayatlarda kısa bir gezi yaptırıyor Orhan Kemal. Dönemin siyasi yapısı, kentlileşememe çok ince bir çizgi ile işlenmiş. Diğer romanlarında olduğu gibi kitabın son sayfasını büyük bir umutsuzluk ile kapatıyor insan. Okuyunuz efendim tavsiye ederim...
384 syf.
·7/10
Orhan Kemal'i Murtaza adlı eseriyle tanımıştım. İnsanı hem güldüren hem de hüzünlendiren trajikomik toplum olaylarını tüm gerçekliğiyle anlatan bir kalemi vardır. Bu kitaptada insanların köyden göç ettiği büyük şehirde gerek fiziksel gerek ruhsal değişim yaşaması ilgimi çekti.
384 syf.
·Beğendi·10/10
Yıllar önce hani aklımız kazı kazıyı vermişlerdi ya o tümceyi Hatırlayalım. "Taşı Toprağı Altın İstanbul un". İşte buydu belleğimize Yeşil Çam filimleri ile, günün medya organları ile mecmuaları ile yerleştirdikleri. Anadolu insanı çareyi, umudu hayata çıkan yolu o sihirli kentte bulacağına inandırılmıştı.
Anadolu nun en ücra köşelerinden başlayan yolculuk Haydarpaşa garın da biterdi. pılı pırtı, yatak yorgan sırtta ekmek kavgası peşine düşülmüştür İstanbul yollarına.
Orhan Kemal Edebiyatımızın devi, Türk hikayeciliğinin en usta kalemi işte bu devri ne güzel anlatıyor kitabın da,
Sadece bu romanla bir hikaye anlatmıyor, O devrin sosyal sıkıntılarını, Siyasi yaklaşımlarını, politik varyasyonlarını ( 6- 7 Eylül olayları misali), sosyal olgularını, devrin toplumsal algılamalarını mükemmel bir tahlil, gözlem gücüyle, tam bir Anadolu dili ile, nükteleri ile, duygusallığı ile anlatıyor Romanlaştırıyor.
Harikulade akıcılıkla kendine has yarattığı terim ve deyimlerle destekleyerek bir soluk da okunacak eser sunmuş bizlere...
Orhan kemalin her yapıtı gibi bu da mükemmel bir kitap....
384 syf.
·Beğendi·10/10
Gurbeti yurt bellemiş, diyar diyar bir ekmeğin peşinden sürüklenmiş insanların kitabı Gurbet Kuşları.
İnsan bu kitapta geçmiş ile gelecek arasındaki o kopmaz bağları çok iyi görüyor. Geçmişin aslında geride kalmadığını, bugünün Türkiye’sinde yaşamaya devam ettiğini görüyorsunuz. Kitap, İflahsızın Memed üzerinden. 1950’lerde bir umut uğruna taşı toprağı altın şehir İstanbul’a göç edenlerin hüzünlü öyküsüne odaklanıyor.
Memed’in elinde tahta bavulu ve dürülü yorganı ile Haydar Paşa Garı'nda inişi.. Çaresizce insanlara hemşerisi Gafur’u soruşu…İnsanların “ayıya bak ayıya” diye onu alaya alışı, daha vapura binerken bir bekçi tarafından azarlanması….Geldiği “kabzımal” dükkanında Gavur Ağası tarafından adam yerine konulmaması, Veli’nin, hamal Velinin ona sahiplik etmesi… Memed’in Kastamonulu sayesinde kısa sürede okumayı bellemesi… Duvarcılıkta ehlileşmesi, Ayşe ile tanışması, hayatına yeni bir yön vermesi, ailesini İstanbul’a aldırması…Babası Yusuf ile çatışması ve yollarının ayrılması…Kabzımal Hüseyin Efendi’nin evinden ayrılıp Zeytinburnu’nda Ayşe’nin Hatça Ablasının oralara taşınmaları, bir göz evin hayaliyle bir arsa almaları ve geçe gizliden çalışıp evi kondurmaya çalışmaları… Gafur’un Ayşe’ye olan eski tutkusu, Gavur’un onları “yeşiller” diye adlandırılan ve evlerini yıkacak olanlara şikayet etmesi, Ayşe’nin ve Memed’in bir göz odaya sığdırdıkları hayallerinin yeşillerin kazma darbeleriyle tuzla buz olması…Gafur’un onları adeta zafer kazanmış bir komutan gibi izlemesi.. Memedin çaresizliğinin yüzündeki yansıması olan göz yaşları. Ayşe’nin bitmeyen direnci ve Gavur’a olan öfkesi ile Memed’e diklenmesi ve ardından bütün gücüylehaykırması:
“Kalk lan kalk gene yaparık, yenisini yaparık!”
Kitapta beni en çok etkileyen şey ise, kendilerini İstanbul’un gerçek sahibi olarak gören insanların Anadolu’dan bir umut uğruna çıkıp gelmiş bu gurbet kuşlarını,üstlerinden başlarından ötürü alaya almasıydı. Bu galiba bu ülkenin makûs talihiydi. Her dönem eskiden bu kente gelip yerleşmiş olanlar yeni gelenleri hor görüyor, Orhan Kemal’in deyimiyle “yadırgıyorlardı.”
Kitabı bitirdiğimde büyük bir pişmanlığın içinde buldum kendimi. Daha önce Okumamış olmanın hayıflanmasını yaşıyorum. Kim bilir belki başkaları da benim gibi düşünmüştür, Orhan Kemalin ‘in bu baş yapıtını hangi yaşta okursanız okuyun, geç okumuş olma duygusundan kurtulamayacaksınız
..."Hangi partiyi tutuyorsunuz hanımefendi?"
Güldü:
"Hiçbir partiyi."
"Niçin?"
"Hiçbirine itimat etmiyorum da ondan!
Orhan Kemal
Sayfa 127 - Everest Yayınları 10.Baskı Mayıs 2013
Benim için bu milletin, şu milletin ferdi olmak değil, insanlığın yüz karası olup olmamak önemli.
Ne zaman dükkana ansızın gelse, elinde ya gazete, ya kitap. Oysa, sen bir işçisin, nene gerek gazete, kitap!
Orhan Kemal
Sayfa 277 - Everest Yayınları 10.Baskı Mayıs 2013
Emmim dirdi ki, üryalar essahın övey kardaşı. Üryalarda çok iş var dirdi.
Orhan Kemal
Sayfa 288 - Everest Yayınları 10.Baskı Mayıs 2013
Bir insanın karnı nerde doyarsa... Vatan, karnının doyduğu yerdir hanımefendi. Emmim dirdi ki...
Orhan Kemal
Sayfa 293 - Everest Yayınları 10.Baskı Mayıs 2013
"Bilmediğimiz her şey kitapta yazılı mı?"
"Yazılı ama, bir kitapta değil!"
"Ya?"
"Birçok kitapta."
"İnsan o kitapların hepsini alıp okusa?"
"Okuyamaz."
"Niye?"
"Ömrü yetmez!"
Orhan Kemal
Sayfa 177 - Everest Yayınları 10.Baskı Mayıs 2013
Onun elinden başkaları nasıl tuttularsa, o da şimdi bu açıkgöz, kabiliyetli çocuğun elinden tutacaktı. Böyleydi bu dünya: "Yap bir iyilik, denize at. Balık bilmezse Hâlik bilirdi!"
Orhan Kemal
Sayfa 198 - Everest Yayınları 10.Baskı Mayıs 2013

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gurbet Kuşları
Baskı tarihi:
Ocak 1995
Sayfa sayısı:
363
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754780528
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tekin Yayınevi
Baskılar:
Gurbet Kuşları
Gurbet Kuşları
Gurbet Kuşları
Uzaklardan kopup gelen elektrikli tren önlerinde de hızla uzanakaldı birden. Çok beklemezdi. İstasyondaki kadınlı erkekli işçi kalabalığıyla birlikte koşup girdiler. Kendiliğinden açılıp kendiliğinden kapanan kapılar kapandıktan sonra tren acı, bet sesiyle başını aldı yekindi.
Bütün kompartımanlar omuz omuzaydı. Yanyana dikiliyorlardı. Eniştesi bir şeyler anlatıyor, Ayşe onun omuzu üzerinden taa karşıdaki pencerelere bakıyordu. Pencerelerin ötesinde şimşek hızıyla değişen evler, mavi deniz, denizin üzerinde balıkçı kayıkları.
Samatya, Yenikapı, Kumkapı...

Kitabı okuyanlar 292 okur

  • Eda Bolat
  • asil yaşayan
  • Pınar Hincal
  • Fulden ugur

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.3 (1)
9
%0
8
%0
7
%1.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0