Haşhaşilerin Esrarlı Tarihi (Doğu Kaynaklarından)Joseph Von Hammer

·
Okunma
·
Beğeni
·
73
Gösterim
Adı:
Haşhaşilerin Esrarlı Tarihi
Alt başlık:
Doğu Kaynaklarından
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050206210
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Yaşadıklarımızın gerçeğine neden bir türlü erişemiyoruz? Neden gerçek, yaşadığımız dünyada ışımasıyla kararması bir olan bir fotoğraf filmine dönüştü? Bu gerçeğin kırılgan tabiatından mı yoksa yaşadığımız dünyanın gerçeğe giderek kendini kapatan karanlık ahvalinden mi ileri geliyor?
Bu sorular menziline doğru ne kadar çatallanırsa çatallansın şurası kesin: Yaşadıklarımızda ister dert edinmediğimiz ister peşine düşüp yeter sebatla takip etmediğimiz için erişemediğimiz gerçek biz istesek de bizim peşimizi bırakmıyor:
Bir ülkenin düzlüğüne dün dağlık bölgeler ve bu sonuncularına da içine dağılmış kaleler veya müstahkem mevkiler hükmederdi. Dün buralara haşin dincilik ve sofuluk perdesi altında “Hakikat diye bir şey yok, her şey mubah” yaygarasıyla ‘ibahiye’ sancağının altında toplananlar yuvalanıyordu. Buraların cebir veya hileyle efendileri olmak, devlet içerisinde devlet olarak varlıklarını sürdürmek bunların temel siyasi hedefiydi. Bu hedeflerine bağlılarının kör itaat ve bağnaz fedailiği sayesinde kralları desise veya korku ile dehşete düşürmek, düşmanlarına karşı katillerin eline silah vermek suretiyle ulaşıyorlardı.
Bugün bu müstahkem mevkilere kimler, hangi siyasi maksatlarla yuvalanıyor? Dünün ‘ibahiye’sinin yerini bugün kim, hangi sloganlarla alıyor? Bu sloganlar nerede, hangi eller tarafından hazırlanıp tedavüle sokuluyor? Dün başımıza gelenlerin gerçeğini aydınlatmadan bugün başımıza gelenleri anlayamayız.
Kitap bu ve benzeri soruları bir istikamet üzere düşündürmenin yanı sıra gizli cemiyetlerin zayıf hükümetlerde tehlikeli hatta ölümcül tesirinin canlı bir tablosunu ortaya koyup dinin dizginsiz ihtirasın emellerine korkunç yataklığının ikna edici tasvirini sunmaktadır.
***Toplum Psikolojisi ve Fedailik Teşkilatı Usul ve Esasları Hakkında Kitap ***
Yer: Alamut ve civar kaleler
Yöntem: Korku, vaat, fedailik
Araç: Hançer, zehir

Kitabın tarihsel yönüne ve Von Hammer’in tarihçi kimliğine değinmeden önce 86 sayfalık uzun bir girişle korku ve taassuba dayalı yöntemlerin psikolojik ve sosyolojik arka planını naif bir üslupla bize aktaran Ahmet Aydoğan’dan bahsetmek isterim.

İnsan ruhu ve davranışları üzerine, Arthur Schopenhauer Martin Heidegger Immanuel Kant gibi düşünürlerin çevirilerini yapan Ahmet Aydoğan’ın dil ve üslubunu hayretle ve hayranlıkla izledim..

Geçmişimize ait karanlık bir dönemin bu topraklardan olmayan bir tarihçinin gözüyle nasıl göründüğünü öğrenmek arzusuyla kitabı tercih etmiştim. Fakat daha konunun tarihsel yönüne geçmeden önce çevirmenin, bir toplumun zihni kabulleri ve önceden planlanmış bir senaryoya nasıl hazırlandığına dair söyleyecek çok sözü olduğunu gördüm.

Söz konusu uzun giriş kısmı o kadar doyurucu ve naifti ki, tarih kısmına hiç gelmese, o söylese ben dinlesem diye düşündüm.
Ahmet Aydoğan, J. Von Hammer Purgstall hakkında şu ifadeleri kullanıyor; “Nice bilim adamı veya fikir sanat erbabından farklı olarak o yaşadığı dönemde (1774-1856) Avrupa’nın değişik yerlerinde meydana gelen karışıklık, ayaklanma ve alt-üst oluşların görünen veya gösterilen sebepleri ile ikna olmadı”. S.78
Tam da bizim tarihçiliğimizde eksik olan yönden bahsetmesi, dikkat çekicidir.

Yazarımız, hem tarihçi, hem de diplomat yönüyle olabildiği kadar tarafsız bir gözle bu 170 yıllık dönem hakkında, öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere geniş bir açı sunuyor okurlarına. Sünni ve Şii mezhepleri ve bunların kolları hakkında ana hatlarıyla doyurucu bir bilgilendirme içeriyor. Ayrıca İslam akaidi ve dini terimlere hakimiyeti ile yazarın sahip olduğu birikim göze çarpıyor. Yazar, dini görünüm altında siyasal amaçlar ve uygulanan yöntemin caniliği bakımından, Haşhaşileri, Tapınak Şövalyeleri ve Cizvitlere benzetiyor. Her iki dinin de çarpıtma ve şiddet yoluyla kişisel çıkarlara hizmet için nasıl kullanılabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekiyor. Haçlı seferleri vasıtasıyla Şark ruhundan batıya geçmiş olan bu yöntemlerin benzerliğine vurgu yapıyor. Hatta batıda suikastçi, katil anlamında kullanılmakta olan “assassin” kelimesinin, Haşhaşilerden gelmekte olduğunu çarpıcı bir şekilde sunuyor.

İçerik açısından olumlu bulduğum bir nokta ise; İslam düşmanlarına karşı yapılan savaşı “küçük cihat”, nefse karşı yapılan savaşı “ büyük cihat” olarak tanımlayarak bir hadise ithafta bulunması dikkatimi çekti.

Olumsuz anlamda ise; İslam peygamberinin (S.A.V), hitabetine ve şairsel yönüne övgü perdesi altında o dönemin Mekkeli müşriklerinin, Kuran’ın Allah kelamı değil (haşa), Peygamberin şairlik eseri olduğu tezine vurgu yapmasından rahatsız oldum.

Genel anlamda değerlendirme yapılacak olursa; hem yazarın birikimi ve araştırmacı yönünden, hem de çevirmenin giriş kısmına yaptığı katkılarından dolayı kitabın tam bir uyum halinde ve doyurucu bir içerik sunduğunu düşünüyor ve tarihin bu dönemiyle ilgilenen tüm okurlara tavsiye ediyorum.

Tarihte kalmayın ama tarihle kalın:))
Türk -İslam tarihinde ve dahi dünya siyasetinde tarikatlerin ve gizli kuruluşların ne kadar kolay büyüyebildiğini fark etmenizi sağlayan, son yılların "cemaat" olgusuna daha derin bakmanızı sağlayan bir kitap. Dil Farsça ağırlıklı ve oldukça uzun cümlelerden oluşan bir paragraf yapısı mevcut. Farsçaya aşinalığım var diyorsanız, cemaatlerin ve tarikatlerin devletlere neden ve nasıl sokulduğunu daha iyi anlamak istiyorsanız bu tarihi araştırmayı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Terörün kaynağı, cehalet ve ihanettir.
Buradan hareketle, düşünce ve inançları, beyin ve kalp düzeyinde özümsemeye hazır olmayanlar, robot gibi taklitçi ve teslimiyetçi oluyorlar.
Hangi din olursa olsun, bu bakış açısından mahrum kalınca, insan öldürmeyi, bu yolun kuralı olarak görebiliyorlar.
Haçlılar, haşhaşiler, celaliler, babailer ve diğerleri.
K. Marks'ın sosyolojik öneri ve öngörülerini kendince yorumlayıp terör estirenler olduğu gibi, milli duyguları sapkın bir beklentiyle yorumlayıp, etnik veya ırk temelli terör örgütleri oluşturmak da mümkün.
Böylesi durumlarda; öldüren niye öldürdüğünü, ölen niye öldüğünü bilmez.
Bu tür tarihsel olaylara mercek tutmuş çeviri bir kitap.
Arapça, farsca, osmanlıca kelimelere çok vakıf olmayanlar, sözlüğe bakma ihtiyacı hissedebilirler.
Yakın zamanlarda yaşadıklarımız öyle hesaplanmadık şeyleri hareketlendirdi ve neticede öyle sağlam temeller yerinden oynadı ki durulduğu zannedilen fakat ziyadesiyle kırılgan ve her an her şeye gebe görünen şu geçici dinginlikte din, ahlak, hukuk namına cemiyet hayatını mümkün kılan ne varsa her türlü ihlal ve tecavüz hiçbir şaşkınlık uyandırmaz oldu.
İnsanlar önyargılarından kendilerini ancak zaman içerisinde ve yavaş yavaş kurtabilirler: birçokları bunu ancak yarım yamalak yapabilir, bütünüyle muvaffak olabilenler ancak küçük bir azınlıktır.
Joseph Von Hammer
Sayfa 123 - Say Yayınları 1. Baskı
Düşünmeyi kaderimize ülfet yerine nefesimize külfet gördüğümüz her defasında akıbet bizim için her zaman hezimete olmuştur.
Şarkın ve garbın her yerde birbirine zıt kutupluluğu tarih yazımınının farklı tarzında bile ortaya çıkar. Bazı hadiseler Avrupalı, bazı hadiseler doğulu tarihçilerce anlatılır ve bunlar birbiriyle örtüştüklerinde aynı hadise bütünüyle farklı bir ışıkta görülür.
Selçukluların sultanı Celalettin Melikşah itaat ve sadakatini talep etmek için bir elçi gönderdiğinde Sabbah'ın oğlu huzuruna sırlara intisap etmiş olanlardan birkaçını çağırmış ve onlardan birini işaretle çağırarak "kendini öldür", diğerine "kendini kale duvarlarından aşağı fırlat" demesi üzerine biri anında hançerini böğrüne saplamış, diğeri hiç beklemeden kendisini bırakmış ve kale hendeğinde parçalanmış bir cesede dönmüştü.
Bunun üzerine büyük üstat dehşetten dili tutulmuş vaziyetteki elçiye dönerek, "bu şekilde bana itaat eden yetmiş bin sadık hizmetkarım var. Efendine cevabım bu olsun" demişti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Haşhaşilerin Esrarlı Tarihi
Alt başlık:
Doğu Kaynaklarından
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050206210
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Yaşadıklarımızın gerçeğine neden bir türlü erişemiyoruz? Neden gerçek, yaşadığımız dünyada ışımasıyla kararması bir olan bir fotoğraf filmine dönüştü? Bu gerçeğin kırılgan tabiatından mı yoksa yaşadığımız dünyanın gerçeğe giderek kendini kapatan karanlık ahvalinden mi ileri geliyor?
Bu sorular menziline doğru ne kadar çatallanırsa çatallansın şurası kesin: Yaşadıklarımızda ister dert edinmediğimiz ister peşine düşüp yeter sebatla takip etmediğimiz için erişemediğimiz gerçek biz istesek de bizim peşimizi bırakmıyor:
Bir ülkenin düzlüğüne dün dağlık bölgeler ve bu sonuncularına da içine dağılmış kaleler veya müstahkem mevkiler hükmederdi. Dün buralara haşin dincilik ve sofuluk perdesi altında “Hakikat diye bir şey yok, her şey mubah” yaygarasıyla ‘ibahiye’ sancağının altında toplananlar yuvalanıyordu. Buraların cebir veya hileyle efendileri olmak, devlet içerisinde devlet olarak varlıklarını sürdürmek bunların temel siyasi hedefiydi. Bu hedeflerine bağlılarının kör itaat ve bağnaz fedailiği sayesinde kralları desise veya korku ile dehşete düşürmek, düşmanlarına karşı katillerin eline silah vermek suretiyle ulaşıyorlardı.
Bugün bu müstahkem mevkilere kimler, hangi siyasi maksatlarla yuvalanıyor? Dünün ‘ibahiye’sinin yerini bugün kim, hangi sloganlarla alıyor? Bu sloganlar nerede, hangi eller tarafından hazırlanıp tedavüle sokuluyor? Dün başımıza gelenlerin gerçeğini aydınlatmadan bugün başımıza gelenleri anlayamayız.
Kitap bu ve benzeri soruları bir istikamet üzere düşündürmenin yanı sıra gizli cemiyetlerin zayıf hükümetlerde tehlikeli hatta ölümcül tesirinin canlı bir tablosunu ortaya koyup dinin dizginsiz ihtirasın emellerine korkunç yataklığının ikna edici tasvirini sunmaktadır.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Ali Rıza MALKOÇ
  • Kürşad Ulusoy
  • Resul Bulama
  • Metin Gürel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%33.3 (1)
8
%66.7 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0