Havada Bulut Yok

·
Okunma
·
Beğeni
·
804
Gösterim
Adı:
Havada Bulut Yok
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756106372
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evrensel Yayınlar
Havada Bulut Yok, İkinci Dünya Savaşı'nın Türkiye'ye yansıyışının romanıdır. Eser, İstanbul dışındaki büyükşehirlerdeki toplumsal yaşamı ya da eğitim emekçilerinin dar çevrede yozlaşmasını irdeleyen bir roman olarak da okunabilir. Roman, eğitim için yapılacak her türlü yatırımın bir yanının eğitimcilerin kendilerini geliştirecekleri, insan ilişkileri kurabilecekleri çevreler oluşturulması için yapılması gereğini vurgulamaktadır.
Cevdet Kudret'in okudugum bu ilk romaninda bolca Aziz Nesin tadi aldim. Cevdet kudret, ulkemizde "meyve veren agacin, adi bir sekilde taslandigini" oldukca basarili bir sekilde anlatmis. Yazarin dili oldukca sade ve akici.
Kudret' i tanidigim bu ilk romanda; Ogretmen olarak gittigi ilk gorev yeri olan Kayseri'de yoksullugun ve fakirligin sona ermesi icin elinden geleni yapan, herkesin isi gucu olsun diye ugrasan Suleyman ogretmenin nasil gorevden alindigi anlatiliyor.
Taşradaki memurun yaşadığı zorlukları anlatan çok eser var ama bu noktada belli şablonlardan ve kolaycılıklardan sıyrılıp sadece fotoğraf çekme yani sorgulamayı okuyucuya bırakma erdemi az eserde var. Bence onlardan biri. Bunu yaparken kullandığı malzemenin kendi yaşamı olması yazarın değerini daha da arttıran bir durum. Köyü, köycülük yapmadan anlatabilen az yazarımız var.
Anlamak için sevmeyi, kavramak için de dışarıdan bakabilmeyi bilmek gerekiyor. Cevdet Kudret oldukça sade ve gösterişsiz diliyle, büyük sorunlara işaret ediyorum havasında olmadan, çok büyük sorunlara işaret ediyor. Bu sade tarzın, anlatılan şeylerde yatan çarpıklıklardan kaynaklı olarak zaten derininde var olan mizah ögesini iyice parlatacağı çok açık sanıyorum. Ki en kaliteli mizah böylesidir bence.
Süleyman, yolun ortasında, gözleri kapalı, düşündü; "İnsanlar kışın camın dışında kalan sinekler gibi düşüp düşüp ölüyorlar. Biz ise, camın arkasından, bunları sadece seyrediyoruz. Koca Türkiye'de bunlara elini uzatacak bir tek kurum yok."
Adam kemikleri alırken dua etti:
- Allah senden razı olsun, oğul. Allah önce zengine, sonra yoksula versin.
Süleyman ihtiyarın kolunu tuttu:
- Dur hele! Neden önce zengine de, sonra yoksula versinmiş?
- Ona vermeye alışmış, bey. Bize verdiği görülmüş şey değil. Hele ona versin ki, o da bize versin.
Cevdet Kudret
Sayfa 131 - Evrensel
Halkevi Başkanı biraz önde, üyeler arkada, Halkodası'nın kapısı önünde durdular. Köylüler ayakta bekleşiyorlardı. Başkan emir verdi:
- Çök!
Hepsi, bulundukları yere çöktüler. Başkan konuştu:
- Köylü kardeşler! Biz buraya, sizin dertlerinizi dinlemeye geldik. Artık devir değişti; eskiden siz bizim ayağımıza gelirdiniz, şimdi biz sizin ayağınıza geliyoruz. Bakın, Halkevi Başkanı, doktor, dişçi, öğretmen, mühendis, koskoca adamlar kalktık ta buralara kadar geldik. Eskiden de partiler vardı, ama böyle şeyler olmazdı. Halk Partisi, köylünün efendi olduğuna karar verdi. Anlıyorsunuz, değil mi? Söyleyin bakalım, siz nesiniz? Bir köylü cevap verdi:
- Köylüyüz, bey.
- Köylüsünüz ama efendisiniz. Bunu iyice belleyin. Artık bizim efendimiz oldunuz.
(Halkevi katibine seslendi.) -Suphi bey, ver şu tabelayı. (Köylüye bir tabela gösterdi.)
Bakın burada ne yazıyor:
KÖYLÜ EFENDİMİZDİR
Bunu Halkodası'nın duvarına asacağız, gelene geçene gösterirsiniz, kendiniz de okursunuz. (Tabelayı katibe uzattı.) -Al, bunu duvara as. Şöyle göze görünür bir yer olsun. (Sonra köylülere döndü.)
- Haydi anlatın bakalım dertlerinizi.
Cevdet Kudret
Sayfa 140 - Evrensel
Müfettiş önündeki kağıda yazdı: " 1 - Öğrencilerle çok sıkı ilişki kuruyor, hatta kimisinin evine gidiyormuş. Yoksul öğrenciler için okulda bir çalışma odası açılsın, dışarda bir öğrenci yurdu kurulsun diye müdürü zorluyor, bunların yönetiminin kendisine verilmesini istiyormuş. Dikkat: Öğrencilerle toplu halde ilişki kurma çareleri arıyor.
2 - Bir öğrencinin okuldan ayrılıp fabrikaya girmesine aracılık etmiş. Dikkat: Fabrika ile de ilişki olanaklarının hazırlanması. .. "
Cevdet Kudret
Sayfa 230 - Evrensel
- Beyefendi, yoksul listeleri hazırlanırken eksik yazılan mahalleler kaldı mı acaba? Ya da, bazı listeler kaybolmuş olmasın. Bugün üç kadın geldi de. Karne ekmeği de alamıyorlarmış. Karne dağıtılırken unutulmuşlar. Çok perişan haldeydiler.
- Kimmiş bunlar?
- Kürt'müşler.
Raif bey, kim olduklarını anlayınca, hiç istifini bozmadan:
- Evet, dedi. Kürtlerle Ermenileri yazmadım.
Cevdet Kudret
Sayfa 209 - Evrensel

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Havada Bulut Yok
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756106372
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evrensel Yayınlar
Havada Bulut Yok, İkinci Dünya Savaşı'nın Türkiye'ye yansıyışının romanıdır. Eser, İstanbul dışındaki büyükşehirlerdeki toplumsal yaşamı ya da eğitim emekçilerinin dar çevrede yozlaşmasını irdeleyen bir roman olarak da okunabilir. Roman, eğitim için yapılacak her türlü yatırımın bir yanının eğitimcilerin kendilerini geliştirecekleri, insan ilişkileri kurabilecekleri çevreler oluşturulması için yapılması gereğini vurgulamaktadır.

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Bey Böyrek
  • bir uyumsuz
  • Alper
  • Genel Sekreter
  • #KUŞAYAK
  • Eda ANDİÇ
  • Bohemya Kraliçesi
  • Ciroc Zee
  • Eda ANDİC
  • Hazal Taştemur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0