Adı:
Güvercinler Gittiğinde
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944494892
Kitabın türü:
Çeviri:
Suna Kılıç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alef
"İç savaştan bugüne İspanya'da yayımlanan en güzel roman."
-Gabrıel García Márquez, El País, 1983-

Pek çok dile çevrilen, çevrildiği her dilde büyük beğeni toplayan bir modern klasik.

1930'lu yılların Barcelona'sında, tarihin sancılı bir döneminde hayat, basit ve sıradan bir varoluşa tutunmaya çalışan Natàlia'nın müthiş ayrıntılı dilinden anlatılıyor.

Natàlia bu canlı, dokunaklı anlatısıyla Madam Bovary ve Anna Karenina'dan sonra dünya edebiyatına kazandırılmış en büyük kadın karakterlerden birisi olmuştur.
Yazarının 'Şiddetle iddia ediyorum, Güvercinler Gittiğinde bir gıdım duygusallık içermese de her şeyden çok bir aşk romanıdır.' sözleriyle tanımladığı eserinin kadın karakteri Natàlia, Anna Karenina ve Madam Bovary'nin ardından dünya edebiyatına kazandırılmış en büyük kadın karakterlerinden biri olduğu ileri sürülüyor.

Kitabı okuduğum süre içerisinde bu karakterin peşine düşüp onun farkını fark etme hissine kapıldım.

Evet, düşününce bir aşk romanı bu kitap. Bir meydanın ortasında başlayan tanışma hikayesi, ardından evlilik... Ve evlilik süreci içerisinde Natàlia'nın tüm tahlil, tasvirleri dikkate değerdi benim gözümde.

Onun bir başınalığı, hayatı anlamlandırma çabası, güvercinlerle olan ilişikliği... Tüm psikolojisi dinamik bir yapıdan biraz uzak, hafif hareketli ilerliyor. Kimi noktalarda ruhunu tanımlayamadığım anlar olsa da onun içindeki mücadeleye hayran kaldım diyebilirim. Bazı durumlar adına riskleri göze almayı seven biri.

Madam Bovary ve Anna Karenina karakterleriyle kıyaslayacak olursam onların yaşam biçimi, psikolojileri ve sonlarından farklı bir özgünlüğü var Natàlia'nın hayatının.

Natàlia'nın yanı sıra ilk eşi Quimet'in de farklı kişilik özelliklerinin yanı sıra ilginç, bir o kadar da iğrenç huylarının da olması Natàlia'nın hayatının tepetaklak olmasında ilk etken olduğu için bu aşamada yazarının feminist kalemi baskınlaşıyor ve kadın karakteri üstün konuma çıkarıyor. İlginç ki yazar, kitabının sonlarına doğru erkeği mükemmelleştirerek hayatı yaşanılır kılıyor.

Kitabın bir yönü de daima sevdiğim özellik olan varoluş sancılarının sıkıntısı. Bunu da elbette ki yazar yansıtabilmiş. Natàlia'nın içindeki sızılar, gücü, fedakarlığı, ne istediğini bilmesi... Kesinlikle edebiyata kazandırılmış güçlü kadın karakterlerden biri.

Kimi zaman okurken sıkıldığımı, anlatım bozukluklarının verdiği rahatsızlığı gözardı ederek kitabı beğendim. Kütüphaneden alırken biraz tereddütlüydüm, ya arka kapağındaki izlenimi vermezse diye. Okuduktan sonra tereddümün yersiz olduğunu fark ettim.

Güvercin kokusu bir süre boyunca zihnimden çıkmayacakmış gibi.
Başlarda zaman , mekan olgularında karışıklık yaşadım.Ama okudukça bir kadının yaşamında nasıl zorluklar yaşayacağı,ailesi,ekonomik zorluklar içinde bir yandan birlikte yaşadığı ve kocasının hobisi olan güvercinler ile ilgilenmek zorunda.Şartların onu nasıl zorlayacağını ve hayatının hiç beklemediği anda nasıl değişeceğini merakla okuyorsunuz.
Bir kedinin yaşadığı gibi yaşıyordum: Bir aşağı bir yukarı, kâh kuyruk aşağıda kâh kuyruk dimdik, şimdi yemek vakti, şimdi uyku vakti; tek farkla, kedilerin yaşamak için çalışması gerekmez.
"... kimseye bir kötülüğümüz dokunmuyordu ve kimse bizi sevmiyordu."
Merce Rodoreda
Sayfa 153 - İlk Baskı, Haziran 2016, Alef Yayınları
"Senyora Enriqueta bana pek çok hayatımız olduğunu söylemişti, birbirlerine bağlanmış hayatlar, fakat bir ölüm ya da evlilik, bazen, her zaman değil, bunları ayırıyordu, fakat hakiki hayat, küçük hayatı kendisine bağlayan bütün iplerden her şekilde bağımsız olan hayat, küçük ve kötü hayatlar onu yalnız bıraksa daima yaşaması gerektiği gibi yaşayabilirdi. Ve diyordu ki, birbirlerine bağlanmış hayatlar karışırlar ve bize acı çektirirler ve biz kalbin atışını ya da bağırsakların büyük hareketini bilmediğimiz gibi hiçbir şey bilmeyiz..."
Merce Rodoreda
Sayfa 209 - İlk Baskı, Haziran 2016, Alef Yayınları
"İçlerindeki kır çiçekleriyle iki cam fanus: gelincikler, başaklar, mavi kantaronlar ve yabangülleri. Ve iki fanus arasında kulağınıza tuttuğunuzda denizin sesini duyduğunuz denizkabuklarından bir tane. İçine denizin bütün iniltilerini sığdırmış olan o denizkabuğu benim için bir insandan daha fazla bir şeydi. Hiçbir insan içindeki o dalgaların gelgitleriyle asla yaşayamazdı."
Merce Rodoreda
Sayfa 165 - İlk Baskı, Haziran 2016, Alef Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güvercinler Gittiğinde
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944494892
Kitabın türü:
Çeviri:
Suna Kılıç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alef
"İç savaştan bugüne İspanya'da yayımlanan en güzel roman."
-Gabrıel García Márquez, El País, 1983-

Pek çok dile çevrilen, çevrildiği her dilde büyük beğeni toplayan bir modern klasik.

1930'lu yılların Barcelona'sında, tarihin sancılı bir döneminde hayat, basit ve sıradan bir varoluşa tutunmaya çalışan Natàlia'nın müthiş ayrıntılı dilinden anlatılıyor.

Natàlia bu canlı, dokunaklı anlatısıyla Madam Bovary ve Anna Karenina'dan sonra dünya edebiyatına kazandırılmış en büyük kadın karakterlerden birisi olmuştur.

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Küb
  • miqulaloomi
  • Arzela
  • Elif Göçol
  • gülay yvz
  • Esengül Ersoy
  • Neslihan Soysal
  • Elçin
  • Didem Özdemir
  • Raconteur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%12.5 (1)
8
%0
7
%50 (4)
6
%37.5 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0