Harfler ve Notalar

8,5/10  (35 Oy) · 
88 okunma  · 
35 beğeni  · 
1.499 gösterim
"Sana yazmaktan değil, senin için yazmaktan korkarım. Başka bir ifadeyle, senin için yazmakla sana ve edebiyata en büyük kötülüğü edeceğimden korkarım."

Harfler ve Notalar, hem bir deneme kitabı hem de Hasan Ali Toptaş'ın okuyanlarına mektupları. Yazar, bir yandan okuma evrenine dair küçük sırları açık ederken, bir yandan da kulaklarımızın dibine unutulmaz küpeler bırakıyor. Toptaş'ın okurlarıyla gerçekleştirdiği bu edebiyat sohbetleri, yayımlandığı günden beri yazmaya gönül verenlerin başucunda vazgeçilmez bir yer edindi kendisine.

"Zaten, bir cümle yazmak aynı zamanda beste yapmak değil midir?" diyen Toptaş'ın, bestekâr sezgisini besleyen dünyasıyla tanışıyoruz. "Denemeleri, Toptaş'ın bizim onu okurken aklımızdan 'akrabası' diye geçirdiğimiz yazarların (Borges, Kafka, Márquez, Fuentes, Calvino, Kundera vb.) iyi bir okuru olduğunu gösteriyor. Sonsuzca geniş bir ufukta hareket ediyor Toptaş'ın denemeleri."
-Necmiye Alpay-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2016
  • Sayfa Sayısı:
    168
  • ISBN:
    9786051850030
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
18 Haz 01:40 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Hayatın üzerime üzerime estiği şu günlerde Hasan Ali Toptaş okumak beni gerçekten çok rahatlatıyor. Kurduğu cümleler, konuları anlatış biçimleri, ele avuca sığmaz hayal gücü ve kitaplarındaki melodilerle bunu başarıyor. Bu özelliklerinden sonra Toptaş’ın seni en çok etkileyen özelliği ne diye sorsalar kesinlikle ‘sesi’ derdim. Evet, onun buğulu sesi. Sesini adına çekilen Büyük Umutlar Belgeseli’nde duymuştum. Daha ilk anda bu sesin zihnimin derinliklerine kazınıp orda kendine bir yer edindiğini bilememişim. Daha doğrusu zınk diye orda kalmış da ben gelip geçici sanmışım. İşte sonra okuduğum her kelimesinde, cümlesinde, kitabında bu ses soğuk duvarlara çarparak harflere dönüştü sözgelimi, sonra odanın loş havasıyla birleşerek birer nota oldu kulaklarıma gümbür gümbür doldu. İşte böylesi bir sesin sahibini okumakla kendimi rahatlatıyorum.

Harfler ve Notalar’ı alıştığımız diğer Hasan Ali Toptaş kitaplarından ayıran en önemli nokta kitabın otobiyografik ve deneme tarzı yazılardan oluşması. Başından geçen olayları, anıları, sevdiği eser ve yazarları, arkadaşlarını, entelektüel birikimini kendi ağzından dinliyoruz. Bu da kitabın samimiliğine artı bir samimilik katmış bana göre. Gerçi, Hasan Ali Toptaş taşa yazsa yine okurum o ayrı bir şey. Belki bu kitabında kendine has bir melodiyle oluşturduğu cümlelerini göremiyoruz ya da savrula savrula gidip geldiğimiz diyarlar da yok ama kendini anlatmada, kendini kendine anlatmada, her zamanki başarısını gösteriyor Toptaş. Onun için ideal bir yazar tanıma kitabı Harfler ve Notalar. Anlatılacak o kadar çok şey var ki hangisini anlatsam çok zor karar verdim. Birkaçını anlatıp gerisini size bırakıyorum.

Kitabın en sevdiğim bölümü “Taşranın da Ötesinde” adlı kısımdı. Bu bölümde anlatılanları belgeselinde defalarca izlemiştim. Ama bunların yazıya dökülmüş halleri daha çok hoşuma gitti(Yazı, ses ve görüntüden daha mı etkili ne?). Hasan Ali Toptaş ismini ne zaman görsem ya da ne zaman duysam aklıma direk birbiriyle ilişkili üç şey gelecek: Aynalı lakabı, Halil Ahmet Amca ve Konuşan Katır kitabı. Bu üç şey belki de Toptaş’ı edebiyatımıza kazandıran en önemli etkendir. Bu olayı Toptaş’ın kendi sözleriyle kısaca özetlemek istiyorum: “İlkokul ikinci sınıfta başımın arkasında bir yara çıktı ve hastanede tedavi gördüm. Tedavi sonrasında yaranın olduğu yerdeki saçlar bir daha çıkmadı. Duvarların ve insanların yanından yürürken kelleşmiş olan yerin onların üstlerinde ışıl ışıl yansıdığını düşünüp çok utanırdım. Ve bir gün bunu fark eden bir çocuk bana –Aaa, aynalı geliyor, diye bağırdı. Bu cümle beni hem çok üzdü hem de kaderimi değiştiren cümle oldu. Çünkü onu sadece kasaba değil tüm dünya duymuştu. O zamanlarda Denizli’den kasabaya Halil Ahmet Amca diye biri geldi. Denizli’den çocuklar için kitap getiriyordu. Ben de ilk kitabımı ondan aldım. Kitabın ismi Konuşan Katır’dı. Utanıyordum o yara yüzünden ve nereye saklanacağımı bilmiyordum. Bu kitap bana saklanacağım yerin kelimelerin yeri olduğunu gösterdi,” diyor Toptaş. Ben burada Toptaş’a eserleri için değil de bir nevi onun yazmasına yol açan lakap takan çocuğa ve Halil Ahmet Amca’ya yürekten teşekkür etmek istiyorum. Belki onlar olmasa edebiyatımızda da Hasan Ali Toptaş diye birisi olmayacaktı. Bu olayı Hasan Ali Toptaş okumak isteyen herkese anlatacağım. Dinle, bir yara ve bir kitap insanı nasıl evirip çeviriyor bak da örnek al, diyeceğim.

Toptaş’ın örnek aldığı ve etkilendiği yazar ve kitaplardan da kısaca bahsetmek istiyorum. İlk okuduğu kitabın Konuşan Katır olduğunu söylemiştim. Ondan sonra Kemalettin Tuğcu ve Bekir Yıldız gibi yazarları okumuş. Ve git gide kitaplarla kendini bütünleştirmiş. Bu kitaplardan biri de adını en çok duyduğumuz Tristram Shandy adlı kitap. Bu kitap konulardan sapmalarıyla ünlü imiş. Tabii ki ben de hemen listeme aldım. Toptaş’ın ayrı bir bölümde ele aldığı yazarlardan biri de E. M. Cioran. Toptaş, “Cioran okumak her daim iyidir, çünkü onu okuduğunuzda kendinizi kötü hissedersiniz,” diyor. Gerçekten de öyle. Yarım yamalak okuduğum ender kitaplardan biri de olsa Çürümenin Kitabı’nı okurken Cioran’ın bu tarzda bir yazar olduğunu hissetmiştim. Ve Toptaş sayesinde Çürümenin Kitabı’nı tekrar okuyacaklarım arasına aldım. Bahsedecek o kadar çok eser ve yazar var ki ama ben son olarak Toptaş’ın Kafka hayranlığından bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz kendisine Doğunun Kafkası deniliyor. Toptaş Kafka’nın hikayelerini defalarca okuduğunu ve aklına ne zaman eserse açıp tekrar okuduğunu söylüyor. Herhalde hiçbir hikayeye Kafka’nın Hikayeler’ini değişmez Toptaş. Kitapta Proust, Borges, Joyce, Kundera gibi bir sürü yazarın ismi geçiyor. Hepsini listeledim.

Toptaş’ın kitaplarında en dikkat ettiği şeyin kurduğu cümleler olduğunu Harfler ve Notalar adlı bölümü okuyunca iyice düşünmeye başladım. Bir söyleşisinde cümleler üzerinde çok çalıştığını, eksik bir şey hissettiği anda cümleyi tekrar baştan oluşturduğunu söylüyordu. Bu kitapta da bir cümle yazmanın aynı zamanda bir beste yapmaya benzediğini, kitabın altında yatan ritim duygusunu hissedemeyince o kitapta bir şeylerin eksik olduğunu anlatıyor. Toptaş okuyanlar, özellikle ilk kelimeden itibaren başlayan ahengin cümle boyunca devam ettiğini bilirler. Bunun en önemli örneği bir cümlenin neredeyse bir sayfayı kapladığı Bin Hüzünlü Haz kitabı bana göre. Orada Toptaş cümleleriyle Alâeddin’i mi arıyordu yoksa cümlelerin içinde bilinçli mi kayboluyordu kişiye göre değişir tabii.

Sanırım uzun bir yazı oldu. Ama söz konusu Toptaş olunca akan sular buz tutuyor benim için. Kütüphaneme tekrar tekrar okuyacağım bir kitap ekledim. Bir insanı dışardan ne kadar tanıyabilirseniz Harfler ve Notalar ile Toptaş’ı dışardan o kadar tanımış oldum. Kitap gerçekten bana gerek Toptaş gerek de farklı eserler, yazarlar hakkında çok şey kattı. Öyle ki gidip Konuşan Katır, Köyünü Unutan Adam, Sahipsizler, Kaçakçı Şahan, Reşo Ağa, Don Kişot, Ulysses gibi kitapları aldım. Ve ilerde çokça işime yarayacak uzun bir liste çıkardım kitaptan. Çok çok uzun onun için buraya yazmadım. İsteyen olursa atarım kendisine. Elimde diğer kitapları mevcut ama sırada hangisine başlayacağım bilmiyorum. Öneri kısmına gelirsek bu kitabı hemen okumayın, şöyle belli başlı eserlerini okuduktan sonra okuyun ki ne büyük yazarmış yahu şu Hasan Ali Toptaş deyin. Bana gelince üstüme örtecek yorgan bulamasam Toptaş’ın kitaplarını üstüme örter uyurum, öyle bir Hasan Ali Toptaş işte. Bir inceleme de böylece bitti. Kitapla kalın…

Bu tür deneme kitapları bir yazarın nasıl yazar olabildiğini de gösteriyor, ya da ip uçları veriyor. Aynı zamanda da bir entelektüel birikimin okuyuculara ulaşması ve bu birikimlerden istifade etmek isteyen okuyucular için açık bırakılan bir sürü kapı. Keyifle okudum, tavsiye ederim.

Bir hikayenin gizemli olması gerektiğini anlatıyor Hasan Ali Toptaş, muhteşem bir tanımla:
"Sevgili çocuklar" diyor, "Hikaye dediğimiz şey kelime kusarak değil, kelime yutarak yazılır."
Belki o sadece edebiyat dünyası için söylüyor bunu ama ben kahramanı olduğum kendi hikayemin de öyle olması gerektiğini düşünerek okuyorum.
İşte diyorum sonra, anlatmaya çalıştığı da tam olarak bu.
Yazar bir yazıyor, okur onu zihninde bin ediyor!

Hüsamettin Çalışkan 
20 May 15:20 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Su gibi okudum. Idefix'te 2016'nın en iyi kitabı seçilen Kuşlar Yasına Gider ile tanıyıp sevdiğim Hasan Ali Toptaş'ın bu kitabı, bir edebiyat öğretmeni arkadaşımdan hediye. Yazarı da kitabı da sevdim. Edebiyat üzerine yazılmış harika denemeler var. Hele babasına verdiği kitaplarından birini, babası telefon numarası yazmak için kimseye vermediğini anlattığı deneme..muhteşem! Diğer kitapları da okuyacağım.
Kitapçıda incelerken, bur kitabının arkasında Alman bir eleştirmenin, "Hasan Ali Toptaş okumak için Türkçe öğrenmeye değer.." ifadeleri, beni o günden beri düşündürmekte.. Gölgesizler kitabıydı sanırım.

cansu tekcan 
05 May 17:57 · Kitabı okudu · 6 günde · 10/10 puan

Muazzam yine. Yine muazzam. Ben sizi bu incelemeyle sadece iyi bir yazar ve iyi bir kitapla tanıştırırım; ama siz bunu okuduğunuz zaman Hasan Ali sizi bir sürü iyi yazar ve iyi kitapla tanıştırır. O kadar dolu bir kitap ki çok şeyler alabilir okuyan. Roman hikaye şiir hepsinden okudum. Deneme türünde de ne kadar başarılı olduğunu görmüş oldum.

Emrah Günal 
08 Eyl 13:10 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Hasan Ali Toptaş okumak zordur. Yazarı tanımak için bir kitabını okursunuz, dil ağır gelir benim kalemim değil dersiniz. Tekrar okumak istemez, diğer kitaplarınıda boşuna aldım duygusuna kapılıverirsiniz. O kitaplarda raflarda öylece bekler durur. Bu yazarın ne denli zor, niye cümlelerinin bu kadar uzun olduğunun sırrı bu kitapta. Sen okuduğun kitapların satırlarını çizmekten yorulmadın, bende bu kitaptaki satırları çizmekten yorulmadım.Hasan Ali.Kesinlikle bu yazarı tanımak için okunulması gereken ilk tercih Harfler ve Notalar. Keyifli Okumalar.

Deliler Cumhuriyeti 
24 Mar 20:01 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Hasan Ali TOPTAŞ'ın, Yazarla sohbet eder gibi keyifle okuyabileceginiz eseri. Kendisinden ve çevresinden ilginç anektotlar var. Farklı bir kalem arayanlar için tavsiyemdir.

DESTİNA ÖYKÜ 
 24 Mar 19:41 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Severek, beğenerek, büyük bir ilgi ve zevk ile her yazdığını okuduğum, beğendiğim Hasan Ali Toptaş'ın; edebiyat, öykü, hikayeler, roman, kitaplar, sevdiği yazarlar ile ilgili duygu ve düşüncelerini samimi bir şekilde deneme tarzında anlattığı, yazmaya başlamadan önceki, sonraki hallerine ilişkin ilginç anektotlar eşliğinde içinde güzel keyifli bir çok entellektüel düşüncelerini sohbet edermiş gibi anlattığı bu kitabı çok sevdim.

Hasan Ali Toptaş sever bir okuyucu iseniz kesinlikle okumalısınız. Bu arada bir çok yazar ve kitap ile tanışmanıza vesile olacak örnekler içinde barındırdığı için de kitap oldukça yararlı ve yardımcı olacaktır.

Benim en beğendiğim ve anlatırken zevkle okuduğum bölümler.
"Çocuklar Küçük Kurşunla Öldürürler Değil mi Anne? " diğeri de beğendiğim yazar olan Emil Michel Cioran'dan bahsettiği bölüm olan "Hiçliğin Doruklarında Bir Alacakaranlık Düşünürü" oldu.

Hasan Ali Toptaş’ın müthiş denemelerinin yer aldığı kitap. Onu çoğu kişi Kafka’ya benzetiyormuş. O yüzden halamın oğlu diyor. Çok da seviyor. Babası ve annesinden bahsettiği bölüme çok duygulandım. Ayrıca bir sürü de okunması gereken kitap notu aldım. Samimi bir yazar, hikaye yazma konusundaki verdiği örnekleri hayranlıkla okudum. Saramago falan derken kendimi Ziya Gökalp’de sonra Borges ve hemen ardından Yaşar Kemal’de buldum. Oldukça keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. ^^

tuce y. 
25 Nis 23:21 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

hasan ali toptaşın hayata ve edebiyata dair derinliğini gösteren birbirinden değerli denemelerinden oluşan bir kitap.insanın bir romanda değil bir öyküde yada bir paragrafta ve ya bir cümlede de değil sadece bi kelimenin anlamları tasvirleri ve çağrıştırdıkları içinde nasıl kaybolabileceğini çok iyi hissetiren bir yazar.

2 /

Kitaptan 172 Alıntı

Ferah 
14 Şub 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Biliyoruz ki, bazı sesler, bazı sahneler, bazı renkler ya da bazı cümleler insanın aklına mıh gibi çakılıp kalıyor.''

Harfler ve Notalar, Hasan Ali ToptaşHarfler ve Notalar, Hasan Ali Toptaş
Murat Sezgin 
14 Haz 00:47 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İnsaf et zaman!
Hiç kuşkusuz, zamanı ne kadar hesaplı kullanırsam kullanayım, birçok kitap kalacak öylece; asla okunamayacak. İşin kötüsü, okumam gerektiği halde okuyamadığım kitapların adlarını ve yazarlarını bile öğrenemeyeceğim.

Harfler ve Notalar, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 75 - İletişim Yayınları)Harfler ve Notalar, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 75 - İletişim Yayınları)
Mâsiva 
01 Tem 03:32 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ve Hayat...
...bıkkın bir sesle Şükrü Erbaş’a; “Abi hayat bu kadar uzun olur mu, çok sıkıldım artık ben, bitse de çekip gitsek!” diyorum. Kimi zaman da, hayat dediğimiz şu hayat neredeyse bir nefes kadar kısa görünüyor gözüme.

Harfler ve Notalar, Hasan Ali ToptaşHarfler ve Notalar, Hasan Ali Toptaş

''Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?'' sorusu da unutamadığım ve asla unutamayacağım cümlelerden biridir. Sırbistan sınırına 10 km uzaklıktaki Boşnak şehri Srebrenica'da yaşayan, adını bilmediğim bir çocuk sormuş bu soruyu. Ardından da ne yazık ki, 11 temmuz 1995 tarihinde yapılan katliamda henüz dört yaşındayken öldürülmüş.

Harfler ve Notalar, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 148)Harfler ve Notalar, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 148)
Okan Bayram 
11 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

İnsan gördüğü şeylerin toplamı kadar uyanık, görmediği şeylerin sonsuzluğu kadar uykudadır.

Harfler ve Notalar, Hasan Ali ToptaşHarfler ve Notalar, Hasan Ali Toptaş
Mâsiva 
03 Tem 02:23 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?
“Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?” sorusu da unutamadığım ve asla unutamayacağım cümlelerden biri. Sırbistan sınırına 10 km. uzaklıktaki Boşnak şehri Srebrenica’da yaşayan, adını bilmediğim bir çocuk sormuş bu soruyu. Ardından da, ne yazık ki, 11 Temmuz 1995 tarihinde yapılan katliamda henüz dört yaşındayken öldürülmüş. Ben bu çocuğun annesine sorduğu soruyu 11 yıl sonra, Fikret Bila’nın Milliyet’teki yazısında okudum. Yerimden hiç kımıldayamadım okuyunca. Soluğum düğümlendi sanki, kanım çekildi, kulaklarım uğuldadı, aklım gitti gitti geldi ve ben bütün bunların ortasında durup bir zaman boşluğa doğru boş boş baktım. Bir an, bütün anlamlar anlamsız göründü gözüme, her şey yetersiz, her şey boş ve gereksiz göründü. O gün, sabahtan akşama dek hiçbir şey yapamadım tabii; burnumdan soluya soluya, allak bullak bir yüzle evin o köşesinden bu köşesine gezindim durdum. Hem geride bıraktığımız, hem de içinde bulunduğumuz yüzyılın boynuna asılmış kocaman bir ağırlıktı bu soru. Bize bizim suretimizi gösteren çocuk sesinden yapılmış bir aynaydı, dünyanın tepesine düşmüş dünyadan büyük bir dağdı, saftı, derindi, yalındı ve bir o kadar da acıtıcı, bir o kadar da ürkütücüydü.

Harfler ve Notalar, Hasan Ali ToptaşHarfler ve Notalar, Hasan Ali Toptaş
Mâsiva 
20 Haz 22:55 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ben daha el kadar çocukken, dillerden düşmeyen bu gurbetin neresi olduğunu bir türlü anlayamamıştım da, bir keresinde anneme sormuştum. O da, “Ah Hasan’ım ah, beşik ardı gurbet,” demişti.

Harfler ve Notalar, Hasan Ali ToptaşHarfler ve Notalar, Hasan Ali Toptaş