Harşit'in Hırçın Sesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
40
Gösterim
Adı:
Harşit'in Hırçın Sesi
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
373
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059960410
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgeoğuz Yayınları
Atsız'ı ve söylediklerini anlamak ancak milli tarih şuuruna sahip olmakla mümkündür. Harşit vadisinin bu hırçın ve coşkun evladı, üç asırlık hüsran sürecinde, kanı işgaller ve ihanetlerle sel gibi akıtılmış bir milletin isyan sesidir. Bütün yurtları talan edilmiş, devletleri gaflet ve ihanetlerle yıkılmış bir milletin, bu emsalsiz yıkımın enkazından çıkardığı "son kale"sinde bile rahat bırakılmamasına duyduğu hınç Atsız'ın eserlerinde öfke seli olup akmıştır.

Atsız, bir fikir önderi olmaktan daha ziyade, millete düşman oldukları kabul edilen akım ve kişilerle yaptığı kavgayla ve şahsiyetindeki kırıksız çizgiyle örnek bir insandır. Yazdıkları ve yaşadıklarıyla gündemden hiç düşmeyen bu hırçın tabiatlı adam, inandığı her fikrin çilesine katlanmış bir karakter abidesidir. Azınlıklara ve dini hayata dair fikirleri Türkçü-Milliyetçi çevrelerden de büyük tepkiler görmüştür. Her milliyetçinin özeneceği, gıpta ile bakacağı icraat ve fikirleri de vardır; maksadını çok ama çok aşmış tanım ve tespitleri de.

Bir Türkolog olarak Atsız, Türk dili ve tarihi üzerinde çok önemli çalışmalar yapmış, hala başvuru kaynağı olarak kullanılan onlarca eseri Türk kültürüne kazandırmıştır. Türk tarih bilimine yaptığı katkılar ise her tür takdirin ötesindedir.

Bir sanatkâr olarak Atsız, şiirleri ve romanlarıyla milli romantik duyuş tarzının en usta kalemleri arasındadır. Gerçi onun bu yönü kavgacı kimliğinin gölgesinde kalmış, fikirlerini beğenmeyen insanlar onun sanatkâr yönünü yok sayarak görmezlikten gelmişlerdir. Buna rağmen romanları Türk edebiyatının en çok okunanları arasına girmiş, şiirleri gençlerin dilinde dolaşm
Bu kitap aracılığında Hüseyin Nihal Atsız ile tanıştığımızı düşünüyorum. Bana sorarsanız Hüseyin Nihal Atsız kim diye?.. cevabım şu olurdu."benim düşüncelerimle uyuşmasa da kendi çizgisinde tutarlı olan ve her devrin adamı olmayan özgün bir kişi derdim" kitabı okuduğumda birçok konuda düşüncelerimde sorgulama yapmama sebep olmuştur. Bunu sadece siyasi olarak değerlendirmeyin Psikolojik olarak da hissedebilirsiniz. Örneğin kitabın bir bölümünde insanın önce sevdiğini daha sonra sevdiği şeye karşı sebepler bulduğunu dile getiriyor. Gerçekten de cevap bulamadım bu hususa. "insan sebepler sonucunda mı sever? yada sevdiği için mi sebepler bulur?" Sağlıcakla kalın.
“Milletim için düşündüğüm haklardan dolayı, kimse bana vatan haini diyemez. Bu çirkef iftirayı iadeye de tenezzül etmiyorum. Kimin hain, kimin vatansever olduğunu tarih tayin edecektir. Hatta etmiştir bile. ”
İkinci düşman Yahudi’dir. Onun Allah ’ı paradır. O, cebine birkaç para koyabilmek için gölgesinde yaşadığı bayrağı satmaktan çekinmeyen namussuz bir bezirgândır. Hangi memlekette oturuyorsa oranın düşmanıdır. Fakat bu düşmanlığını açıkça değil yüze gülerek, tezellül ederek yapar. Yahudi mayi gibidir. Derhal bulunduğu kabın şeklini alır. Yer yer kurulan Yahudileri Türkleştirme cemiyetleri bu zelil politikanın neticesidir.Bununla cihan savaşında düşmanlarımıza casusluk ettiklerini, mütarekede Türklüğü tahkir ettiklerini unutturmak isterler. Hatta daha ileri giderek kendilerıne Türk adları takarlar.
“Anlamayız hayatı felsefeyle, ilimle;
Hayat çelık ellerle atılan zar olmalı.
Rahat yatakta ölmek acep olmaz mı çile?
Kanlı sınır boyları bize mezar olmalı. "
“...Bizdeki hamasetin yüzyıllarca sürüp gitmesine de Köroğlu, Danişment Gazi, Battal Gazi gıbi ilk müellıfleri meçhul kahramanlık destanları sebep olmadı mı? Ben üslupçu ve yazıcı olmadığım için bu işin ne dereceye
kadar üstesinden geleceğimi bilemem. Nasıl basit bir köy hekimin sessiz çalışmaları, kimse farkına varmadan, sağlık istatistiklerinde bir yekün tutarsa, nasıl bir piyade bölüğünün savaşı kesin sonucu hazırlayan sebepler arasında yer alırsa, ben de eserimle milli terbiyemiz için kendimce faydalı saydığım bir hamle yapacağım. ”
Nazım Hikmet ve yoldaşlarının Türkiye’yi Moskova’ya bağlanmak isteyen uşaklar olduğu bugün gün ışığına çıkmıştır. Bir vatan haininin yurtsever diye kabul ettinneye çalışmak da vatan ıhanetidir. Hainliği başka mesele ama büyük ozandır diye direnmek de boşunadır. Eski Hurufi şairler ğibi basmakalıp takerlemeler sıralamak ancak zevk hastalarının hoşuna gider. Türkiye’ye hasret mısraları yazmasını temcid pilavı gibi vatanseverliğine tanık diye gösterenler şunu unutmasınlar ki kırk yıllık orospunun ömründe bir kere iffetten bahsetmesi nasıl onun namuslu kadın olması demek değilse vatanını satan bir hainin doğduğu yere hasretle bakması da onun yurtseverliğine delil olamaz.
68 yaşında girdiği cezaevinde ziyaretine “gelen arkadaşlarinin yaşlılığı sebebiyle Cumhurbaşkanından af istemesi" yönündeki tavsiyelerine tepki gösteren Atsız, ”Bir Türk milliyetçisi, haklı ve mazlum olduğu bir konuda, haksız bir uygulama ile karşı karşıya kalsa da, zalimlerden aman dilemez. Af talep etmez ifadesini kullandi."
”Bize gelince: Asıl soyadımız ”Çiftçioğlu"dur. Kökümüz de Gümüşhane vilayetinin Dorul kazasının Midi köyüdür. Şimdi 8 evli bir köy olan Midi ’de artık Çiftçioğlu hanedanından kimse kalmamıştır. Birtakımı Yozgat vilayetinin köylerine göçmüş, daha talihsiz olan bir bölümü, yani bizim ailemiz de İstanbul’a yerleşmiştir.. Bize ırkçılık köydekiatalarımızdan kalmadır. Çünkü Çiftçioğulları'nın tarihi, oturdukları yerin yakınındaki Rum manastırının
tahribi ile başlar. ”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Harşit'in Hırçın Sesi
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
373
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059960410
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgeoğuz Yayınları
Atsız'ı ve söylediklerini anlamak ancak milli tarih şuuruna sahip olmakla mümkündür. Harşit vadisinin bu hırçın ve coşkun evladı, üç asırlık hüsran sürecinde, kanı işgaller ve ihanetlerle sel gibi akıtılmış bir milletin isyan sesidir. Bütün yurtları talan edilmiş, devletleri gaflet ve ihanetlerle yıkılmış bir milletin, bu emsalsiz yıkımın enkazından çıkardığı "son kale"sinde bile rahat bırakılmamasına duyduğu hınç Atsız'ın eserlerinde öfke seli olup akmıştır.

Atsız, bir fikir önderi olmaktan daha ziyade, millete düşman oldukları kabul edilen akım ve kişilerle yaptığı kavgayla ve şahsiyetindeki kırıksız çizgiyle örnek bir insandır. Yazdıkları ve yaşadıklarıyla gündemden hiç düşmeyen bu hırçın tabiatlı adam, inandığı her fikrin çilesine katlanmış bir karakter abidesidir. Azınlıklara ve dini hayata dair fikirleri Türkçü-Milliyetçi çevrelerden de büyük tepkiler görmüştür. Her milliyetçinin özeneceği, gıpta ile bakacağı icraat ve fikirleri de vardır; maksadını çok ama çok aşmış tanım ve tespitleri de.

Bir Türkolog olarak Atsız, Türk dili ve tarihi üzerinde çok önemli çalışmalar yapmış, hala başvuru kaynağı olarak kullanılan onlarca eseri Türk kültürüne kazandırmıştır. Türk tarih bilimine yaptığı katkılar ise her tür takdirin ötesindedir.

Bir sanatkâr olarak Atsız, şiirleri ve romanlarıyla milli romantik duyuş tarzının en usta kalemleri arasındadır. Gerçi onun bu yönü kavgacı kimliğinin gölgesinde kalmış, fikirlerini beğenmeyen insanlar onun sanatkâr yönünü yok sayarak görmezlikten gelmişlerdir. Buna rağmen romanları Türk edebiyatının en çok okunanları arasına girmiş, şiirleri gençlerin dilinde dolaşm

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Atsizzz
  • Ezgi Göktürk
  • Eda Nur Küpeli
  • Batu Han
  • Manahos
  • Trødlabùndin
  • Ali Veli

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0