·
Okunma
·
Beğeni
·
5373
Gösterim
Adı:
Han Duvarları
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Baskılar:
Han Duvarları
Han Duvarları
Han Duvarları
Han Duvarları
Han Duvarları
Han Duvarları
284 syf.
·Beğendi·10/10
Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları adlı kitabını, öğretmen olarak atandığı Kayseri Ulukışla’ya yaptığı 3 günlük yolculukta yazıyor. Bu yolculuğu sırasında yaşadıklarını, anılarını, gözlemlerini şiirlerde anlatıyor. Şair bu yolculuğu öyle bir anlatıyor ki âdeta okuru da Anadolu turuna çıkıyor. Anadolu, ruhunuzda canlanan bir sevda haline geliyor. O soğuk duvarları teninizde hissettiriyor. Adım adım, ilmek ilmek işlenen yolculuk, Anadolu'nun çileli yaşamı karşısında duyulan kederi gözlerinizde bir sızı olarak bırakıyor.
"Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde" diyerek buralarda mevsimlerin iç içe yaşandığı belirtiyor. Bir yanda bahar, diğer yanda kar...
At arabasıyla yapılan bu üç günlük yolculuk, realist bakış açısıyla bir tablo gibi canlanıyor gözünüzde. Tabii şairin gördüklerine hissettiklerini de yansıttığını söylememiz gerekiyor. Bir rivayete göre bu yolculuğun film ya da belgeseli çekilecekmiş. Umarım böyle bir proje vardır.
Şair, kitapta sadece Anadolu ile yetinmiyor. İçinde alevlenen aşklarını da taşırıyor kaleminden. Yapı Kredi Kredi Yayınları, şairin "Han Duvarları" ve "Bir Ömür Böyle Geçti" kitaplarını "Toplu Şiirler" adında bir kitapta topladı. Burada şairin "Han Duvarları" dışında "Gurbet" ve "Sanat" gibi çok önemli şiirleri de yer alıyor. Eminim çoğumuz edebiyat dersinde "Sanat" şiirini görmüş, duymuş, okumuşuzdur.
Şair, Beş Hececiler şiir topluluğuna dahil olup hece ölçüsünde şiirler yazmıştır. Az da olsa aruz ölçüsüne de yer vermiş olan şairin, lirik unsurların ağır bastığı şiirlerinde akıcı ve sade bir dil yoğunluktadır.
284 syf.
·10/10
Fazla kelime oyunu olmayan açık ve net şiirler. Şair burada ne demek istemiş diye düşünmek yok. Hece ölçülerine uygun şiirler ne büyük bir şair olduğunu gösteriyor. En güzeli tabi ki han duvarları
ve

naz

Gönlümün yok niyeti
Açılmak için sana.
Çektiğim eziyeti
Yüzümden anlasana!

Ben,ki her damla derdim
Deniz olsun dilerdim,
İpi elimle verdim
Benliğimi alsana.

Kan doldurup tasımı,
Sildim gönül pasımı,
Taşa açtım yasımı,
Söylemedim insana!
176 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Sakın bir söz söyleme... Yüzüme bakma sakın! 
Sesini duyan olur, sana göz koyan olur. 
Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın, 
Anan bile okşarsa benim bağrım kan olur... 

Dilerim Tanrı'dan ki, sana açık kucaklar 
Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun, 
Kan tükürsün adını candan anan dudaklar, 
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!
🦇🦇🦇🦇

Güçtür hatırlamak sana ram olduğum demi, 
(Ey her bakışta bir daha ilhamı râm eden! 
Bir yerde, bezm-i canda mı, dîvân-ı Cem'de mi 
Bir yerde görmüşüm seni dünyâmı görmeden. 

Târihi sende başladı âlemde ömrümün, 
Kaydetti her geçen güne aşkın bir irtifa; 
Her derde panzehir gelen ulvî tebessümün 
Bir bir çiçekle kaynamış efsunlu bir şifâ. 

Gönlüm ayak sesinde, gözüm merdivendedir; 
Bir kavmi yok resule tecellî zamanısın; 
En lâyemût eserlerin ilhamı sendedir, 
En muhteşem kasidelerin kahramanısın! 

Ferman sürer seninle bu âlemde hüsn ü ân, 
Sensiz kalan gönül, kalan ömrünce yas taşır; 
Destan değil, hikâye değil, senden ayrılan, 
ömrün bütün bedîalarmdan uzaklaşır!

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL (1898 – 1974) 


Beş Hececilerin en önemli ismidir. 
Aruz ölçüsüyle yazdığı ilk şiirlerden sonra daha çok heceyi kullanmaya başlamıştır. 
Aruzu tamamıyla terk etmeyen şair her iki vezni de usta­ca kullanmıştır. "Şarkın Sultanları" ve "Gönülden Gönüle" şiirlerini aruzla yazmıştır.
“Sanat” adlı şiiriyle “memleketçi edebiyat”anlayışının öncülüğünü yapmıştır. Bu şiir, memleketçi şiirin ilk bilinçli bildirisi kabul edilir. 

"Folklor" ve "Halk Edebiyatı" Faruk Nafiz Çamlıbel'in sanatını süsleyen önemli unsurlardır.

Hem bireysel duygularını hem de memleket konularını şiirlerinde işlemiştir. 
Şiirlerindeki başlıca temalar aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve ihtirastır. 
Düş ile gerçeği kaynaştırdığı epik ve lirik özellikteki şiir­ler yazmıştır. 
Realist-romantik özellikler taşır.

 Behçet Kemal Çağlar ile birlikte Onuncu Yıl Marşı'nın sözlerini yazmıştır. Bu marşla, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini ve hedeflerini anlatmıştır.

Faruk Nafiz Çamlıbel, şiirlerinde "Çam Deviren", "Akıllı Ozan", "Kalender" ve "Deli Ozan" gibi takma adlar kullanmıştır.

Faruk Nâfiz aşk şiirlerini önce kuvvetli bir aruzla yazıyordu. Bu çağlarda genç şâir, eskilerden Baki gibi, yenilerden Cenab gibi, bilhassa Yahyâ Kemâl gibi söylemekten hoşlanıyordu. Fakat milli şiirin bir vezin meselesi hâline getirildiği ve aruzdan heceye bir akın yapıldığı yıllarda açıkça görüldü ki, Faruk Nâfiz elinde hangi saz bulunursa bulunsun, onu orijinal bir söyleyişe âlet edebilecek ve bu sazı, şiir yolunda başarı ile kullanabilecek bir san’atkâr ruhuna sahihtir.Faruk Nâfiz şiirde ve dilde, kendi gerçek şahsiyetini bulmakta hemen hiç gecikmemiş ve 1918’den beri söylediği şiirlerde dil tam mânasıyla Türkiye Türkçesinin zaferleri arasında yer almıştır. Onun 1920’de yâni ilk şiirlerinden 6 yıl sonra Ümid mecmuasında neşrettiği Bahçeden Saraya isimli şiirinde işte bu kendini buluşun nefis Türkçesi vardır.

Son goncalar döküldü sakın gelme bahçeme
Kalbinde mevsimin gamı yer tutmasın derim
Yaprakların süründüğü atlas feracene
Nisan oluca ruhumu ben yaymak isterin

***

Kalbinde bahçenin gamı yer tutmasın, bırak
Vardır sarayda sökmeyecek bir bahâr, ısın…
Sen bir güneşle çerçevelenmiş kadar sıcak,
Gün yüzlü, sırma saçlı ve zümrüd bakışlısın.

Bu şiirde daha da sıcak söyleyişler ve meselâ :

Sensiz geçen zamana yaşanmış denilmiyor…

gibi hem Türkçenin hem de Türk aruzu‘nun zaferleri sayılacak deyişler de yer almıştır. Firâri şiirinde;

Zülfünün yay gibi, kuvvetli, çelik tellerine
Takılan gönlüm, asırlarca peşinden gidecek…
Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da, yine,
Seni aşkım canavarlar gibi takibedecek

gibi mısraları da gene türkçenin aruzun ve şiirin zaferleri arasındadır. Çünkü Faruk Nafiz, şiirin ancak asırların dilinde işlene işlene inceleşen ve musikileşen, Türkçe ve Türkçeleşmiş kelimelerle söylenildiğine inanırdı. Kelimelerini günün türedi kelimelerinden seçmeyecek kadar köklü bir dil zevkine sahipti bu dilde ancak millet dilinde, halk ağzında derin bir yontuluş tarihi bulunan kelimeler yer alabilirdi. Nitekim :

Hangi sözlerle ninem gönlünü açmışsa
Ben o sözlerle gönül vermedeyim sevgilime.
Sözlerim ninni kadar duygulu olmak yaraşır,
Bağlıdır çünkü dilim gönlüme gönlüm dilime.

gibi mısralarında Türkçe’ye ve aruza bağlılığını açıkça ortaya koymaktadır.

Aruzla söylediği şiirlerde bu vezni bir Türk aruzu hâline koyan, Muallim Nâci, Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Ahmed Hâşim ve Yahya Kemâl dizisinin son usta şâiridir. Onun şiiri bilhassa bu meziyeti bakımından, üstad şâir Yahya Kemâl tarafından takdir edilmiş ve;

Bir lübbüdür, cihanda elezz-i lezâizin,
Her mısra’-ı güzidesi Fârûk Nafiz’in,

gibi Yahya Kemal’in her şâir için kolay söyleyemeyeceği bir iltifatı ile değerlendirilmiştir.

Bununla beraber şair sıcak duygularını ve zeki buluşlarını, eski Türk şiirinden ve Tevfik vasıtasıyla aydın zümrenin edebiyâtına akseden Türk halk şiirinden edindiği kuvvetli hâtıraları, yeni vezinle de muvaffakıyetle terennüm etti. Hece veznine kısa bir zamanda aruza yakın bir ses vermeğe muvaffak oldu. Onun terennümlerinde aruzla hece yanyana yürüyor, şâir pürüzsüz bir söyleyişle kullandığı nazım lisanını, yeni ve kuvvetli hamlelerle olgunlaştırıyordu. Devrinin hemen bütün genç şâirlerini mısralarındaki terennüm lisanının tesiri altında bıraktığı ve bütün yeni yetişenlere âdetâ müşterek bir nazım lisânı verdiği yıllar oldu. Büyük bir ustalıkla kullandığı 7+7 vezni onun elinde aruza yakın bir âhenk kazanmış, daha yeni şâirlerin en çok rağbet gösterdikleri müşterek bir vezin olmuştu.



Şiir sever iseniz ÇAMLIBEL'i en az bir defa okuyun
284 syf.
Suda Halkalar, Han Duvarları,
Çoban Çeşmesi, Gurbet ve Saire.
Bunların her biri ayrı ayrı,
Yeter bir şaire!

İki aydır her bir dizesini dahi özenle okumakta olduğum şiir kitabı bitti ve içimde hem Çamlıbel'in şiirlerinin hepsini okumuş olmaktan doğan bir huzur hem de artık okuyabileceğim başka bir Çamlıbel şiiri kalmamasından doğan bir hüzün var.
Ona göre bu şiirler bir şaire yetmekte ancak benim gibi açgözlü bir okura ise yetmemekte.

Faruk Nafiz’in yazdığı ilk şiirlerde dönemin meşhur isimlerinin, edebiyat akımlarının tesirinde kaldığı; dilinin bir miktar ağdalı olduğu görülür. O dönemki şiirlerinin muhtevası, ferdî aşk ve ızdıraplardır ve daha çok aşk konularını ele almıştır.

Ancak ne var ki o tarihlerde Anadolu'yu bizzat gören ve yaşayan şair, 1922’den sonra ferdiyetçi sanat anlayışından bütünüyle cemiyete yönelir. Artık şiirleri hece ölçüsü ve duru Türkçe iledir.
Faruk Nafiz’in yeni sanat anlayışı, 1926’da yayımlanan “Sanat” şiirinde, Batı hayranlığı ve taklitçiliğinin karşısına Anadolu insanı ve kültürünü çıkarmaktadır. İstanbullu aydın ile Anadolu’daki halk arasında olumlu bir rabıtanın kurulması gerektiğine inanır.
Bu şiirlerle birlikte edebiyatımızda “memleket edebiyatı” denilen bir cereyan başlar.

İyi ki geçmişsin bu dünyadan Çamlıbel.
284 syf.
Kitaplığımda tesadüfen bulduğum çok eski baskı olan bu kitabı okurken içinde bulunan şiirlerde kendimi buldum.Bazılarında şaşırdığım,keşke burda şu kelime de olmasa dediğim yerler oldu ama kendi eleştirim işte :) en çok da şu dizeler aklımda:
Bir gün ,
Uzak bir yolculuktan sonra nefes nefese
Kalbimin çarpışını sofranda sayacağım
Ömrümü vermek için ağzından çıkan sese
Kapının sol elimle aralıklayacağım

Yabancı bir fısıltı söyleyecek adını Tanıdığım bir gülüş kıvrılacak içerde
Vurur vurmaz duvara kapının kanadını
Karşımda ürperecek halı Sedir ve perde
Korkma!
Sana ne dil uzatır ne de el kaldırırım
Gözümü kandırılmış diye benden çekinme
Nasıl birden düşerse bir ağaca yıldırım
Beni baştan aşağı çarpar o lâhza inme

Sakın kalkma köşenden ısıttığımız yerde dur
Yine öpsün o dudak... sarsın o kol belini!
Eşliğinde canımla ödüyorsam ne olur
Bir kadına İnanmış olmanın bedelini...
284 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Şiirleri daha çok aşk ve özellikle vatan sevgisi üzerine kurulu. Memleket anlatımını daha iyi yansıtan bir şair daha yok diyebilirim. Şiirleri gayet ustaca sadece Han Duvarları için bile alınıp okunabilir.
284 syf.
Buram buram Anadolu kokan bir kitap. Türk Edebiyatının en ünlü şairlerinden Faruk Nafiz'in birbirinden güzel şiirlerinden oluşan bu eseri Anadolu'yu seven herkese tavsiye ederim. 'Han Duvarları' şiiriyle ün kazanan şairin sade ve anlaşılır üslubuyla herkesin beğenisini kazanacağını düşünüyorum. Ha bir de Kıskanç adlı şiirini duymayanımız yoktur herhalde: Kıskanç
Sakın bir söz söyleme...
Yüzüme bakma sakın!
Sesini duyan olur,
sana göz koyan olur.
Düşmanımdır seni kim
bulursa cana yakın, ..........
284 syf.
Faruk Nafiz iyi bir hececi şair. Kitap, bütün şiirlerini ihtiva ediyor. Bazılarına aşinaydım zaten, Bizim Memleket, Sanat, Han Duvarları, Kıskanç... Bunlar üst düzey şiirler gerçekten. Bu kitapta Yerden Göğe'yi de keşfetmiş oldum.

Yalnız ela bir gözü yazacak mısralarım,
Yalnız siyah bir saçı elim tel tel sayacak.
Benden evvel hatıran varsa senin ağlarım,
Benim senden sonrası ömrümce olmayacak!

Ne senden gayrı kimsem... Ne benden gayrı kimsen.
Sen benden umacaksın, ben senden umacağım
Kollarımda gözünü açacaksın benim sen,
Ben senin dizlerinde gözümü yumacağım.
284 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Asrımız Türkçesini çok iyi kullanan,ve Türk milletinin meydana getirdiği dile şuurla sadık kalan,Ne doğu ne de batı edebiyatlarının özentisinde olmayan şair Faruk Nafiz'in " Han Duvarları " adlı şiir kitabı ( Memleket şiirleri,Aşk şiirleri ve Rubailer olmak üzere ) üç bölümden oluşuyor.
Tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.
284 syf.
·2 günde·Puan vermedi
YANARIM

Düşen yapraklarının arkasından çırpınan
Bir dal gibi bakarım dünkü şiirlerime, Zavallılıklarının suçu benimken, inan, Onlara zulmedecek, zaman, benim yerime.

San'at, bahar günümde, çiçekli bir fidandı, Kış gelince bir balta altında parçalandı...

Dün gölge veren ağaç, bugün ocakta yandı, Şimdi bir yan bakan yok kül olan hünerime
Faruk Nafiz Çamlıbel
Bir şiir kitabında tüm şiirlerin aynı güzellik ve derinlikte olması mümkün değil elbette.Zaten şairlerin de en çok üzüldükleri mevzu bu olsa gerek.
Faruk Nafiz manzume yazmada daha başarılı bence.Han Duvarları çocukluğumdan beri her okuduğumda gözümde canlanan bir film karesi olur daima okumaktan bıkmam hiç..
Çoban Çeşmesi, Sanat şiiri, Yolcu ile Arabacı en beğendiğim şiirlerindendi , yine öyle oldu.
Diğer şiirler içinde sevdiğim mısralar oldu .Şairlerin düşün sürecini anlamak ve anlamlandırmak adına şiir kitaplarını okumak bu açıdan önemli şiirlerin tamamı çok iyi olmasa da...
284 syf.
·Beğendi·8/10
Belki de Karacaoğlan-Dadaloğlu şiirlerini çok sevmem ve onlarla hemşehri olmamdandır, şiiri çok sevmeme rağmen her şairi, her şiiri öyle kolayca sevmem, sevemem.
Yaklaşık on yıl önce Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Han Duvarları” kitabını alınca da birkaç şiiri dışında “Çamlıbel’in şiirleri bana göre değil” deyip ta ki düne bir daha da aralamamıştım kitabın sayfalarını.
Han Duvarlarını tekrar okumaya başlayınca Faruk Nafiz Çamlıbel’e de onun şiirlerine de ne büyük haksızlık ettiğimi anladım.
Çamlıbel’in şiirleri de aynı Karacaoğlan-Dadaloğlu şiirleri gibi beni içine alıyor ve dizelerde sözü geçen dereleri, çeşmeleri, yolları dağları, sevgiliyi sanki görür gibi oluyor, şairin "bahsettiği mekân şurası olmalı” diye düşündüğüm oluyor.
Onun şiirlerin kendine has özelliklerinden biri si de, önceki ve sonraki kıtlarından bağımsız olarak her kıtasının bir anlam bütünlüğü içermesidir herhalde.
Örneğin onun o “Bizim Memleket/Çoban Çeşmesi” şiirleri doyumsuzdur fakat bu şiirlerin her kıtasını ayrı ayrı okuduğunuz da anlam bütünlüğü bozulmaz, önceki ve sonraki kıtların eksikliği hissedilmez.
Şairin şiirlerinde uzun uzun bahsetmeyi şaire de okuyuculara da haksızlık olarak görüyorum. Zira onu ve onun arı-duru Türkçeyle yazdığı şiirlerini herkes okumalı, bu doyumsuz hazzı herkes yaşamalı diye düşünüyorum fakat haddim olmayarak onun Türkçesine dikkatinizi çekmek istiyorum.
Çamlıbel şiirlerinde o kadar sade, anlaşılır, arı duru bir Türkçe kullanıyor ki, bu gün onu bir ilköğretim birinci sınıf öğrencisi de okusa anlamadığı tek kelime çıkmaz herhalde.
Oysa onun çağdaşı kaç şair, kaç yazar, kaç politikacı kaldı, sadeleştirmeden dilini anlayabildiğimiz?
Öyle ki, İstiklal Marşımızı, Nutuk’u okurken bile sözlüğe bakma ihtiyacı hisset miyomuyuz?
Demek ki, halka tepeden bakmadan, yabancı dillere özenmeden, dilimize ve kendimize de saygı duyarak, yaşayan Türkçe’den vaz geçmezsek aradan yüz yıllar da geçse yazımız, sözümüz anlamını yitirmeyebiliyormuş.
Çamlı bel “Ana Dili” adlı şiirinde bunu şöyle tarif ediyor.
Ana Dili
Hangi sözlerle ninem gönlünü açmışsa bana,
Ben o sözlerle gönül vermedeyim sevgilime.
Sözlerim ninni kadar duygulu olmak yaraşır,
Bağlıdır çünkü dilim gönlüme, gönlüm dilime.
284 syf.
·Puan vermedi
Rivayete gore Faruk Nafiz Çamlibel'in yasadigi(beyoglu taraflarinda galiba) han odasindan cikmadan (yani istanbulda) yazdigi bir siir...
edebiyaztimizın 5 hececilerinden

"garibim namıma kerem diyorlar
aslı'mı el almış haram diyorlar
hastayım derdime verem diyorlar
maraşlı şeyhoğlu satılmış'ım ben" Han Duvarları
Kaç yıl geçecek böyle hazin, böyle habersiz,
Sen Marmara' nın göl gibi durgun bir ucunda,
Ben böyle atılmış gibi yurdun bir ucunda,
Sen benden uzak, ben sana hasret?..
Kıskanç

Sakın bir söz söyleme... Yüzüme bakma sakın!
Sesini duyan olur, sana göz koyan olur.
Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın,
Annen bile okşarsa benim bağrım kan olur...

Dilerim Tanrı'dan ki, sana açık kucaklar
Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun;
Kan tükürsün adını candan anan dudaklar,
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Han Duvarları
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Baskılar:
Han Duvarları
Han Duvarları
Han Duvarları
Han Duvarları
Han Duvarları
Han Duvarları

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 3 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0