Hadis İnkarcılığı : Hadis Karşıtlarının İddiaları ve Cevaplar

·
Okunma
·
Beğeni
·
114
Gösterim
Adı:
Hadis İnkarcılığı : Hadis Karşıtlarının İddiaları ve Cevaplar
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059475303
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Rağbet Yayınları
Günümüzde hadis karşıtlığında büyük bir artış olduğu gözlenmektedir. Hadissiz Kur’ân Müslümanlığı söylemi bir fitneye dönüşmüş durumdadır. Sanki dinin, sadece Kur’ân’dan ibâret olduğu algısı verilmekte ve hadise şüpheyle bakılmakta, kaynak olarak görülmemektedir. Sünnet düşmanlığı, İslâm’ı tahrif etmek ve bozmak demektir. "İslâm Sünnet'tir, Sünnet de İslâm'dır." Çünkü İslâmî hükümlerin % 80’i sünnete dayanmaktadır. Sünneti kabul etmemek demek bütün bu ahkâmı yok saymak demektir. Onun için peygamberimize yaşayan Kur’ân, yürüyen Kur’ân, canlı Kur’ân denmiştir. Sünnetsiz Kur’ân İslâm’ı söyleminin aslında hiçbir dayanağı ve tutarlılığı yoktur. Kur'ân ve Sünnet, Müslümanlar için olmazsa olmaz vazgeçilmez unsurlardır. Hadis karşıtlarının savunduklarının önemli bir bölümü, müsteşriklerin iddiaları ile neredeyse bire bir örtüşmektedir. Aklı başında ve samimi olan bir Müslümanın bu bâtıl görüşlerin peşinden gitmesi mümkün değildir.
Sünnet’i reddetmek ve onu İslâm’ın kaynağı olarak kabul etmemek, Peygambersiz bir din tasavvur etmek demektir. Kur’ân ve Sünnet, İslâm dinini meydana getiren, et ve tırnak gibi birbirinden ayrılması mümkün olmayan bir bütünün iki parçasıdır. Yüce Allah’a imân eden bir kişi, aynı zamanda O’nun elçisi, dininin tebliğcisi konumunda olan peygamberine inanmak ve O’na itaatı da kayıtsız şartsız kabullenmek mecburiyetindedir. Yaptığımız bu çalışmada hadis karşıtlığının günümüzün bir fitnesi olduğu, hadissiz Kur’ân Müslümanlığı söyleminin bir fantezi ve hayal olduğu, Hz. Peygamber’in yetki alanının sadece tebliğden ibaret olmadığı, hüküm koyma ve beyan yetkisinin olduğu, kendisine bildirildiği kadarıyla gaybı bileceği, ilk müfessir oluşu, sünnetin vahiyle olan ilişkisi, sünnetin bağlayıcılığı, sünnete itaat ve ittibanın gerekliliği, sünnetin delil oluşu, hadislerin peygamberimiz döneminde yazıldığı, hadisin Kur’ân’a arz edilmesinde art niyetli hareket edilemeyeceği gibi konulara temas edilmiş ve ilmi olarak cevaplar verilmiştir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Tarihte Hadislere karşı ilk tepkinin;
''Hüküm Allah'ındır'' ayetini slogan edinerek Harici mezhebinin
doğuşu ile ortaya çıktığını söyleyebiliriz.
Hadisle ilgili olumsuz söylemleri ileri sürenlerin;
-Hadis Usulünden,
-Hadis Tarihinden,
-Sened ve Metin Tenkidinden
bihaber olduklarını görmekteyiz.
İlk olarak sünneti topyekün inkar hareketi ise;
Müslümanlar arasında değil - oryantalistler-arasında gelişmiştir.
Tarihte ilk kez modern dönemde ,
İngilizlerin Hindistan’ı işgal etmesiyle Allah Resulü’nün dini otoritesi direkt olarak hedef alınmıştır.
Bu yapılan, bir İngiliz projesiydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hadis İnkarcılığı : Hadis Karşıtlarının İddiaları ve Cevaplar
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059475303
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Rağbet Yayınları
Günümüzde hadis karşıtlığında büyük bir artış olduğu gözlenmektedir. Hadissiz Kur’ân Müslümanlığı söylemi bir fitneye dönüşmüş durumdadır. Sanki dinin, sadece Kur’ân’dan ibâret olduğu algısı verilmekte ve hadise şüpheyle bakılmakta, kaynak olarak görülmemektedir. Sünnet düşmanlığı, İslâm’ı tahrif etmek ve bozmak demektir. "İslâm Sünnet'tir, Sünnet de İslâm'dır." Çünkü İslâmî hükümlerin % 80’i sünnete dayanmaktadır. Sünneti kabul etmemek demek bütün bu ahkâmı yok saymak demektir. Onun için peygamberimize yaşayan Kur’ân, yürüyen Kur’ân, canlı Kur’ân denmiştir. Sünnetsiz Kur’ân İslâm’ı söyleminin aslında hiçbir dayanağı ve tutarlılığı yoktur. Kur'ân ve Sünnet, Müslümanlar için olmazsa olmaz vazgeçilmez unsurlardır. Hadis karşıtlarının savunduklarının önemli bir bölümü, müsteşriklerin iddiaları ile neredeyse bire bir örtüşmektedir. Aklı başında ve samimi olan bir Müslümanın bu bâtıl görüşlerin peşinden gitmesi mümkün değildir.
Sünnet’i reddetmek ve onu İslâm’ın kaynağı olarak kabul etmemek, Peygambersiz bir din tasavvur etmek demektir. Kur’ân ve Sünnet, İslâm dinini meydana getiren, et ve tırnak gibi birbirinden ayrılması mümkün olmayan bir bütünün iki parçasıdır. Yüce Allah’a imân eden bir kişi, aynı zamanda O’nun elçisi, dininin tebliğcisi konumunda olan peygamberine inanmak ve O’na itaatı da kayıtsız şartsız kabullenmek mecburiyetindedir. Yaptığımız bu çalışmada hadis karşıtlığının günümüzün bir fitnesi olduğu, hadissiz Kur’ân Müslümanlığı söyleminin bir fantezi ve hayal olduğu, Hz. Peygamber’in yetki alanının sadece tebliğden ibaret olmadığı, hüküm koyma ve beyan yetkisinin olduğu, kendisine bildirildiği kadarıyla gaybı bileceği, ilk müfessir oluşu, sünnetin vahiyle olan ilişkisi, sünnetin bağlayıcılığı, sünnete itaat ve ittibanın gerekliliği, sünnetin delil oluşu, hadislerin peygamberimiz döneminde yazıldığı, hadisin Kur’ân’a arz edilmesinde art niyetli hareket edilemeyeceği gibi konulara temas edilmiş ve ilmi olarak cevaplar verilmiştir.

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Pınar Hümeyra
  • Ayşenur MT
  • Ayşe Nur
  • Kırmızı başlıklı kuş
  • Slh
  • @KiTaPsSeVeRr
  • Pınar
  • Sinan Masalcı
  • Onur Tlh

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%66.7 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0