Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın SonuHaruki Murakami

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.781
Gösterim
Adı:
Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
564
ISBN:
9786051119632
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Sekai no Owari to Hādoboirudo Wandārando (Hard-Boiled Wonderland and the End of the World)
Çeviri:
Hüseyin Can Erkin
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Çektiğin acıyı ben de anlıyorum. Fakat bu herkesin başından geçiyor. O yüzden senin de katlanman gerek. Sonrasında kurtuluş geliyor. O zaman artık sen, hiçbir şeyi dert etmeyecek, üzülmeyeceksin. Hepsi kaybolup gider.

Geçici heveslerin hiçbir değeri yok. Burası dünyanın sonu. Dünya burada sona erer, ötesi yoktur. O yüzden sen de artık hiçbir yere gidemezsin."

Gölgesini kaybeden, kafataslarından eski rüyaları okuyan bir adam ve dünyanın sonu gelmeden önce yaşayacak sadece birkaç saati kalmış bir kahraman. Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu XXI. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kült yazar Haruki Murakami'den bilimkurguyu masalsı bir dünyanın içinde var eden, Kafkaesk bir psikolojik gerilime göz kırpan bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)
Avrupa'da salyangozların mitolojik anlamları varmış bilir misiniz okuyucular? Kabukları karanlık dünyayı sembolize edermiş, salyangozların kabuklarından çıkması da güneş ışınlarının ortaya çıkışını. O yüzden insanlar salyangoz gördüklerinde içgüdüsel olarak kabuklarına vurup salyangozu dışarı çıkarmak isterlermiş. Küçücükken hiç deneyen oldu mu?

Hepimizin kabukları var, hatta sırları, sınırları, upuzun surları var koruma kalkanı olarak. Kimilerininkini delip geçmesi çok zor, kimi de çocuk oyuncağı... Kişiyi anahtarlarını vermeye ikna etmek, kapılarını açmak uğraş gerektiriyor ve savunmasız alana geçiş yapılıyor böylece. Canının acıtılmasına, kırılıp parçalanmaya hazır ol bundan sonra. Neyse.

Kitapta 2 ayrı evren var, haşlanmış harikalar diyarı ve dünyanın sonu. Karakterlerimizin isimleri yok. Başkahraman Albert Camus' un Yabancı'sındaki gibi seçimlerinin sonuçları hakkında ayrıntılı düşünmeyen, rahat, kovalamacalar sırasında bile esneyen, en çok kullandığı cevap 'bilmiyorum' ve 'belki de' olan, klasik okuma düşkünü zevkli bir şifre çözücü. Fantastik dünya tarafında ise tekboynuzlar, karanlık karası, kafatasları var. Doğal, katıksız, huzur dolu, savaşların, nefretin, ihtirasların olmadığı ve tabii ki karşıt duygularında yer almadığı bir dünya. "Hiç kimse yaralanmıyor, hiç kimseye yetişmek gerekmiyor, kimse kimseyi geçmiyor. Zafer yok, yenilgi de yok." Gölgelerin bile özel bir hayatı var, senin kopyan olması gerekmeyen.

Edebi yönü kuvvetli doyurucu bir kitap, gerilimli, fantastik, masalsı bir dünya isteyen okurlara şiddetle öneriyorum.
Sevdiğim birisinin tavsiyesiyle okuduğum mükemmel bir kitap. Hayal gücüne, masalsı anlatımına , gerçekle fantezinin kusursuz birleşimine bir şey demeyeceğim. Sadece o basit cümlelerde insana hissettirdikleri bile kitaptan etkilenmeniz için yeterli. Bir Haşlanmış Harikalar Diyarına, bir Dünyanın Sonuna giderken, yazarla beraber siz de bu garip yolculuğu yaşıyorsunuz. Sonunda dünyaların birleşeceğine emin olsanız da elinizden bir türlü bırakamıyorsunuz kitabı. Yazar da bu sadakatinizin karşılığını sonuna kadar veriyor. Kitabın bir çok yerinde garipseyeceğiniz, ama bu gariplikten zevk alacağınız ifadeler var. Daha önce Haruki Murakami okumadıysanız başlamak için güzel bir seçenek.

Benzer kitaplar

Olmadı bu sefer, beğenemedim.

Hâlbuki Murakami okumayı özlemiştim de öyle başlamıştım okumaya. Beğenemedim derken de baştan sona kötü bir kitap manasında demiyorum tabii ki, aksine Murakami’nin diğer okuduğum kitaplarına kıyasla beğenemedim. Murakami’nin farklı betimlemeleri, çok yukarılarda olan hayal gücü ve farklı konuları birbirine bağlaması ile o masalsı anlatımı başarılı şekilde yine var ama bu sefer bir şeyler eksik olmuş kitapta. Daha doğrusu bir şeyler fazla olmuş kitapta, fazlalık da konuların, anlık olayların fazla uzatılması. Kısa bir yürüyüşte bile karakterlerin düşüncelerinin sürekli başka yönlere kayması, aslında bana göre gereksiz konuları sürekli okumak kitabın okunabilirliğini, kalitesini düşürmüş. Murakami’nin ilk kitaplarından, bilmiyorum belki de ilk kitabıdır, 1987 yazılmış bu roman, sanırım Murakami’nin ilk eserlerinden olduğu için de tüm olumlu taraflarına rağmen kalemdeki acemilik belli oluyor. Sanki betimlenen bazı şeyleri okur anlamayacakmış gibi Murakami çok çok ince detayına kadar yazma ihtiyacı hissetmiş ve bu durumda da bana göre kitabın yaklaşık olarak yarısı fazlalık olarak gelmiş.

Kitap yine bildiğimiz üzere diğer Murakami kitapları gibi iki farklı koldan, iki farklı karakter üzerinden ilerliyor ve Murakami bu konuyu hiç şüphesiz çok başarılı işliyor ve kitap boyunca da birbirinden habersiz bu kişilerin birbirine olan bağlantılarını ve kitabın sonunda veya ortalarında karşılaşacaklar mı diye merakı üst seviyelerde tutabilmesi de ayrı bir başarısı. Bu kitapta da iki farklı karakteri “Ben” anlatıcı olarak okuyoruz ve ilk bölümlerde ister istemez “Ne oluyor?” sorusunu kısa bir süre durup sorma ihtimalimiz yüksek. Murakami kitaplarında olan ve sevilen, hatta Murakami’yi Murakami yapan bir başka özellik de fantastik unsurlar ile gerçeği harmanlayıp masalsı şekilde kaleme almasıdır, bu kitapta ise bu maddelere Murakami ek olarak bilim-kurguyu da eklemiş ve bana göre çok güzel olmuş ama dediğim gibi keşke kitabı biraz daha kısa tutsaymış.

Bu arada baktım da, eğer yanlış bakmadıysam ilk kitabıymış.
''Dünyanın sonu insanın yüreğinin içinde gelir.'' diyor Murakami bu sonuna gelmek için elimden düşürmediğim ama bir yandan da bitmesin istediğim kitabında.

Beni hayaller alemine daldıracak, katman katman evrenlerde dolaştıracak, heyecanlandıracak ve dünyanın sonuna götürecek bir kitap okumak istiyorum diyorsanız tercihinizi gönül rahatlığı ile Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonundan yana kullanabilirsiniz.

Murakami bilim kurgu ve fantastik tarzada biraz kayarak 1985 yılında büyülü gerçekçilik akımı etkisinde yazmış bu 560 sayfalık eseri.İsimsiz az sayıda karakterlerin koşturmasını, değişik hayvanların/yaratıkların anlatılmasını ve edebiyata/sanata olan göndermeleri/saygı duruşlarını ben çok sevdim.Çok şey de öğrendim hatta kendime bir haşlanmış harikalar diyarı play listi oluşturdum. Kitapta iki hikaye aynı anda anlatılıyor, biri surlarla çevrili bir şehir diğeri ise Japonya olduğunu anladığımız bizim dünyamızda geçiyor. İki hikaye kusursuz bir şekilde kesişiyor ve zaten ondan sonra kitap kaydıraktan kayıyormuşçasına hızla ilerliyor.

Türünün en iyi örneklerinden biri olduğunu düşünüyorum, tavsiye edilmeyecek gibi değil. İyi okumalar.
Yine Haruki klasiği.Sıradan gibi görünen ama hislerini harika tanımlarla anlatan karakterler.Tek düze giden hikaye yine aynı şekilde sona eriyor.Benim Haruki'de sevdiğim şey sıradanlık sanırım.Ve galiba bir de kitaptaki garip huyları olan karakterler...
"Beyninizin içinde yaşayan ve kendi yarattığınız bir dünyada mı yaşamayı tercih edersiniz, yoksa gerçek dünyada mı? "

Kitapla ilgili yazımız : http://1cay1kitap.com/...ri-ve-dunyanin-sonu/
Bilimkurgu ya da fantastik kurguya çok yakınlık duyduğumu söyleyemem pek bu yüzden kitabın baslarinda çok sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Hatta bir ara acaba bıraksam mi diye düşündüm. Ama uzun zamandır kitap okuyamama kisirdongusunden kurtulma adına inat ettim. İyi ki de öyle yapmışım. Çünkü roman ilerledikçe beni sardı ve yapbozun parçaları gibi her şey birbirini tamamlayınca ortaya çıkan buyuk resmi sevdim.
Roman verdiği mesajla (ya da benim romandan çıkardıklarımla) beni izlediğim pek çok diziye filme belgesele okuduğum romana habere götürdü. Sonuçta anlattigi el değmemiş bi konu değildi.ama anlatırken oluşturduğu kurgunun içindeki tüm o alegorinin parlaklığı beni etkiledi.
Hani bazen bir rüya görürsün uyanırsın ve bir süre rüya sende devam eder.romanda murakami sinemada David lynch bende böyle bir etki bırakır hep.murakami yumuşak güzel yorgun ve melankolik bir rüya etkisi bırakırken lynch tam bi kabus etkisi yaratir. (Yine de neden bilmem lynch izlemeye devam ederim.)
Romanı bitireli 3 ,4 gün oldu sanırım ama bazen kendimi o romanı düşünürken buluyorum. İşte bu benim için sanat eserinde önemli bi kıstas.
Düşünüyorum:insanoğlu ne kadar karmaşık bir varlık ve kendi gizemini çözmeye nasıl da saplantılı( sanat ve bilim bunun için ortaya çıkmadı mı) ve onu iyi yapan şeyin de kötü yapan şeyin de aynı kaynaktan gelmesi nasıl bir ironi. Bu ironinin içinde insanoğlunun debelenisini izlerken bazen ona hayran kalmak bazen de ondan iğrenmek. (Tarih sayfalarına haber bultenlerine şöyle bir bakın ya da daha sağlam bir kaynak vereyim kendinize bakın ama adil olmaya çalışarak ve korkusuzca çok derinlere inerek.
I
Murakami ile bu eseri ile tanıştım.. Aslına bakılırsa dünya genelinde uyandırdığı yankı bana biraz abartılı geliyor.. Murakami kesinlikle ama kesinlikle çok sağlam kurgulayan ve masalsı bir kurguya gerçekliği enjekte eden, zaman zaman sanki gerçekmiş gibi aldanıp kendinizi hikayeye kaptırmanızı sağlayan bir anlatıma sahip.. Ancak bu insanda garip bir his uyandırıyor ve zaman zaman insanın düşünce surlarını zorluyor.. Rahatsız edici oluyor bazen.. Fakat farklı bir deneyim yine de Murakami nin bu eserini okumak.. Tüm farklılığıyla okumaya değer..
Masalci guzellikte ve cok hos bir murakami romaniydi. Insanin bazen elinden düşürmedigi / düşürmek istemedigi kitaplardan biriydi. Özellikle roman boyunca karakter isimlerinin olmamasi kitaba ayri bir olgunluk ve özgüven katmış. Keyifle okuyunuz.
Haruki murakami kitapları okurken benzer hisler yaşıyorum. Bu kitapta da ilk yarıda sıkılma hissederken ikinci yarıyı keyifle okudum.
Garip ve kendine özgü karakterler Murakami kitaplarının yapı taşı sanırım. Bu romanlarına renk katıyor.
Olumsuz olarak şunları söylemek istiyorum:
Bu kadar McDonald's, Rolex, Jack Daniels, Lark gibi markalar ön plana çıkmasaydı daha güzel olurdu. Yazarın ilk kitabı olduğu için belki o dönem ünlenmek amacıyla batı markalarını, filmlerini, müziklerini basamak olarak kullandı. Belkide sadece reklamdır bilemiyorum fakat ben bir Japon yazarı okurken oranın kültürü ve toplum yapısı ile ilgili şeyler görmek isterdim. Japonya'da geçiyor roman ama içinde Japonya geçmiyor. Ya da genel kültürünü roman kurgusu içine serpiştirmekten zevk alıyordur bilemiyorum. Yer yer hoşuma da gitti fakat onlar olduğu kadar Japon sanatı, markası, kültürüde olsa daha güzel olurdu diye düşünüyorum.

Kitabın kendisi için şunları söyleyebilirim:
Hem ilk kitap olması açısından hemde kurgusal açıdan iyi buldum. 1980li yıllarda Inception, Fight Club, Matrix gibi filmler ortaya çıkmadan önce benzer bir fikirle roman yazmış yazar.
Bilincin içinde başka bir dünya kavramı. Yada simülasyon evreni konuları ilgi çekicidir. Bu konuları hep beğeniyle takip ederim.
Pek bilgim olmayan bir yazar... Başlangıçta sıkıcı gelse de kitap ilerledikçe hikaye ivme kazandı. Ve ondan sonra elimden brakmak zor oluyordu
Değişik bir hayal gücü. Okurken genel kültürünüze de epeyce katkıda bulunuyor. Ve yabancı olduğum bir kültüre ilk adımı bu kitapla atmış oldum. Tavsiye ederim...
Sahilde Kafka ile oluşan önyargım tamamen yıkıldı. Harika bir kitap, konusu itibariyle zaten yeterince ilginçken çift zamanlı ilerlemesi olayı daha da gizemli kılıyor. Hikâye içine sıkıştırılan kitap ve yazar isimleri, analizleri de oldukça başarılıydı. Kitap, bir bilim adamının seslerle alakalı derin bir çalışma yapmasıyla başlıyor, teoriler okuyorsunuz. Zihin açan kitaplardan birisi diyebilirim.^^
İnsan bir şeyleri başarmak istediğinde çok doğal olarak üç noktayı kavramalıdır. Ben bu ana kadar, ne kadar işi tamamlayabildim? Şu an hangi konumdayım? Bundan sonra ne yapmalıyım? İşte bunlar, temel sorulardır. Bu üç nokta elinden alınırsa, geriye korku, kendine güvensizlik ve bezginlik hissinden başka bir şey kalmaz.
Fakat onu ne kadar düşünürsem, içimdeki bir şeyleri kaybetmiş olma hissi o ölçüde güçleniyordu. Onunla ilgili bir şeyleri yitirip gidiyordum. Hem de her geçen gün durmaksızın uzaklaşarak
Şöyle bir düşündüm de, belki de aylardır kafamı kaldırıp yıldızlara bakmamıştım. Üç ay önce gökyüzündeki tüm yıldızlar silinip gitmiş bile olsa, ben bunun bile farkına varmamış olurdum.
Sesli sesli ağlamak istedim, ama ağlayamazdım. Dünyada gözyaşı dökülemeyecek üzüntüler vardır işte. Bunu kimseye anlatamayacağınız gibi, anlatsanız bile hiç kimsenin anlamayacağı türden şeylerdir. O üzüntü şekli hiç değişmeden, rüzgarsız bir gecede yağan kar gibi sessizce yüreğinizde birikir durur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
564
ISBN:
9786051119632
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Sekai no Owari to Hādoboirudo Wandārando (Hard-Boiled Wonderland and the End of the World)
Çeviri:
Hüseyin Can Erkin
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Çektiğin acıyı ben de anlıyorum. Fakat bu herkesin başından geçiyor. O yüzden senin de katlanman gerek. Sonrasında kurtuluş geliyor. O zaman artık sen, hiçbir şeyi dert etmeyecek, üzülmeyeceksin. Hepsi kaybolup gider.

Geçici heveslerin hiçbir değeri yok. Burası dünyanın sonu. Dünya burada sona erer, ötesi yoktur. O yüzden sen de artık hiçbir yere gidemezsin."

Gölgesini kaybeden, kafataslarından eski rüyaları okuyan bir adam ve dünyanın sonu gelmeden önce yaşayacak sadece birkaç saati kalmış bir kahraman. Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu XXI. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kült yazar Haruki Murakami'den bilimkurguyu masalsı bir dünyanın içinde var eden, Kafkaesk bir psikolojik gerilime göz kırpan bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 217 okur

  • Sena Duman
  • Ahmet Caliskan
  • İbrahim Abanoz
  • Rolf Taika
  • Veysel Kurkut
  • Cevat Bayhan
  • Bibliyoman
  • Tuğçe Özbay
  • Yunus Kaya
  • Çağla Deniz Karadağ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%1.1
18-24 Yaş
%17.4
25-34 Yaş
%35.9
35-44 Yaş
%32.6
45-54 Yaş
%7.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.9
Erkek
%32.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.1 (25)
9
%29.2 (26)
8
%28.1 (25)
7
%5.6 (5)
6
%6.7 (6)
5
%0
4
%2.2 (2)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları