Adı:
Havada Bulut
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053608493
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Havada Bulut
Havada Bulut
Havada Bulut
“Hafif bir rüzgâr, köpeğin sarı tüylerini, adamın sarılı beyazlı sert saçlarını oynatıyordu.

Adamın yüzünde manalı hatlar vardı. Sevilmemişlerin, çok üzülmüşlerin, sarhoşların, bir zaman güzelken çirkinleyivermişlerin, okumuşların, hasılı iç rahatsızların yüzlerindeki ifade… (…) Gözlerinin etrafında yedi sekiz çizgi, hayatında çok güldüğünü değil, yüzünü güneşe verip mavi gözlerini kıstığını ifade ediyor dersem, inanmalısınız!

O, aynaya baktığı zaman, bu çizgilerin gülmekten değil, güneşe bakmaktan olduğunu, köpeğine söylemiştir. Bir köpeğe söylenilmiş lakırdıyı komşulardan hiçbiri işitmemiştir, denebilir mi?”
“Havada Bulut” adlı öyküden
136 syf.
·3 günde·8/10
Sanki yazmamış da oturmuş karşınıza anlatıyor, bir de çay ısmarlayıvermiş gibi adeta.. Öyle samimi bir dil, hiç yabancı değil sanki, yıllardır tanıyormuşum Sait Faik'i.
.
Bir çok öykü barındırıyor bu naçizane kitap. Öykülerin birbiriyle bağlantılı olması da romansı bir tat bırakmış.
136 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Sevgili Sait,
Sana mektup yazmak için balkona çıkmıştım. Öyle ya şöyle gökyüzünü bir kez koklamadan sana nasıl mektup yazabilirim ki? Ah bir bilsen sana neler anlatmak istiyorum… Ben sana anlatmak istediklerimi düşünürken kafamı kaldırdım ki bir de ne göreyim? Tam karşıda bir tane unicorn! İnanır mısın sen, bilmem ki. Sol tarafta bulutlar güneşin gitmek üzere olan son ışıkları ile raks edip şekilden şekle girerken sağ tarafta ise kopkoyu bir bulut kümesi kaplamış her yeri. Unicorn ve ben tam ortasındayız aydınlık ve karanlık tarafın.

İşte tam da sen de böylesin sevgili Saitciğim. Sağ tarafa baktıkça gördüğün kötülükleri konduramıyorsun bir türlü de sol tarafa yığmaya çalışıyorsun ne varsa. Sen güzel görünce güzelleşecek gibi geliyor çünkü herkes/ her şey. Haklısın belki de. Her insanın var karanlık ve aydınlık tarafları. Kimisinin karanlık bulutlar kaplamışken yüreğini, kimisinin güneş ışıkları izin vermemiş bulutların karartmasına o güzelliği. Her yüreğin kocaman bir gökyüzü olduğunu bilmişiz. Neler neler saklamaz ki o uçsuz bucaksız gökyüzü? Kimi zaman o gökyüzüne vurulmuş, bulutlarına, kuşlarına şarkılar söylemiş, türküler yakmışız. Kimi zaman da karanlığı görüp üzülmüşüz onlar adına.

Havada Bulutta da en çok yaptığın şey buydu değil mi? Eleştirmek bütün o kapkara bulutları. Binbir Gece Masalları kıvamında iç içe geçmiş hikâyeler ile başımızı döndürürken bir yandan; bir yandan da anlatmaya çalışıyordun bütün o kapkaranlık bulutların bizi ne hale getirdiğini. Ben söylemiyorum ama kendiniz görün işte diyorsun. Ne kadar da naziksin! Hangi hikayenin gerçek, hangisinin hayal olduğunu bile bilemeyeceğiz hiçbir zaman çünkü içinde bunca nezaketsizlik bulunan bir hikayenin gerçek olduğunu söyleyemezsin bile, kendine yediremezsin; bilirim. Ah canım Sait Faik, iyi ki düşmüşsün sen bu dünyaya! İyi ki gösteriyorsun bizlere o kapkaranlık bulutların ardındaki güzelim gökyüzünü.
99 syf.
·2 günde·8/10
Derler ki bu bir öykü kitabıdır. Aslında roman deseler daha doğru olurdu. Fakat biz, bu füsunlu anlatımdan dolayı şiir kitabı desek hiç de yalan sayılmaz. Sait Faik güya, köpeği ile konuşan Ahmet'ten dinlediği hikayeleri anlatır bize. Fakat biz birbirlerine karşı öyküler okuyan bu iki kişiye de Sait Faik desek yalan sayılmaz. Sait Faik, Ahmet'in sevgilisine yazdığı mektupları okur, anlatır bize. Fakat biz bu mektuplara, Sait Faik'in 1940'lı yıllarda, yaşadığı toplumun sıkıntılarını dile getirdiği eleştirel yazılar desek hiç de yalan sayılmaz. Yeşil doğası, mavi göğü ve deniziyle bir Ege adasında; duvarları kitaplarla dolu bir kahve işleten, az gülen, köpeği ve küçük çırağı dışındakilerle az konuşan; "haksızlıkların olmadığı, insanların hepsinin mesut olduğu, iş bulduğu, doyduğu, hırsızlıkların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin bulunmadığı, sevilmeye layık küçücük kızların caddelerden yirmi beş lira pazarlıkla otellere götürülmediği, para için namus, ar, haya, hayatın satılamadığı, sokaklarında sefillerin bulunmadığı, insanların eğlenebildiği bir dünya" arzulayan bir kahveci gördüğümüzde Sait Faik'i gördük desek hiç de yalan sayılmaz. İyi okumalar...
136 syf.
·4 günde·10/10
Havada Bulut, sevgili Sait Faik'in kaleminden okuduğum ilk eser ve şunu samimiyetle söylemeliyim ki asla son olmayacak. Öyle ki, Sait Faik'in kaleminden öykülerin tadına bir defa baktıktan sonra devamını getirmek istememenin imkansız olduğunu düşünüyorum. Sait Faik, Havada Bulut isimli öykü kitabında muazzam anlatımıyla okurunu sadece bir okur olmanın ötesine taşıyıp kurgunun bir parçası olmaya davet ediyor. Havada Bulut'u okurken sanki çayımı almış, Sait Faik ile karşılıklı yudumluyor, öykülerin anlatıldığı sıcacık bir sohbeti paylaşıyormuşum hissine kapıldım. Yazarımız sadece anlatımıyla değil aynı zamanda sıra dışı öykü kitabıyla da beni oldukça etkilemeyi başardı.

Peki, diğerlerinden farklı olarak bu öykü kitabını sıra dışı kılan durum nedir? Gelin bunu biraz daha yakından irdeleyelim...

Hemen hemen birçok okur bir veya birkaç tane öykü türünde kitap okumuştur. Bu kitaplar genelde farklı konularda, çeşitli öykülerin derlenmesiyle oluşmuş kitaplar olmanın yanı sıra zaman zaman uzun tek bir öyküden de oluşabiliyor. Fakat Havada Bulut, bu iki türden hiçbirine dahil değil. Onu farklı kılan nokta, kitapta öykü içinde öykülerin bulunmasıdır. Diğer bir deyişle, kitaptaki öyküler aslında birbirinden bağımsız değil, aksine ana öykünün bir parçası olarak, birbirine bağlı bir şekilde kaleme alınmıştır. Bu durum esere romanvari bir hava katmakla birlikte oldukça orijinal bir boyut kazandırmıştır.

Kitapta yer alan öykülere daha yakından göz atacak olursak, öykülerin Havada Bulut isimli öykü etrafında şekillendiğini görüyoruz. Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta, kitabın içerisinde iki tane Havada Bulut isimli öykünün yer alıyor olmasıdır. Bu öykülerin ilki, bizi asıl Havada Bulut ve kitabın içerisinde yer alan diğer öykülere götürecek yol görevini üstlenmiştir.Yani diğer bir deyişle, bu giriş öyküsü kitabımızın ana öyküsü olmakla birlikte her ne kadar Havada Bulut olarak isimlendirilmiş olsa da asıl Havada Bulut öyküsünün kendisi değildir.

Kitabımzın ana öyküsü olan ilk öyküde, bizi tatlı sohbetiyle anlatıcımız karşılıyor ve kitabın sonuna kadar da bize eşlik etmeyi ihmal etmiyor. Anlatıcımız bizleri birer okuyucu olmanın ötesinde, kurgunun bir parçası olmaya davet ettiyse bize de anlatacaklarına kulak vermek düşer.

Anlatıcımız Burgazada'da kendi halinde hikayeler yazan bir adamdır. Son zamanlarda hikayelerini Bakkal Yani Efendi üzerine yazmaya çalışan anlatıcımız, tüm merakını ve ilgisini bu adam üzerinde yoğunlaştırmaktadır. Gel gelelim her şey dedikoducu posta müvezzinin anlattıklarından sonra farklı bir hâl almaya başlayacaktır. Dedikoducu posta müvezzi son zamanlarda köpeği ile kendi halinde yaşayan, kimseyle pek iletişim kurmayan bir adama fena halde takmıştır. Onun bu sakin halleri posta müvezzininmerakını öyle bir kamçılamış olacak ki , köpekli adam aşağı, köpekli adam yukarı her fırsatta köpekli adam hakkında bildiklerine kendince eklemeler yaparak anlatıcımıza anlatmakta, dolayısıyla anlatımız da bu konuşmalara yer yer kendi düşüncelerini de ekleyerek bir sohbet havasında bize anlatmaktadır. Posta müvezzi ile yapmış olduğu bu sohbetler sonrasında anlatıcımız, o güne kadar dikkatini pek çekmemiş bu adamla yavaş yavaş iletişim kurmaya başlar.

Tabii gel gelelim bizim dedikodu posta müvezzi boş durur mu? Bir gün elinde köpekli adama ait bir zarfla anlatıcımızın başına üşüşür ve bu ikili o gün zarfı gizliden gizliye açtıklarında köpekli adam tarafından kaleme alınmış Ay ışığı isimli öykü ile karşılaşırlar. Gel zaman git zaman anlatımız ile köpekli adam (Ahmet) arasındaki sohbet ilerler. Anlatıcımız o gün ona ait zarfı açtıklarını Ahmet'e itiraf etmek ister ancak bunu bir süre itiraf edemez. Tanıdıkça adama bu utancı nasıl dile getireceğini bilemeyen anlatıcımız, en nihayetinde bir gün bunu dile getirmeyi başarır. Ahmet bundan rahatsız olmanın aksine şaşırtıcı bir şekilde memnun olur. Böylece Ahmet'ten anlatıcımıza, anlatıcımızdan da bizlere kitabın devamındaki öyküler ulaşır...

Köpekli Adam Ahmet'in geçmiş penceresinden çocuksu masumiyete, geçmişe duyulan özleme, hatıralara, mektuplara ama en çok da onun dolu dizgin aşkına tanık olacağınız bu güzel kitaba mutlaka ama mutlaka şans vermenizi tavsiye ediyorum. Eğer edebiyat seviyorsanız, Havada Bulut'u keyifle okuyacağınızı düşünüyorum.
136 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Yazarı anlatmaya kelimeler yetmez. Sait Faik okumak vardır ve onu okumaya alışmak vardır. İyi bir okur olmak için çıkılması gereken bayırlardan biridir Sait Faik Abasıyanık.

Eskiden yazarlar yaptıkları işi bir ticaret unsuru değil insanlara bir şeyler anlatmak için yaparlarmış. Maddi kaygıdan çok Manevi bir kaygı var yani. Öyle bir kitap çıkartayım da milyonlar satsın kesem dolsun derdi de yokmuş. Sanatı toplum için yapan sanatçılarımız çok eskide kaldı bunu üzülerek söylüyorum. Eskilerin tadın bir daha alamayacağız belki onların yüreklere dokunan cümlelerini bir da okuyamayacağız belki. Keşke yaşasalardı daha fazla yazsalardı.

Kitabı alırken yine parça parça hikayeler beklerken aksine tek noktadan çıkan bir hikayeyi parçalara bölmüş üstadımız bu eserinde. Köpekli adamın yazdığı mektupların öyküleri bunlar.

Kitaptaki öykülerde bu sefer biraz daha hüzün,umutsuzluk ve hayal kırıklığı var. Sait okurken dünyadan koparsınız çünkü o bunu başarıyor. Onun samimiyetinin ve dostluğunun tadını aldıktan okumadan duramazsınız.Samimiyet , huzur , dürüstlük ve umut arıyorsanız Sait Faik Okuyun derim ben.

Son olarak Kitabın sonunda ki Rıfat Ilgaz'ın Yazarla olan anısını mutlaka okuyun ve gerçek bir yazarın nasıl olması gerektiğini anlayın.
136 syf.
·5 günde
"Okumasaydım ölecektim" Sait Faik'in "Yazmasaydım ölecektim" açıklamasından etkilenerek mutlaka okumam gereken bir yazar olduğunu düşündüm. Onun üslubuna alışık olmamamdan olsa gerek anlamakta zorluk çektim. Onun tarzına aşina olmadan okunmamasını tavsiye ederim. İçeriğe gelirsek 1940'lı yılların yobazlaşmış İstanbul'unu didaktik biçimde aktarmayıp edebi, sade bir uslup kullanarak edebiyat yapma amacından sapmamış yazar.
136 syf.
Kitap bir aşığın,hayat kadını olan sevgilisinin peşinde koşmasını anlatıyor.
Sevgilisini sadece güzellikleriyle gören bir adam,yıllarca ona kavuşma hasretiyle yaşıyor.
Sait Faik "Aşkın gözü kördür" sözünü ve sevgilinin acımasızlığını,yoksulluk içinde bir hayattan örnekleme yaparak kendine has uslûbu ile çok güzel anlatmış.
'
'
Sait Faik usta bir hikayeci.
Balıklarla,martılarla,denizle,vapurla, mahalleliyle,doğayla kısacası hayatla dost olmuş bir insan...
Hayatı onun kaleminden okuduğunuzda bakış açınızın daha bir sevecenleştiğini görmeye başlıyorsunuz.
Sait Faik okunması gereken,sevgiyi yüreğinde taşıyan ve o sevgiyi okurlarına duyumsatmayı başaran yazarlarımızdan
136 syf.
·3 günde·8/10
Bir Sait Faik klasiği daha okunulmuş, notları alınmış bir şekilde tamamlanıp kitaplığımdaki yerini almış bulunuyor. Samimi bir dil, her zaman ki gibi dokunaklı bir anlatım. Sanki yazarla karşı karşıyayım hissi veren hikâyeler. Hangi yaşta olursak olalım hepimiz aynı hataları yapmıyor muyuz? Keyifli Okumalar.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Havada Bulut, Sait Faik kitaplarından (okuduklarım arasında) en sevdiklerimden. Kitap ilk bakışta kısa öykülerden oluştuğu düşünülse de tek bir öykü başlıklarla ilerliyor ve sonlanıyor. sayfalar ve başlıklar ustalıkla birbirine bağlanmış, konu bütünlüğü asla bozulmadan. cümlelerin ahenkli ilerleyişi sizi peşinden sürüklüyor içinde bulunduğunuz durum, yer her neresiyse aldırmadan. sağım solum, yanım, yörem Sait Faik şu anda. Taze taze yazıyorum, etkisi bir süre daha benimle kalacağını bildiğim halde.
136 syf.
·3 günde·9/10
Yazarı Sait Faik olan bir kitap nasıl kötü olabilir ki. İnsanın ilgisini fazlasıyla çekiyor. Ama itiraf edeyim bir iki kısımda beni sıktı . Kesinlikle okumaya değer bir kitap. Mutlaka tavsiye ederim
136 syf.
·6 günde·9/10
Çok naif, çok şiirsel bir anlatımı var Sait Faik'in. her bir cümle bir ahenk yaratmak istenerek yazılmış gibi. Çok özel. Kitap hikayelerden oluşuyor fakat bu hikayeler bağlantılı. Durum hikayesinin dilimizdeki en özel ismi belki de kendisi ve bu kitabında adeta gösteri yapıyor.. Çok beğendim. Kuşlar, sahil, ada, balıkçılar... Çok güzel. Havalar biraz ısınınca Burgaz'daki evine de gitmeyi düşünüyorum. 50 küsür yıl önce Orhan Kemal'i ağırladığı evine... Şimdilerde müze.
136 syf.
·3 günde·10/10
Zevkle okuduğum bir kitaptı.Yazarın ara ara anlatım bozukluğu yapmasına rağmen güzeldi.Birbirinden farklı ama birbiri ile bağlantılı hikayelerden oluşuyor.Keyifli okumalar.
Birdenbire her şeyi hoşuma gitmişti. Ama ben onun birdenbire hoşuna gitmemiştim. Ağır ağır hoşuna gider miyim acaba? Buralarını düşünmedim. Düşünmedim, hemen o gece ona aşık oldum.
"Bugünlerde aşk üzerine kitaplar okudum. Bir tanesinde diyor ki: "Aşkın ilk tezahürü, hayranlıktır." Ben bu hayranlığı duymak için otuz beş sene bekledim. Senin âşık olmak için bir dakikaya ihtiyacın olduğunu sonradan öğrendim. Ben bu güzel dakikayı doğuramadım. Sen bana hayran olamadın. Doğru, neyime olacaktın ki?..
Sait Faik Abasıyanık
Sayfa 96 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 5.Basım, 'İkinci Mektup' adlı öykü
“Yine öyleleri var ki yanlarına sokulmak zehirlenmekle eştir. Öyle insanlar tanıdım ki
Son günlerde..

Allah seni korusun ! “
"Nasıl bir dünya mı? Haksızlıkların olmadığı bir dünya.. İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya.. Hırsızlıkların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin bol bol bulunmadığı.. Pardon efendim! Bol bol bulunmadığı ne demek? Hiç bulunmadığı bir dünya."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Havada Bulut
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053608493
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Havada Bulut
Havada Bulut
Havada Bulut
“Hafif bir rüzgâr, köpeğin sarı tüylerini, adamın sarılı beyazlı sert saçlarını oynatıyordu.

Adamın yüzünde manalı hatlar vardı. Sevilmemişlerin, çok üzülmüşlerin, sarhoşların, bir zaman güzelken çirkinleyivermişlerin, okumuşların, hasılı iç rahatsızların yüzlerindeki ifade… (…) Gözlerinin etrafında yedi sekiz çizgi, hayatında çok güldüğünü değil, yüzünü güneşe verip mavi gözlerini kıstığını ifade ediyor dersem, inanmalısınız!

O, aynaya baktığı zaman, bu çizgilerin gülmekten değil, güneşe bakmaktan olduğunu, köpeğine söylemiştir. Bir köpeğe söylenilmiş lakırdıyı komşulardan hiçbiri işitmemiştir, denebilir mi?”
“Havada Bulut” adlı öyküden

Kitabı okuyanlar 562 okur

  • Sinem
  • Yusuf Çelik
  • İdil
  • SihirliFlut
  • Esmanur parçaoğlu
  • Gül
  • İlayda
  • Kuş
  • Marbling
  • Fatma selin aslan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.1
14-17 Yaş
%4.2
18-24 Yaş
%23.2
25-34 Yaş
%41.5
35-44 Yaş
%19
45-54 Yaş
%6.3
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.3
Erkek
%46.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.3 (28)
9
%19 (29)
8
%25.5 (39)
7
%14.4 (22)
6
%9.2 (14)
5
%3.9 (6)
4
%3.3 (5)
3
%0.7 (1)
2
%0
1
%0