Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 48 dk.
Sayfa Sayısı:
99
Basım Tarihi:
2012
İlk Yayın Tarihi:
1996
Yayınevi:
Destek Yayınevi
ISBN:
9786054607198
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·99 syf.··
2021 1. kitabı
Çizgi roman kısaca, Afrika'dan alınıp Osmanlı'ya getirilen Süleyman Ağa'nın öyküsü. Hadım edilip saraya satılan bu kişinin harem ağası olmasını okuyoruz. Oryantalist bir tavırla yazılan bu çizgi romanda sarayın genellikle kötü yanları ortaya çıkarılmış. Ek olarak, eserin birçok yerinde saray entrikaları ve harem fantezilerini görmek de mümkün. Oryantalizm kavramının anlaşılması için okunması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.
HaremZülfü Livaneli · Destek Yayınevi · 2012281 okunma
Engereğin Gözünün Çizilmiş Hali
3/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2022 14:54
Livaneli'nin Engereğin Gözü adlı romanının çizgi roman şekline bürünmüş hali.. Osmanlı devrinde ülkesinden zorla kaçırılıp Osmanlıya getirilen Süleyman Ağa'nın önce hadım edilip hareme sokulması ve sonrasında yaşadığı olaylar. Padişahın kardeşlerini öldürtmesi, deli olan kardeşinin kafese hapsedilmesi, kadınlar, kızlar sansürsüz çizimleriyle harem hayatı çizgi romanı.
Tarih
HaremZülfü Livaneli · Destek Yayınevi · 2012281 okunma
6/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2022 256. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2022 10:39
Çizgi roman görünce dayanamadım tabi. Çok iyi çizimler olduğunu da belirtelim. Şöyle ortalama 1650ler’e gidiyoruz. On Yedinci yüzyılın ortaları bilgisi var çünkü elimizde. Çok da güzel bir dua ile de
HaremZülfü Livaneli · Destek Yayınevi · 2012281 okunma
5/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2017 37. kitabı
Bu kitabı birincisi üstünde Zülfü Livaneli ismi yazdığı için okudum. İkincisi ise bu sefer bir çizgi roman deneyeyim diye. Ama beğenme durumum sadece yüzde 50'de kaldı. Osmanlı dönemindeki saray kavgaları, iktidar savaşlarını çok iyi anlatmış. Ancak bir yandan da sanki dönemin bütün kötü yanlarını bir arada toplayan bir çizgi roman olmuş. Sanki o dönemde hiç olumlu şey yaşanmamış gibi. Haremi ise oryantalist bir bakış açısıyla sadece çıplak kızların olduğu, şehvet arularının hep dorukta olduğu bir yer olarak tavsir etmiş. Ayrıntılı kitap incelemesi için: kitapokurum.blogspot.com.tr/2017/09/zulfu-l...
Siyaset
HaremZülfü Livaneli · Destek Yayınevi · 2012281 okunma
8/10
·99 syf.··
2025 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2025 00:00
Zülfü Livaneli'nin "Engereğin Gözündeki Kamaşma" kitabından uyarlanan ve çizimlerini Çağrı Coşkun'un yaptığı çizgi roman Osmanlı sarayını ve yaşantısını bir hadımın gözünden anlatıyor. Eseri çizgi roman senaryosuna Fatih Çöngevel uyarlamış. “Harem”in hikâyesi 17. Yüzyıl Osmanlı sarayında geçiyor. Osmanlı sarayında yaşamış Etiyopyalı bir hadımın ve annesi tarafından tahtından edilmiş bir Osmanlı Sultanı’nın trajik hikâyesi. Köle tüccarları tarafından çölde yakalanıp İstanbul’a getirilen Habeş Süleyman, yolda çok vahşi bir biçimde hadım edilmiş ve köle pazarında saraya satılmıştır. Cinsel gücü elinden alınmış bir köle, sarayda haremağası konumuna yükselir. Hikâyede ölümü beklerken çıldıran bir şehzade, kardeş katli, iktidar mücadelesi, entrika, aşk, şiddet ve cinsellik bulunuyor. Kolay okunan ve güzel çizimleri bulunan bir kitap. Okuyunuz.
HaremZülfü Livaneli · Destek Yayınevi · 2012281 okunma
7/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2021 179. kitabı
Zülfü Livaneli'nin Engereğin Gözündeki Kanaşma adlı kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı. İki kitapta da yazar olayı osmanlıya devşirme ile saraya getirilen afrika kökenli bir kölenin gözünden anlatıyor. Osmanlı'nın 4. Murat devrindeki harem, kölelik, kardeş katli gibi olaylarına bir kölenin anlatımıyla şahit olacaksınız. Tarih severlere tavsiye edilir.
Tarih
HaremZülfü Livaneli · Destek Yayınevi · 2012281 okunma
Puan vermedi·99 syf.··
2021 715. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2021 00:09
Evet böyle yapmak istedim. Çünkü sevmedim bu kitabı. Kapağına kadar sevmedim. Okudum mu okudum. Harem marem değil mevzu. Livaneli. Sen Engereğin Gözündeki Kamaşma ile konuyu halletmiştin. Bu çizgi roman nereden icap etti acaba? Çocuklar için değildir. Böyle çizimlerle anlatılmaz, anlatılmamalı. Bunun adı teşhir olur. Gerek yoktu gerçekten hiç hemde. Mesela Son Ada'nın çocukları için öyle bir şey dedim mi? Yok. Ne güzel çocuklar içinde anlatılmış dedim. Harem öyle mi böyle mi bilmem ama bu iş olmamış. Yazarların işi hayal gücü ile olsun. Hayal ettiklerini çizdirmek değil. Kişiye göre değişir ama bence bu sefer olmamış Livaneli.
Edebiyat
HaremZülfü Livaneli · Destek Yayınevi · 2012281 okunma
Puan vermedi·99 syf.··
2016 60. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2016 10:01
Zülfü Livaneli'nin Harem kitabı Engereğin Gözündeki Kamaşma kitabının Çağrı Coşkun tarafından çizgi romana çevrilmesidir. Çizgi roman okumayı sevenlere tavsiye ederim.
HaremZülfü Livaneli · Destek Yayınevi · 2012281 okunma

Yazar Hakkında

Zülfü LivaneliYazar · 40 kitap
Zülfü Livaneli, Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmendir. İlk yılları Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kariyeri Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. "Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır. Siyasi kariyeri Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi: "CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."