Hadi Anlat Bakalım (Anılar 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
403
Gösterim
Adı:
Hadi Anlat Bakalım
Alt başlık:
Anılar 1
Baskı tarihi:
Nisan 1998
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757119036
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İdea İletişim
... Meksika'da Pele'yi, İspanya'da ole'yi, Arjantin'de voleyi, lüks otelde baloyu, şahane konserde soloyu, tiyatroda galayı, folklorda halayı, kaç törende kaç olayı sunmuşum da sunmuşum... Ve sonra bir gün, TV'deki "Hadi Anlat Bakalım"dan esinlenmişim, kendi kendime "Hadi Anlat Bakalım" deyivermişim... Yeni, eski, kimi çoook eski anılar, anlatacaklarım... Eski ama taze hepsi... "Derin dondurucu"dan çıkardım. Bugünün niyetine okuyabilirsiniz. Bu, anılarımı size ileten ilk kitabım... Anılar devam edecek... Yeni moda TV'ci deyimiyle, Az Sonra!..
220 syf.
·20 günde·Puan vermedi
Bu kitabın yazarı kesinlikle Halit Kıvanç değil !!!

Laf olsun diye söylemiyorum. Bence karşısına mikrofonu koymuşlar, Halit Abi “ Hadi Anlat Bakalım” demişler, o da aklına ne geliyorsa, kronolojiye takılmadan anlatmış.

Anlatım tarzı çok sıcak, çok samimi geliyor okuyana. Güngörmüş yaşlı bir amca karşına geçmiş bir ileri bir geri “ ne diyordum, aklıma gelmişken, şunu dedim de bak ne hatırladım” diye diye tüm kitabı okutturuyor. ( Okursanız göreceksiniz üslubu gerçekten yaşlı bir amcanın üslubu.)

Yaşadığı dönemin tüm ünlülerini tanıyor. Adile Teyze’nin kuzucukları gibi ağzı açık “dinlemekten” başka şans bırakmıyor.

Hakimlikten, gazeteciliğe ve en son sunuculuğa efsane bir hayat öyküsü sizi bekliyor.

Yalnız şunu da söyleyelim kitap herkese seslenmiyor.

Kafa kağıdında ilk iki hane 19 ise ve üçüncü hane sekizden büyük bir rakam değilse kesinlikle zevk alınır. Böyle karışık anlatıyorum ki, Y kuşağının son on yılında doğanlar ve Z kuşağında olanlar, kazara kitabı okur ve kitaptan zevk almazlarsa “ iyi de ben sizi uyarmıştım diyeceğim.

Kitapların çok satılması için her yol mübah. X kuşağı mı ne yapsın? Bodoslama dalsın çünkü en çok onlar zevk alacak.

Ama canımı çok sıkan bir konuyu dile getirmeden geçemeyeceğim.

Yakın “popüler” tarihimizin nerdeyse tüm önemli olaylarına tanıklık eden Halit Kıvanç gibi bir değerin kitabı kesinlikle daha iyi bir baskı kalitesini hak ediyor.

Adını hiç duymadığım bu basımevinin tercih ettiği basım kalitesi bu “sıcacık” kitaba ihanet ediyor.

Cogito dergisi boyutlarında ( ki dergi efsanedir korkma ona sataşmak gibi bir hadsizlik yapmayacağım.) beyaz sayfaların üzerine Times New Roman yazı tipi tercih edilmiş.

Bu haliyle, rektöre yalakalık olsun diye ona itafen basılan, sıkıcı üniversite dergilerini anımsatıyor.

Hatta arttırıyorum; mahalle arasındaki herhangi bir matbaacıda rahatlıkla bu kalitede bir kitap bastırabilirsiniz.

Son elli sayfadaki fotoğraflar bile kitabın “tipindeki” soğukluğu gidermekte aciz kalıyor. ( Gerçi bu gibi anı kitaplarında fotoğraflar sonda değil de sayfaların arasında özgürce gezmeli, o da ayrı mesele.)

Aşağıya bir emanet bıraktım. Size zahmet çıkarken alırsınız…

https://www.youtube.com/watch?v=N-PXrTsnRbc
(…)İşte bir gün filmin o günkü çekimi bitmiş.(…) Hava soğuk, vakit geç. Ortalarda dolmuş molmuş görünmüyor. Babanın cebindeki para taksiye yetecek kadar değil. Derken bir taksi önünde duruyor. (…) “Buyur baba” diyor, “ Atla gidelim…” Hulusi Kentmen’in kıvranışı ona durumu anlatmış, şoför ekliyor: “ Babacığım senden para soran mı var? Ben de o tarafa gidiyorum zaten…” Hangi tarafa? Daha sormadı ki yolcusuna nereye gideceğini. Ama o şoför “insan”… Sapına kadar insan…
(…) Yılmaz Güney, aldığı ödülü Türkan Şoray’a uzatıyor ve mikrofona eğilerek de şöyle diyordu: “ Bacım, lütfen kabul edersen… Sinemaya sen çok emek verdin. Hakkın benden fazla… Onun için, kabul edersen benim ödülüm de senin olsun.”
(…)Nereye mi gidiyordu bütün bu çelenkler? İki gün önce düşen uçakta ölenlerin cenazesine, Ankara’ya gönderiliyordu. Düşünebiliyor musunuz? 1950 yılında… Daha uçak yolculuğunun pek yadırgandığı bir sırada, hayatında ilk kez uçağa binen ve de yargıçlık yapmaya Güney Doğu’ya giden genç bir insan, düşen uçakta ölenlerin çelenkleriyle beraber uçuyor.
“ İlçede en çok dikkatimi çeken, ufacık kerpiç evlerin penceresiz olmasıydı. (…) gerçeği öğrenmekte gecikmedim: Her ailenin bir ya da iki aile ile kan davası vardı. Gelip ateş etmesinler diye penceresiz yapıyorlardı evleri… Kapıları da ufak mı ufak…

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hadi Anlat Bakalım
Alt başlık:
Anılar 1
Baskı tarihi:
Nisan 1998
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757119036
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İdea İletişim
... Meksika'da Pele'yi, İspanya'da ole'yi, Arjantin'de voleyi, lüks otelde baloyu, şahane konserde soloyu, tiyatroda galayı, folklorda halayı, kaç törende kaç olayı sunmuşum da sunmuşum... Ve sonra bir gün, TV'deki "Hadi Anlat Bakalım"dan esinlenmişim, kendi kendime "Hadi Anlat Bakalım" deyivermişim... Yeni, eski, kimi çoook eski anılar, anlatacaklarım... Eski ama taze hepsi... "Derin dondurucu"dan çıkardım. Bugünün niyetine okuyabilirsiniz. Bu, anılarımı size ileten ilk kitabım... Anılar devam edecek... Yeni moda TV'ci deyimiyle, Az Sonra!..

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Evren i.
  • Meşrebi Kalender

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0