Hayat Meyhanesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
766
Gösterim
Adı:
Hayat Meyhanesi
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
106
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944915748
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kent Kitap
"İnsanlar ve hayvanlar arasındaki en güzel farkın düşünmek olduğunu söylerler. Alakası yok. İnsanları zaten çoğu zaman hayvanlaştıran çok düşünmeleridir. Siz hiç içinden, simit atılmadı diye vapura küsen martı duydunuz mu? Hayır. Çünkü onun hayatı basittir, yaşamak ve doğuştan gelen tüm isteklerini gerçekleştirmek zorundadır. Yemek yiyecekse eğer, o yemeği almak için uğraşır, çabalar, didinir. Hiçbir hayvan kendisine yemek verilmedi diye yüksek bir binanın tepesinden aşağıya atlamaz

Ama insanlar öyle mi? Düşünce gücü bize verilmiş diye her şeyi düşünürüz, irdeleriz. Sonra da paranoyak, zayıf bir insan haline geliriz. Kibrimiz bizi ele geçirir; ölürüz, öldürürüz. 'Çok düşünmekten delirdi' tabirini hiç duymadınız mı? Ben duydum. Halbuki bu hayatı olduğunca basit, olduğunca zeytin-ekmek gibi yaşamak lazım." Hayatın ta kendisi bu kitap. Başsız ve sonsuz, iyi ve kötü, geçmiş ve gelecek... Size kendinizi, geldiğiniz yeri, geçtiğiniz insanları düşündürtecek bir öykü.

Aynı zamanda üzen, acıtan bir yolculuk. İlk aşkınızı, ilk kankanızı, ilk rakınızı hatırlatacak. Bazen içinizdeki ebeveyni, bazen de içinizdeki küçük çocuğu su yüzüne çıkarıp acımadan duvardan duvara çarpacak.

Güldürecek de sizi, merak etmeyin. Kendinizi ördek yürüyüşü yapmaya çalışırken, yoğurtlu semizotunu nasıl yediğinizi düşünürken ya da eski 37 ekran televizyonunuzun açma düğmesini hatırlamaya çalışırken bulacaksınız. O kadar gerçek ki, sizi sürükleyecek. Nereye götürürse... Ama en çok, bir arayışın öyküsü bu, göreceksiniz. Arayışların...

"Kibrit çakıyorsun karanlıkta badem çiçeklerini görmek için"
-Can Yücel-
(Tanıtım Bülteninden)
106 syf.
·Beğendi·7/10
Bir meyhane bana ne katar demeyin. Arkadaşlıkları yasanmisliklari mahalle kültürünü herseyi alabilirsiniz oradan. Her karakterin farkli bir hikayesi ve guzel konusuyla okunmaya deger.
106 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Genelde pek tanınmayan yazarlar ve kitapları hakkında ön yargılı olan ya da kararsız kalan okuyucular vardır ya...Sözüm onlara.Sıcacık bir kitaptı bence.Herkesin az çok kendinde bir şeyler bulabileceği okurken bol bol güldüğüm,düşündüğüm samimi bir kitaptı.
106 syf.
·Beğendi·10/10
Yağmurlu bir akşamüstü, sokakta önüme bir taşı katmış umarsızca yürürken kulağıma gelen Neşet Ertaş'ın sesiyle birden durup kaldırıyorum başımı, yan tarafımda el emeği bir levhada "Hayat Meyhanesi" yazıyor. Sonra kapıdaki engin bıyıklı, içten gülüşlü, dost canlısı bir adam beni içeri buyur ediyor. Biliyorum ki içeride güzelliklerden bahsediliyor, bağlama çalınıyor ve halaylar çekiliyor gülümseyerek giriyorum o hâlde...

Ne demek ben Emrah Ateş okumadım:))
106 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Hayat Meyhanesinin Cam Kenarı ile başlayıp Mutfağında sona eren bir hikaye...
Sizi düşündürecek, üzecek, içinizi acıtacak,ama aynı zamanda sizi güldürecek geçmişe yolculuk etmenizi de sağlayacak...

Kitap 3 kısımdan oluşuyor.
Cam Kenarı , Duvar Dibi ve Mutfak
Her kısım birer kişinin ağzından kendi hikayeleri olarak anlatılmış ama en osnunda yine Hayat Meyhanesi'nde buluşuyor hikayeleri.
3. bölümün yani Mutfak bölümünün başında Sabahattin Ali'nin en sevdiğim yazısına yer verilmiş; "Sonra çıkıyorsun dışarı, bakıyorsun güneş hala tepede.
Bir cigara yakıyorsun ve yıllardır kurduğun o cümleyi bilmem kaçıncı kez kuruyorsun: "N'apalım, kısmet değilmiiş..." "
106 syf.
·10/10
Burası #hayatmeyhanesi
Okurken sahibi,müşterileri ve mutfak çalışanları ile farklı hayatlara dokunacağınız bazen gülümseyip bazende hüzünleneceğiniz bizden içimizden bir kitap
106 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Emrah Ateş 'in "Hayat Meyhanesi"; okurken tozlu rafları, cila üstüne cilayla kaplandığından hafif yapışkan ahşap masaları, peynir, kavun, sarımsak ve anason kokularıyla, her sayfa çevirişinizde selamlıyor sizi.
Bu eski, küçük, salaş ama huzurlu meyhanede yaşıyorsunuz; kitapta meyhane, okurken apartman, düşününce mahalleniz, doğduğunuz yer veya doyduğunuz yer oluyor tüm karakterler.
Hangi sıkıntnız olursa olsun, alınacak bir ders, gülünecek bir anı, anlatılacak bir hikaye ile de bezeniyor.
Kalemine sağlık...
"...O yüzden hep diyorum, insanlar konuştuklarına hep dikkat etmeli.Kelimelerden daha güçlü bir silah yok."
"Çünkü insanın hayatında aldığı en büyük kararlar,hayatındaki en derin yaralardan kaynaklanır.Aldığımız o kararlar, o yaralara pansuman olsun diyedir."
Erkekler her şeyi daha kolay yaşıyorken kadınların bazı şeyleri yaşaması için devlet desteğine ihtiyacı vardır, evlilik gibi. Ülke, sinema ve kafe köşelerinde buluşup daha bir kere öpüşmeden evlenen insanlarla dolu. Sonra al sana kadın cinayeti, al sana boşanmalar, şunlar bunlar. İki bedeni bir hale getiremedikten sonra samanlık seyran olmuyor. Atasözünde bile samanlık kavramı sevişesin diye var. Kimse sevişmiyor ama.
Sevgi meselesini öyle kalıplaştırdılar ki yeni nesilin tek yaptığı seviyormuş gibi görünmek. Çağımızın hastalığı hissedememek olmuş.
"Lanet olsun, sevmeyi bile beceremiyorlar!"
Dedim ki, kızım pahalı hediyeler anca korkak erkeklerin işidir. Sen ondan ayrılınca telefonu ona vereceksin. Aslında o telefon senin değil yani. Pahalı hediyelerle seni elinde tutuyor. Sana kendini suçlu hissettiriyor. Adam sana telefon değil zincir almış kızım. Uyan rüyadan. Bu mu delikanlılık ?"
"Hakikaten bu cümleleri söyledin mi lan?"
"Söyleyeceğim tabi abi. Turgut Uyar'ın askerleriyiz."
"O kim la?"
"Senden güzel olmasın, güzel bir abimiz."
Zamanında insanları (bknz: Sait Faik Abasıyanık, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı) Bodrum'a sürerlermiş ceza olarak. Şimdi ise bir hafta Bodrum'da tatil yapmak için aylarca çalışmak zorundasın. Hayat çok garip.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hayat Meyhanesi
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
106
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944915748
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kent Kitap
"İnsanlar ve hayvanlar arasındaki en güzel farkın düşünmek olduğunu söylerler. Alakası yok. İnsanları zaten çoğu zaman hayvanlaştıran çok düşünmeleridir. Siz hiç içinden, simit atılmadı diye vapura küsen martı duydunuz mu? Hayır. Çünkü onun hayatı basittir, yaşamak ve doğuştan gelen tüm isteklerini gerçekleştirmek zorundadır. Yemek yiyecekse eğer, o yemeği almak için uğraşır, çabalar, didinir. Hiçbir hayvan kendisine yemek verilmedi diye yüksek bir binanın tepesinden aşağıya atlamaz

Ama insanlar öyle mi? Düşünce gücü bize verilmiş diye her şeyi düşünürüz, irdeleriz. Sonra da paranoyak, zayıf bir insan haline geliriz. Kibrimiz bizi ele geçirir; ölürüz, öldürürüz. 'Çok düşünmekten delirdi' tabirini hiç duymadınız mı? Ben duydum. Halbuki bu hayatı olduğunca basit, olduğunca zeytin-ekmek gibi yaşamak lazım." Hayatın ta kendisi bu kitap. Başsız ve sonsuz, iyi ve kötü, geçmiş ve gelecek... Size kendinizi, geldiğiniz yeri, geçtiğiniz insanları düşündürtecek bir öykü.

Aynı zamanda üzen, acıtan bir yolculuk. İlk aşkınızı, ilk kankanızı, ilk rakınızı hatırlatacak. Bazen içinizdeki ebeveyni, bazen de içinizdeki küçük çocuğu su yüzüne çıkarıp acımadan duvardan duvara çarpacak.

Güldürecek de sizi, merak etmeyin. Kendinizi ördek yürüyüşü yapmaya çalışırken, yoğurtlu semizotunu nasıl yediğinizi düşünürken ya da eski 37 ekran televizyonunuzun açma düğmesini hatırlamaya çalışırken bulacaksınız. O kadar gerçek ki, sizi sürükleyecek. Nereye götürürse... Ama en çok, bir arayışın öyküsü bu, göreceksiniz. Arayışların...

"Kibrit çakıyorsun karanlıkta badem çiçeklerini görmek için"
-Can Yücel-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 17 okur

  • Sezin
  • Çaça
  • sinem sezer
  • Yıldız•
  • Sirius Black
  • Derya Pembe
  • Tolga Eligül
  • Safiye Bilgi
  • Sedat Polat
  • Uğur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (4)
9
%16.7 (2)
8
%8.3 (1)
7
%16.7 (2)
6
%8.3 (1)
5
%8.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%8.3 (1)