Hay Sultan - Bir Abdülkadir Geylani Romanı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.218
Gösterim
Adı:
Hay Sultan - Bir Abdülkadir Geylani Romanı
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051315126
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesil Yayınları
"Kadiriyim, Hesenîyim, Kâdir'in Abdülkâdi'riyim Muhyiddin diye tescil edilmiş namı, Hûdanın fakiriyim." Kelam onu anlatmakta aczi yaşadı. İdrak onu anlamakta zorlandı. Sultanül-evliya idi. Evliyanın kibrit-i ahmeriydi. İsa sırrının taşıyıcısı Kün Sultan'dı. Allah Resulünün sevgilisiydi. Yerde iken Arş-ı Azamı veİsrafilin azametini temaşa edendi. Müritlerinin ateşte yanmaması için Allahtan söz alan tek evliya Sultan-ı Nazdı. Nuriye Çeleğen, kelamın kalbe hissettirme duası ile asırların bu büyük feyiz kasesi kalbi öyküledi. Nasıl tüm asırlara feyiz sakisi olmuş, asırlar onun kalp bahrinden su içmişti? Sırr-ı künle ölmüş kalpler ve cesetler nasıl dirilmişti? Sırr-ı Ademin sultanı olmak ve eşya ile kelama durmak ne demekti? Bilumum kalpleri içine alan o külli zikre asırlar nasıl ses vermişti?

"Ya Hayy!"
(Tanıtım Bülteninden)
Bu kitap Nuriye Çeleğe'nin okuduğum 3.kitabı ve bunu diğerlerine oranla sönük buldum. Ama yinede yararlı ve güzel bir kitap ve dili akıcı. Tavsiye ederim.
Beni etkileyen kitaplardan bir tanesi daha. Nuriye çeleğenin en naif en yumuşak en tatlı en içten anlatımıyla etkilenmemek elde değil. Abdulkadir Geylaninin hayatinin en güzel anlatimi bence.
Kesinlikle okuduğunuza pişman olmayacağınız sade, akıcı ve farklı bir anlatıma sahip bir kitap.Bittiğinde size bir şeyler kazandırdığını fark edeceksiniz..
Unutmanın karanlık gölgesi değmemiş, hafızada berrak bir su gibi yansıyan saf çocukluk günleri. Her nedense çocukluk ayan beyan hatırlanırken yakın geçmiş unutulur. İnsan büyüdükçe yaşadıkları nisyanın karanlık dehlizlerine savrulur. Mazinin odacıkları hep sıcak hep kuşatanken istikbal hep salınan hep kaçırandır. Mazi hatıra denen sayfalarda usul usul dinlendirirken istikbal yorar. Sanırım mazi, varlık aleminde yer tutmuş olmasından istikbal ise ademin soğuğu vurduğundan.
Aylar once okudugum bu kitaba gözüm ne zaman deyse elime alip sayfalarini tekrar tekrar karistirma istegi doğuyor içime .. Bu Kitabin benim icin onemini kelimelerle ifade edemem.. Nuriye celegen kendine has uslubuyla ne de guzel anlatmis gönlümün sultanini..
Okulumun kütüphanesinden aldığım bir kitaptı hay sultan.Okuduktan sonra sanki bana dinim hakkında çok şey katmış gibi hissettim. Ama aslında tek kattığı Allah'ı her şeyden ve herkesten çok sevmem gerektiğiydi. Aslında amacı aç kalmak olmayan bir adamın tek derdi kendini Allah'a karşı ispatlamaktı bence. Çünkü açlığın nefsi terbiye ettiğini ve nefsinin her şeyden soyutlanmasının yolu olduğunu düşünüyordu. Kendini ruhunu ve hayatının her anını feda etti sevgilisi olan Allah için. Varı yoğu Allah'ı olan bir adamın hayat hikâyesiydi bulduğum kitap...
"Bilmez misin ki, bu kâinatı bir anda var etmeye gücüm yeterken altı günde yarattım. Kullarımın işlerinde acele etmemeleri gereğini belli etmek istedim.”
.
.
#nuriyecelegen #abdülkadirgeylani 'yi anlatıyor bu kez. Her zaman olduğu gibi birinci ağızdan, Abdülkadir Geylani'nin doğumu öncesi ile başlayıp ölümüne de şahitlik ettiriyor okuyucuyu. Nefsini terbiye yolunda aylarca aç kalmasını ve nefsine verdiği cezaları okuyunca ne kadar düz müslümanlarız, ne kadar sığız diye hayıflanmaktan kendimi alamadım. "Açlık öldürmezdi; açlığı yaratan insanı öldürürdü. Yemek doyurmazdı; yemeğin sahibi insanı doyururdu."
.
.
Hz. İsa'ya bahşedilen 'kun' vasfının ( ölüleri diriltme) Geylani Hazretlerine de verildiğini bilmiyordum. Ve bunun gibi bilmediğim bir çok şeyi öğrenmiş oldum. Okurken alıntılamak istediğim, ama okuma hızımı yavaşlattığı için vazgeçtiğim onlarca cümle boynu bükük kaldı. Yeniden yeniden okuyacağım için bir sonraki okumada gönüllerini alırım artık

Evet yazarın bu kitabını da çok sevdim, yine de Aşk-ı Hüzün ve Babam Hz. Muhammed'in yeri bende bambaşka...
Tasavvufa meraklı olanların kitabı kesinlikle okumasını tavsiye ederim ama tasavvufa ilgisi bulunmayanlar için belki biraz sıkıcı gelebilir .
kadirilik'te, abdülkadir geylani'nin "nefislerini olgunlaştırmak isteyenlerin uymaları gereken" 10 kuralı şöyle özetleniyor: 

ister şaka, ister ciddi olarak yalandan sakınmak. zira yalandan sakınmayı dil adet edinince, allahü teala onun ilmini saflaştırır. o kimse sanki yalanı bilmez olur. 

belli ve açık bir özrü olmadığı halde sözünde durmaktan kaçınmak. çünkü sözünde durmamak, yalan sınıfındandır. kul, verdiği sözden dönmekten sakınıp, sözünü tuttuğunda cömertlik kapısı, haya penceresi açılır. 

tüm canlılara eziyet etmekten sakınmak. böyle kimseleri allahu teala, helak olmaktan korur. insanlar tarafından gelecek beladan onu sakınır. onu zatına yakın olmakla şereflendirir. 

kendisine zulmedilse de, insanlardan birine beddua etmekten sakınmak. bu haslet, sahibini yüksek derecelere kavuşturur. 

ehl-i kıbleden bir kimseyi şirk, küfür ve nifak ile asla suçlamamak. çünkü bu hal, rahmete yakındır. 

kalpten veya dıştan bir günah işlememek, haramdan korunmak ve bütün uzuvları günahtan alıkoymak. zira bu hal, dünyada kalp ve azalar için en güzel amellerdendir. allahü teala, gönüllerimizden şehvetlerimizi çıkarsın. 

az ve çok kendine lazım olan yiyeceğini insanlara yüklemekten sakınmak. gerek ona muhtaç olan, gerekse olmayan insanların hepsine yük olmaktan sakınmak. çünkü ibadet edenlerin şeref ve izzetinin tamam olması gerekir. 

başkalarının elinde bulunan şeyin onlarda olmasını istememek. çünkü en büyük izzet ve halis zenginlik, azim mülk ve faydalı tevekkül bu haldedir. bu kapı, allahü teala'ya güvenme kapılarından biridir. ibadet bununla olgun olur. 

tevazu, yani alçak gönül sahibi olanın derecesi yüksek, şerefi sağlam, allahü teala yanında izzet ve yüksekliği tam olur. dünya ve ahiret işlerinden dilediğini yapar. bu haslet, iyiliklerin üstünüdür. tevazu, insanın rastladığı herkesi kendinden üstün görmesi demektir. bir kimse böyle tevazu gösterirse, rahman'ın dostlarından olur. 

ister doğru, ister yalan, ister kasten, ister yanlışlıkla allahü teala'ya and vermemeli, yemin etmemelidir. dilini yemin etmeye alıştırmamalıdır. kul yemin etmemeyi adet edindiğinde, allahü teala ona bir kapı açar.
Yazarın kuvvetli kalemi, Geylani hazretlerinin ibret dolu hayat hikâyesini tarihin tozlu raflarından zihinlerde yer edercesine sunduğu harika bir eser....
Güzellikle kavuşmanın nelerden geçtiğini büyük islam alimlerinin ne imtihanlarla önder olduğunu bize oldukça iyi anlatan bir kitap (geniş pencereden bakarsak), bunu anlarken büyük alim Abdulkadir Geylani hz. hayatından ilerliyor. Kesinlikle daha iyi anlamak için bir daha okuyabilirim diyebileceğiniz bir kitap okuyun, okutturun.
Ben bir kulu sevdiğim zaman, onun kulağı, gözü, eli ve dili olurum. O benimle işitir, benimle görür, benimle tutar, benimle konuşur ve benimle yürür.
Münzevi kalp muhtaçlığını anlardı. İnsanın hakiki manası muhtaçlığını anlamasıydı. Muhtaçlığını fark eden kişide azc ve fakr sırrı ortaya çıkar, ene kaybolurdu.
Lisanın kelamı sınırlıydı. Kalbin kelamı sınırsızdı. Lisanın konuşma alanı âlem-i şehadetti. Kalbin konuşma alanı ise tüm âlemlerdi. Lisanın kelamı maddenin, nefsin tercümanıydı. Kalbin kelamı ise Arşın diliydi.
‘Güzellik, giyilen elbisenin insana kazandırdığı güzellik değildir. Hakiki güzellik, ilim ve edep güzelliğidir’ Hz Ali (ra)
Dünyadan kopmak için önce sevdiklerinden ayrı düşmek gerekirdi. Kalp, dünyadan ayrılık yeliyle savrulurdu da her ayrılık o büyük Peygamberin sırr-ı ayrılığı hicretinden bir sır taşırdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hay Sultan - Bir Abdülkadir Geylani Romanı
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051315126
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesil Yayınları
"Kadiriyim, Hesenîyim, Kâdir'in Abdülkâdi'riyim Muhyiddin diye tescil edilmiş namı, Hûdanın fakiriyim." Kelam onu anlatmakta aczi yaşadı. İdrak onu anlamakta zorlandı. Sultanül-evliya idi. Evliyanın kibrit-i ahmeriydi. İsa sırrının taşıyıcısı Kün Sultan'dı. Allah Resulünün sevgilisiydi. Yerde iken Arş-ı Azamı veİsrafilin azametini temaşa edendi. Müritlerinin ateşte yanmaması için Allahtan söz alan tek evliya Sultan-ı Nazdı. Nuriye Çeleğen, kelamın kalbe hissettirme duası ile asırların bu büyük feyiz kasesi kalbi öyküledi. Nasıl tüm asırlara feyiz sakisi olmuş, asırlar onun kalp bahrinden su içmişti? Sırr-ı künle ölmüş kalpler ve cesetler nasıl dirilmişti? Sırr-ı Ademin sultanı olmak ve eşya ile kelama durmak ne demekti? Bilumum kalpleri içine alan o külli zikre asırlar nasıl ses vermişti?

"Ya Hayy!"
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 97 okur

  • Merve
  • cihan Tavşanoğlu
  • Melike Özkaynak
  • Ayşe Tuğba Bulut
  • tresnazoi
  • Meryem şeyma çiftçi
  • ranuna
  • Aygülllllll
  • Aslihan kayhan
  • Sümeyye Nur Demirok

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%5.3
18-24 Yaş
%21.1
25-34 Yaş
%42.1
35-44 Yaş
%21.1
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%5.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%85.9
Erkek
%14.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%51.6 (16)
9
%12.9 (4)
8
%16.1 (5)
7
%12.9 (4)
6
%3.2 (1)
5
%0
4
%3.2 (1)
3
%0
2
%0
1
%0