·
Okunma
·
Beğeni
·
1.443
Gösterim
Adı:
Gurmenin Son Yemeği
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059799133
Kitabın türü:
Çeviri:
Armağan Sarı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Gurmenin Son Yemeği
Gurmenin Son Yemeği
Kirpi'nin Zarafeti'nin yazarı Muriel Barbery'nin ilk romanı Gurmenin Son Yemeği, ömrünün son gününde, gençliğinin ilk tadını hatırlamaya çalışan bir gurme hakkında, Proust'u aratmayacak bir lezzet ve anlatı şöleni. Eleştirel kabuğunun altında çocukluğuna, büyükannesinin mutfağına, samimiyete ve basit tatlara duyduğu özlemle yaşayan lezzetlerin üstadı, Paris'in gösterişli restoranlarından sempatik pastanelerine, aile ilişkilerinden tutku dolu aşklara hayatının dökümünü yapıyor.

"Öleceğim ama yüreğimde cirit atan bir tadı anımsamayı bir türlü başaramıyorum. Biliyorum ki bu tat, tüm yaşamım boyunca susturduğum bir kalbin anahtarını elinde tutan, tüm yaşamımın ilk ve son gerçeği."
Meilleur Livre De Littérature Gourmande Ve Bacchus-Bsn Ödülleri
144 syf.
Patrick Süskind “Koku”isimli kitabında koku duyusunu nasıl yüceltmişse Muriel Barbery de burada aynı şeyi tat alma duyusu üzerinden gerçekleştiriyor. Ancak bunu yaparken bence Süskind kadar başarılı olamıyor.

Güzel bir yemeğe sadece bakmakla yetinmek istemeyiz ya da onu koklamak içimizdeki arzuyu bastırmaya yetmez. Mutlaka tadına da bakmak isteriz. Evet, tat alma duyusu insana müthiş keyif ve haz veren bir duyu hiç şüphesiz. Bu bağlamda bir gurmeyi kıskanmamak elde değil!

Kitabı farklı açılardan ele almak mümkün. Yazarın ilk kitabı olduğu için bazı konuların derinliğine girememiş olma ihtimali var ya da bilinçli bir şekilde bu konuları es geçmiş de olabilir. Kitabımızın kahramanı son 48 saatini yaşayan bir gurme. Ölümüne saatler kala son bir tadı arıyor olması üzerine geçmişini irdeleme fikri şahane bir kitap konusu olabilirmiş. Ama burada pek irdelememiş gibi görünüyor. Gurme salt yemeklerle olan ilişkisini anlatıp sahneyi terk ediyor. Ben mesela böyle bir konuda -klasik bir biçimde- geçmişe tat üzerinden yapılan bir yolculukta bütün hatalarının üstüne düşünmesini beklerdim. Ama dediğim gibi bu klasik bir kurgu olurdu. Belki yazar da aynı şeyi düşündü ve sadece tat alma duyusunu öne çıkardı gurmenin dilinden. Çünkü gurmenin etrafındaki diğer kişiler gurme ile olan ilişkileri üzerinde dururken gurme hiç durmamış. Böyle bakınca yazar bunu bilinçli bir şekilde yazmış diye düşündürdü beni. Bu aile ilişkisi olayı dışında beni üzen şey sadece tat alma duyusu üzerinde durup, başka alanlardan söz edilmemesi oldu. Mesela müzik, felsefe, sanat gibi... Henüz okumamış olanlar için “Kirpinin Zarafeti” bu anlamda gerçekten daha doyurucu bir eser.

Bütün saygın şefleri dize getirmiş, alanında mutlak otorite olmuş, herkesin saygısını kazanmış ama kendi ailesinin saygısını kazanamamış biri bence çok zavallı bir yaşam geçirmiştir. Aileden kimsenin sevmediği, ölse de defolup gitse dedikleri bir adam haline gelmiş gurme. En azından son saatlerinde ailesine karşı günah çıkarsaydı diye bekledim. Geçmişini, keyif aldığı yemekleri hatırlamak yerine ailesiyle yaşadığı mutlu anları hatırlayabildi belki. Kitap tüm bunlara rağmen sıkıcı değil ama o kadar eğlenceli de değil, sadece güzel kontrollü bir şekilde yazılmış. Farklı seslere yer vermesi de güzel bir teknik. Gurmeyi hizmetçisinin, çocuklarının, evcil hayvanının, heykelciğinin, dilencinin sesinden de dinliyoruz. Bu durum onu tek taraflı yargılamamamızı sağlıyor. Ancak bu anlatımlar da çok kopuk. İlginçtir ki gurmemiz ailesi dışında herkese karşı son derece iyi ve kibardır. Kitabın beni en çok eğlendiren tarafı tat duyusunun yüceltilmesi ve bunu geçmişimizle özdeşleştirmemiz. Tat duyusu beyinde en keskin, en unutulmaz duyu gerçekten.

Kitapla ilgili sormamız gereken en önemli soru şu bence: Yazar böyle bir kitabı neden yazma gereği duymuş? Bu kitabı neden yazmış anlamak güç. Herhalde yazarın maksadı sadece ağzımızı sulandırmak ya da bizlere nefis yemek tarifleri vermek olmasa gerek. Yemek yemenin sadece karnımızı doyurmaktan ibaret olmadığını, bunu bir haz şölenine çevirmenin elimizde olduğunu vurgulamak istiyor belki. Ne yazık ki böyle bir adamı yarı yolda bırakacak organların en başında karaciğer ya da mide gelmesi gerekiyorken gurmemiz kalp yetmezliğinden sevdiklerine değil sevdiği tatlara veda ediyor. Hayatta midemizi gerekli gereksiz fazlasıyla doldurduğumuz kesin ama acaba kalbimizi de sevgiyle dolduruyor muyuz?
144 syf.
Dünyanın en başarılı, en tanınmış, gastronomi sanatına çağ atlatmış gurmesinin yaşamak için sadece ve sadece kırk sekiz saat gibi kısa bir süresi kalmıştır. Normal bir insan bu gibi durumda ne yapar az çok kestirebiliriz belki ama ünlü gurmemiz ne yapıyor; gençliğine ait " ilk tadı " aramaya, hatırlamaya koyuluyor.

Leziz yemekler eşliğinde geçmişe yolculuk yapmak çok hoştu. Bazen taşrada bir köyde, bazen bir sahil kenarında ya da büyük metropollerde gerçekleşen, yemeklerin başrolde olduğu anlara konuk olmak çok keyifliydi. Muriel Barbery'nin çok etkili bir kalemi var. Yer yer kaleminin sertleştiği ironilerin ve eleştirilerin havada uçuştuğu bölümler yok değildi ama şarapların konuşulduğu ortamda sarapların canımı çekmesi, dondurma veya sorbelerin adının geçtiği yerde aklımın o tatlara gitmesi yazarın anlatım gücüne en iyi örnek olduğunu düşünüyorum.. Bunun dışında çevre- mekan tasvirleri de oldukça güzeldi, bu bölümleri okurken çok eğlendim.

Kitap boyunca bana kriz geçirtip, saç baş yollduran karakterler de yok değildi. Ukalalıkta zirveye oynayan, egosu kendinden metrelerce yüksekte olan, evdeki kedisine- köpeğine hatta ve hatta Venüs Heykeline bile ilgi ve alaka gösteren beyimiz söz konusu ailesi olunca suratsız, nemrut, duyarsız birisine dönüşüyor. İşi her şeyin önünde olan bu kişi söz konusu ailesi olunca duvar gibi katı olabiliyor. Karısı Anna ise ayrı bir kriz nedeni. Çapkın burjuva kocasnın tüm ihanetlerine rağmen "seni çok seviyoruuuuum, ölme" demesi tansiyonumu düşürdü desem yeridir.

"Yemek" olgusunun ihtiyaç dışında başlı başına bir sanat olduğu, tadından, kokusundan, görselinden farklı hazlar alındığını ve tüm bunların birleşiminde orgazmın yaşandığı bir dünya girmek, tuhaf karakterlerin üzerinden kendi dünyamıza gönderilen ışığı görmek/takip etmek 139 sayfalık bir okuma esnasında gerçekleşen birçok durumdan sadece birkaçı. İnsan olarak hiç ölmeyeceğimizi düşünerek yaşamak ve en çokta korktuğumuz, düşünmek istemediğimiz anların içinde kendimizi bulmak. Belki de en zoru nedenlerimizin farkında olmamak...

Işığı görmeden ayılmak dileğiyle...
144 syf.
·3 günde·6/10 puan
Kirpinin Zarafeti’ne bayıldıktan sonra yazarın bu kitabını da okumaya karar verdim. Yazar son günlerini yaşayan dünyanın en ünlü gurmesinin son günlerini, kendi gözünden ve hayatındaki diğer insanların gözünden okura aktarıyor. Kitabı okurken yemek yemenin benim bilmediğim apayrı bir boyutu olduğunu fark ettim, benim için yemek yaşamamızı sağlayan mecburi bir ihtiyaçken kitaptaki karakterler sayesinde bunun bambaşka bir dal olduğunu gördüm, -tabi görüşüm hala aynen devam ediyor, yemek bizi yaşama bağlayan bir araç sadece. :D
Genel olarak güzel bir kitap olsa da istediğimi bulamadım, yazar Kirpinin Zarafeti ile beklentimi çok yükseltmişti, ondan daha iyi bir şeyler bekliyordum.
144 syf.
·6/10 puan
Merhaba dostlar
.
Çok ünlü bir gurme ölmeden önceki son saatlerinde, tadı zihninde kalan ama ne olduğunu hatırlayamadığı bir lezzetin peşine düşerek anılara dalar. Hem kendi hem de diğer insanların anıları sayesinde bu kişinin yaşamı ve karakteri hakkında bilgi sahibi oluruz.
.
Diğer kişilerin kim olduğunu, anlattıklarından çıkarmaya çalışıyorsunuz. Karısı, çocukları, metresi hatta sokakta önünden geçtiği dilenci, evdeki kedi ve çalışma odasındaki venüs heykeli bile söz alıyor. Bir gurmenin anılarında gezinirken elbette hiç bilmediğimiz yemeklerle karşılaşıyoruz.
.
Daha önce yazarın Kirpi'nin Zarafeti isimli kitabını okumuştum. Yazar uzun cümleler kurmayı tercih ediyor. Anlatım tarzının karışıklığını pek sevemedim. Anlattıklarının duygusunu da hissedemedim.
.
İki minik alıntı bırakıyorum:
.
...yani kimse mutlu değil çünkü kimse doğru insanı gerektiği gibi sevmesini bilmiyor ve aslında kendi kendilerinden nefret ettiklerini anlamak istemiyorlar.
.
...insanın son saatinde, yaşamı boyunca boş bir düşü kovalamış olduğunu ve kötülüğü öğütlediğini nihayet anlamış olması ne büyük bir talihsizlik ve mutsuzluktur.
.
Sevgiyle kalın
.
.
144 syf.
·6/10 puan
Genç Weather’in Acıları’ndan sonra okuduğum en yoğun tasvirli kitaptı. Hayatın akışı içinde belki birkaç saniye içinde yaşadığımız olayları, tattığımız lezzetleri sıkmadan okutacak şekilde sayfalar boyu anlatabiliyor olması bir başarı gerçekten.
Verilmek istenen mesaj dışında hikayenin sonunu bir miktar zayıf bulduğumu söyleyebilirim .
Herşeye rağmen keyifli bir okumaydı.
144 syf.
·11 günde·1/10 puan
Hasta, ölmek üzere olan bir gurmenin istediği son yemeği konu alan kitap. Sıkıcı işlenmiş, yemekler adını duymadığınız şeyler olunca zevkli de olmuyor. Kurguyu da gidişatını da beğenmedim. Alıp vakit kaybetmeyin.
144 syf.
·Puan vermedi
Ölümüne sayılı saatler kalan bir gurme, kendi ağzından geçmişe yolculuk yapması ve beraberinde yemeklerle birlikte yakın çevresindeki ilişkilerini anlatmaktadır.
Sanırım isminden olsa gerek beklentilerimi yüksek tutmama rağmen istediğim zevki alamadım kitaptan. Çok rahat okuduğum bir kitap olmadı.
Muhtemelen kirpinin zarafetini beğenip bu kitabı araştırdınız. Maalesef bu kitap hikaye olsun karakterler olsun diğer kitabın yanına yaklaşamaz. Ayrıca kısa bir hikaye çabuk biter diye düşünmüştüm fakat zor okunan bir kitap, çok güzel betimlemeler olsa da her satırdaki süslü cümleler yorucu oluyor. Kısacası, okuyacaksanız kirpinin zarafetiyle kıyas yapmamaya çalışın çünkü o tat bulunmuyor.
144 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İnsan ölüm döşeğinde bir yemek arar mı? Bir tat nasıl bu kadar önemli olur ki kişinin son anlarında? Bugün bunu anladım. Her yemek farklı bir dünya ve yediğim her şeye yeniden, başka bir pencereden bakma zamanı geldi. Artık tüketmek için yetmeyeceğim, lezzete varmak için yiyeceğim.

(Fransızca okunmuştur)
144 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kirpinin Zarafeti'nden aldığım keyifi vermese de iyi bir kitaptı. Sonunu daha farklı hayal etmiştim, istediğim duyguyu yakalayamadım :/ Buna karşın betimlemeler çok güzeldi. Öyle bir sashimi tarifi vardı ki daha önce sashimi tatmamış olan benim ağzım sulandı. Muriel Barbery'nin sıkı bir Japonya hayranı olduğunu ciddi anlamda düşünmeye başladım artık :)
144 syf.
Şaşırdığım ve bu neden böyle çok saçma dediğim noktalar vardı. Bir insan iki farklı konumda bambaşka duygulara gerçekten sahip olup bu şekilde davranabilir mi? Bence olmamalı. Ancak yapılan işe duyulan sevgi, ölüme giderken bile aranabilecek tat olarak hayatımızda yer edinebiliyorun gerçekliği bence etkileyici. O tat gerçekten aradığımız mı yoksa hep hayatımızın içinde kalan mı o da başka bir durum tabii.
“Bir de şey var bildiğim, hepsi mutsuz, yani kimse mutlu değil çünkü kimse doğru insanı gerektiği gibi sevmesini bilmiyor ve aslında kendi kendilerinden nefret ettiklerini anlamak istemiyorlar.”
Muriel Barbery
Sayfa 80 - Kırmızı Kedi
Mükemmellik, bir geri dönüştür. Bu nedenledir ki, sadece kaybolmaya yüz tutan medeniyetler bu konuya karşı duyarlılık gösterirler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gurmenin Son Yemeği
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059799133
Kitabın türü:
Çeviri:
Armağan Sarı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Gurmenin Son Yemeği
Gurmenin Son Yemeği
Kirpi'nin Zarafeti'nin yazarı Muriel Barbery'nin ilk romanı Gurmenin Son Yemeği, ömrünün son gününde, gençliğinin ilk tadını hatırlamaya çalışan bir gurme hakkında, Proust'u aratmayacak bir lezzet ve anlatı şöleni. Eleştirel kabuğunun altında çocukluğuna, büyükannesinin mutfağına, samimiyete ve basit tatlara duyduğu özlemle yaşayan lezzetlerin üstadı, Paris'in gösterişli restoranlarından sempatik pastanelerine, aile ilişkilerinden tutku dolu aşklara hayatının dökümünü yapıyor.

"Öleceğim ama yüreğimde cirit atan bir tadı anımsamayı bir türlü başaramıyorum. Biliyorum ki bu tat, tüm yaşamım boyunca susturduğum bir kalbin anahtarını elinde tutan, tüm yaşamımın ilk ve son gerçeği."
Meilleur Livre De Littérature Gourmande Ve Bacchus-Bsn Ödülleri

Kitabı okuyanlar 86 okur

  • Sera Gündoğan
  • Neslihan A
  • Gnrblkn
  • Glçn
  • VesoD
  • Elif Coşkun
  • Hafsanur
  • bahar s.
  • Şeyda
  • Gülce özbatur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.5 (4)
9
%0
8
%7.9 (3)
7
%13.2 (5)
6
%21.1 (8)
5
%5.3 (2)
4
%0
3
%2.6 (1)
2
%2.6 (1)
1
%0