Hayatımdan Portreler

·
Okunma
·
Beğeni
·
330
Gösterim
Adı:
Hayatımdan Portreler
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
163
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059132541
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Yayınları
Şehirli olmak, o şehri inşa eden toplumların medeniyet tasavvurlarını anlamaktan ve bu medeniyetlerin izlerini takip etmekten geçer.Bu izleri görünür kılma çabasıyla ortaya koyduğumuz, ilk sayısında Bizans tarihçisi Prof. Dr. Semavi Eyice’yi misafir ettiğimiz İstanbul’a Dair serisinin bu ikinci kitabında, günümüzün önemli fikir adamlarından Prof. Dr. Sadettin Ökten’le gerçekleştirdiğimiz söyleşiler yer alıyor.

Hayatımdan Portreler alt başlıklı kitapta, Sadettin Ökten’in kendi şahsiyetini inşa eden aile büyüklerinden ve hayatını şekillendiren hadiselerden bahsediliyor. İstanbullu bir ailenin ev hayatına, fertlerin birbirleriyle münasebetlerine, özel günlere has âdetlere, toplumun kültürel kodlarının yeni nesillere aktarılış biçimine şahitlik ettiğimiz hatıraların fonunu ise İstanbul oluşturuyor.

Altmış yıl öncesinin Karagümrük, Beyazıt, Kanlıca, Heybeliada, Büyükdere gibi kadim İstanbul semtlerinde dolaştırarak dönemin şartlarını ve insanlarını idrak etme fırsatı veren bu eseri istifadenize sunarken, teklifimizi geri çevirmeyerek projemize dâhil olan Sadettin Ökten’e teşekkürlerimizi sunuyoruz.
163 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Yazarlığı ile tanınmasının yanı sıra yüksek inşaat mühendisi de olan, ayrıca Celaleddin Ökten'in oğlu olarak bilinen Prof. Dr. Sadettin Ökten'in gençlik yıllarını, aile efradını, yakın uzak bazı akrabalarını tanıtan, ayrıca tanıtırken bir eski İstanbul portresi de çizen güzel bir kitabı.

"Üzerimde hakkı olan ailemden hatırlayabildiğim hatıralarımı nakletmek isterim. Ben bu hatıraları naklederken ancak bir hayra vesile olmak gibi bir niyazım olur. Bugün o hatıraları nasıl değerlendiriyorum, o hatıralar zaman içerisinde benim hayatımda nasıl roller oynadılar ve ne manaya geldiler, bunu değerlendirmeye çalışacağım. Bir nostaljik unsur mu idiler yoksa her an elimden tutan icabını çoğu kere yapamasam da bana yol gösteren 'doğru yol budur' diyen hatıralar mı idi onlar."
diyerek başlıyor söze ve kitaba Sadettin Ökten. Daha sonra pederim diye bahsettiği Celaleddin Ökten'i anlatmaya çalışarak devam ediyor. Nasıl anlatıyor? Yeri geliyor babasının eğitim yönteminden örneklerle, yeri geliyor kendi karakterine münhasır olan eylem tarzını gösteren işleriyle, bazen de babasının çevresini anlatıp onlarla münasebetlerini dile getirerek yapıyor bunu. Tüm bunlar olup biterken arkada bir eski İstanbul havası esiyor, İstanbul'un hangi semtlerinden nasıl ilham alarak yaşadıkları hissettiriliyor. Sadettin Ökten anlattıkça zaman ilerliyor, çocukluğa dair anılar, vakit geçtikçe olgunlaşan çocukluk fotoğraflarıyla destekleniyor.

Sadettin Ökten'in üslubu doğal bir üslup, oldukça samimi, fevkalade içten. Konuşur gibi yazmış cümlelerini. Zorlamayla ağır ağdalı kelimeleri kullanmamakla beraber eski zamanlardan günümüze kalan bazı az bilinen kelimeleri de bahsettiğim doğallığın içinde kullanan bir üslup. Bu üslubun içerisinde farklı vesilelerle paylaşılmış, hatıraların içinde önemli yer arz eden beyitler, şiir dizeleri, nasihatler, hayatına yüksek tesirde bulunmuş sözler mevcut.

Çerçeve bu. Bu çerçeve ve üslupla kitabın hacminin diğer aile fertleri de anlatıldıkça genişlediğini düşünebilirsiniz: Dayıları, ablaları, validem diyerek anlattığı annesi, teyzeleri, yengeleri. İstanbul'un atmosferini duyururken Osmanlı mirasından kalan bir dokuyu da hissettiren anılar, paylaşımlar ve konuşma üslubu.

Kitabın Osmanlı'dan miras kalan atmosferi hiç değilse duyumsamakla anlamaya yardımcı olacağı, maneviyatın da müspet ilimlerin de talibi olarak gayet önemli bir yol kat etmiş bir büyüğümüzden esinlenmeye vesile olabileceği, eski İstanbul'u düşünüp bugünle kıyaslamakla güzel ve ufuk açıcı bir perspektif yakalanabileceği gibi sebeplerden dolayı okunmasının çok güzel katkılar vereceğini düşünüyorum. Velhasıl sohbet edenlerle sohbet edelim, eski deyince korkmayalım, hatıratlara hürmet edelim, ve okuyalım diyerek bu kitabı soranlara içtenlikle tavsiye edebilirim. Vesselam.
163 syf.
·10/10
Saadettin Ökten'i bir kültür söyleşisinde tanımıştım bu kitabida o vesile ile aldım. Kitapta kendi hayatindan ve eski istanbuldan cokca söz ediyor. Bizzat eski tekkeler ve seyhlerle ilgili olan anektodlar cok hosuma gitti. Biyografi sevenlere tavsiyemdir.
163 syf.
·9 günde
Böyle güzel bir geçmişi yaşayanları satır aralarından takip etmek oldukça keyifli.
Yaşanılanlar ,satırlara dökülenler ihtişamlı bir mazinin Yazarın zihninde derinlemesine bıraktığı izlerin pırıldayan kalıntıları gibi.
163 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle kitabın üslûbunun fevkalâde samimi olduğunu söylemeyelim, zirâ bittiğinde Sadettin Hoca ile günlerdir berabermişim, dizinin dibinde dinlemişim hatırâtı da, sonra ayrılmışız gibi hissettim. Yakınlarının hayatı üzerinden kendi mâcerasını, eski İstanbul'u, eski Türkiye'yi, örfümüzü, an'anemizi ve hasletlerimizi anlattığı kitaptan öğreneceği çok şey var bugünün gençlerinin. Bu nedenle en büyük talep kitlesi gençlerden olmalı. Bununla birlikte bir medeniyetin -son demleri de olsa- insanlara nice güzellikler kazandırdığını bu kitapta yoğun bir şekilde hissediyorsunuz. Geçmişi hasretle anan insanlarımız için iyi bir şans niteliğinde bu hatıraların kayda geçmesi. Yani ilgilisi vakit kaybetmeden edinmeli ve çıkarılacak derslerden kendini mahrum etmemeli..
163 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Kültür yayınlarından çok yerinde bir kitap. Istanbullu denilince akla gelicek isimlerden Sadettin hoca. Kendi yaşantısıyla, ailesinin yaşantısıyla kültür abidesi. Öğrenecek o kadar çok şeyimiz var ki. Okudukça eskinin naif güzelliği ruhumu sarıyor, uzaklardan gelen hoş bir sâda kalıyor geriye
Ve biz belki o basit şeylerle, kağıt, bez, pamuk gibi şeylerle kendimize ayrı bir dünya inşa ederdik. Şimdi bunun tam tersi yapılıyor. Biz dünyayı kurgulardık. Şimdi ise bütün çocuklar kurgulanmış bir dünyada esir ediliyor. Neredeyse tümüyle bitmiş bir hikaye seyrediyorlar.
Şunu anlıyorsunuz; insanlara çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Bir cümle söyleyin, bir kelime söyleyin, adam anlıyor zaten ne demek istediğinizi. Yapma, etme demeye gerek yok. Yapacaksa yapar ama ikaz kulağında kalır. Biliyor o zaten yaptığı işin ne olduğunu ama sen tavrını belli et, izi kalsın.
Ben hâlâ bulutlara bakarım. Ve bulutlara bakarak biçimlerinden bir küçük dünya kurarım içimde. Özellikle sonbaharda ve güneş gurûb ederken. Sonbaharı çok severim...
"Ve biz belki basit şeylerle, kağıt, bez, pamuk gibi şeylerle kendimize ayrı bir dünya inşâ ederdik. Şimdi bunun tam tersi yapılıyor. Biz dünyayı kurgulardık. Şimdi ise bütün çocuklar kurgulanmış bir dünyada esir ediliyor. Nerdeyse tümü ile bitmiş bir hikâye seyrediyorlar."
Sadettin Ökten
Sayfa 134 - İstanbul Kültür A.Ş. Yayınları
(...) Her yerde bozulmak vardır. Onun hiç üzerinde durmayın! Bu âlem kevn ü fesad âlemi.. Yapılır, bozulur, böyle gider. Biz yaşarken hangi safhaya rast geldik bunu bilemeyiz, bilsek de değiştiremeyiz. Ömür kısa, güzelliklerden istifade etmeye bakalım düşüncesindeyim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hayatımdan Portreler
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
163
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059132541
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Yayınları
Şehirli olmak, o şehri inşa eden toplumların medeniyet tasavvurlarını anlamaktan ve bu medeniyetlerin izlerini takip etmekten geçer.Bu izleri görünür kılma çabasıyla ortaya koyduğumuz, ilk sayısında Bizans tarihçisi Prof. Dr. Semavi Eyice’yi misafir ettiğimiz İstanbul’a Dair serisinin bu ikinci kitabında, günümüzün önemli fikir adamlarından Prof. Dr. Sadettin Ökten’le gerçekleştirdiğimiz söyleşiler yer alıyor.

Hayatımdan Portreler alt başlıklı kitapta, Sadettin Ökten’in kendi şahsiyetini inşa eden aile büyüklerinden ve hayatını şekillendiren hadiselerden bahsediliyor. İstanbullu bir ailenin ev hayatına, fertlerin birbirleriyle münasebetlerine, özel günlere has âdetlere, toplumun kültürel kodlarının yeni nesillere aktarılış biçimine şahitlik ettiğimiz hatıraların fonunu ise İstanbul oluşturuyor.

Altmış yıl öncesinin Karagümrük, Beyazıt, Kanlıca, Heybeliada, Büyükdere gibi kadim İstanbul semtlerinde dolaştırarak dönemin şartlarını ve insanlarını idrak etme fırsatı veren bu eseri istifadenize sunarken, teklifimizi geri çevirmeyerek projemize dâhil olan Sadettin Ökten’e teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • Ümit
  • tülay sözer
  • zahide nur maraşlı
  • Hakan YILDIRIM
  • Kübra Türkyılmaz
  • Nun
  • Numan Ermiş
  • Mihrimah
  • Eda Nur Çakır
  • Rana

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%53.8 (7)
9
%30.8 (4)
8
%15.4 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0