Havva'nın Üç KızıElif Şafak

·
Okunma
·
Beğeni
·
15.103
Gösterim
Adı:
Havva'nın Üç Kızı
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
424
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050935370
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
İnanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuk...

Ben ne annem gibi dindarım, ne babam gibi kâinatın, beş duyumla kavradığım şeylerden ibaret olduğuna kaniyim. Öyleyse ben neredeyim? Ne mutlak dindarlığa, ne de mutlak akılcılığa dahil olmak isteyenler için bir başka yaklaşım, yeni bir varoluş şekli yok mu acaba? Bir üçüncü yol mesela? Kim bilir?

Şirin, Mona ve Peri…Günahkâr, İnanan ve Şaşkın. Münkir, Mümin ve Mütereddit… Böylesine farklı üç genç kadın nasıl bir araya gelebilir? Arkadaş olabilirler mi sahi? Hatta kız kardeş?

Tanrı, bilim, kimlik, aidiyet, Doğu-Batı tartışmalarının tam ortasında hiç kimselere benzemeyen, karizmatik bir adam, sarsıcı bir skandal ve sıra dışı biraşk... yarım kalan... seneler sonra yeniden canlanan...

Elif Şafak büyüleyici dili ve sağlam olay örgüsüyle inanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Havva'nın Üç KızıTürkiye ile Avrupa, dün ve bugün arasında gidip gelen güncel bir hikâye anlatıyor.

Yüzyılımızın en çok tartışılacak konularından birini kışkırtıcı kahramanlar aracılığıyla ele alan, temposu hiç düşmeyen, kolay kolay unutamayacağınız bir roman.
Elif Şafak'ın son romanı. Kendi adıma da ona ait kitaplardan okuduğum ilk ve son roman olmuş oldu maalesef. Hatta hep beraber heceleyebiliriz bu romanın yazılma nedenini : Ti-ca-ri kay-gı.

Kitapta geçen bazı cümleleri her ne kadar beğenmiş olsam da bu kitap tam bir Türk dizisi kıvamında. Çünkü her şey yüzeysel. Aşırılıklardan kaçmak isteyip de farklı olmayı arzulayan, üçüncü yoldan gideyim derken aşırı sıkıcı ve sıradan bir yazara dönüşen, aynı zamanda da yapay bir heyecana sahip biri gibi hissettim kendisini. İnternete, Türkiye'de en çok konuşulan konular enter yazıp din, İslam, ateizm, Mevlana, bomba, patlama, silahlı baskın, muhafazakar, laik, tarikat, siyaset, spor, yobaz, günahkar, kadın hakları, bekaret, evlilik, feminizm, eşitlik, adalet vs. gibi anahtar kelimeleri derleyip bir kitap çıkarmış gibi bence. Bu yönüyle tam bir ticari odaklı roman olduğunu düşündüm. Çünkü neredeyse her kesimden insana ve ideolojiye yönelik kelimeler mevcut. Hatta romanda inanan kişinin karşıtı inanmayan olarak değil de, "günahkar" olarak düşünülmüş. Bak sen.

"Büyük skandal! Az sonra! Sakın kaçırmayın!" gibi bağıran fakat sonrasında hiçbir şey çıkmayıp size programı izletmeyi başarmış olan magazin programları kıvamında aynı zamanda. Skandal diye diye sizi kitapta tutmaya çalışıyor fakat sonrasında skandalı gördüğünüz zaman magazin programlarını izlediğiniz anda verdiğiniz tepkiyi veriyorsunuz. Yani televizyonu kapatmak istiyorsunuz. Kitabın sonları ve olayla alakasız bir başka bir olay da kalitesiz Amerikan filmlerinin sonu kıvamında. Kitapta varmanın değil yollarda olabilmenin önemli olduğunu savunuyor sayın "Shafak" fakat kitabını oluşturan yola sadık kalmamış, saçma bir şekilde sonlandırmış kitabını bence.

Kitapta epey yerde sözü geçen siyaset eleştirileri de mevcut. Otoriterleşen siyasetin elit kesimi çok ama çok kaygılandırdığına dair bir monolog gibi olmuş adeta. Yani daha doğrusu olmamış be Shafak. Ama Türk insanının her baktığı yerde komplo teorisi aramasından bahsetmesini sevdim, gerçekten de artık böyle olduğumuzu düşünüyorum.

Dini yönden de bir kaç dokundurma var kitapta. Fakat kendisi ne kadar doğrudan belirtmiş olmasa da Müslüman kesime yönelik bir yobazlık genellemesi yaptığını hissettim. Bence her inanışın yobazı vardır. Araştırmayan, hakikati sorgulamayan, bildiklerini tahkik inanç doğrultusunda değerlendirmeyen her inanıştan kişi bir yobaz olabilir bana göre. Ne kadar biraz ondan biraz bundancı muslimus modernuslar varsa ateistus modernuslar da var, agnostikus modernuslar da var. Kitabın bazı kısımlarında feminizm propagandası yaptığı yerler de mevcut. Hatta "Din hep erkekleri kayırıyordu." diyor kendisi. Bu yüzden de muhtemelen kendi düşüncesine göre İslam'da erkekler ve kadınlar eşit değildir. Sayın Shafak'a şu videoyu hediye ediyorum : https://www.youtube.com/watch?v=CCmeRwJuNF0 Ayrıca Tanrı'nın, O'nun ismi kullanılarak hem de insanın insanı katletmesine izin verdiği gibi bir düşünceye sahip olduğu için de ona şu ayeti sunmak istiyorum : "Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler." Nahl Suresi / 61. ayet

Verdiğim 4 puanı neden verdiğime gelecek olursak. Sorgulama olayının yoğunluğu hoşuma gitti aslında. Zamanında ben de inanç konusunda kaybolmuşçasına yaşayan bir insan olduğum için sorgulama konusundaki gidip gelmeleri kendi geçmişime yakın buldum, ailesinden gelen bilgilerle değil kendi arayışından sonuçlar çıkarmak isteyen birisini anlattığı için. Bir de her inanıştan bir insanın bir masa etrafında kendilerine tartışma konusu verilerek tartışmaları beğendiğim noktalardan oldu. Kitabı sadece bu yönüyle olumlu yönde ütopik buldum. Ayrıca öğrenciyken bütün Tanrı sorgulamalarının ortak bir merkezde buluştuğu bir topluluk merkezi projem de bulunduğu için kitabı sadece bu yönüyle kendime yakın hissedebildim.

Sonuç olarak, hafifmeşrep, popülist ve demagojik bir üslupta edebiyata sahip kendisini bir daha okumayı düşünmediğim için kendisine minnettarım. Zira başka ve çok sayıda değerli yazarlar varken kendisine bir daha vakit ayırmayacağımın farkındalığını kendisi bana sağlamış oldu.
İki türlü bakış açım var; Birincisi; Ustam ve Ben’den öncekileri okurken keyif aldığım, hayran olduğum bir yazar ve eserleri... Sonrası; son iki eserinden Ustam ve Ben felaket, bu da eh işte... Birinci bakışımda iki unsur var, ya ben değiştim, geliştim, Elif Şafak bana yavan geliyor... Ya da Elif Şafak değişti yavan yazıyor... Gelelim Havva’nın Üç Kızına... Müthiş bir ön yargı ile okudum - İkinci bakış açım aynı zamanda- İki ön yargım vardı... Birincisi yazını zayıflamış bir yazar, ikincisi birilerinin desteklediğine, birilerinin desteğini gördüğüne, devşirme bir yazar kategorisine girdiğine baya baya inanma noktasına geldiğim yazar.
İnce ince verilen ya da verilmeye çalışalan mesajları kitapta yakaladıkça ya paranoyak oluyorum ya da gerçekten sevgili yazarımız bunu yapıyor. Bir röportajında “Keşke çocuklara dünyadaki tüm inanç sistemleri öğretilse. Halbuki bizde mecburi olarak tek bir dinin tek bir yorumu öğretiliyor. Çoğulculuğa yer yok. Ben bunu sakıncalı buluyorum.” dediğini okuduktan sonra benim gibi geri kafalı birisinin anlayamayacağı şeyleri kitabın içine serpiştirmesine kızıyorum. Açık açık yaz öyleyse, tamamen bu konu üzerine git, gitmiyor ama dediğim gibi aralara serpiştiriyor. Göründüğün gibi ol yada olduğun gibi görün ilkesine/felsefesine uymayanlardan sıkıldım artık... Dinler arası diyalogların mimarları...
Ticari kaygıyı fazlasıyla hissettim, ne skandal gördüm kitabın sonunda, ne de Havva’nın üç kızını... Üç kız vardı bir yerlerde...Bir kız etrafında geçti... Bir şeye dokunuyor, bir yere bağlamıyor bırakıyor... Sayfaların sayısı arttı falan filan... Lütfen kızmayın bana bu incelemeyi size değil kendime yazıyorum... Yazdıklarımdan dolayı "zaman" beni utandıracak mı görmek istiyorum...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.059 Oy)17.443 beğeni39.392 okunma2.098 alıntı164.921 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.128 Oy)10.791 beğeni26.487 okunma1.380 alıntı139.461 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.987 Oy)12.447 beğeni31.667 okunma2.770 alıntı132.170 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (4.832 Oy)5.406 beğeni14.169 okunma1.485 alıntı61.126 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.206 Oy)8.123 beğeni23.914 okunma1.886 alıntı102.107 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    8.9/10 (4.559 Oy)5.094 beğeni14.990 okunma836 alıntı72.703 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.955 Oy)8.343 beğeni23.168 okunma1.126 alıntı112.547 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.828 Oy)8.118 beğeni25.936 okunma618 alıntı126.319 gösterim
  • Kardeşimin Hikayesi
    8.7/10 (3.398 Oy)3.233 beğeni10.249 okunma813 alıntı33.237 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.445 Oy)8.393 beğeni22.767 okunma1.436 alıntı105.219 gösterim
İyi ki okudum. Kitabı bitirdiğimde bunu söylemek çok güzel.Söz konusu Elif Şafak olunca beklenti yüksek oluyor.Romanın konusu oldukça bizden. İnsanı direk içine çekiyor. Bu konuda kutlarım yazarı. Fakat eleştirilecek birinci nokta kitabın ismi ve sonu ile ilgilidir. Kitapta Havva'nın üç kızını aradım ama onlara ulaşamadım. Peri, Şirin, Mona. Evet karakterler tam da kitabın ismi ile ilintili buna karşılık kitapta Peri dışında Havva'nın kızı yok. Diğer karakterler çok sönük hatta Mona yok denecek kadar az. Onlarla ilgili geçmiş ve gelecege dair bilgiler aradı gözüm. Peri'nin ailesi bu sönük iki kızdan daha çok girmişlerdi romanın içine. Azur için de aynı ayrıntıyı aradım. Çünkü gerçekten incelenecek bir karakter bence. Eleştirilecek ikinci nokta din ve dinsizlik tabiki. Evet konu güzel ama Peri'nin anne ve babası üzerinden o kadar abartılmış ki bu ara ara sıkıntı veriyor insana. Anladık işte Peri arafta dedim çok defa. Bunu roman başında anlattin, biz de anladık. Keşke bunu sonrasinda dillendirmek yerine sadece hayati her noktada arafta yasayan Peri'nin hayatı üzerinden bize verseydi dedim. Tüm bunlara rağmen günümüz romanları ile karsilastirildiginda tabiki çok değerli ve kıymetli. Keyifli okumalar...
Elif Şafak, nerden başlasam bilemiyorum. Kitabın başlarında yazarın kendi din ve siyaset üzerinden düşüncelerini okurlara empoze etmesi hoşuma gitmedi bir ara hatta kitabı bırakacaktım ama kitabın sonlarına doğru kitap hikayesiyle ön plana çıktı. Yani bir yazar bence objektif olmalı. Sen inançlı insanlara örümcek kafalı, geri kafalı ve yobaz gibi hakaretvari kelimeler kullanamazsın. Çünkü sana bu ülkede ekmeğini veren belki de kaç milyon inançlı okurun var.
Havva'nın üç kızı; Şirin, Mona, Peri... Günahkâr, inanan, şaşkın...
Kitap tam olarak Şirin, Mona ve Peri'ye uygun ama kitapta genel olarak Peri'nin üzerinde gidilmiş. Íngiltere de okuyan, birbirinden tamamen farklı üç üniversite öğrencisinin yaşadıklarını anlatan bir gençlik romanı. Bir tarafta Tanrı ve inanç diğer tarafta bilim. Doğu ile Batı arsında yaşanan bir yolculuk inanç ve inançsızlığın arasında giden arayış.
Kitaptaki karakterler beni içlerine çekti adeta. Güzel bir kitaptı. Okumayanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
Elif Şafak, nerden başlasam bilemiyorum. Kitabın başlarında yazarın kendi din ve siyaset üzerinden düşüncelerini okurlara empoze etmesi hoşuma gitmedi bir ara hatta kitabı bırakacaktım ama kitabın sonlarına doğru kitap hikayesiyle ön plana çıktı. Yani bir yazar bence objektif olmalı. Sen inançlı insanlara örümcek kafalı, geri kafalı ve yobaz gibi hakaretvari kelimeler kullanmamalısın. Ayrıca Canan Tan romanı gibiydi; sol görüşlü insanların kahraman, sağ görüşlü insanların cani olarak nitelendiği kitaplardan bir tanesi daha..Büyük abisi solcu olduğu için ona ve babasına hayran fakat inançlı olduğu için annesi ve küçük abisinden nefret eden bir kızdı Peri garipti kitapta aradığımı bulamadım! Havva' nın üç kızı diyor ama sadece Peri' nin hayatı onun ailevi sıkıntıları konu edilmiş Mona ve Şirin sadece üniversite hatıralarında aklında kalan iki isim, iki ana karakter gibi vermemiş ve paylaşılamayan keza ulaşılamayan Prof. Azur ona da haksızlık yapılmış yüzeysel anlatılarak.
⭐️Bu kurgudan sonra kahve kesmezdi, bende sakızlı muhallebi yaptım :)
Birbiriyle taban tabana zıt fikirli bir ailede büyüyen, arafta, müterreddit bir kadın Peri... Ailesinde başlayan bu durum yıllar sonra üniversitede tanıştığı iki genç kadında da devam ediyor. Hep sessiz hep arafta kalıyor... Mona, İslam dininin barış ve sevgi dini olduğunu savunan başörtülü, mümin bir genç kız. Başörtülü olduğu için aşağılanan, hor görülen kadınları temsil ediyor. Şirin ise dini gereksiz bulan, insanların hatalarını dine yükleyen münkir bir kadın. İşte, bahsedilen 3 kızımız. Fakat başlık ve arka kapak sizi yanıltmasın, Havva'nın 3 Kızı falan yok ortada. Karakterimiz Peri, diğer iki kız yoldan geçerken hikayeye dahil olmuşlar gibi... Tamam, Peri'nin Tanrı sorgulayışını kuvvetlendirmek için varlar ama bu iki kadını yalnızca arka kapakta yazılanla mı tanıyacaktık?

Geçmiş ile günümüz arasında bağlantılarla ilerliyor kitap. Efendime söyleyeyim din var, Tanrı var, kadın var, özgürlük var, feminizm var, laiklik var, nesil çatışması var. Var da var... Okuru her konuda bilgili olsun istemiş, ne iyi yazar. :p
Ticari bir amaçla yazılmış, her fikirden insan kendinden bir şeyler bulabilir.

İlk olarak toplumda sıkışıp kalmış bir çocuk bir genç kız olarak görüyoruz Peri'yi... Olmak istediği ile olması beklenen arasında uçurumlar olan... Toplum algısından ve alışılagelmişlikten dolayı sürekli bazı kalıplara sokulmak isteniyor Peri. "Böyle biri değilim, yaşamak istediğim hayat bu değil" demek istiyor ama ne fayda, bir kaba kapatmışlar gibi, ne sesini duyurabiliyor ne de kendini gösterebiliyor... Dayanamayacağını hisseden Peri isyan ediyor, topluma, kurallara, dine, Tanrı'ya... "Doğrusu onun esas derdi Tanrı'ylaydı. Uğraştığı biri varsa gene O. Sorguladığı biri varsa gene O."

Peri, aradığı fakat bir türlü bulamadığı Tanrı'sı yüzünden sürekli yüreğinde bir boşluk hissediyor ve gitgide karanlığa sürükleniyor... "Nazperi Nalbantoğlu, gizlice Tanrı'yı aramakla -ve bir türlü bulamamakla- meşguldü." (syf 49)
Yaşadığı bu manevi eksikliği gidermek için babasının ona hediye ettiği günlüğe Tanrı'yla ilgili düşüncelerini, hislerini yazmaya başlıyor. 10 sayfada bir Peri'nin arafta olduğundan bahsediliyor aman, unuturuz mazallah biz de onun gibi mütereddit oluruz... E bir de toplum eleştirisi var yazarımızın. Tarihe geçer yani öyle şahane bir eleştiri... Burada da anne babasını görüyoruz. Dindar annesi ve materyalist babası 30 yıllık evliler ama hala biri karısının içki içmesini bekliyor diğeri sürekli günah işlediğini söylüyor. Onlar Türkiye'nin bölünmüş toplumunu temsil ediyor. :/

Peri'nin çaresizliğinde, çıkmazlarında kendimi buldum. Ben de herkes gibi yaşamımın bir döneminde böyle düşüncelerle boğuştuğum için sorgulamaları çok başarılı geldi. Düşünceler açısından çok doyurucu bir kitap onun dışında yüzeysel işlenmiş. Alıntıları çok güzel öyle cümleler vardı ki okurken dakikalarca düşünüyorsunuz. Fakat belirtmeliyim ki yapılan üstü kapalı algılar hoşuma gitmedi. Tarafsız yazıldığı iddia edilen bu kitapta dindarlar için "örümcek kafalılar" tabiri ve müslümanlara yobaz yakıştırmasını doğru bulmadım. "Babasının kızıydı o, her şey olurdu da yobaz olamazdı!"

Aslında başlarken güzel şeyler söylemek istemiştim, sitede Elif Şafak'la ilgili çok eleştiri yapıldı, abartıldığını düşünüyordum ta ki kitabını okuyana kadar... Finaline kadar hala umudum vardı aslında ama o final... Peri'nin dandik karanlık geçmişini afilli cümlelerle birleştirip bir heyecan yaratmaya çalışmış yazar. Şok şok diye bahsedilen olayları önceden tahmin etseniz bile ters köşe yapmıştır umuduyla tutunuyorsunuz kitaba. Ama olmuyor malesef, klişeler klişesi bir son karşılıyor sizi. Ben bu eseri beğenemedim ama yazarın yazma işinde başarılı olduğunu düşünüyorum. Beğenmemiş olmama rağmen diğer kitaplarını merak ettim, okuma isteği uyandırdı. Bu da büyük bir başarıdır. Keyifli okumalar..
" Elif Şafak bu romanında da kaleminden döktürmüş. Kitabın hala etkisindeyim diyebilirim. Okunmaya değecek kadar güzel anlamlı bir Elif Şafak romanı, ve Havvanın üç kızı kitabın ismi Havvanın üç kızı Mona, Peri ve Şirin aslında üç kızından bahsediliyor ama kitabın sonuna kadar başrolde her sayfasında Peri anlatılıyordu. Tabiki Mona ve Şirinden de bahsediliyor. Birçok konularda Peri var. Şirin, Mona, ve Peri... Günahkâr, İnanan ve şaşkın Münkür, Mümin ve Mütereddit. Böylesine farklı üç genç kadının hayatlarını anlatılmakta. Konularda siyaset, Dini, Doğu- Batı konularda anlatılmakta. Baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri. Gerçekten kolay kolay unutamayacağım bir roman tavsiye edilebilir bir Elif Şafak romanı herkese keyifli okumalar diliyorum."
Konu olarak basit buldum. Kafa yapıları ve dünyaları farklı üç kız arkadaşın öyküsü. Okurken kitap başında bahsettiği gizemin merakına okudum. Pek de şaşırtan birşey çıkmadı altından. Ama kullandığı dilin sadeliği ve akıcılığı güzeldi. Çıkar çıkmaz satın aldım kitabı.Belki biraz araştırsaydım hiç okumazdım.
Elif Şafak'ın okuduğum 4. romanı ve bence hiç biri bir "Baba ve Piç" değil. Ne yazık ki kitap bittikten sonra etkisi sürmedi. Peri'nin pasifliği yer yer beni boğdu ve beklentim çok yüksek olduğu için biraz da hayal kırıklığına uğradım sanırım ama yine de okunmaya değerdi bence. Bu kitap hakkında inançları, inanan insanları aşağılıyor alttan alttan mesaj veriyor gibi yorumlar görmüştüm. Mesajları anlayacak kadar okuma birikiminiz varsa ve bu mesajlar işinize gelmiyorsa kale almayacak kadar ve sadece kurgu gözüyle bakacak kadar da ufku geniş olmalısınız bence. Kitaptaki çok sevdiğim bir alıntı tam uyuyor buraya : "Sadece sizin gibi düşünen\konuşan insanları okuyorsanız, okumuyorsunuz demektir." Tam olarak böyle arkadaşlar inançlarımıza değerlerimize açık açık hakaret etmediği müddetçe her fikre saygı duymalıyız diye düşünüyorum bağnaz olmayalım. Esen kalın.
Kitap okumayı severim ama açıkçası profesyonel bir kitap okuru değiim. özellikle romanları çok detaya inmeden sadece zaman geçirmek için okur geçerim. hatta okuduğum kitapların konularını bile bir süre sonra unutur giderim. ama allah aşkına bir baba ve piç, bit palas hatta çoğu kişinin eleştirdiği iskender nerede , bu kitap nerede? elif şafak'a "bak yaz geliyor, migroslarda yığın halinde salçayla bulgurla yan yana satılıp sahillerde okunacak kitap lazım. haziran ayına kadar yetişmesi gerek ona göre birşeyler karala." diyerek silah zoruyla yazdırıldığını düşünmek istiyorum.

Her şey o kadar yüzeysel, klişe ki. karakterler, olaylar neyi nereden tutacağımı şaşırdım. Tam herşeyin göze göze sokulduğu bir ergen kitabı okur gibi hissettiğim anlarda bir iki arapça farsça kelime dürttü de elif şafak okuduğumu hatırladım. Bir yandan tüm kitap boyunca abartılarak bahsedilen "o olay" aşağı yukarı son yirmi sayfada hala belirsizken acaba kitabın sayfaları mı eksik diye strese girmedim de değil. Bazı bölümleri sıkıntıdan hızlı hızlı gözümle tarayarak atlayarak okumaya çalıştım. Umuyorum o kısımlarda kaçırdığım şeyler vardır da o yüzden anlayamamışımdır kitabı.Yoksa durum gerçekten fena.
Ben ne annem gibi dindarım, ne babam gibi kainatın, beş duyumla kavradığım şeylerden ibaret olduğuna kaniyim. Öyleyse ben neredeyim? Ne mutlak dindarlığı, ne mutlak akılcılığa dahil olmak isteyenler için bir başka yaklaşım, yeni bir varoluş şekli yok mu acaba? Bir üçüncü yol kim bilir. kitabın arka kapağında bu cümleleri okuduğum an aldım bu kitabı. Arada kalmışlığı anlatan, bocalayan bir kadının çocukluk anılarını şimdi ki zamana getirip götüren bir kitap tanıdık geldi mi konusu?....

Ayrıca Elif Şafak'ı seven biri olarak bu kitap yabancı dilden Türkçeye çevrilmiş.. Beni üzdü bu ve eğer bunu önce öğrenseydim belki de satın almazdım.

Ve ve kitabın başlığı Havva'nın üç kızı olsa da sadece bir kişinin hayatına ağırlık verilmiş...
Bazı insanlar dünyayı değiştirmek istiyor, bazıları eşlerini ya da arkadaşlarını. Kendini değiştirmek isteyense çok az.
"Dinden hazzetmem ama Tanrı'yı yinede pek severim; neden biliyor musun?"
"Yalnız çünkü Pericim,tıpkı benim gibi...
Etrafımız hep "çok bilenler" le dolu. "Emin değilim, kararsızım, hala arıyorum" diyen kimseye rastlamadım daha.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Havva'nın Üç Kızı
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
424
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050935370
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
İnanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuk...

Ben ne annem gibi dindarım, ne babam gibi kâinatın, beş duyumla kavradığım şeylerden ibaret olduğuna kaniyim. Öyleyse ben neredeyim? Ne mutlak dindarlığa, ne de mutlak akılcılığa dahil olmak isteyenler için bir başka yaklaşım, yeni bir varoluş şekli yok mu acaba? Bir üçüncü yol mesela? Kim bilir?

Şirin, Mona ve Peri…Günahkâr, İnanan ve Şaşkın. Münkir, Mümin ve Mütereddit… Böylesine farklı üç genç kadın nasıl bir araya gelebilir? Arkadaş olabilirler mi sahi? Hatta kız kardeş?

Tanrı, bilim, kimlik, aidiyet, Doğu-Batı tartışmalarının tam ortasında hiç kimselere benzemeyen, karizmatik bir adam, sarsıcı bir skandal ve sıra dışı biraşk... yarım kalan... seneler sonra yeniden canlanan...

Elif Şafak büyüleyici dili ve sağlam olay örgüsüyle inanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Havva'nın Üç KızıTürkiye ile Avrupa, dün ve bugün arasında gidip gelen güncel bir hikâye anlatıyor.

Yüzyılımızın en çok tartışılacak konularından birini kışkırtıcı kahramanlar aracılığıyla ele alan, temposu hiç düşmeyen, kolay kolay unutamayacağınız bir roman.

Kitabı okuyanlar 2.499 okur

  • Berk Ozan
  • layla
  • Hasan Günaydın
  • Ayşe Fatma
  • ceren derici
  • Pelin Sarıçiydem
  • Xwê Zan
  • Ayşegül Gülbasan
  • Gül BEYAZGÜL
  • Neyse.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.5
14-17 Yaş
%11.1
18-24 Yaş
%15.5
25-34 Yaş
%24.9
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%9.5
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%85.2
Erkek
%14.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.1 (159)
9
%13 (121)
8
%20.9 (194)
7
%17.4 (162)
6
%11.3 (105)
5
%9.4 (87)
4
%3.9 (36)
3
%3.3 (31)
2
%1.8 (17)
1
%1.9 (18)

Kitabın sıralamaları