Havva'nın Üç Kızı

·
Okunma
·
Beğeni
·
31853
Gösterim
Adı:
Havva'nın Üç Kızı
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
424
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050935370
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Havva
Three Daughters of Eve
İnanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuk...

Ben ne annem gibi dindarım, ne babam gibi kâinatın, beş duyumla kavradığım şeylerden ibaret olduğuna kaniyim. Öyleyse ben neredeyim? Ne mutlak dindarlığa, ne de mutlak akılcılığa dahil olmak isteyenler için bir başka yaklaşım, yeni bir varoluş şekli yok mu acaba? Bir üçüncü yol mesela? Kim bilir?

Şirin, Mona ve Peri…Günahkâr, İnanan ve Şaşkın. Münkir, Mümin ve Mütereddit… Böylesine farklı üç genç kadın nasıl bir araya gelebilir? Arkadaş olabilirler mi sahi? Hatta kız kardeş?

Tanrı, bilim, kimlik, aidiyet, Doğu-Batı tartışmalarının tam ortasında hiç kimselere benzemeyen, karizmatik bir adam, sarsıcı bir skandal ve sıra dışı biraşk... yarım kalan... seneler sonra yeniden canlanan...

Elif Şafak büyüleyici dili ve sağlam olay örgüsüyle inanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Havva'nın Üç KızıTürkiye ile Avrupa, dün ve bugün arasında gidip gelen güncel bir hikâye anlatıyor.

Yüzyılımızın en çok tartışılacak konularından birini kışkırtıcı kahramanlar aracılığıyla ele alan, temposu hiç düşmeyen, kolay kolay unutamayacağınız bir roman.
424 syf.
·4 günde·3/10
Elif Şafak'ın bu kitabı kitaplığımdaki diğer kitaplarla karşılaşsaydı ne olurdu? https://youtu.be/VGYcmopyu4s

Elif Şafak'ın son romanı. Kendi adıma da ona ait kitaplardan okuduğum ilk ve son roman olmuş oldu maalesef. Hatta hep beraber heceleyebiliriz bu romanın yazılma nedenini : Ti-ca-ri kay-gı.

Kitapta geçen bazı cümleleri her ne kadar beğenmiş olsam da bu kitap tam bir Türk dizisi kıvamında. Çünkü her şey yüzeysel. Aşırılıklardan kaçmak isteyip de farklı olmayı arzulayan, üçüncü yoldan gideyim derken aşırı sıkıcı ve sıradan bir yazara dönüşen, aynı zamanda da yapay bir heyecana sahip biri gibi hissettim kendisini. İnternete, Türkiye'de en çok konuşulan konular enter yazıp din, İslam, ateizm, Mevlana, bomba, patlama, silahlı baskın, muhafazakar, laik, tarikat, siyaset, spor, yobaz, günahkar, kadın hakları, bekaret, evlilik, feminizm, eşitlik, adalet vs. gibi anahtar kelimeleri derleyip bir kitap çıkarmış gibi bence. Bu yönüyle tam bir ticari odaklı roman olduğunu düşündüm. Çünkü neredeyse her kesimden insana ve ideolojiye yönelik kelimeler mevcut. Hatta romanda inanan kişinin karşıtı inanmayan olarak değil de, "günahkar" olarak düşünülmüş. Bak sen.

"Büyük skandal! Az sonra! Sakın kaçırmayın!" gibi bağıran fakat sonrasında hiçbir şey çıkmayıp size programı izletmeyi başarmış olan magazin programları kıvamında aynı zamanda. Skandal diye diye sizi kitapta tutmaya çalışıyor fakat sonrasında skandalı gördüğünüz zaman magazin programlarını izlediğiniz anda verdiğiniz tepkiyi veriyorsunuz. Yani televizyonu kapatmak istiyorsunuz. Kitabın sonları ve olayla alakasız bir başka bir olay da kalitesiz Amerikan filmlerinin sonu kıvamında. Kitapta varmanın değil yollarda olabilmenin önemli olduğunu savunuyor sayın "Shafak" fakat kitabını oluşturan yola sadık kalmamış, saçma bir şekilde sonlandırmış kitabını bence.

Kitapta epey yerde sözü geçen siyaset eleştirileri de mevcut. Otoriterleşen siyasetin elit kesimi çok ama çok kaygılandırdığına dair bir monolog gibi olmuş adeta. Yani daha doğrusu olmamış be Shafak. Ama Türk insanının her baktığı yerde komplo teorisi aramasından bahsetmesini sevdim, gerçekten de artık böyle olduğumuzu düşünüyorum.

Dini yönden de bir kaç dokundurma var kitapta. Fakat kendisi ne kadar doğrudan belirtmiş olmasa da Müslüman kesime yönelik bir yobazlık genellemesi yaptığını hissettim. Bence her inanışın yobazı vardır. Araştırmayan, hakikati sorgulamayan, bildiklerini tahkik inanç doğrultusunda değerlendirmeyen her inanıştan kişi bir yobaz olabilir bana göre. Ne kadar biraz ondan biraz bundancı muslimus modernuslar varsa ateistus modernuslar da var, agnostikus modernuslar da var. Kitabın bazı kısımlarında feminizm propagandası yaptığı yerler de mevcut. Hatta "Din hep erkekleri kayırıyordu." diyor kendisi. Bu yüzden de muhtemelen kendi düşüncesine göre İslam'da erkekler ve kadınlar eşit değildir. Sayın Shafak'a şu videoyu hediye ediyorum : https://www.youtube.com/watch?v=CCmeRwJuNF0 Ayrıca Tanrı'nın, O'nun ismi kullanılarak hem de insanın insanı katletmesine izin verdiği gibi bir düşünceye sahip olduğu için de ona şu ayeti sunmak istiyorum : "Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler." Nahl Suresi / 61. ayet

Verdiğim 3 puanı neden verdiğime gelecek olursak. Sorgulama olayının yoğunluğu hoşuma gitti aslında. Zamanında ben de inanç konusunda kaybolmuşçasına yaşayan bir insan olduğum için sorgulama konusundaki gidip gelmeleri kendi geçmişime yakın buldum, ailesinden gelen bilgilerle değil kendi arayışından sonuçlar çıkarmak isteyen birisini anlattığı için. Bir de her inanıştan bir insanın bir masa etrafında kendilerine tartışma konusu verilerek tartışmaları beğendiğim noktalardan oldu. Kitabı sadece bu yönüyle olumlu yönde ütopik buldum. Ayrıca öğrenciyken bütün Tanrı sorgulamalarının ortak bir merkezde buluştuğu bir topluluk merkezi projem de bulunduğu için kitabı sadece bu yönüyle kendime yakın hissedebildim.

Sonuç olarak, hafifmeşrep ve popülist bir üslupta edebiyata sahip kendisini bir daha okumayı düşünmediğim için kendisine minnettarım. Zira başka ve çok sayıda değerli yazarlar varken kendisine bir daha vakit ayırmayacağımın farkındalığını kendisi bana sağlamış oldu.
424 syf.
·7/10
“Sadece sizin gibi düşünen/konuşan insanları okuyorsanız, okumuyorsunuz demektir.”
“Bebekken verilmeyen konuşma hakkı büyüyünce de verilmiyordu aslında.Hep başkaları dolduruyordu bilgilerimizi bizim adımıza.”
“Bazen kendi zihninden korkuyordu
doğrusu.Düşündüklerinden,yapabileceklerinden...”
Kitap incelemesine altını çizdiğim birkaç satırla başlamak istedim.Kitabı aldığımda konusu hakkında çok fazla bilgi sahibi değildim,okumaya başladığımda konusu çok farklı ve birbirinden apayrı dünyaların güzel bir şekilde bir arada yer aldığını görüyoruz.Kitapta o farklı mozaiğin hikayesi anlatılıyor.Elif Şafak diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de okurları düşündürüp,kafalarında soru işaretlerinin oluşmasına neden oluyor.En çokta yazarı bu yüzden okuyorum çünkü sorgulamayı unutuyoruz,aklımız tembelleşiyor.Bu gerçekten yapmamalıyız insan düşündükçe vardır ve kendini besler.Genel olarak Atatürkçülük,feminizm,hümanizm,rasyonalizm ve dindarlık gibi konular üzerinde durulmuştur.Konu olarak Peri,Mona ve Şirin isminde üç kız arkadaşın Oxford’da tanışmalarıyla başlayan olaylara yer verilmiştir.
Mona : Muhafazakar ve çok yönlü biridir.
Peri : Mona ve Şirin arasında kendi düşüncelerini bulmaya çalışan biridir.
Şirin :Özgür ruhlu biridir.
Üç karakterin kadınsal,siyasi ve dini düşünceleri,kimlik kazanımını,doğu-batı sorunu ve kadın-erkek ilişkilerini bakış açılarıyla kaleme almıştır.Yani yazar güncel ve herkes tarafından tartışılan konuları konu edinmiştir onun için okuyucular yabancılık çekmemektedir ancak bazen yazar kendi görüşlerini belirtmek üzerine o kadar uzun yazmış ki roman okuduğunuz unutuyorsunuz.Onun için çok fazla beğenemediğim bir eser oldu.
Keyifli Okumalar Dilerim
  • Çi
    8.0/10 (2.024 Oy)2.113 beğeni8.475 okunma1.160 alıntı34.694 gösterim
  • Pi
    8.3/10 (1.899 Oy)2.087 beğeni7.476 okunma2.255 alıntı48.868 gösterim
  • Baba ve Piç
    7.7/10 (1.890 Oy)1.647 beğeni8.965 okunma995 alıntı27.491 gösterim
  • Leyla'nın Evi
    8.5/10 (2.663 Oy)2.677 beğeni10.272 okunma1.500 alıntı34.273 gösterim
  • Ustam ve Ben
    8.3/10 (1.578 Oy)1.518 beğeni6.360 okunma850 alıntı20.192 gösterim
  • Fi
    7.8/10 (2.819 Oy)2.776 beğeni10.701 okunma2.446 alıntı57.970 gösterim
  • Konstantiniyye Oteli
    8.0/10 (1.841 Oy)1.723 beğeni6.779 okunma1.662 alıntı31.471 gösterim
  • İskender
    7.7/10 (2.212 Oy)1.952 beğeni11.461 okunma1.166 alıntı25.292 gösterim
  • Mutluluk
    8.3/10 (3.107 Oy)3.436 beğeni14.342 okunma2.701 alıntı53.239 gösterim
  • Adı: Aylin
    8.1/10 (1.981 Oy)1.907 beğeni10.104 okunma335 alıntı29.139 gösterim
424 syf.
Elif Şafak: Havva’nın Üç Kızı

Yine din, inanç, bağnazlık, medeniyet, aşk-meşk, hayatın acı ve tatlı gerçekleri sarmalında, Elif Şafak’ın yeni Alamet-i Farikası: Havva’nın Üç Kızı. Doğan Kitapçılık’tan çıkmış 424 sayfalık bu kurgu romanı sizler, yine okumayasınız diye okudum, buyurunuz…

Esas kızımızın adı Nurperi, ancak herkes ona sadece Peri diyor. Takvimler 2016 yılını gösterirken, evli barklı bir kadın. 35 yaşlarında. Son on dört yıldır kendisine deliler gibi âşık, inşaat şirketi olan Adnan beyle evli. Halleri vakitleri yerli yerinde, çok şükür! Üç çocukları var, iki küçük oğlan ve 13 yaşında bir kız çocuğu. Bir gün Taksim civarında, içinde olduğu arabaya yaşlı bir adam yanaşır, hır-gürden sonra arabadan dışarı çıkar ve yaşlı yankesiciye çantasını kaptırır. Adam önde kadın arkada koştururlar. Bir yerde adamı yakalar ama adam bıçak çıkarıp kadının elini keser. Çantasını yola döker, para-kart nevaleyi alıp toz olur moruk. Çantanın içinden kaldırım taşlarına düşen fotoğraf birçok eski anıyı tetikler, fotoğrafta üç genç kız ve bir de profesörleri vardır. Flash back’ler ardı ardına gelir, Peri, genç kızlık dönemine, 2000 yılına, İngiltere’deki Oxford yıllarına döner…

Kızımız liseden mezun olmak üzere. Anası sofu, beş vakit namaz, din-cennet fasit dairesinde, şeriat hükümlerine göre yaşamaya çalışan, batıni hayatta biz ölümlerin arasında ruh gibi dolaşan bir zağar, kimseye de zararı yok açıkçası. Babası Kemalist, Makyavelist (bir sürü “ist, izm” işte, anlayın), emekli, kendince aydın düşünceli, dinden uzak, ancak akşamcı bir beyefendi. Kızını çok seviyor; tapıyor adeta. İki de ağabeyi var; hayta, kodes kuşu, milliyetçi –aşırısından-, ipsiz sapsız iki tip işte. Okulla işleri yok, sadece alengirli işler peşindeler. Bir anadan bir melek ve iki de zebani çıkmış kısaca.

Kızımız çok güzel, feci hem de (sanırım Elif Hanım aynaya bakarak karakterini yaratmış, neticede Elif Hanım da çok güzel bir kadın), yeşil göz ve sarışın bir afetiz. Akıllıyız da, lise birincisi falan. Çoğunu burslu, kalanını da babası ne varsa satıp borca girerek kızımızı İngiltere Oxford’a okusun diye gönderirler. Orada İranlı ateist bir kızcağızla, Şirin’le tanışır, ikisi de yurt arkadaşı, daha sonra aralarına Cezayirli molla mı molla, dinibol kızımız Mona da katılır. Paranın belini kırınca üçü bir eve çıkar, sonra da huzur yoldan çıkar…

Şirin bizim Peri’ye illa İngiliz hoca, Teoloji ve Felsefe Profesörü Azur’dan “Tanrı” isimli dersi almasını salık verir. Peri dünden razı, zaten kafasında bir türlü oturtamamış bu Tanrı, din, cennet-cehennem meselelerini, uçarak atlar derse. Tanrı neden var, var da neden bir işe yaramıyor, dünyada neden bu denli kötülük var, niye müdahale etmiyor, yoksa Tanrı da bir erkek mi suallerine cevap bulma peşinde kızımız. Ama sonun başlangıcı olduğunun kokusu çıkar kısa bir süre içinde. Şirin ve Azur henüz onun öğrencisi değilken tanışmışlar, hatta yatmışlar da. Peri Azur’un öğrencisi olduğunda hocanın Şirin’le işi pek kalmamış. Neyse, Peri Azur’a sırılsıklam âşık olur. Elbette sadece adamın güzel kaşına-gözüne değil, ucu bucağı olmayan din ve felsefeyle ilgili derya kadar bilgisine de âşık olmuştur. Ancak her ne kadar İngiltere’ye mektep okuyup diploma edinmek ve bir Avrupalının donanımını alarak kendi ülkesinde başarıdan başarıya koşmak için gelmiş olsa da, üçüncü sınıfta bu aşk onu iyice rayından çıkartır. Hocasına duyduğu bu platonik aşk yüzünden bunalıma girer ve bileklerini keserek intihara kalkışır. Elbette hoca okuldan atılır. Kız, okulu bitirmeden ülkesine döner. Babası bu acıya çok dayanamamıştır zaten, o kesin dönüş yapmadan çoktan toprağa karışmıştır. Çok değil, iki sene sonra inşaatçı Adnan ile evlenir ve evinin kadını olur. Her ne kadar kocası onun için delirse de Peri iki ara bir derede, mütereddit ruh haliyle hayatta hemen hiçbir şeye sıkı sıkıya tutunamaz. Varsa yoksa Tanrı! Tanrının varlığını sorgulamak onun tam gün işi olmuştur. Ancak sorgulamaları sonuçsuz, derinliği yok! Bir de anlı şanlı hükümet eleştirileri var, laiklik iyidir, din devlet işleri ayrılmalıdır, ancak mevcut hükümet bunda başarılı değildir eleştirileri de dozunda romana yedirilmiş…

Geçmişi hatırlamasını saymazsak hemen her şey bir günde olup bitiyor romanda. Metin ne akıcı ne de çok sıkıcı. Ancak üslup kasvetli. Derinlikli incelemeler yerine birçok dala konmuş Şafak. Bazen gereksiz detaylara da inerek sıkıcı olmuş. Sivrisinek sokması tadında siyasi eleştirileri, varoluşçuluk kavramına yeni bir şey getirememesi şaşırtmadı. Ayrıca tamam ben de inanmıyorum Tanrıya ve/veya dine, ya da ama ben inanıyorum da pek emin değilim diye düşünenlerin yaralarına da merhem olmuyor bu kitap. Aşk-meşk, dinsel panik ataklar, aradan vatan kurtarmalar, netice hep aynı Şafak romanlarında. Bana para lazım, ün lazım, ara ara içimi de boşaltmam lazım, bu yüzden bu kitabı yazdım okuyun demiş bize. Okuduk da ne oldu, bilemedim! Okumayın, sonra demedi demeyin, gözlere ve akıp giden zamana yazık…

Süha Demirel, 13 Ağustos 2016, Altınoluk.

Not: Bu incelemem, Tefrika Yayınlarına ait olan Tefrika Dergi Kasım-Aralık 2016 Sayı 15’te yayımlanmıştır.

***
Kitabın Künyesi:

Havva’nın Üç Kızı
Elif Şafak
DOĞAN KİTAP
Yayın Tarihi: 2016-08-19
ISBN: 6050935370
Baskı Sayısı: 2. Baskı
Dil: TÜRKÇE
Sayfa Sayısı: 424
Kitap » Edebiyat » Roman (yerli)
Kitabın ismini neden Havva'nın Üç Kızı koyduğunu da açıklamıştı Elif Şafak röportajında."Adem ile Havva'nın hep oğulları,yani Habil ve Kabil konuşuldu.Ama onların kızları da vardı ve şimdiye kadar onlardan hiç bahsedilmedi."diyor.
Şirin, Mona ve Peri… Günahkar, İnanan ve Şaşkın.
Elif Şafak büyüleyici dili ve sağlam olay örgüsüyle inanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.
Peri,koyu dindar bir anne ve ve materyalist bir baba ile büyüyen, ikisinin doğruluğundan da şüphe eden , tanrı ve Allah kavramları arasında kalan kısacası kendine başka bir yol arayan bir kadın...Mona, aşırı dindar namazında ve dini savunan bir kadın.. Şirin ise uçarı,hareketli,din nedir bilmeyen bir kadın...Kitap, günümüz İstanbul’unu tüm çıplaklığı ile ortaya koyarken, birden geçmişe gidiyoruz yani kızlarımızın tanıştığı yer olan Oxford'a .. Fazla yazmayacağım okumanızı tavsiye ederim .
424 syf.
·3 günde
İki türlü bakış açım var; Birincisi; Ustam ve Ben’den öncekileri okurken keyif aldığım, hayran olduğum bir yazar ve eserleri... Sonrası; son iki eserinden Ustam ve Ben felaket, bu da eh işte... Birinci bakışımda iki unsur var, ya ben değiştim, geliştim, Elif Şafak bana yavan geliyor... Ya da Elif Şafak değişti yavan yazıyor... Gelelim Havva’nın Üç Kızına... Müthiş bir ön yargı ile okudum - İkinci bakış açım aynı zamanda- İki ön yargım vardı... Birincisi yazını zayıflamış bir yazar, ikincisi birilerinin desteklediğine, birilerinin desteğini gördüğüne, devşirme bir yazar kategorisine girdiğine baya baya inanma noktasına geldiğim yazar.
İnce ince verilen ya da verilmeye çalışalan mesajları kitapta yakaladıkça ya paranoyak oluyorum ya da gerçekten sevgili yazarımız bunu yapıyor. Bir röportajında “Keşke çocuklara dünyadaki tüm inanç sistemleri öğretilse. Halbuki bizde mecburi olarak tek bir dinin tek bir yorumu öğretiliyor. Çoğulculuğa yer yok. Ben bunu sakıncalı buluyorum.” dediğini okuduktan sonra benim gibi geri kafalı birisinin anlayamayacağı şeyleri kitabın içine serpiştirmesine kızıyorum. Açık açık yaz öyleyse, tamamen bu konu üzerine git, gitmiyor ama dediğim gibi aralara serpiştiriyor. Göründüğün gibi ol yada olduğun gibi görün ilkesine/felsefesine uymayanlardan sıkıldım artık... Dinler arası diyalogların mimarları...
Ticari kaygıyı fazlasıyla hissettim, ne skandal gördüm kitabın sonunda, ne de Havva’nın üç kızını... Üç kız vardı bir yerlerde...Bir kız etrafında geçti... Bir şeye dokunuyor, bir yere bağlamıyor bırakıyor... Sayfaların sayısı arttı falan filan... Lütfen kızmayın bana bu incelemeyi size değil kendime yazıyorum... Yazdıklarımdan dolayı "zaman" beni utandıracak mı görmek istiyorum...
424 syf.
İyi ki okudum. Kitabı bitirdiğimde bunu söylemek çok güzel.Söz konusu Elif Şafak olunca beklenti yüksek oluyor.Romanın konusu oldukça bizden. İnsanı direk içine çekiyor. Bu konuda kutlarım yazarı. Fakat eleştirilecek birinci nokta kitabın ismi ve sonu ile ilgilidir. Kitapta Havva'nın üç kızını aradım ama onlara ulaşamadım. Peri, Şirin, Mona. Evet karakterler tam da kitabın ismi ile ilintili buna karşılık kitapta Peri dışında Havva'nın kızı yok. Diğer karakterler çok sönük hatta Mona yok denecek kadar az. Onlarla ilgili geçmiş ve gelecege dair bilgiler aradı gözüm. Peri'nin ailesi bu sönük iki kızdan daha çok girmişlerdi romanın içine. Azur için de aynı ayrıntıyı aradım. Çünkü gerçekten incelenecek bir karakter bence. Eleştirilecek ikinci nokta din ve dinsizlik tabiki. Evet konu güzel ama Peri'nin anne ve babası üzerinden o kadar abartılmış ki bu ara ara sıkıntı veriyor insana. Anladık işte Peri arafta dedim çok defa. Bunu roman başında anlattin, biz de anladık. Keşke bunu sonrasinda dillendirmek yerine sadece hayati her noktada arafta yasayan Peri'nin hayatı üzerinden bize verseydi dedim. Tüm bunlara rağmen günümüz romanları ile karsilastirildiginda tabiki çok değerli ve kıymetli. Keyifli okumalar...
424 syf.
·30 günde·Puan vermedi
Elif Şafak, nerden başlasam bilemiyorum. Kitabın başlarında yazarın kendi din ve siyaset üzerinden düşüncelerini okurlara empoze etmesi hoşuma gitmedi bir ara hatta kitabı bırakacaktım ama kitabın sonlarına doğru kitap hikayesiyle ön plana çıktı. Yani bir yazar bence objektif olmalı. Sen inançlı insanlara örümcek kafalı, geri kafalı ve yobaz gibi hakaretvari kelimeler kullanamazsın. Çünkü sana bu ülkede ekmeğini veren belki de kaç milyon inançlı okurun var.
424 syf.
·Puan vermedi
Elif Şafak, nerden başlasam bilemiyorum. Kitabın başlarında yazarın kendi din ve siyaset üzerinden düşüncelerini okurlara empoze etmesi hoşuma gitmedi bir ara hatta kitabı bırakacaktım ama kitabın sonlarına doğru kitap hikayesiyle ön plana çıktı. Yani bir yazar bence objektif olmalı. Sen inançlı insanlara örümcek kafalı, geri kafalı ve yobaz gibi hakaretvari kelimeler kullanmamalısın. Ayrıca Canan Tan romanı gibiydi; sol görüşlü insanların kahraman, sağ görüşlü insanların cani olarak nitelendiği kitaplardan bir tanesi daha..Büyük abisi solcu olduğu için ona ve babasına hayran fakat inançlı olduğu için annesi ve küçük abisinden nefret eden bir kızdı Peri garipti kitapta aradığımı bulamadım! Havva' nın üç kızı diyor ama sadece Peri' nin hayatı onun ailevi sıkıntıları konu edilmiş Mona ve Şirin sadece üniversite hatıralarında aklında kalan iki isim, iki ana karakter gibi vermemiş ve paylaşılamayan keza ulaşılamayan Prof. Azur ona da haksızlık yapılmış yüzeysel anlatılarak.
⭐️Bu kurgudan sonra kahve kesmezdi, bende sakızlı muhallebi yaptım :)
424 syf.
·16 günde·Puan vermedi
" Elif Şafak bu romanında da kaleminden döktürmüş. Kitabın hala etkisindeyim diyebilirim. Okunmaya değecek kadar güzel anlamlı bir Elif Şafak romanı, ve Havvanın üç kızı kitabın ismi Havvanın üç kızı Mona, Peri ve Şirin aslında üç kızından bahsediliyor ama kitabın sonuna kadar başrolde her sayfasında Peri anlatılıyordu. Tabiki Mona ve Şirinden de bahsediliyor. Birçok konularda Peri var. Şirin, Mona, ve Peri... Günahkâr, İnanan ve şaşkın Münkür, Mümin ve Mütereddit. Böylesine farklı üç genç kadının hayatlarını anlatılmakta. Konularda siyaset, Dini, Doğu- Batı konularda anlatılmakta. Baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri. Gerçekten kolay kolay unutamayacağım bir roman tavsiye edilebilir bir Elif Şafak romanı herkese keyifli okumalar diliyorum."
424 syf.
Kitabın isminin bence daha farklı bir şey olması gerekirdi.Çünkü kitap çoğunlukla Periyi esas almış.Mona ve Şirin daha çok yan karakter gibiydi.Perinin annesi ve babası daha çok kitapın içindeydi.Kitap bir eski zamana bir de şimdiki zamana gidip geliyordu.Geçmişte neler yaşadığını çok merak ettiğimden hızlı hızlı okudum kitabı.Ama kitabın sonu baştan savma yazılmış gibiydi sonu beni hiç etkilemedi ya da yazar duygulari düzgün bir şekilde bizlere aktaramamıştı.Kitabin sonu çok soru işaretleriyle doluydu.Polisler gelip hırsızları yakaladı mı? Azur Periyi geri aradı mı?Şirinle Azur o olaydan sonra neler yaşadı?Nasıl ayrıldılar?Şirin,Mona ve Peri eskisi gibi bir araya geldiler mi?Adnan Azur hakkında ne düşünüyor?Şahsen ben Adnanla Perinin nasıl tanıştıklarını okumak isterdim.
424 syf.
Konu olarak basit buldum. Kafa yapıları ve dünyaları farklı üç kız arkadaşın öyküsü. Okurken kitap başında bahsettiği gizemin merakına okudum. Pek de şaşırtan birşey çıkmadı altından. Ama kullandığı dilin sadeliği ve akıcılığı güzeldi. Çıkar çıkmaz satın aldım kitabı.Belki biraz araştırsaydım hiç okumazdım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Havva'nın Üç Kızı
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
424
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050935370
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Havva
Three Daughters of Eve
İnanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuk...

Ben ne annem gibi dindarım, ne babam gibi kâinatın, beş duyumla kavradığım şeylerden ibaret olduğuna kaniyim. Öyleyse ben neredeyim? Ne mutlak dindarlığa, ne de mutlak akılcılığa dahil olmak isteyenler için bir başka yaklaşım, yeni bir varoluş şekli yok mu acaba? Bir üçüncü yol mesela? Kim bilir?

Şirin, Mona ve Peri…Günahkâr, İnanan ve Şaşkın. Münkir, Mümin ve Mütereddit… Böylesine farklı üç genç kadın nasıl bir araya gelebilir? Arkadaş olabilirler mi sahi? Hatta kız kardeş?

Tanrı, bilim, kimlik, aidiyet, Doğu-Batı tartışmalarının tam ortasında hiç kimselere benzemeyen, karizmatik bir adam, sarsıcı bir skandal ve sıra dışı biraşk... yarım kalan... seneler sonra yeniden canlanan...

Elif Şafak büyüleyici dili ve sağlam olay örgüsüyle inanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Havva'nın Üç KızıTürkiye ile Avrupa, dün ve bugün arasında gidip gelen güncel bir hikâye anlatıyor.

Yüzyılımızın en çok tartışılacak konularından birini kışkırtıcı kahramanlar aracılığıyla ele alan, temposu hiç düşmeyen, kolay kolay unutamayacağınız bir roman.

Kitabı okuyanlar 7.890 okur

  • Berrin Ulu
  • Salim Katrancı
  • Selma cicek
  • Şükran Tuğçe Kemer
  • pınar güvenç
  • Ayşe derya bayat
  • Ayşenur Eravcı
  • Pınar Bay
  • gül'den
  • Sultannn

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.5
14-17 Yaş
%11.1
18-24 Yaş
%15.5
25-34 Yaş
%24.9
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%9.5
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%85.2
Erkek
%14.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.9 (398)
9
%11.9 (250)
8
%19.8 (415)
7
%19 (400)
6
%11.6 (243)
5
%7.8 (163)
4
%3.8 (80)
3
%3 (62)
2
%1.6 (33)
1
%2.6 (54)

Kitabın sıralamaları