Adı:
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Alt başlık:
Harry Potter #7
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
690
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750812989
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Harry Potter And The Deathly Hallows
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Harry Potter and the Deathly Hallows
Harry Potter und die Heiligtümer des Todes
“Bana Harry Potter’ı verin,” dedi Voldemort’un sesi, “kimseye zarar gelmesin. Bana Harry Potter’ı verin, okula dokunmayayım. Bana Harry Potter’ı verin, ödüllendirilin.”
Sihir dünyası savaşta! Karanlık Lord iyice güç kazanırken iyiler de boş durmuyor. Yedinci yılında Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na dönmeyen Harry Potter, Dumbledore’un ona bıraktığı görevi tamamlamaya çalışıyor. Yanında –her zamanki gibi– Ron ve Hermione’yle, bir yandan Voldemort’tan ve onun Ölüm Yiyen’lerinden kaçarken bir yandan da Hortkuluklar’ı yok etmek, Ölüm Yadigârları’nın sırrını keşfetmek zorunda olan Harry kendi geçmişiyle ilgili de pek çok şey öğreniyor.
690 syf.
·6 günde·10/10
Harry Potter serisi benim için hiçbir zaman alelade bir seri olmadı, her zaman özeldi. Seriyi benim için bu kadar özel yapan neden ise gerçekten iyi düşünülerek, harika detaylara yer verilerek muhteşem bir eserin ortaya koyulmuş olmasından biraz daha farklı. Asıl nedenim karakterleri kendimle tamamen özdeşleştirmem. Ben kendimi hiçbir zaman içinde bulunduğumuz dünyaya ait hissetmedim ve hala da hissetmiyorum tıpkı Harry gibi. O da bu dünyaya hiçbir zaman ayak uyduramamış merdiven altında yaşayan biriydi ve sonunda harika bir dünyaya ait olduğunu öğrendi. Harry ile aramızdaki tek fark bu sanırım çünkü ben hala o merdiven altından çıkamadım bu saçma dünyada takılıp kaldım. Ve bu seri bana merdiven altından çıkmak için bir umut kaynağı oluyor her zaman. Sürekli baştan okuyup/izlememde bu yüzden. Bir gün peron dokuz üç çeyrekliğe binip buradan gideceğim ve tüm bu saçmalıklardan kurtulacağım. Belki bir gün hayat bana bu şansı tanır umuduyla yaşıyorum.
Yine içinde kendimi bulduğum karakterler; Severus Snape, Sirius Black, Hermione Granger, Ron Weasley, Weasley İkizleri, Draco Malfoy, Luna Lovegood hatta belki birazcık Voldemort. Snape gibi sevgisinin karşılığını hiç kimseden alamamış ve hep yanlış anlaşılmış biriyim, Sirius gibi haksız yere suçlanmış, Hermione gibi sinirli ve yeri geldiğinde olaylara mantıklı yaklaşan, sorunları çözebilen, Ron gibi yemeğe düşkün, eğlenceli ve genelde ikinci plana atılan biriyim, Draco gibi bazı durumlarda seçim şansı olmayan biriyim, Luna gibi deli dolu, Voldemort gibi yalnız kalmış ve sevgisizliğinden kaynaklı intikam peşine düşmüş, dünyayı değiştirmeye çalışan biriyim. Ve tüm bunlara rağmen en sonunda ikizler gibi olayı dalgaya vurup, umursamamaya çalışıp durumu toparlıyor ve gerçekten mutlu hissedebiliyordum.
Harry Potter serisi benim kendimin güçlü biri olduğumu anlamamı sağlıyor. Her şeyle başa çıkabileceğimin farkına varabiliyorum sayesinde. Ve bu seri kendimi bulabilmemi sağlayan birkaç şeyden birisi.

Gelelim sonuncu kitap hakkındaki yoruma: Öncelikle okuduğum çoğu kitaptan daha fazla beni etkilediğini söylemekle başlayabilirim. Bu muhteşem serinin finali beni hüzünlendiriyor ama her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bunun da bitmesi gerekiyordu. Her sayfası dolu dolu, beni heyecanlandıran bir kitaptı son kitap, tıpkı öncekiler gibi. Tek kelimeyle mükemmeldi.
Kitabın beni en fazla ağlatan kısımları ise ölümlerdi tabi ki. Her karaktere ayrı ayrı bağlı olduğum için böyle olmasına şaşmamalı. Bazı kısımlarda kitabı kapatıp kenara koyup etrafa boş boş baktığım bile oldu. Filmleri önceden izlemiş biri olarak söylüyorum bunları: kitaplar çok çok daha etkileyici, farklı, sürükleyici ve daha anlatamayacağım güzel şeylerle dolu. Kesinlikle serinin okunmasını tavsiye ediyorum ve umarım benim kadar seversiniz ♡
690 syf.
Her şey nasıl Felsefe Taşı ile başladıysa, Ölüm Yadigarları ile de bitti. En ağlamaklı olarak düşündüğüm Melez Prens kitabını geçti. Artık her şeyin sona erdiği, her şeyin aydınlığa kavuştuğu bir kitap olarak kalacak. Bundan sonra her şey güzel olacak lakin, asla sevdiklerimizi geri getiremeyeceğiz. Ama bazılarımızın dediği gibi: Bedeller, ödenmek içindir. Tek kelimeyle: ''MÜKEMMMELDİ''...
690 syf.
·15 günde·10/10
Şimdiye kadar okuduğum tüm kitapları/serileri bir köşeye çekiyorum. Çünkü Harry Potter ve Ölüm Yadigârları, zirvede! Yalnızca fantastik kitaplarda değil bence tüm kurgu kitapları arasında böyle. Çünkü Harry Potter bir fantastik seriden çok daha fazlası.
Yıllarca bir spoiler bile yemeden büyüdüğüm için kendimi tebrik ederim. Çocuk kitabı bu diyerek seriyi okutmayan, izletmeyen arkadaşlarıma da sevgilerimi yolluyorum. Küçükken okusam herhalde bu kadar derinlere inemezdim.
Tahmin ettiğim çoğu şey gerçekleşti ama beni çok şaşırtan şeyler de oldu. Ağladım, çok da güldüm. İçim acıdı bazen, kimi zaman da sımsıcak hissettim. Harry Potter serisi benim için her zaman çok özel bir yere sahip olacak. Defalarca okuyacağımı da biliyorum. Kaldı ki ben normalde bir kitabı ikinci kez okumam.
Yaklaşık 3 paket post-it bitirdim yalnızca bu kitap için. İşaretlediğim alıntıları siz düşünün.
Sayfalarca yazsam da seri veya son kitap hakkındaki duygularımı aktarabileceğimi sanmıyorum. Okuyan arkadaşlarım ile saatler, günler süren sohbetler ancak beni doyurabilir. Bütün taşlar o kadar güzel yerine oturdu ki. Hani derler ya 'içimin yağları eridi' tam da öyle.
Ayrıca bir yazar ile tanışıp sohbet etme şansınız olacak denseydi bir dakika bile düşünmeden J. K. Rowling derdim. Bir yazarın kitabı nasıl kurgulayıp - özellikle seriyse- yazdığını çok iyi bildiğim için gerçekten hayran kaldım.
Sırada, kendime geldikten ve filmleri izledikten sonra her şeyi bilerek seriyi baştan okumak var.
Son olarak, sadece filmini izleyen kişiler varsa mutlaka kitapları da okuyun. Henüz Harry Potter ile, Sağ Kalan Çocuk'la tanışmamış olanlarınız varsa çok şey kaçırdığınızı söylemek isterim.
690 syf.
·48 günde·10/10
“Sınır tanımayan bir zekâ, en büyük hediyedir insana.”

J. K. Rowling.

Bu sözleri dile getirirken kendisine mi atıfta bulunuyordu yoksa karakterlerine mi bilinmez fakat her iki çıkarımda aynı noktaya varmıyor mu zaten! Daha fazla sorgulamanın bir anlamı olmadığı gibi hem eserlerin hem de sahibinin hakkını hemen şimdi teslim etmek gerek!

Neredeyse tüm dünyanın bildiği aynı zamanda takdir ettiği bir evren; Potter evreni… Hakkında çok fazla konuşuldu, yazıldı, çizildi ve insanlar tarafından oldukça benimsendi. Belki de bu evrene en geç kalanlardan birisi de benimdir. Konuyu biraz genişletelim o zaman. Ben de dahil insanların, iki türlü haberi olur bu evrenden. Ya açar filmleri izlenir ya da gider kitapları okunur. Bu iki tercih de mutsuz etmez sahibini fakat kitapları okuyanı ekseriyetle daha mutludur zira hem kitapları okuyan hem de filmleri izleyen biri olarak filmlerin üstün körü, özet şeklinde savuşturulmuş olması beni fazlasıyla rahatsız etti. Direkt filmleri izlemiş olsam yine mutsuz olmazdım fakat bahsini etmek istediğim husus şu ki çoğu detayın başı ezilerek filmlerde vuku bulmaması bir okur olarak en büyük sitemimdir filmin yapımcılarına! Çok daha doyurucu bir seyir zevki sunulabilirdi düşüncesindeyim.

Film faslını bir kenara bırakıp kitaplara geçmekte fayda görüyorum. Tüm seriyi aklımda kaldığı ölçüde hem kurgusal hem de psikolojik anlamda yorumlamaya çalışacağım. Biraz uzun olabilir ama sıkılmayacağınızı umuyorum.

Seriyi başarılı kılan en temel unsur; kurgusu, yaratılan evreni ve sınır tanımayan hayal dünyasıydı. Bu konuda zannediyorum ki hepimiz hemfikirizdir fakat bunların yanı sıra karakterleri de es geçmemek gerek. Karakterlerin güçlü profilleri, bilge olmaları aynı zamanda bir o kadar sabit fikirli olmaları, kendi doğrularını savunmaları, reddetmeleri, ruh hallerinin dalgalı ve değişken olması gibi sağlam gerçeklik olgularıyla güçlü bir nokta oluşturduklarını ifade etmek gerek. Karakterler, ziyadesiyle fantastik bir evrenin, gerçek dünyadan misafirleri gibiydiler. Eminim ki Rowling oluşturduğu fantastik evrenin gerçeklikten bütünüyle uzaklaşmasının negatif etki yaratacağının da farkındaydı.

Kitabın edebi yönü ile ilgili yorumumu gerçeklik olayına girmişken yapmak istiyorum. Çünkü benim edebi anlaşıma göre önemli olan, dilin süslü olmasından daha ziyade karakterlerin ve evrenin gerçek dünya ile bağlantısıdır. Yazar, fantastik evreninde; gerçek dünyanın sorunlarına metaforlarla değiniyor, bunları gözler önüne seriyor ve okuyanına düşünme, sorgulama imkânı tanıyorsa benim nazarımda değerli bir iş yapmış demektir. Sonraki süreçte fazlasıyla gerçek dünyanın sorunlarına değindiğini açık edeceğim zaten ama buna ek olarak karakterlerin ne kadar canlı ne kadar bizden ne kadar biz gibi hissiyatlı olduğunu görmek gerek. Büyücü de olsalar yetim bir çocuk hep o anne baba özlemini çekecek ya da âşık olacak, sevecek, arkadaş olacak. Sadece filmiyle bile o karakterler nasıl hayatımıza girdi öyle değil mi? Halbuki kitabı okuyanlar daha net fark eder ki iç dünyaları daha karmaşık, daha hüzünlü, daha heyecanlıydı… Özetle, karakterler bu kadar bizden olmasaydı belki de aynı oranda benimseyecektik bu bağlamda bakıldığında edebi yönüyle -dilini bir kenara bırakacak olursak- başarılı olduğunu söylemem gerek.

Yazarın, ekseriyetle üzerinde durduğu kavramlar ön tarafta sevgi, güven, arkadaşlık gibi pozitif duygular olsa bile arka planda ırkçılık, sınıf farklılıkları, hükmetme arzusu, güçlünün zayıfı ezmesi gibi negatif olgulardı ve bu olgular kendini alttan alta fazlasıyla hissettirdi. Serinin sonlarına doğru ise bu aksiyonlar tavan yaptı. Tüm bunların dışında hep öne çıkarılan, önemi vurgulanan, hak ettiği değeri bulması istenen kavram ise “bilgi ve bilgelik” oldu.

Bilgi, her zaman en değerli silahtı. Zira büyücülerimiz dosttular, birbirlerini korudular kolladılar ama esasen onlara kazandıran sevgi değil de bilgi oldu. Serinin her kitabında bilgiyi aradılar. Önce bilgi dediler çokça okudular ve bilgiyi kuşandılar da sonra zekâları devreye girdi. Zekâ tek başına asla yeterli olmayacaktı bunu biliyorlardı. Bakıldığında birbirine düşman karakterler aynı ölçüde zeki ve yetenekliydiler fakat hep bilge olanları bir adım öne geçti. Kaybeden hep yeteneğine ve zekasına güvendi.

Fantastik bir seri hatta çocuk kitabı olarak nitelendiriliyor olmasına rağmen çoğu toplumsal sorunun ele alındığını belirtmiştim. Irkçılık, sınıf farklılıkları, cinsiyetçilik, işkence, önyargı ve cahillik gibi toplumsal ortak sorunlar tıpkı reel dünyada olduğu gibi burada da gün yüzündedir. Özellikle ikinci seri de ırkçılık tırmanır zira safkan terimi de bu seri ile karşımıza çıkar. Doğrusu bu pencereden bakıldığında Potter evreninin gerçek dünya ile bağı yalnızca karakterleri ile sınırlı kalmadığını fark ederiz. Misal Slytherin ile sembolleşmiş olan Malfoy ve çoğu Slytherin öğrencisi sarı saçlı ve mavi gözlüdür ki bu da ırkçı Nazi Almanya’sına bir gönderme olabileceği kuşkusunu doğurur okuyucusuna ve bununla beraber bir diğer çağırışım örneği ise Muggle doğumlu büyücülere “Bulanık”, siyahi insanlara da “Zenci” hitabıdır.

Serinin üçüncü kitabında her ne kadar polisiye amaçlarla gizlenmiş olan asıl suçlunun kim olduğu gerçeği sorgulanıyor olsa da aslen bir adamın yıllarca masum olduğu halde suçlu gibi yaşayışına, bedeller ödemesine ve ruh halinin ezikliğine tanıklık ederiz. Sonuç olarak suçlu gibi gösterilen, baskı gören, katil ilan edilen bir insanın veya insanların bir gün masum çıkabileceği varsayımıyla davranışlarımızı şekillendirmemiz gerektiği düşüncesindeyim. Fanatizm, tarafgirlik ve kötülük eşiğini aştı isek zaten yapacak bir şey yok! Ne yazık ki üzülerek belirtmek zorundayım, her ülke toplumunun büyük bir çoğunluğu bu eşiği geride bırakalı epey oldu. Onlar için kurtuluş var mıdır emin değilim…

Çok dağıtmadan bir diğer önemli konu olan azınlık hususuna yapılan atıfa değinmek istiyorum. Remus Lupin bir kurt adamdır ve bu durumundan dolayı öğrencilere ya da çevreye zarar vereceği düşüncesiyle işine son verilir ve bir anlamda toplumdan dışlanır. Gerçek dünyaya dönülecek olursa aslında insanların farklı düşüncelerinden veya taleplerinden dolayı azınlıkta kaldıklarından toplumdan dışlandığını ya da yok sayılarak görmezden gelindiğini kolaylıkla fark edebiliriz. Halbuki demokrasi öncelikli olarak azınlığın haklarını korumayı amaçlardı değil mi? Demokrasi sadece sandık sonucu demek olmadığını birilerinin bizlere anlatması gerek ki birileri de o ilkeye dayanarak demokrasiyi savunduklarını iddia ederek bizleri kandırmasın…

Son olarak toplum olarak ne kadar birlikte hareket etmeye meyilli olduğumuzun bir tespitini yapmak istiyorum. Misal serinin dördüncü kitabı bir turnuva çerçevesinde şekillenir. Bir takım öğrenci ölümüne yarışırlar. Yarışırken yaralanırlar, ciddi tehlikeler atlatırlar fakat seyirciler tüm bu hayati tehlikede aksiyonlara rağmen onları izlerken müthiş keyif alırlar, alkışlarlar ve tezahürat yaparlar. Hatta ucunda ölüm olan bir oyun için bahse bile tutuşurlar. Nitekim gerçek dünyanın seyircileri de kitaptakinden farksızdır. Sürü psikolojisi ile hareket eden adeta robotlaşmış bir vaziyetle keyif alır hale gelmiş yozlaşmış toplumlarız artık. Asıl tehlikeli olan toplum iken her şeyin farkında olan birtakım insanlar tehlikeli olarak addedilir hale geldi ise geçmiş olsun. Bu konu özelinde daha fazla ekleme yapmayacağım zira siz zaten ne demek istediğimi anladınız.

Fantastik evrenin acı bir yorumlaması gibi oldu. Umarım sıkılmadan okuyup, keyif almışsınızdır. Filmi ile yetinmeyip bu evrene herkesi davet ediyorum.
696 syf.
·9/10
Ve muhteşem seri bitti. Üzülsem mi sevinsem mi bilemiyorum. İçimde bir boşluk oluştu. 1 aylık okuma serüvenimde o kadar bağlandım ki büyücüler dünyasına..


Her sayfası dolu dolu gecen bir kitaptı. Aksiyon hiç dinmedi. O kadar kaptırdım ki kendimi Voldemortla karşılaştığında yüreğim ağzıma geldi. Son kitap diye yavaş yavaş okuyacaktim halbuki :) ilk 350 sayfayi kendimi tuta tuta 2 gunde okudum sonraki 350 yi bi gunde okudum farkında olmadan. Ama cidden farkında olmadan. Bir sonraki bölümde bırakırım diyip diyip merak edip bırakamadım ve bi baktım gecenin 3 u kitap bitmiş...
Bu son kitapta Harry, Ron ve Hermonie Hogwarts 'a dönmediler ve ben okurken eksikliğini çok hissettim. Hogwarts Harrynin olduğu kadar bizimde evimiz gibi olmuş.
Yazarın önceki kitaplarda bıraktığı küçük ipuçlarını bu kitapla farkettik ve yazara birkez daha saygı duydum. Muhteşem bir kurgu ve zeka.
Ah severus snape.. Seni en başından sevmişim ve iyikide sevmişim. Dumbledore beni hayal kırıklığına uğrattı...
Harry ve arkadaşlarının hortkuluklari ararken bi yandan da ölüm yadigarlarinin, Dumbledore'un verdiği eşyalarla bağlantısını araştırır.
Hogwarts Savaşı, ölüm yiyenler ve karşılarında arry Potter ve zümrüdü anka yoldaşligi üyeleri,. D. O'nun üyeleri. Ve üzücü kayıplar verilsede kazanılmış bir savaş, ölen bir Karanlık büyücü Voldemort.
Aradan geçen 19 yıl. Hogwarts'a giden çocuklarıni yolcu eden
Harry ve Ginny Potter
Hermione ve Ron Weasley,
Ve 19 yıldır hic acımayan yara izi. Her şey yolunda.


Bir kitabı 2. Kez okuyamam ama sanırım Harry Potter serisini birkaç kez okuyacağım. Benim için cok yönden ilklerin sahibi oldu bu kitap. Ilk en uzun serim, ilk tam anlamiyla okuduğum fantastik , ilk en uzun kitap (zümrüdüanka yoldaşligi) ve bitmesine en çok üzüldüğüm seri..

Kitaba ismini veren Ölüm Yadigarlari hikayesi :

Vaktiyle alacakaranlıkta ıssız, dolambaçlı bir yolda seyahat eden üç erkek kardeş varmış. Kardeşler gide gide, yürüyerek geçilemeyecek kadar derin,yüzülemeyecek kadar da tehlikeli bir nehre gelmiş.
Ancak bu kardeşler sihirsel sanatlar konusunda bilgiliymiş, onun için sadece
asalarını sallamışlar ve emniyetsiz sularda bir köprünün görünmesini sağlamışlar.Köprünün yarısına gelince de yollarının kukuletalı biri tarafından kesildiğini
görmüşler. Bu ölümmüş. Kandırıldığını düşünen ölüm üç yeni kurbanı elinden
aldığı için kızgınmış, çünkü seyyahlar genellikle nehirde boğulurmuş.
Ama Ölüm kurnazmış. Üç kardeşi sihirleri için tebrik ediyormuş gibi yapmış
ve ondan kurtulacak kadar akıllı oldukları için her birinin bir ödül kazandığını
söylemiş.
En büyük kardeş, varolan bütün asalardan
daha güçlü bir asa istemiş sahibi için her düelloyu kazanacak bir asa;
Ölüm'ü fethetmiş olan bir büyücüye layık bir asa.
Ölüm de nehri geçip kıyıdaki bir mürver ağacının yanına gitmiş, orada asılı bir daldan bir asa yapmış ve en büyük kardeşe vermiş.
Sonra kibirli bir adam olan ikinci kardeş Ölüm'ü daha da aşağılamaya karar
vermiş ve başkalarını Ölüm'den geri çağırma gücü istemiş. Ölüm de nehrin
kıyısından bir taş almış, ikinci kardeşe vermiş ve ona taşın ölüleri geri getirecek
güce sahip olacağını söylemiş.
Ve sonra Ölüm üçüncü ve en küçük kardeşe ne istediğini sormuş.
En küçük kardeş hepsinin içinde en alçak gönüllüsü ve aynı zamanda en bilgesiymiş, Ölüm'e de güvenmiyormuş. Bunun için oradan Ölüm tarafından izlenmeden uzaklaşmasını sağlayacak bir şey istemiş. Ve Ölüm, istemeye istemeye, ona kendi Görünmezlik Pelerini'ni vermiş. Sonra Ölüm kenara çekilip üç erkek kardeşin
yollarına devam etmelerine izin vermiş ve onlar da devam etmişler, ne harika bir macera yaşadıklarından konuşmuşlar, Ölüm'ün armağanlarına hayran kalmışlar.
*Mürver Asa, Diriltme Taşı, Görünmezlik Pelerini... Üçü birlikte Ölümün Yadigarlarını oluşturur.*




VE SON OLARAK H.P  enlerim. Buraya kadar okuduysaniz sizde en'lerini yazarmisiniz.



Hogwarts binan: Rawenclaw
En sevdiğin kadın ve erkek karakter: Hermione ve Sirius
En sevdiğin Weasley: Fred ve George
En sevdiğin profesör: McGonagall
En sevdiğin ders: Karanlık Sanatlara Karşı Savunma
En üzüldüğün ölüm: Dobby ve severus snape
En sevdiğin büyü: Expellarmus!
En sevdiğin film: (henüz hepsini  izleyemedim ama Azkaban tutsağı)
En sevdiğin kitap: Zümrüdüanka Yoldaşlıgı
690 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Hayatımda okuduğum en ölümlü kitaptı o zamanlar. Son 100 sayfaya ağlamaklı başlayıp ağlamaklı bitirmiştim fakat kitap bitirince de evin içinde koşturup "Bittiii bittii" bağırışları yapmadım değil. JK Rowling'e ölümler konusunda hala daha kızgınımdır. Özellikle beni en etkileyen ikizlerin vahim durumu olmuştu. Her güzel şeyin bir sonu vardı ve bu sonu 2 yıl önce tattım. Bu nedenle aklıma pek bir şey gelmiyor. Tek diyeceğim şey: Neden 19 sayfacık bir gelecek??!
690 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Altı ay boyunca seriyi sırf bitirmemek için uzattıkça uzattım ve en nihayetinde bitti...
Duyguluyum, üzgünüm tabi bir yandan da mutluyum çünkü bu seriyle geçte olsa tanıștım ve okudum.
E her güzel șey gibi bu seride bitti. Tadında bir finaldi, filminden çok daha iyiydi. Severus Reis'in ne büyük, ne vefalı adam olduğunu bir kez daha gördük, duygulandık.

Kitapta en sindiremediğim noktalar insanların aniden ölmesiydi bunu tabii son kitap olduğuna bağlamak lazım.

Genel düșüncem ise tek kelimeyle MÜKEMMEL!
Okumayan çok șey kaçırır(Bu kitaba benzeyen kitapları yorumda önerebilirsiniz :))
690 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Her kitabı okuduktan sonra onun filmini izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Evet çok eksik var filmlerde ama tamamını sahneye dökseler muhtemelen 8 değil 18 film olurdu (en az).

Kitapların bana kattığı en büyük şeyin yan karakterleri daha iyi tanımam olduğunu söyleyebilirim. Hiç aklımda olmayan en sevdiğin karakterler oluştu, hatta itiraf etmek gerekirse açıkça sevmediğim karakterler bile vardı bunların içinde.
Herhangi bir şey söyleyip sıpoylır vermek istemiyorum. Okuyun ve okutun!
690 syf.
·Beğendi·10/10
Çağ.
Kim bilebilirdi ki, yeni bir nesil gelecek ve bu çağlara sığmayan kitabı listelerde aşağı çekeceğini. Birinci ve yedinci kitapın aynı anda yazılmaya başlandığı göz önüne alınırsa kitaplara tek tek yorum yazmakta absürd kaçar belki. Harry Potter bir bütündür, her kitap bulmacanın bir parçasıdır ve seri başlı başına bir neslin gökyüzünü görmek ve hayal kurmak için tırmandığı bir merdivendir.
O halde şöyle bitirmenin sakıncası yoktur sanıyorum.
"After all this time?
Always."
690 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Bittiğine inanamıyorum…
O kadar güzeldi ki…
Ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Konusuna pek fazla değinemedim, ne söylersem spoiler niteliğinde olacak ve okumayanlarınız için rahatsız vermek istemiyorum. Bitmesi hem üzdü hem de heyecanlandırdı. Söyledim de, durum epey garip! Eminim Rowling’de seriyi bitirdiğinde çok kötü hissetmiştir.

Kitabın spoilersız ayrıntılı incelemesi için; http://merilands.com/...ri-kitap-incelemesi/
690 syf.
·Beğendi·10/10
Rowling in bu kitaptan sonra siyasi bir kitap yazmış olması beni hiç şaşırtmadı. Zaten bu kitabı okurken farkedersiniz. Gerçek dünyadaki "darbe" yi büyücüler dünyasına uyarlayarak gençlere bu durumda nasıl davranılması gerektiğini gayet iyi bir şekilde gösteriyor.
690 syf.
Harry Potter severek defalarca izlediğim bir seridir ve kesinlikle çocuk kitabı değildir :)

Kitaplarını zamana yayarak yavaş yavaş okudum.

Ölüm yadigârlarına gelince, baştan sona akıcı bir olay örgüsüne sahip, okurken kesinlikle sıkılma durumu söz konusu değil.
"Son bir şey daha," dedi Harry. "Bu gerçek mi? Ya da kafamda kurduğum bir şey mi?"
Dumbledore içtenlikle ona baktı, parlak beyaz bir duman Harry i sararken, kulaklarına gelen ses güçlü ve yüksekti.
"Tabi ki bu kafanın içinde gerçekleşiyor, Harry ama neden gerçek olmadığı manasına gelsin ki?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Alt başlık:
Harry Potter #7
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
690
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750812989
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Harry Potter And The Deathly Hallows
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Harry Potter and the Deathly Hallows
Harry Potter und die Heiligtümer des Todes
“Bana Harry Potter’ı verin,” dedi Voldemort’un sesi, “kimseye zarar gelmesin. Bana Harry Potter’ı verin, okula dokunmayayım. Bana Harry Potter’ı verin, ödüllendirilin.”
Sihir dünyası savaşta! Karanlık Lord iyice güç kazanırken iyiler de boş durmuyor. Yedinci yılında Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na dönmeyen Harry Potter, Dumbledore’un ona bıraktığı görevi tamamlamaya çalışıyor. Yanında –her zamanki gibi– Ron ve Hermione’yle, bir yandan Voldemort’tan ve onun Ölüm Yiyen’lerinden kaçarken bir yandan da Hortkuluklar’ı yok etmek, Ölüm Yadigârları’nın sırrını keşfetmek zorunda olan Harry kendi geçmişiyle ilgili de pek çok şey öğreniyor.

Kitabı okuyanlar 7.718 okur

  • gözde okur
  • verdanur kurt
  • Emirhan Coban
  • Zeynel Çelik
  • Burak Bozkurt
  • lsena
  • Merve Elif Güracar
  • Sibel
  • Ahmet korkut
  • Telif

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%14.3
18-24 Yaş
%36
25-34 Yaş
%31
35-44 Yaş
%10.4
45-54 Yaş
%2.7
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.2
Erkek
%26.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%68.2 (1.505)
9
%15.3 (338)
8
%6.9 (153)
7
%2.5 (55)
6
%0.8 (17)
5
%0.1 (3)
4
%0.1 (2)
3
%0
2
%0.1 (2)
1
%0.2 (5)

Kitabın sıralamaları