Hayal Meyal

·
Okunma
·
Beğeni
·
14,6bin
Gösterim
Adı:
Hayal Meyal
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759961169
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayınevi
Baskılar:
Hayal Meyal
Hayal Meyal
Hayal Meyal
Akıl hastanesinde kalan o sarışın, zayıf kız akordeonunu çalarken hep aşkını düşünüyormuş meğer.

Çaldığı bütün parçaları onun hayaline adıyormuş. 

Gözlerinden anlamıştım zaten. Başka türlüsü mümkün değil.

İnsanın ancak aşkı için şarkı söylerken gözleri bu kadar parlar.

Hele bu kadar solgun bir yüzle şarkı söylerken birden değişiveriyorsa...

Bir enstrüman çalmayı sırf bunun için isterdim. 

Biliyor musun sonbahar gelince İstanbul susuyor bazen.

Bu şehir sustuğunda en çok martılar hüzünlenir.

Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben seni arıyorum.
(Tanıtım Yazısı)
128 syf.
·2 günde·8/10 puan
Birgün hastalanıyorsunuz ve kendi çabalarınız ile kendinizi iyileştirmeye çalışıyorsunuz. En iyi dilekleriniz ile kesin soğuk almışımdır az yatsam düzelirim diye bekliyorsunuz amma iyileşemiyorsunuz. Halbuki derin bir rahatsızlığa kansere yakalanmışsınız.

Kitap hikaye konusunda eksik. Lakin yazarın öldürücü cümleleri neredeyse her sayfada birden fazla alıntı yapmama neden oldu. Sıkmadan sıkılmadan okutturdu kitap kendini. Tarık Tufan’ın kalemi gerçekten bana göreymiş bunu anladım.

İlk başlarda çocukluğuna götürdü beni. Mahallemize; hani şu gecenin geç saatlerine kadar mahalle sakinlerinin sokak ortasında kümeler halinde oturup akşam sohbetleri yaptığı zamanlara. Biz çocukların akşam karanlığından faydalanıp saklambaç oynadığımız vakitler bir bir geldi aklıma. İmkanın az mutluluğun çok olduğu zamanlar. Evlerde su akmıyordu o vakitler ama eşimiz dostumuz vardı. Belediye su tankerleri sokulurdu sokağa ellerimizde gögümler, rengarenk kovalar, bidonlar arkasında olan 10 adet su hortumundan birini yakalamaya çalıştığımız zamanlar. Aşureni sokak ortasında odun kömür ateşinde kaynatıldığı zamanlar. İmkanın olmadığı mutluluğun olduğu zamanlar.

Kitapta kadının gücünü, erkeğin ise gücsüzlüğünü gördüm ben. Gerçekten kadın insan varlığının bir tık üstüdür. İnsan üstü bir varlık olsaydı dünya üzerinde adı kesin kadın olurdu. Kitaptaki İlknur ise benim gözümde çok güçlü bir kadın idi.

Bencilliğin ne denli kötü bir şey olduğu aşikardır. Yazar bunu bize gösterdi. Sonra önyargılı bakışlar, mahalle baskısı ve kadının sırtına yapışan boş yükler...

Yazarın akıcı diline, uyum içerisinde olan konu anlatımına diyecek hiç bir lafım yok. Harkulade.

Lakin en sondaki bölümde “Hadi be” hatta daha kaba tabiri ile “Hadi Lan” dememek elden bile değil. Ben çok şaşırdım ve çok üzüldüm. Ayrıca Leyla’nın isminin geçmesi de beni çok mutlu etti. Ne de güzel anlatmış Mecnun kişiyi yazar. Ben canı gönülden Tarık Tufan’a bize böyle güzel bir kitap ulaştırdığı için teşekkür ediyorum. Okumanızı ise şiddetle tavsiye ediyorum.

Sevgi ile kalın...
128 syf.
Hayal Meyal, okuduğum dördüncü Tarık Tufan kitabı oldu. Yazarın kitap isimlerini çok beğeniyorum. Kendi seçimi midir yoksa editörler mi belirliyor, bilmiyorum ama ilgi çekici oldukları kesin.

Yıllar önce, Peyami Safa’nın o muazzam romanı Şimşek’i okurken aklımda hep ‘iyi de neden Şimşek?’ sorusu vardı. Romanla şimşeğin bir bağlantısını yakalayamamıştım, ta ki son sayfaya geldiğimde… Burada da hemen herkesin –ki içlerinde ben de varım, beklemediğim bir son oldu dediği yerde Hayal Meyal’in manasını anlamış oldum. Evet, beklenmedik ama ani bir son oldu…

Ani demişken… Tarık Tufan anlatılarında edebiyat çevrelerinin pek tutmadığı ama benim hem okur olarak sevdiğim hem de yazarken ara ara kullandığım ve yine sevdiğim bir durum var. Ben buna ‘anilik’ diyorum. Yani, bir şey aniden oluyor. Okurun suratına aniden çarpıyor o gelişme…

Tarık Tufan bunu diyaloglarda da yapıyor. Art arda cümleler sıralıyor. Mesela burada esas oğlan, İlknur ile konuşuyor. Alt alta karşılıklı cümleler… Ben bu tarzı seviyorum. Çünkü o konuşma sırasında aslolan şey sözler… Yani, ‘Yıllardır seni bekliyordum; seni düşünmediğim bir günüm bile olmadı’ derken rüzgârın hafifçe çarptığı yüzünde bir bulutlanma belirdi ya da sandalyesini biraz öne çekti gibi yan unsurlara hiç gerek yok. Hava güneşli mi, garson elinde iki çayla mı geliyor… Bunlarla ilgilenmiyorum. Tarık Tufan da çoğunlukla bunu yapıyor. O yüzden kimilerine göre ‘basit’ yazıyor olabilir. Belki de okunur kılan şey basit yazmasıdır.

Hayal Meyal, 126 sayfalık bir uzun hikâye… Ama boşlukları bol sayfaları olduğunu düşününce 70-75 dakikada okunabilecek bir eser. Tam bir yolculuk kitabı; ya da bir gece çayını demlemiş, dizlerine battaniyenin çekmiş ve okuyup bitirmişsin modunda…

Bu arada, bir okur olarak, İlknur kararından dolayı esas oğlanı affetmediğimi de söylemek isterim.

Özetle, tipik bir Tarık Tufan eseri idi. Eksik ama vurucu. Aforizması bol ve güzel… Genel anlamda beğendim.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
ZAMANIN ECELİ GELDİĞİNDE VAROLAN HER ŞEYİN DE ECELİ GELİR

Neden ben?
Bir kanser hücresi bedeninizi ele geçirip , sizi işgal etmeye başlarsa ilk yapacağınız şey ne olur?
Dünya dönüyor...
Hayat akıp gidiyor...
Dünya herkes için dönerken, herkesin çok zamanı varken günün birinde “ hayatın dışına atılma “ riskiyle yüzleştiğinde insanın ilk tepkisinin isyan olması çok insanca geliyor bana.
.....
Neden ben?
Henüz evlenmedim, çocuk büyütmedim...
Neden?
......
İnsanların zamanı ilerliyor, zamanın dışına çıkmak mümkün değil.
Velakin birgün ağrılar, terlemeler, halsizlik ve ilaçlarla boğuşmaya başlayan bir adam önce kendisiyle sonra yaşamla yüzleşmek zorunda kalır bu kitapta.
34 yaşında insanlara anlatacağı acıları vardır :
Kanser ve terk ettiği kadının hayali...
Hem hayata hem zamana veda etmeye hazırlanırken , hastalığından daha çok önemsediği geçmişi karşısına dikilir.
Acıyla fark eder.
Acıyla anlar.
...
Ölmeye yaklaştığını kabullenmek zor olsa gerek.
Hele ki bu haberi anne ve babaya itiraf etmek daha da zor.
...
Ölümün olduğu dünyada aşkın yüceliği de satır aralarında okuyucuya veriliyor :
Kimsin derler?
“ Leyla’yım” der.
Nereye derler?
“Leyla’ya” der.
Nereden derler?
“Leyla’dan” der.
İşte o vakit benlikten çıkıp gider insanoğlu.
Leyla’ya bakar, Leyla’ya uyanır, Leyla’ya yürür.
...
Son söz : Tarık Tufan mistik yönü ağır basan bir yazar. Zorlamaz, kolay okunur. Sade dil, aforizmalı cümleler, romantik yaklaşım isteyenler severek okuyacaktır.
128 syf.
·9 günde
Tarık Tufan'ın okuduğum üçüncü kitabı. Bunu yazıyorum çünkü yedi kitabı var kalanları da okuyacağım. Çok iyi bir kalemi var gerçekten. Kitabı okurken hikaye birazcık zayıf geldi ama çok tesirli anlamlı cümleler vardı her zaman ki gibi. Yani bir sürü alıntı yapmak zorunda kaldım bu kitabında da, sonuysa çok şaşırtıcı bitti. Yani istem dışı hass... dedim ve üzüldüm gerçekten. Etkileyici bir sondu kısa ve güzel kitap velhasılı.
128 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Birbirini dinlemeyen insanlar.
Birbirini anlamayan insanlar.
Anne, baba, toplum...
Sırf bu yüzden mahvolan hayatlar...

Dayatmalar o kadar kötü ki!..

Anlayışsızlık, karşındakinin rûhunun ihtiyaçlarına duyarsız kalmak, her şeyi sadece kendi bakış açısından değerlendirip, karşısındaki insanın (bu ister evlat, ister anne baba, ister hayat arkadaşı olarak düşünülen kişi, ister kıymet verdiği bir dost olsun) algılayamadığı-anlayamadığı-anlamak için uğraşmayı aklına bile getirmediği kendine âit bir dünyâsı olabileceğini farketmemek, umursamamak belki de...
İnsanları, hayatları harcamak bu kadar kolay olmamalı!..
Kendi elimizle hazırlıyoruz Cehennemlerimizi! Hem Dünyâ'da, hem de Âhiret'te...
128 syf.
·8 günde·Beğendi
Ağır bir hastalığınız olduğunu öğrenseydiniz ne yapardınız?
Aglar , sızlanır , isyan eder sonra belki de yirmi yılda yapmayacağınız şeyleri birkaç güne sığdırmaya çalışırdınız.

Peki bu hastalık bencilligimizse!

Bizi gittikçe öldüren şey , bencilliğimizin vicdanımıza çöreklenmiş hayaletiyse...

Kaçan bir adamın kısa hikayesi bu.

Kendinden kaçan , kıymeti kaybettiğinde anlayan .

Zaman birini ne kadar sevdigimizi anlayabileceğimize olanak vermeyecek kadar kısa.


Şairin de dediği gibi,

Sevmek sevildiğini bile farketmeden 
yaklaştıkça ölüm soğuk bir yağmur gibi 
sevmek zehir zemberek ve yürekten 
gecikerek de olsa vuruşur gibi

sevmek için geç ölmek için erken.
128 syf.
·Puan vermedi
"Ilk inceleme deneyimine sahip olmamı zorlayacak cinsten bir kitap..."

Diyerek giriş yapmak en doğru giriş cümlesi olur kanaatindeyim...Yazarın dili ve hikayeler arasındaki ustaca bağlantı kurma yeteneği o kadar farklı geldi ki "Sanzelize Düğün Salonu" Kitabını bilmiyor olsam şayet ;en öldürücü darbeleri bu kitapta vurmuş kesinlikle derdim. Kesinlikle duygulu,kurgulu,aşk acısı,aşk yarası gibi melanolik vurguları zengin detaylı bir sekilde ve ozumsenerek okunması gereken bir kitap...

Ben kalbimi arıyorum.
Ben seni arıyorum.

Beyiti beni en cok yaralayan,kanatan dizesi oldu. Ama herkes kendinden bir şeyler bulabilir kanaatindeyim...
128 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Sonunda "nasıl yani? hayır böyle bitmemeli" diye kaldığım harika bir tarık tufan kitabı. mutlaka ama mutlaka okunmalı.
128 syf.
·3 günde
İlk başta hikaye oldukça basit geldi ama tamamen bitirmeden yorum yapmamam gerektiğini sürekli hatırlattım kendime. Alıntı yaptığım güzel yerler vardı. Özellikle bölümlere geçmeden önce yazılan kısa sözler de çok hisli ve hoştu bence. Ama kitabın sonu hiç beklemediğim bir şekilde bitti ve hikayenin basitliği bozulmuş oldu artık.Kitabın neden bu ismi aldığını da öğrenmiş oldum.Hikayenin bitişiyle de yüreğimde burukluk bırakan bir kitap oldu.
128 syf.
·4 günde·Beğendi
'Tarık Tufan'
Ne zamandır okumayı planladığım yazar.
Sonunda Hayal Meyal kitabını okudum. Kitabın başlığı çok hoş. Okumama bu vesile oldu. Kitapta olaylar yavaş yavaş ilerliyor ve siz karakterleri tanıyorsunuz. Olayın içinde buluyorsunuz kendinizi. Hiçbir karaktere yabancı değilsiniz. Kısa bir hikaye. Bu yüzden kulağıma hoş gelecek bir kaç cümle yakalarım, hikaye de tahmin ettiğim gibi biter muhtemelen diyordum. Ama öyle olmadı. Bu kadar basit değil. Hiç beklenmedik bir son! Ağlayabilirdim belki bu sona. Ama kıssadan hissemizi almak daha uygun. 'Sevelim, korkmayalım, kaçmayalım, hayat pişmanlıklar için çok kısa. Bize güvenen insanları yarı yolda bırakmayalım'

Kitap hakkında bir cümle kuracak olursam, 'Ben bu sonu beklemiyordum' olurdu. Son sayfa 'nasıl ya' dedirtecek cinsten...


Kendinden kaçan, sevgiyi ve kıymeti kaybettiğinde anlayan bir adamın kısa hikayesi.

'Evet İlknur'u seviyorum.
Bugün bunu anladım
Biraz geç oldu farkındayım.
Yapacak bir şey yok'
128 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Ölümü beklemek... Telaş ve sükunet arasında allak bullak olan ruh hali;teslimiyet, mücadele...  Hayatın film şeridi gibi gözünün önünden akması;yaşananlar, yaşanamayanlar, hayaller, pişmanlıklar... İnsanın çocukluğuna kaçma isteği; çocukluk oyunları, çocukluk aşkları... Acıyı paylaşma isteği;kimsenin duymadığı içe akan çığlıklar,sayıklamalar,mırıldanmalar...
Planlı hayatlara bulaşan plansız acılar...Şehvetli karanlık eller,kabuslar...Ayrılıklar sonra, sessiz sedasız çekip gitmeler... Yalnızlıklar... Suçluluklar, keşkeler... Gözyaşlarıyla yoğurulu ahlar... Geçmeyen geçmiş zaman... Geçmişle şimdi arasında gidip gelmeler... Vakit nefestir... Tükenen nefes... Yaklaşan son... Saatçi dükkanında satılmayan zaman... Kürkçü dükkanı ve tilki, saatçi dükkanı ve neyse... Sorular, cevabına hazırlıklı olunmayan sorular... Kaçtıklarınla yüzyüze gelmeler, karşılaşmalar, bakışmalar, susarak anlatılanlar...Halisünasyonlar, hayali buluşmalar, eli üşüyen kadın çiçeği...Şirazesi bozulan aşık, uçan akıl...Kıyılan can, ahhhh İlknur... Sarıl bana... Seni arıyorum...
İncelememi yazarken kitabın taze etkisiyle cümleleri toparlayamıyorum işte, aşklar gibi yarım yamalak cümleler... Bir aklı kaçığın mırıldanmaları gibi yazılanlar...Rüyalar alemine dalıp uyanmak gibi... Tatlı bir sarhoşluktan ayılıp başın zonklaması gibi... Hayal meyal herşey... Zorluyorum tamam olmuyor cümleler, okuyun işte...Anlarsınız beni...
Saygılar...
Ben seni arıyorum diyorum ya...
Bilmem.
Belki de... Belki de... Bir gün hiç beklenmedik bir yerde karşıma çıkmandan, "İşte geldim" demenden, "Hadi gidelim buralardan" demenden korkuyorum.
Ben senin uzaklığını seviyorum.
Ben senin upuzaklığını seviyorum.
Tarık Tufan
Sayfa 81 - profil kitap
“Nurettin amca. Sana bir şey soracağım.”

“Dikkat et evlat. Soracağın soru, alacağın cevaba hazırlıklı olmanı gerektirir..”
Tarık Tufan
Sayfa 96 - Profil
Gitmeyi başaranlar inandırıcı insanlardır. Benim gözümde insan bir kez gidebilmeyi başardıysa söylediklerini de başarabilme gücüne erişmiş demektir.
Gidebilmek, hayatın bütün tehditkâr ve şımarık yüzlerine kafa tutabilmektir bir bakıma.
Gidebilmek, hiçbir şeyi umursamadan kendi masalına anlatılan yolları adımlayabilmektir...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hayal Meyal
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759961169
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayınevi
Baskılar:
Hayal Meyal
Hayal Meyal
Hayal Meyal
Akıl hastanesinde kalan o sarışın, zayıf kız akordeonunu çalarken hep aşkını düşünüyormuş meğer.

Çaldığı bütün parçaları onun hayaline adıyormuş. 

Gözlerinden anlamıştım zaten. Başka türlüsü mümkün değil.

İnsanın ancak aşkı için şarkı söylerken gözleri bu kadar parlar.

Hele bu kadar solgun bir yüzle şarkı söylerken birden değişiveriyorsa...

Bir enstrüman çalmayı sırf bunun için isterdim. 

Biliyor musun sonbahar gelince İstanbul susuyor bazen.

Bu şehir sustuğunda en çok martılar hüzünlenir.

Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben seni arıyorum.
(Tanıtım Yazısı)

Kitabı okuyanlar 3.174 okur

  • Gülşah Gençer
  • Ayfer Demir
  • Elvanur Aslan
  • Kadir
  • burak kocakır
  • Fatma Sağlam
  • Olcay Ustabaş
  • Mâhi
  • EmeL
  • Murat Sadıkoğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6.2
13-17 Yaş
%4.4
18-24 Yaş
%30.7
25-34 Yaş
%40
35-44 Yaş
%12.4
45-54 Yaş
%3.1
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.4
Erkek
%26.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32 (259)
9
%19 (154)
8
%22.8 (185)
7
%11 (89)
6
%5.3 (43)
5
%2.7 (22)
4
%1.4 (11)
3
%0.2 (2)
2
%0.5 (4)
1
%0.2 (2)

Kitabın sıralamaları