Güz Fırtınası

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.921
Gösterim
Adı:
Güz Fırtınası
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
587
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055016890
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Geçmişi üzerine gölge gibi düşen bir adamın tek çaresi, daimi bir güneştir...

Abertillery Dükü’ne ait papaz evinde ailesiyle birlikte yaşayan Jane Hammond’ın hayatı, kendi küçük dünyası ve gizli hayalleri üzerineydi. Mutlu olduğu, kendini huzurlu hissettiği, ona göre dünyanın en güzel topraklarında yaşamanın belki de tek bedeli, efendileri olan soylunun dikkatini çekmeden, hatta var olduklarını unutturarak devam etmenin bir yolunu bulmaktı. Zira bugüne kadarki hiçbir Abertillery Dükü'nün ahlâk ya da merhametiyle övündüğü söylenemezdi.

Jane endişelerine rağmen, yeni dükün huzurlu dünyalarına ayak basmasının hiçbir şeyi değiştirmeyeceğine inanmaya hazırdı. Ne var ki, soyundan gelen uğursuzluğu gölge gibi üzerlerinde taşıyan ve geçmişte yaptığı korkunç şey yüzünden yargılanan dükün diğerleri kadar umursamaz olabileceğini düşünmek başlı başına bir hataydı.

Gizemli ve baştan çıkarıcı son Abertillery Dükü Alexander Darius Cunningham’ın Hammond ailesini kabul etmeye mecbur bıraktığı görev onları hiç de arzulamadıkları şekilde bir araya getirirken; tesadüfler ve güçlü güz fırtınaları, tutkulu serüvenlerinin fitilini ateşleyecekti.
587 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Hüsrana uğradım... ASLA diyemeyeceğim:) Rita Hunter o kadar hızlı bir şekilde favori tarihi aşk romanı yazarım oldu ki ben bile anlayamadım. Bu kez bir fire verecek kesin diyorum ama o aynı istikrarla beni satırlarına, kurguya hayran bırakarak son noktayı koyuyor. Yanılmaktan hiç bu denli keyif almamıştım.
Jane ve Alexander'ın tutku dolu hikayesi ile beni ve koca bir gecemi gasp etti. Suratımda mutlu bir sırıtma var. Tabi ki bittiğine üzüldüm ama elimin altında acil durumda camı kırabilirim.
İncelemelerde pek fazla hikayeye değinmekten hoşlanmıyorum çünkü bunu kitabın tanıtım sayfasından herkesin edinmesi mümkün. Kendimin de incelemelerde aradığım şeylere değinmek istiyorum; karakterlere, kurguya ve zaman-mekan tasvirlerine.
Aşk romanlarında en büyük kriterim erkek kahramanın tasvirindeki güçlülük yakası. Ve bu romanda da aynı yazarın diğer romanlarında olduğu gibi eksiksiz bir betimleme vardı. Alexander, Jane ile karşılaşmadan önceki yaşamı ve ondan sonraki tüm zaman akışı içinde oldukça güçlü bir şekilde anlatılmıştı. Zaaflarıyla, tutkusuyla, çatışmalarıyla ve mazisinden getirdikleriyle. Jane, aynı diğer tarihi romanlarındaki kadın kahramanlar gibi sıra dışı ve güçlü bir duruşa sahipti. Romanda en hoşuma giden kısımlardan biri de diğer romanlarındaki bayan kahramanların toplaşıp Jane'in evini tabir caizse basmalarıydı:) Yazar, bu şekilde muhteşem bir bir araya getiriş oluşturmuştu ve çaktırmadan da seri yapmıştı. Bir tek olumsuz şey söyleyebilirim bu da romanı okuyanların bakış açısına göre esneklik gösterebilir. Romanla paralel giden Jane'in yazdığı hikayenin romanın sonunda bir tık daha sonrasının da anlatılabileceği beklentisi içinde kaldım. Belki yazarın bu konuda bir planı vardır orası da ayrı bir mevzu. Ama Jane'in kahramanlarının da romanın sonunda insanı bekleyişte bırakmayacağı bir birlikteliğe yelken açmaları hoş olurdu diye düşünmeden edemedim.
Bu tarzı sevenler gözü kapalı alabilir. Tavsiyem romana akşam saatlerinde başlamayın yoksa benim gibi uykusuz kalabilirsiniz.
587 syf.
·2 günde·3/10
Elimde bulunan bir tarihi aşk romanının daha sonuna geldim. Ülkemizde bu türü takip edenlerin Rita Hunter'ı bilmemesi mümkün değildir. Çünkü hatun türün hakkını cidden veriyor.

Kitap hakkında yoruma geçmeden önce bir fikir beyan etmek istiyorum. Burayı okumak zorunlu değildir.

Bildiğiniz gibi Rita, Epsilon ile anlaşmasını feshedip Yabancı ailesine katıldı. Çok da iyi oldu çünkü Yabancı, Rita'nın değerini Epsilon'dan daha iyi anlar diye düşünüyorum. Ayrıca sayesinde ilk kez Yabancı'dan bir kitap aldım. Şu ana kadar okuduğum Yabancı'lar pdf şeklindeydi. Bir yanda da pek memnun olamadım. Yabancı, her ne kadar bestseller denen kitapları bünyesine alsa da ağırlığı genç-yetişkin türüdür. Yanlış anlaşılmasın, Rita o bestseller dediğimiz baaazı yazarlardan çok daha iyi yazıyor ve yaptığı seçimi sonuna kadar destekliyorum. Kabullenemediğim yön Yabancı'nın kendi alanından uzaklaşmaya başlaması. Bakıyorum son kitaplara chick-lit,historical (gerçi şu an bu kitapla birlikte başka yazardan çıkacak bir roman daha var) kitaplar bünyeye girmeye başlamış (erotik önceden beri olduğu için hesaba katmadım). Yabancı, İthaki ve Müptela ile beraber Penguen Kitapevi'den çıkma bir yayın evidir. Ben Penguen'in yerinde olsam 4. bir yayın evi açarım, yalnız içinde sadece tarihi aşk romanları barındıracak şekilde. Yabancı da eskisi gibi sadece genç-yetişkin ve yeni-yetişkin kitapları çıkarır. Malum, tarihi aşk ve günümüz aşk kitap çıkaran yayın evlerinin hangisine öncelik verdiği çok bariz.

Şimdi gönül rahatlığıyla kitap yorumuna geçebilirim.

Yukarıda da dediğim gibi Yabancı,Rita'ya değer verir. Bunu da ilk kitapta çok güzel gösterdiler. Kalbin Ateşi'nden sonra gördüğüm en güzel kapak olmuş. Fotoğrafa uygun yapılan dış süslemeler olsun, bölüm sayısını süsleyen kısımlar olsun hakkını vermişler, helal olsun.

Ben bu hatunun en çok arka kapak yazılarını seviyorum çünkü nasıl bir hikaye ile karşılaşacağınızı hemen açıklamıyor. Bu da kitaba başlamak için daha da heyecan yapmanızı ve merakta kalmanızı sağlıyor.

Kaleminden bahsetmem gerektiğini düşünmüyorum, zaten ne kadar mükemmel bir kalemi olduğu ortada. Bir kitabını okuyup da sanki ben oradaydım demeyene şaşarım. Karakterler arasındaki bazı diyaloglar da eğlenceliydi. Örneğin Alex'in ölümünü hayal etmek.

Ateş serisindeki kızlarımızı görmek sanki uzun zamandır görüşmediğiniz yakın dostlarınızı görmek gibi. Alexander hakkındaki dedikodulara rağmen hiç tanımadıkları Jane ile arkadaş olma çabaları ve yardım eli uzatmaları çok hoştu.

Benim blogu ve Vikitap'ı takip edenler çoğunlukla biraz sert eleştiri yaptığımı bilirler. Bir kitap hakkında tek olumsuz eleştiri yazmadığım kitap baya azdır. Tabi bu sert eleştiriden şimdi bu kitap da nasibini alacak.

Sayfa sayısı: Kitaptan memnun kalmamamın en önemli etmeni. İşin içine tarihte yaşanmış bir olay girse veya aşk romanı olmayan bir kitap okumuş olsaydım hiç umurumda olmayacaktı. Ama bir aşk romanında neredeyse 600 sayfalık bir kitap yazmak çok abes. Aslında bu konuda söyleyecek çok şeyim var ama onun için bir yazı hazırlayacağım. Yaptığımın ön yargıya kaçtığı doğru ama... Neyse, yazımı hazırladıktan sonra düşüncelerimizi orada paylaşırız ;)

Baş karakterler: Fark ettiniz mi, Rita'nın yazdığı çoğu baş karakter birbirlerine huy olarak çok benziyor, hatta artırıyorum, aynısı. Benim gözümde Sophie,Davina ve Jane, Isabel'in 1-2 özelliğinin eklendiği veya çıkarıldığı karakterlerdir. Sophie, Isabel'in daha sakin mizaçlı versiyonu, Davina, ketumluk hariç aynı Isabel. Jane ise empati yeteneği hariç Isabel'in çalçeneliğinin ve Sophie'nin masumiyetinin karışımı. Isabel'in bu üçünden farkı ise fazla pervasız olmasıdır sadece. Bir Emily gerçekten farklıydı. Erkekler, sizi de unuttum sanmayın. Marcus, Emily'e gösterdiği aşk dışında 2. Brendan. Alexander, Adrian'ın doğruculuğunu, Stephan'ın rahatlığını ve Brendan'ın çileden çıkaran aptallık yapma özelliğini almış. Dip not:Kalbimi Çaldın ve Tatlı Tuzak kitaplarını okumadığım için onları işin içine katmıyorum.

Çift hakkındaki düşüncelerim: Alex'ten başından beri haz etmemiştim. 502. sayfadan sonra yaptıklarıyla benden aptallara vereceğim bir plaket aldı. Jane ise eh işte. Benim canımı sıkacak hiçbir şey yapmadı aslında, hatta son sayfalarda baya sempatimi kazandı fakat Alex'ten aldığım negatiflik Jane'i de etkiledi maalesef. :(

Sıkıcılık: Koyabilseydim bloga koyduğum gifleri buraya koyardım. Ne kadar sıkıldığımı blogta bulunan giflerden anlarsınız.

Hele o 502. sayfadan sonrası kitabın en kötü kısımlarıydı. Şimdi Alex'in geçmişi onu bir uyarı sayesinde bıraktı öyle mi? Yazar bile bir yerden sonra sıkılmış ki oraları baya kısa kesmiş. Sonu oldu bittiye getirilmiş.

Bana Judith'in baş ağrıtan bir kitabı mı yoksa sıkıcılıktan öteye geçmediğini düşündüğün Güz Fırtınası mı deseniz, tercihim tabi ki de Güz Fırtınası olur. Okuyanların çoğunun beğenisini de göz ardı etmeyerek ve Rita'yı sevdiğimden ötürü okumalı mıyım derseniz, ben okuyun derim. Sadece beklediğim gibi bir kitap olmadığı için okumayın demek çok yanlış olur.

http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/...uz-frtnas-yorum.html
587 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Merhabalar.
Abertillery'in son dükü herkesi merak içinde bırakır. Lanetli soydan nasıl birisi gelecektir? En çokta Jane ve ailesi için önem arz ediyordur.
Alexander kardeşinin eğitimi ve nasıl davranması gerektiği ile ilgili Jane ve ailesine görev verir. Ama bu görev yani Beatrice, Jane'nin deyimi ile akıl hastası her derstte onları deli etmeye başlar. Alexander ve Jane'nin yolu her fırsatta kesişir. Tabii Jane'nin başı hep beladadır ve kurtarıcısı her daim onu kurtarırır. Jane ne kadar uzak durmaya çalışsada ne yolları ayrılır ne de kalpleri.
Alexander da hem onu her hareketiyle güldüren hem de bugüne kadar hissetmediği duyguları hissetiren Jane'den ayrılamaz.
Aslında kitap çok hareketli çok aksiyonlu geçmiyor. Ama Jane gibi karakter olunca 'Acaba şimdi ne yapacak?' diye düşünmekten kitap su gibi akıyor. Onun düşüncelerini, yaptıklarını okumak beni çok güldürdü. Hele Alexander'a tuz atma sahnesinde kahkahayı bastım. Jane'nin aklı nasıl çalışıyor ya? Alexander'da onun bu hallerine tutuldu bence.
En mutlu oldukları anlarda ise Alexander'ın geçmişi gölge düşüdü. Leydi Alton ile olan geçmişinin ortaya çıkışı, gerçekler ve Jane'nin canının yanması. Belki de bu onların sınavıydı. Sınavı geçebilecekler mi yoksa sınıfta mı kalacaklar?
Tarihi kurguyu çok severim ama Rita Hunter'in kalemiyle ve karakterleriyle daha çok sevdim. Jane'nin fantastik hayal dünyası, Alexander'ın geçmişi ve aşkını okumaktan büyük bir keyif aldım.
Eğer size hala Rita Hunter'in kalemiyle tanışmadıysanız Güz Fırtanası ile başlayabilirsiniz.
Carter ve Beatrice'nın hikayesinde görüşürüz.
Tavsiyemdir.
-White (Dream🧡)
587 syf.
·9/10
Yazarın dilini çok beğeniyorum. Kitaptaki karakterleri de sevdim, okurken çoğunlukla eğlendim. Bazı yerlerde az biraz sıkılmış olmam ise kitabı gölgelemedi benim açımdan. Her bölümün başına Jane'in yazdığı fantastik kitaptan bir parça konulması da bana "Rita Hunter fantastik yazsa nasıl olur?" diye düşündürmedi değil.
587 syf.
·14 günde·8/10
Yazarın ilk okuduğum kitabı. Yazarın aslında Türk olduğunu öğrendiğim için merak edip aldığım bir kitap. Sonuna kadar sıkılmadan keyifle okudum. Aşk ve tarih bir arada
587 syf.
·Puan vermedi
Bu kitabı beğendiğimi söylersem diğer güzel kitaplara haksızlık etmiş olurum:( yazara bir şans vermek için başladım ama tamamen hüsrandı benim için. Öncelikle kitapta yer betimlemeler hiç iyi değildi ve kızların anneleri beni öyle sıktı ki hiç bitmeyecek sandım. Eğlenceli ve komik bir iki yeri vardı fakat insana fayda katacak hiç bir yeri yoktu her hangi bir olay bile yoktu düm düz öylesine yazılmış bir kitap bence. Yalnız şunu yazmadan da geçemeyeceğim kitap içinde kitap olması fikri çok güzeldi.
587 syf.
·1 günde·8/10
Kaç gündür kitap okuyamiyordum ama Ritanin merak ettiğim kitabını OkumaSam olmazdı.
Kitap umduğum kadar değildi ama akıcı ve konu olarak iyi işleyişiyle tadındaydi.
Eski kitaplarda ki karekteri görünce öyle çok sevindim ki .
Bir yerde dikkat ettiğim aşk ve gurur sahnesi tipatip aynı gibiydi. Buda etkileşimden sanırım bir anda ne oluyor dedim.
Kızımız yine kızıl Oğlumuz ise yine suçlanmis masum biri
Pekte masum denmez ama neyse
Kitap tadında güzeldi beğendim okumanız tavsiyedir . Ama belirtiyim altı yüz sayfa
587 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
İlk Rita Hunter kitabımdı ve bu kadar geç kaldığım için inanılmaz pişmanım. Mükemmel bir kitaptı. Ve Alexander'ın mükemmelliğinin yanında Jane'e de inanılmaz derece bayıldım. Bir an önce yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum!
587 syf.
·Beğendi·9/10
Rita Hunter'ın ilk Kış Nefesi'ni okumuştum. Aslında bu kitabı önce okumak gerekiyormuş. Her ne kadar diğer kitapla bağlantı olmasa da olay sırasına göre önce gerçekleşiyor.
Tek kelimeyle bayıldım. Hiç bu kadar gülmemiştim ve bu kadar çılgın bir leydi de okumadım. Jane hem görünüş hem de kişilik olarak sıradışı. Hele hele koynunda tuz ile hançer taşıması ve Alexander'a tuz atması çok eğlenceliydi. Unutmadan Jane gotik fantastik karışımı kitap yazmakta. Jane'nin erkek kardeşini çok sevdim. Gülme garantili eğlenceli bir kitap.
587 syf.
·32 günde·Beğendi·8/10
Şuan ruh halimden dolayı zorlu kitaplar okuyamadıgım için ve bu tarz kitapların okunması kolay ve keyif verdiğini düşündüğümden şans verdim ve hem eğlendim hem de guzel vakit geçirdim sıkılmadan bitti birbirine benzeyen ancak detayların farklı oldugu bir kitap güzeldi zaman geçirmek ve kolay okunan kitap arayışında olanlara tavsiye ederim
Değerli fikirlere sahipse sohbet ettiğin kişinin erkek ya da kadın olmasının hiçbir önemi yok.
Rita Hunter
Yabancı Yayınları
Tanrı biliyor ya, bekâr olmayı da, sağladığı kısıtlı özgürlüğü de çok seviyordu.
Rita Hunter
Sayfa 93 - Yabancı
Kadınların güçlü olduklarını biliyorum, ben de bir kadınım. Daha da önemlisi bir anneyim. Örnek verdiğim hayatlar ise bir gösteriş, erkekler tarafından sözde yüceltilen kadınların yine erkekler yüzünden yok oluşlarının hikayesi. Bana göre yoksullukla mücadele ederken ailesini bir arada tutan kadın güçlüdür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güz Fırtınası
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
587
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055016890
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Geçmişi üzerine gölge gibi düşen bir adamın tek çaresi, daimi bir güneştir...

Abertillery Dükü’ne ait papaz evinde ailesiyle birlikte yaşayan Jane Hammond’ın hayatı, kendi küçük dünyası ve gizli hayalleri üzerineydi. Mutlu olduğu, kendini huzurlu hissettiği, ona göre dünyanın en güzel topraklarında yaşamanın belki de tek bedeli, efendileri olan soylunun dikkatini çekmeden, hatta var olduklarını unutturarak devam etmenin bir yolunu bulmaktı. Zira bugüne kadarki hiçbir Abertillery Dükü'nün ahlâk ya da merhametiyle övündüğü söylenemezdi.

Jane endişelerine rağmen, yeni dükün huzurlu dünyalarına ayak basmasının hiçbir şeyi değiştirmeyeceğine inanmaya hazırdı. Ne var ki, soyundan gelen uğursuzluğu gölge gibi üzerlerinde taşıyan ve geçmişte yaptığı korkunç şey yüzünden yargılanan dükün diğerleri kadar umursamaz olabileceğini düşünmek başlı başına bir hataydı.

Gizemli ve baştan çıkarıcı son Abertillery Dükü Alexander Darius Cunningham’ın Hammond ailesini kabul etmeye mecbur bıraktığı görev onları hiç de arzulamadıkları şekilde bir araya getirirken; tesadüfler ve güçlü güz fırtınaları, tutkulu serüvenlerinin fitilini ateşleyecekti.

Kitabı okuyanlar 139 okur

  • özge
  • pınar osmanağaoğlu
  • Elif
  • Sibel kuru
  • Merve ksz
  • Birkitapezgisi
  • deniz
  • remziye şen
  • Tuğçe
  • Kitap Durağı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.1
14-17 Yaş
%14.9
18-24 Yaş
%27.7
25-34 Yaş
%21.3
35-44 Yaş
%21.3
45-54 Yaş
%12.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%97.2
Erkek
%2.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.9 (19)
9
%17.6 (12)
8
%27.9 (19)
7
%10.3 (7)
6
%10.3 (7)
5
%0
4
%1.5 (1)
3
%2.9 (2)
2
%0
1
%1.5 (1)