Hastalar İnsandır

7,5/10  (4 Oy) · 
5 okunma  · 
1 beğeni  · 
108 gösterim
Bu kitap ilk kez basıldığında yeni doğan çocuklar, bu yıl lise son sınıfa geçtiler. Doktorlar, hemşireler ve sağlık çalışanlarının dünyasında ve tüm dünyada bazı değişiklikler oldu. En azından erkek hemşireler var hayatımızda, performans puanı toplu- yor doktorlar. Özel hastanelerin sayısı öngöremediğimiz kadar arttı. Küresel ısınmaya rağmen, ısınmayan bazı evlerde çayın kaynar suyu yine bazı çocukların üstüne döküldü. Bazı doktorlar doçent, profesör oldular. Bazı doktorlar, hemşireler öldüler. Bazıları öldürüldüler. İşe yeni başlayanlar oldu, emekli olanlar oldu. Taraf olanlar oldu bazı tartışmalarda.

Peki ya hastalar? Onlardan da iyileşenler oldu, ölenler oldu, hastalıkları devam edenler oldu. Doktoruna köy yumurtası, çikolata, çiçek, gömlek, kıravat götürdü bazıları. Bazıları çokça dua etti.

Yukarıda anamadığım başka şeyleri de kapsamak koşulu ile, ne oldu ne oluyor ve ne olacaksa hasta olmakla başlayan, değişmedi. Doktor olmak zor diyorsun ya, hasta olmak kolay mı? Ben hasta olmayı seçmedim, sen nasıl doktor olmayı seçmiş olabiliyorsun?

Hastalar da insan mıdır, doktorlar da, o da bu da ben de insan mıyım? İnsan mıyız? Gerçekten insanca yaşıyor muyuz? Ego savaşları yapmadan, tanrısal davranışlara bürünmeden, kalp kırmadan, ön yargısız düşünerek geçiyor mu günlerimiz? Maddesellikle yoğrulmuş bünyemiz ne kadar doğru, içten ve anlamlı adımlar atabiliyor?.. Düşünen duru bir aklın ve sevginin birleşimi sonucu çıkan cevheri kimler bulabildi? Sözlerimizin büyüklüğünü idrak edip dilimizden çıkanları öylece savuranlardan mıyız yoksa? Hangi kalplerde bulanıklık yapacak, hayatında olumsuz değişimlere sebebiyet verecek diye durup düşünüyor muyuz diye uzayıp giden bir silsile..

Yazar plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahi profesörü.
Kaleme aldığı konularla duyarlılığına, empatisine, yeri geldiğinde isyanına tanık oluyoruz. Hastanede yaşadığı ya da gördüğü doktorların hastalara karşı takındığı tavırların onu rahatsız edişi , kendi iç muhasebesi karşımızda beliriyor. Manevi lezzete önem verdiğini, hassaslığını '' Ah şu kelimeler, cümleler. Biraz daha özenle seçilseler. Ben de onları özenle seçebilsem.'' sözüyle kanıtlıyor. İçtenliğe de ayrı bir önem veriyor. '' Bana içtenliği verin. İçtenlik benim olsun. İçtenlik bizim olsun. Bizim olan içtenlik olsun. ''
''İnvitro değil invivo olalım.'' diyor.
İnvitro:Deney tüpünde olan biten
İnvivo: Hayatın içinde olan biten.

Yer yer tıbbi terimler verip anlatması ve açıklaması öğrenmek adına güzel idi. Bir de TUS sınavını nasıl kazanabiliriz yazısında verdiği tavsiyeleri beğendim, dershane gibi ticari amaçlı yerlere gitmenin anlamsızlığı üzerinden kendi iç disiplinli çalışmamız ve doğru kaynakları edinmemiz dahilinde kazanabileceğimize dair ümidvari tavsiyesi kulağımıza girecek cinsten.^_^
Farklı bakış açılarıyla bakmamıza olanak sağlıyor bazı konu ya da durumlarda. Okurken hiç böyle düşünmemiştim dediğim zamanlar oldu ve empati kurarak ben olsam ne yapardımlara götürdü ve bu durumu sevdim . Bana göre samimi ve içten bir kitap idi.

Kitapta yazım yanlışları mevcuttu çoğunluğu iki ünsüzün yan yana geldiği yabancı dilden gelen kelimeler. Acaba yazar bilerek mi yaptı düşüncesine itti çünkü bloğunda da rastladım bu tarz yazımına. Yazarın dilinin pek akıcı olduğunu düşünmüyorum bazı cümleler devrik idi ve anlam bütünlüğü kurma açısından yer yer zorlandım. Öznel bir anlatım olduğu için bazı cümlelerine katılmadığım da oldu. Bu kadar anlatacaklarım ^_^

Buradan kitabı merak ettiğimi ve okumayı istediğimi bilen ve sürpriz yapıp bana uçuran kitabın yanında paha biçilemez samimiyet kokan yazısıyla kalbime daha da taht kuran canım bal kardeşime çok teşekkür ederim. Varlığına çokça iyikiler diyorum .Bir de demeden geçemeyeceğim bu site çok güzel dostluklar barındırıyor ^_^ nice güzel, anlamlı dostluklar kurabilmek dileğiyle.

Ah pek tabi şarkımızda gelsin insanlar olarak bir garibiz diyerekten
The Doors https://www.youtube.com/watch?v=j0Mz_IqpZX8