Adı:
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Alt başlık:
Harry Potter #7
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
690
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750812989
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Harry Potter And The Deathly Hallows
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Harry Potter and the Deathly Hallows
Harry Potter and the Deathly Hallows
Harry Potter und die Heiligtümer des Todes
Harry Potter and the Deathly Hallows
“Bana Harry Potter’ı verin,” dedi Voldemort’un sesi, “kimseye zarar gelmesin. Bana Harry Potter’ı verin, okula dokunmayayım. Bana Harry Potter’ı verin, ödüllendirilin.”
Sihir dünyası savaşta! Karanlık Lord iyice güç kazanırken iyiler de boş durmuyor. Yedinci yılında Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na dönmeyen Harry Potter, Dumbledore’un ona bıraktığı görevi tamamlamaya çalışıyor. Yanında –her zamanki gibi– Ron ve Hermione’yle, bir yandan Voldemort’tan ve onun Ölüm Yiyen’lerinden kaçarken bir yandan da Hortkuluklar’ı yok etmek, Ölüm Yadigârları’nın sırrını keşfetmek zorunda olan Harry kendi geçmişiyle ilgili de pek çok şey öğreniyor.
690 syf.
·6 günde·10/10 puan
Harry Potter serisi benim için hiçbir zaman alelade bir seri olmadı, her zaman özeldi. Seriyi benim için bu kadar özel yapan neden ise gerçekten iyi düşünülerek, harika detaylara yer verilerek muhteşem bir eserin ortaya koyulmuş olmasından biraz daha farklı. Asıl nedenim karakterleri kendimle tamamen özdeşleştirmem. Ben kendimi hiçbir zaman içinde bulunduğumuz dünyaya ait hissetmedim ve hala da hissetmiyorum tıpkı Harry gibi. O da bu dünyaya hiçbir zaman ayak uyduramamış merdiven altında yaşayan biriydi ve sonunda harika bir dünyaya ait olduğunu öğrendi. Harry ile aramızdaki tek fark bu sanırım çünkü ben hala o merdiven altından çıkamadım bu saçma dünyada takılıp kaldım. Ve bu seri bana merdiven altından çıkmak için bir umut kaynağı oluyor her zaman. Sürekli baştan okuyup/izlememde bu yüzden. Bir gün peron dokuz üç çeyrekliğe binip buradan gideceğim ve tüm bu saçmalıklardan kurtulacağım. Belki bir gün hayat bana bu şansı tanır umuduyla yaşıyorum.
Yine içinde kendimi bulduğum karakterler; Severus Snape, Sirius Black, Hermione Granger, Ron Weasley, Weasley İkizleri, Draco Malfoy, Luna Lovegood hatta belki birazcık Voldemort. Snape gibi sevgisinin karşılığını hiç kimseden alamamış ve hep yanlış anlaşılmış biriyim, Sirius gibi haksız yere suçlanmış, Hermione gibi sinirli ve yeri geldiğinde olaylara mantıklı yaklaşan, sorunları çözebilen, Ron gibi yemeğe düşkün, eğlenceli ve genelde ikinci plana atılan biriyim, Draco gibi bazı durumlarda seçim şansı olmayan biriyim, Luna gibi deli dolu, Voldemort gibi yalnız kalmış ve sevgisizliğinden kaynaklı intikam peşine düşmüş, dünyayı değiştirmeye çalışan biriyim. Ve tüm bunlara rağmen en sonunda ikizler gibi olayı dalgaya vurup, umursamamaya çalışıp durumu toparlıyor ve gerçekten mutlu hissedebiliyordum.
Harry Potter serisi benim kendimin güçlü biri olduğumu anlamamı sağlıyor. Her şeyle başa çıkabileceğimin farkına varabiliyorum sayesinde. Ve bu seri kendimi bulabilmemi sağlayan birkaç şeyden birisi.

Gelelim sonuncu kitap hakkındaki yoruma: Öncelikle okuduğum çoğu kitaptan daha fazla beni etkilediğini söylemekle başlayabilirim. Bu muhteşem serinin finali beni hüzünlendiriyor ama her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bunun da bitmesi gerekiyordu. Her sayfası dolu dolu, beni heyecanlandıran bir kitaptı son kitap, tıpkı öncekiler gibi. Tek kelimeyle mükemmeldi.
Kitabın beni en fazla ağlatan kısımları ise ölümlerdi tabi ki. Her karaktere ayrı ayrı bağlı olduğum için böyle olmasına şaşmamalı. Bazı kısımlarda kitabı kapatıp kenara koyup etrafa boş boş baktığım bile oldu. Filmleri önceden izlemiş biri olarak söylüyorum bunları: kitaplar çok çok daha etkileyici, farklı, sürükleyici ve daha anlatamayacağım güzel şeylerle dolu. Kesinlikle serinin okunmasını tavsiye ediyorum ve umarım benim kadar seversiniz.
690 syf.
·6 günde
Her şey nasıl Felsefe Taşı ile başladıysa, Ölüm Yadigarları ile de bitti. En ağlamaklı olarak düşündüğüm Melez Prens kitabını geçti. Artık her şeyin sona erdiği, her şeyin aydınlığa kavuştuğu bir kitap olarak kalacak. Bundan sonra her şey güzel olacak lakin, asla sevdiklerimizi geri getiremeyeceğiz. Ama bazılarımızın dediği gibi: Bedeller, ödenmek içindir. Tek kelimeyle: ''MÜKEMMMELDİ''...
690 syf.
·7 günde·10/10 puan
Yedi koca cilde bölünen nerdeyse tüm dillere çevrilen Rowling’in acı dolu yaşam öyküsünden devşirip bir efsaneye dönüştürdüğü Harry Potter serisi. Her ay bir kitabını okuyup ardından filmini izlediğim ve inanılmaz keyif aldığım bir okuma süreci oldu. Kitabın gücü ihtişamı hayal gücünün sınırsızlığı karşısında mest oldum.. fantastik bilim kurgu türünün mihenk taşı bana göre bu seri ve ne yazık ki filmler kitaplardan pek çok şey eksiltmiş bu yüzden tadını duyumsamak için mutlaka okuyun
690 syf.
·4 günde·10/10 puan
Ve seriye veda etme zamanı geldi :') Buna hiç hazır değilim ama toparlayabildiğim kadarıyla size genel düşüncelerimi anlatmaya çalışacağım.
Bu kitapta en başından beri beni en çok üzen şey Hogwarst'ta gitmemeleri oldu. O buharlı trene, ortak salon sohbetlerine, kütüphanedeki araştırmalara o kadar alışmışım ki onları öğrenci olarak görememek kitabın bir parçası eksikmiş gibi hissettirdi. En azından mezuniyetlerini görebilseydik...
Kitapta o kadar çok şey açığa çıktı ki özellikle Snape'in anılarını okuduğumuz kısım beni çok şaşırttı. Başından beri Snape'i hiç sevemedim, hatta onu sevenlerin nasıl sevdiklerini anlayamadım ama aslında Snape, sevgisiz büyümüş, zorbalığa uğramış ve sevdiği kadın tarafından karşılık görmemiş biriymiş. İçten içe Dumbledore'un Snape'le ilgili bizim bilmediğimiz bir şeyi bildiği için ona güvendiğini biliyordum. Eğer, bir kitabı nasıl yorumlaması gerektiğini hala öğrenememiş bir 1K kullanıcısı yüzünden Snape'in ölümünü daha kitaba başlamadan öğrenmeseydim üzerimde daha yıkıcı bir etki bırakırdı. Yine de yaşadıklarına ve böyle sevilmeden yalnız bir şekilde ölmesine üzüldüm.
Ölüm meselesine gelmişken, daha kitaba başlamadan önce bir arkadaşım bu kitabın tam bir mezarlık olduğunu söylemişti. Haklıymış da , Rowling, seride önemli yeri olan 6 karakteri bu kitapta vahşice katletti. Zaten daha ilk sayfalarda Hedwig'in ölümüyle ısınma turlarına başlamıştı :d
Fred'in ölümüne yediğim spoiler yüzünden hazırlıklıydım ama yine de yıkıldım desem abartmış olmam. Fred'in ölümüyle George'un ruhunun diğer yarısı gitti ve Molly'nin en büyük korkusu gerçekleşti. Keşke sonrasında Weasley ailesinin neler yaşadığını görebilseydik, özellikle George'un neler yaptığını çok merak ettim.
Lupin ve Tonks'un öleceğini zaten daha bebek haberini aldığımız an hissetmiştim. Teddy'nin de Harry gibi ailesini tanıyamadan büyümesi kalbimi parçaladı. Ve Dobby, minik dostumuz :') ah rowling bu öldürme sevdası niye...
Aslında kitap hakkında değinilecek çok fazla nokta var ama yorumumu okuyanları sıkmamak için bundan sonrasını hızlı geçmeye çalışacağım.
Serinin en başından beri Ron ve Hermione arasında bir elektrik vardı, en sonunda evlendiklerini gördük ama açıkçası bu sonuç beklentimi karşılamadı. İlişkiye bu kadar ince ince temel atılmışken doğru düzgün aşklarını göremeden geçiştirilmesi hoşuma gitmedi. Aynı şey Ginny ve Harry için de geçerli. Onların aşklarını doya doya okumak isterdim. Ayrıca Neville dışında hiçbir karakterimizin gelecekti mesleğini öğrenemedik. Galiba rowling bazı şeyleri bizim hayal gücümüze bırakmak istemiş ama bunlar cidden benim merak ettiğim detaylardı.
Seriye veda etmeden önce, son olarak favorilerimi sıralamak istiyorum.
1- Ateş kadehi (yeri bende her zaman ayrı kalacak)
2- Zümrüdüanka yoldaşlığı
3- Ölüm yadigarları
4- Azkaban tutsağı
5- Melez Prens
6- sırlar odası
7- felsefe taşı

Ve serideki favorilerim , Cedric, Fred ve Lupin huzur içinde uyuyun <3
690 syf.
·48 günde·10/10 puan
“Sınır tanımayan bir zekâ, en büyük hediyedir insana.”

J. K. Rowling.

Bu sözleri dile getirirken kendisine mi atıfta bulunuyordu yoksa karakterlerine mi bilinmez fakat her iki çıkarımda aynı noktaya varmıyor mu zaten! Daha fazla sorgulamanın bir anlamı olmadığı gibi hem eserlerin hem de sahibinin hakkını hemen şimdi teslim etmek gerek!

Neredeyse tüm dünyanın bildiği aynı zamanda takdir ettiği bir evren; Potter evreni… Hakkında çok fazla konuşuldu, yazıldı, çizildi ve insanlar tarafından oldukça benimsendi. Belki de bu evrene en geç kalanlardan birisi de benimdir. Konuyu biraz genişletelim o zaman. Ben de dahil insanların, iki türlü haberi olur bu evrenden. Ya açar filmleri izlenir ya da gider kitapları okunur. Bu iki tercih de mutsuz etmez sahibini fakat kitapları okuyanı ekseriyetle daha mutludur zira hem kitapları okuyan hem de filmleri izleyen biri olarak filmlerin üstün körü, özet şeklinde savuşturulmuş olması beni fazlasıyla rahatsız etti. Direkt filmleri izlemiş olsam yine mutsuz olmazdım fakat bahsini etmek istediğim husus şu ki çoğu detayın başı ezilerek filmlerde vuku bulmaması bir okur olarak en büyük sitemimdir filmin yapımcılarına! Çok daha doyurucu bir seyir zevki sunulabilirdi düşüncesindeyim.

Film faslını bir kenara bırakıp kitaplara geçmekte fayda görüyorum. Tüm seriyi aklımda kaldığı ölçüde hem kurgusal hem de psikolojik anlamda yorumlamaya çalışacağım. Biraz uzun olabilir ama sıkılmayacağınızı umuyorum.

Seriyi başarılı kılan en temel unsur; kurgusu, yaratılan evreni ve sınır tanımayan hayal dünyasıydı. Bu konuda zannediyorum ki hepimiz hemfikirizdir fakat bunların yanı sıra karakterleri de es geçmemek gerek. Karakterlerin güçlü profilleri, bilge olmaları aynı zamanda bir o kadar sabit fikirli olmaları, kendi doğrularını savunmaları, reddetmeleri, ruh hallerinin dalgalı ve değişken olması gibi sağlam gerçeklik olgularıyla güçlü bir nokta oluşturduklarını ifade etmek gerek. Karakterler, ziyadesiyle fantastik bir evrenin, gerçek dünyadan misafirleri gibiydiler. Eminim ki Rowling oluşturduğu fantastik evrenin gerçeklikten bütünüyle uzaklaşmasının negatif etki yaratacağının da farkındaydı.

Kitabın edebi yönü ile ilgili yorumumu gerçeklik olayına girmişken yapmak istiyorum. Çünkü benim edebi anlaşıma göre önemli olan, dilin süslü olmasından daha ziyade karakterlerin ve evrenin gerçek dünya ile bağlantısıdır. Yazar, fantastik evreninde; gerçek dünyanın sorunlarına metaforlarla değiniyor, bunları gözler önüne seriyor ve okuyanına düşünme, sorgulama imkânı tanıyorsa benim nazarımda değerli bir iş yapmış demektir. Sonraki süreçte fazlasıyla gerçek dünyanın sorunlarına değindiğini açık edeceğim zaten ama buna ek olarak karakterlerin ne kadar canlı ne kadar bizden ne kadar biz gibi hissiyatlı olduğunu görmek gerek. Büyücü de olsalar yetim bir çocuk hep o anne baba özlemini çekecek ya da âşık olacak, sevecek, arkadaş olacak. Sadece filmiyle bile o karakterler nasıl hayatımıza girdi öyle değil mi? Halbuki kitabı okuyanlar daha net fark eder ki iç dünyaları daha karmaşık, daha hüzünlü, daha heyecanlıydı… Özetle, karakterler bu kadar bizden olmasaydı belki de aynı oranda benimseyecektik bu bağlamda bakıldığında edebi yönüyle -dilini bir kenara bırakacak olursak- başarılı olduğunu söylemem gerek.

Yazarın, ekseriyetle üzerinde durduğu kavramlar ön tarafta sevgi, güven, arkadaşlık gibi pozitif duygular olsa bile arka planda ırkçılık, sınıf farklılıkları, hükmetme arzusu, güçlünün zayıfı ezmesi gibi negatif olgulardı ve bu olgular kendini alttan alta fazlasıyla hissettirdi. Serinin sonlarına doğru ise bu aksiyonlar tavan yaptı. Tüm bunların dışında hep öne çıkarılan, önemi vurgulanan, hak ettiği değeri bulması istenen kavram ise “bilgi ve bilgelik” oldu.

Bilgi, her zaman en değerli silahtı. Zira büyücülerimiz dosttular, birbirlerini korudular kolladılar ama esasen onlara kazandıran sevgi değil de bilgi oldu. Serinin her kitabında bilgiyi aradılar. Önce bilgi dediler çokça okudular ve bilgiyi kuşandılar da sonra zekâları devreye girdi. Zekâ tek başına asla yeterli olmayacaktı bunu biliyorlardı. Bakıldığında birbirine düşman karakterler aynı ölçüde zeki ve yetenekliydiler fakat hep bilge olanları bir adım öne geçti. Kaybeden hep yeteneğine ve zekasına güvendi.

Fantastik bir seri hatta çocuk kitabı olarak nitelendiriliyor olmasına rağmen çoğu toplumsal sorunun ele alındığını belirtmiştim. Irkçılık, sınıf farklılıkları, cinsiyetçilik, işkence, önyargı ve cahillik gibi toplumsal ortak sorunlar tıpkı reel dünyada olduğu gibi burada da gün yüzündedir. Özellikle ikinci seri de ırkçılık tırmanır zira safkan terimi de bu seri ile karşımıza çıkar. Doğrusu bu pencereden bakıldığında Potter evreninin gerçek dünya ile bağı yalnızca karakterleri ile sınırlı kalmadığını fark ederiz. Misal Slytherin ile sembolleşmiş olan Malfoy ve çoğu Slytherin öğrencisi sarı saçlı ve mavi gözlüdür ki bu da ırkçı Nazi Almanya’sına bir gönderme olabileceği kuşkusunu doğurur okuyucusuna ve bununla beraber bir diğer çağırışım örneği ise Muggle doğumlu büyücülere “Bulanık”, siyahi insanlara da “Zenci” hitabıdır.

Serinin üçüncü kitabında her ne kadar polisiye amaçlarla gizlenmiş olan asıl suçlunun kim olduğu gerçeği sorgulanıyor olsa da aslen bir adamın yıllarca masum olduğu halde suçlu gibi yaşayışına, bedeller ödemesine ve ruh halinin ezikliğine tanıklık ederiz. Sonuç olarak suçlu gibi gösterilen, baskı gören, katil ilan edilen bir insanın veya insanların bir gün masum çıkabileceği varsayımıyla davranışlarımızı şekillendirmemiz gerektiği düşüncesindeyim. Fanatizm, tarafgirlik ve kötülük eşiğini aştı isek zaten yapacak bir şey yok! Ne yazık ki üzülerek belirtmek zorundayım, her ülke toplumunun büyük bir çoğunluğu bu eşiği geride bırakalı epey oldu. Onlar için kurtuluş var mıdır emin değilim…

Çok dağıtmadan bir diğer önemli konu olan azınlık hususuna yapılan atıfa değinmek istiyorum. Remus Lupin bir kurt adamdır ve bu durumundan dolayı öğrencilere ya da çevreye zarar vereceği düşüncesiyle işine son verilir ve bir anlamda toplumdan dışlanır. Gerçek dünyaya dönülecek olursa aslında insanların farklı düşüncelerinden veya taleplerinden dolayı azınlıkta kaldıklarından toplumdan dışlandığını ya da yok sayılarak görmezden gelindiğini kolaylıkla fark edebiliriz. Halbuki demokrasi öncelikli olarak azınlığın haklarını korumayı amaçlardı değil mi? Demokrasi sadece sandık sonucu demek olmadığını birilerinin bizlere anlatması gerek ki birileri de o ilkeye dayanarak demokrasiyi savunduklarını iddia ederek bizleri kandırmasın…

Son olarak toplum olarak ne kadar birlikte hareket etmeye meyilli olduğumuzun bir tespitini yapmak istiyorum. Misal serinin dördüncü kitabı bir turnuva çerçevesinde şekillenir. Bir takım öğrenci ölümüne yarışırlar. Yarışırken yaralanırlar, ciddi tehlikeler atlatırlar fakat seyirciler tüm bu hayati tehlikede aksiyonlara rağmen onları izlerken müthiş keyif alırlar, alkışlarlar ve tezahürat yaparlar. Hatta ucunda ölüm olan bir oyun için bahse bile tutuşurlar. Nitekim gerçek dünyanın seyircileri de kitaptakinden farksızdır. Sürü psikolojisi ile hareket eden adeta robotlaşmış bir vaziyetle keyif alır hale gelmiş yozlaşmış toplumlarız artık. Asıl tehlikeli olan toplum iken her şeyin farkında olan birtakım insanlar tehlikeli olarak addedilir hale geldi ise geçmiş olsun. Bu konu özelinde daha fazla ekleme yapmayacağım zira siz zaten ne demek istediğimi anladınız.

Fantastik evrenin acı bir yorumlaması gibi oldu. Umarım sıkılmadan okuyup, keyif almışsınızdır. Filmi ile yetinmeyip bu evrene herkesi davet ediyorum.
690 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Ve sonunda Harry Potter setini bitirebildim. Benim için ayrı bir önemi oldu artık. Kitaplığıma her baktığımda kitapları orada gördüğümde Harry’nin yaşadıklarını hatırlayıp yüzümde bir gülümseme olacak.

Filmlerini izlemiştim ama bazı şeyleri anlamamıştım. Kitabını da almak istediğimi söylediğimde çevremden “Kitaplara o kadar para verilir mi?, aptalsın.” Gibi cümleler duymuştum. Ama dinlemedim.

Herkesin okuması gerek bir seri. İyi ki paramı bu seriye verip kitapları almışım.

...

“Ölülere acıma, Harry. Yaşayanlara acı, her şeyden çok da, sevgisiz yaşayanlara.”
696 syf.
·9/10 puan
Ve muhteşem seri bitti. Üzülsem mi sevinsem mi bilemiyorum. İçimde bir boşluk oluştu. 1 aylık okuma serüvenimde o kadar bağlandım ki büyücüler dünyasına..


Her sayfası dolu dolu gecen bir kitaptı. Aksiyon hiç dinmedi. O kadar kaptırdım ki kendimi Voldemortla karşılaştığında yüreğim ağzıma geldi. Son kitap diye yavaş yavaş okuyacaktim halbuki :) ilk 350 sayfayi kendimi tuta tuta 2 gunde okudum sonraki 350 yi bi gunde okudum farkında olmadan. Ama cidden farkında olmadan. Bir sonraki bölümde bırakırım diyip diyip merak edip bırakamadım ve bi baktım gecenin 3 u kitap bitmiş...
Bu son kitapta Harry, Ron ve Hermonie Hogwarts 'a dönmediler ve ben okurken eksikliğini çok hissettim. Hogwarts Harrynin olduğu kadar bizimde evimiz gibi olmuş.
Yazarın önceki kitaplarda bıraktığı küçük ipuçlarını bu kitapla farkettik ve yazara birkez daha saygı duydum. Muhteşem bir kurgu ve zeka.
Ah severus snape.. Seni en başından sevmişim ve iyikide sevmişim. Dumbledore beni hayal kırıklığına uğrattı...
Harry ve arkadaşlarının hortkuluklari ararken bi yandan da ölüm yadigarlarinin, Dumbledore'un verdiği eşyalarla bağlantısını araştırır.
Hogwarts Savaşı, ölüm yiyenler ve karşılarında arry Potter ve zümrüdü anka yoldaşligi üyeleri,. D. O'nun üyeleri. Ve üzücü kayıplar verilsede kazanılmış bir savaş, ölen bir Karanlık büyücü Voldemort.
Aradan geçen 19 yıl. Hogwarts'a giden çocuklarıni yolcu eden
Harry ve Ginny Potter
Hermione ve Ron Weasley,
Ve 19 yıldır hic acımayan yara izi. Her şey yolunda.


Bir kitabı 2. Kez okuyamam ama sanırım Harry Potter serisini birkaç kez okuyacağım. Benim için cok yönden ilklerin sahibi oldu bu kitap. Ilk en uzun serim, ilk tam anlamiyla okuduğum fantastik , ilk en uzun kitap (zümrüdüanka yoldaşligi) ve bitmesine en çok üzüldüğüm seri..

Kitaba ismini veren Ölüm Yadigarlari hikayesi :

Vaktiyle alacakaranlıkta ıssız, dolambaçlı bir yolda seyahat eden üç erkek kardeş varmış. Kardeşler gide gide, yürüyerek geçilemeyecek kadar derin,yüzülemeyecek kadar da tehlikeli bir nehre gelmiş.
Ancak bu kardeşler sihirsel sanatlar konusunda bilgiliymiş, onun için sadece
asalarını sallamışlar ve emniyetsiz sularda bir köprünün görünmesini sağlamışlar.Köprünün yarısına gelince de yollarının kukuletalı biri tarafından kesildiğini
görmüşler. Bu ölümmüş. Kandırıldığını düşünen ölüm üç yeni kurbanı elinden
aldığı için kızgınmış, çünkü seyyahlar genellikle nehirde boğulurmuş.
Ama Ölüm kurnazmış. Üç kardeşi sihirleri için tebrik ediyormuş gibi yapmış
ve ondan kurtulacak kadar akıllı oldukları için her birinin bir ödül kazandığını
söylemiş.
En büyük kardeş, varolan bütün asalardan
daha güçlü bir asa istemiş sahibi için her düelloyu kazanacak bir asa;
Ölüm'ü fethetmiş olan bir büyücüye layık bir asa.
Ölüm de nehri geçip kıyıdaki bir mürver ağacının yanına gitmiş, orada asılı bir daldan bir asa yapmış ve en büyük kardeşe vermiş.
Sonra kibirli bir adam olan ikinci kardeş Ölüm'ü daha da aşağılamaya karar
vermiş ve başkalarını Ölüm'den geri çağırma gücü istemiş. Ölüm de nehrin
kıyısından bir taş almış, ikinci kardeşe vermiş ve ona taşın ölüleri geri getirecek
güce sahip olacağını söylemiş.
Ve sonra Ölüm üçüncü ve en küçük kardeşe ne istediğini sormuş.
En küçük kardeş hepsinin içinde en alçak gönüllüsü ve aynı zamanda en bilgesiymiş, Ölüm'e de güvenmiyormuş. Bunun için oradan Ölüm tarafından izlenmeden uzaklaşmasını sağlayacak bir şey istemiş. Ve Ölüm, istemeye istemeye, ona kendi Görünmezlik Pelerini'ni vermiş. Sonra Ölüm kenara çekilip üç erkek kardeşin
yollarına devam etmelerine izin vermiş ve onlar da devam etmişler, ne harika bir macera yaşadıklarından konuşmuşlar, Ölüm'ün armağanlarına hayran kalmışlar.
*Mürver Asa, Diriltme Taşı, Görünmezlik Pelerini... Üçü birlikte Ölümün Yadigarlarını oluşturur.*




VE SON OLARAK H.P  enlerim. Buraya kadar okuduysaniz sizde en'lerini yazarmisiniz.



Hogwarts binan: Rawenclaw
En sevdiğin kadın ve erkek karakter: Hermione ve Sirius
En sevdiğin Weasley: Fred ve George
En sevdiğin profesör: McGonagall
En sevdiğin ders: Karanlık Sanatlara Karşı Savunma
En üzüldüğün ölüm: Dobby ve severus snape
En sevdiğin büyü: Expellarmus!
En sevdiğin film: (henüz hepsini  izleyemedim ama Azkaban tutsağı)
En sevdiğin kitap: Zümrüdüanka Yoldaşlıgı
690 syf.
·15 günde·10/10 puan
Şimdiye kadar okuduğum tüm kitapları/serileri bir köşeye çekiyorum. Çünkü Harry Potter ve Ölüm Yadigârları, zirvede! Yalnızca fantastik kitaplarda değil bence tüm kurgu kitapları arasında böyle. Çünkü Harry Potter bir fantastik seriden çok daha fazlası.
Yıllarca bir spoiler bile yemeden büyüdüğüm için kendimi tebrik ederim. Çocuk kitabı bu diyerek seriyi okutmayan, izletmeyen arkadaşlarıma da sevgilerimi yolluyorum. Küçükken okusam herhalde bu kadar derinlere inemezdim.
Tahmin ettiğim çoğu şey gerçekleşti ama beni çok şaşırtan şeyler de oldu. Ağladım, çok da güldüm. İçim acıdı bazen, kimi zaman da sımsıcak hissettim. Harry Potter serisi benim için her zaman çok özel bir yere sahip olacak. Defalarca okuyacağımı da biliyorum. Kaldı ki ben normalde bir kitabı ikinci kez okumam.
Yaklaşık 3 paket post-it bitirdim yalnızca bu kitap için. İşaretlediğim alıntıları siz düşünün.
Sayfalarca yazsam da seri veya son kitap hakkındaki duygularımı aktarabileceğimi sanmıyorum. Okuyan arkadaşlarım ile saatler, günler süren sohbetler ancak beni doyurabilir. Bütün taşlar o kadar güzel yerine oturdu ki. Hani derler ya 'içimin yağları eridi' tam da öyle.
Ayrıca bir yazar ile tanışıp sohbet etme şansınız olacak denseydi bir dakika bile düşünmeden J. K. Rowling derdim. Bir yazarın kitabı nasıl kurgulayıp - özellikle seriyse- yazdığını çok iyi bildiğim için gerçekten hayran kaldım.
Sırada, kendime geldikten ve filmleri izledikten sonra her şeyi bilerek seriyi baştan okumak var.
Son olarak, sadece filmini izleyen kişiler varsa mutlaka kitapları da okuyun. Henüz Harry Potter ile, Sağ Kalan Çocuk'la tanışmamış olanlarınız varsa çok şey kaçırdığınızı söylemek isterim.
690 syf.
·12 günde·10/10 puan
Selamlar!!
Uzun bir serinin son kitabıyla dünyaya veda etmek için geldim. Sürekli olarak söylediğim gibi kesinlikle filmi izlenip bırakılmamalı. Özellikle 5 ve 7. kitaplar tam bir efsane! Filmden o kadar aydı yerler var ki! Okurken bildiğim için çok heyecanlanmam diye düşünmüştüm ama son 150 sayfayı tek solukta okudum. Benim için kesinlikle bir şoktu. Filmde ki favori sahnemin kitapta olmadığını görünce çok şaşırdım. O sahneyi film için baştan yazılmış kitaptakiyle alakası yok. Savaş sahneleri ve savaşın mola kısmı gibi yerler de çok fazla değiştirilmiş sahne var. Bazı yerler bence kesinlikle kitapta geçtiği gibi olmalıydı. Şu an spoiler vermemek için çok ayrıntılı bahsedemiyorum ama kitabı okuyankar bence benim ne demek istediğimi az çok anlayacaklardır. Daha ne diyebilirim gerçekten bir fikrim yok. Bu seriye gelen binlerce eleştiri var. Çoğu hatta neredeyse hepsi seri hakkında hiç nir fikri olmayan kişilerin kulaktan dolma bilgilerle yaptıkları eleştriler. Hiç birine kulak asmayıp konusunu beğendiyseniz alıp okumanız kanaatindeyim. Seri hakkında son noktayı koyup gidiyorum.
Görüşmek üzere!!
690 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ağlamak istiyorum.. Nasıl biter ya.. 7 Yılımı Hogwarts'ta geçirmişken.. Hogwarts Savaşında Harry ile sırt sırta ölümüne mücadele etmişken nasıl biter.. Tonks, Remus, Moody, Dobby, Fred, Sirius, Dumbledore ve daha nicesi.. Onlarla 6 yıl beraber yaşadım resmen.. Aniden önümden kayıp gittiler sonsuzluğa.. Yedi Harry bölümünde 14 kişiden sadece 7 kişinin sağ çıkmış olmasına dayanamıyorum.. Oraya gitmek istiyorum.. onlara sarılıp ağlamak istiyorum.. Inanıyorum ki beni anlıyorsunuz.. Hepimiz hala mektubumuzu bekliyoruz.. ama şu an J.K Rowling'in dediğine inanmaktan başka çaremiz yok..

Birçok insan hala Hogwarts mektubu almadığını söylüyor,
Hayır, Hogwarts'a gittin. Hep birlikteydik.. Tabii ki kafanın içinde oldu. Ama bu neden gerçek olmadığı anlamına gelsin ki?
-J.K Rowling J. K. Rowling (Robert Galbraith) Harry Potter ve Ölüm Yadigarları Harry Potter ve Melez Prens Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı Harry Potter ve Ateş Kadehi Harry Potter ve Azkaban Tutsağı Harry Potter ve Sırlar Odası Harry Potter ve Felsefe Taşı Yazarken bir yandan cidden ağlıyorum..
690 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Seri hakkında ne söyleyebilirim bilmiyorum. Gerçek anlamda efsaneydi. Hayatımı her açıdan değiştirdi. Ron Weasley en favori karakterim olsa bile seride kimseyi kolay kolay unutamam. Herkesin hayatında mutlaka bir kez hatta bana kalırsa bin kez okuması gereken bir seri. Kaçırmayın
690 syf.
·Puan vermedi
Sinemaya 2 film olarak aktarıldığı halde bu kitaptaki kadar lezzet vermedi. Özellikle Severus Snape`in gençliğinin olduğu bölüm ve Dumbledore a "ne yani onu kesimlik sığır gibi besleyip kesileceği zamanı mı bekleyeceğiz?" serzenişi en çok etkilendiğim bölümdü. Sinemada harry-voldemord savaşı dragon ball a dönüşmeyip kitapdaki gibi bitse seyir zevki düşük ama hikayenin mantık akışına göre doğru bir son olurdu.
"Bana Harry Potter'ı verin,"dedi Voldemort'un sesi, "kimseye zarar gelmesin.Bana Harry Potter'ı verin, okula dokunmayayım. Bana Harry Potter'ı verin, ödüllendirilin."
"Son bir şey soracağım," dedi Harry. "Gerçek mi bu..? Yoksa hepsi benim kafamın içinde mi olup bitiyor..?"
Dumbledore ona gülümsedi ve parlak sis yeniden inerek onu örterken, sesi Harry'nin kulaklarına net ve güçlü bir şekilde ulaştı.
"Elbette kafanın içinde olup bitiyor, Harry, ama bu niçin gerçek olmadığı anlamına gelsin ki..?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Alt başlık:
Harry Potter #7
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
690
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750812989
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Harry Potter And The Deathly Hallows
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Harry Potter and the Deathly Hallows
Harry Potter and the Deathly Hallows
Harry Potter und die Heiligtümer des Todes
Harry Potter and the Deathly Hallows
“Bana Harry Potter’ı verin,” dedi Voldemort’un sesi, “kimseye zarar gelmesin. Bana Harry Potter’ı verin, okula dokunmayayım. Bana Harry Potter’ı verin, ödüllendirilin.”
Sihir dünyası savaşta! Karanlık Lord iyice güç kazanırken iyiler de boş durmuyor. Yedinci yılında Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na dönmeyen Harry Potter, Dumbledore’un ona bıraktığı görevi tamamlamaya çalışıyor. Yanında –her zamanki gibi– Ron ve Hermione’yle, bir yandan Voldemort’tan ve onun Ölüm Yiyen’lerinden kaçarken bir yandan da Hortkuluklar’ı yok etmek, Ölüm Yadigârları’nın sırrını keşfetmek zorunda olan Harry kendi geçmişiyle ilgili de pek çok şey öğreniyor.

Kitabı okuyanlar 12,2bin okur

  • Shiny McBlue
  • Hatice Nehir
  • Feyza Cansu Söğüt
  • ilayda
  • Emre
  • Nisanur Erbek
  • Khermedialı serisi yazarı Cenk Telimen
  • Büşra Çatalbaş
  • Zehra
  • Fadime Sude Akkaya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.8
13-17 Yaş
%14.3
18-24 Yaş
%36
25-34 Yaş
%31
35-44 Yaş
%10.4
45-54 Yaş
%2.7
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.2
Erkek
%26.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%67 (2.459)
9
%14.4 (527)
8
%6.2 (226)
7
%2.3 (84)
6
%0.9 (33)
5
%0.2 (6)
4
%0.1 (2)
3
%0.1 (2)
2
%0.1 (4)
1
%0.2 (9)

Kitabın sıralamaları