Hayatın Anlamı

8,3/10  (26 Oy) · 
100 okunma  · 
24 beğeni  · 
1.310 gösterim
Bir gün çok zengin bir adam oğlunu yanına alarak, insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek için bir köye götürdü. Çok fakir bir ailenin evinde bir gün bir gece geçirdiler.

Şehre dönerken baba oğluna sordu: "Yolculuğumuzu nasıl buldun?" "Çok güzeldi babacığım" diye cevap verdi oğul. "İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün değil mi?" "Evet." "Peki ne öğrendin?" "Şunu gördüm" dedi oğul: "Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına gelen bir havuzumuz var, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim terasımız ön bahçeye kadar, onların ki ise ufka kadar uzanıyor." Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi. Ve çocuk ekledi: "Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğiniz için, teşekkür ederim babacığım!"
(Tanıtım Bülteninden)
Aslıhan Alpaslan 
25 May 14:41 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap adı gibi hayatın anlamını anlatan 12 hikayeden oluşuyor. Okurken diyorsun ki vay be gerçekten öyle, iyilik, güzellik, sevgi ve dürüstlük dolu hikayeler. Tolstoy bu hikayelerin de Allah inancını anlatmaya çalışmış. Hikayeler masalımsı gelebilir, çünkü şu an ki dünya düzeni o kadar değişmiş durumda ki maddiyat maneviyatın önüne fazlası ile geçmiş durumda.
Üç Soru adlı hikayesi en beğendim hikaye oldu. Bir işe ne zaman başlanılacağı, kimlerle çalışıp kimlerle çalışılmayacağı, hangi işin daha önemli olduğu sorularını bizde bugün kendimize ara ara sormuyor muyuz. Daha ilkokul yıllarında ileride ne olacağımız sorusu ile karşılaşıp, hayatta kimlerle birlikte olacağımızı ve en önce ne yapmamız gerektiğini aramıyor muyuz.
Tolstoy okurken düşüncelerimiz ağırlaşabiliyor, ruh halini çözebilmek için kendinizi onun yerine koymaya çalışıyorsunuz. Öyle bir yazar ki hayat ona vermiş ama o yine de aramış aramış. Keyifli okumalar...

Yeşim Gökyıldız 
18 Haz 01:00 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 7/10 puan

İçerisinde dersler bulunan öyküler var kitapta. Benim okuduğum ilk Tolstoy kitabıydı kendisi. Çok beğendiğimi söyleyemem kitabı ama kolay okunabilirdi,akıcıydı,güzeldi.Fakat hafızamda çok uzun süre yer edeceğini sanmıyorum.

yusuf taş 
17 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Tüm hayatını arayışla geçiren Tolstoy birikimlerini bu harika kitapta toplamış. Yazar, hayatınıza hangi kuralları koymaktan ziyade nasıl yaşamanız gerektiği hususunda yol gösteriyor. Türk-İslam edebiyatının ağır bir dille yazılmış didaktik eserlerinden sıkılanlar için bulunmaz bir alternatif.

Ramazan Bilgiç 
28 Haz 2016 · Kitabı okudu · 40 günde · Beğendi · 10/10 puan

Gerçekten okuduktan sonra hayatı anlama yönünde ufkumu genişleten bir kitap oldu. İsminin hakkını veren çok çok mühim bir yapıt. Hayatımızda yaşadığımız ve çokta önemsemediğimiz bir takım olaylara, insan hırsına, inancın gerçek amacına ve inancın hayatımızdaki tezahürünü anlamayı sağlayan ve bize bu konular hakkında yeni ufuklar açan bir kitap.Okuduğunuz her hikaye de anlatılan olayın üzerinizde bıraktığı etki ile kitabı hayatınız da bir başyapıt yapacağınız ve hayatınızın her dönemin de dönüp dönüp hikayeleri tekrardan okuyup anlamak isteyeceğiniz bir kitap. Özellikle insan psikolojisine eğilişi ve bunu Allah inancı etrafında gelişen hikayelerle insan inancı ve insan inancının amacını her hikayede başarılı bir şekilde anlatışı beni Tolstoy'a bir kez daha hayran bıraktı.İnsanların hırs ve nankörlüklerin insan hayatı ve psikolojisine etkisi bunun hayatta ki tezahürü ve Allah'ın bu hayatlarda biz insanlara vermek isteği mesajları çok güzel bir dille anlatıyor Tolstoy. Kitabı okuduktan sonra yaşama, inanca ve inanmanın hayatımızda ki etkisine olan bakış açım çokta değişti. Bu değişimi ufuk genişlemesini bana sağladığı için Tolstoy'a sonsuz teşekkürler. Mutlaka okumanızı öneririm.

Zaali 
 03 Ağu 23:42 · Kitabı okumadı · Puan vermedi

Kitaba ismini de veren hikâye (Hayatın Anlamı) insanda kontrolden çıkan hırsın neticelerini anlamak ve aslında insanın neye ihtiyacı olduğunu bilmek bahsinde ayrı bir önem teşkil ediyor. Bütün bir ömür kahrını çekilen şeyin aslına varamadan onca emekle beraber büsbütün bir hayatın nasıl kuş olup uçabileceğine ve bu yolun nasıl yüründüğüne tâbiri caizse adım adım değinmiş yazar. Hırsı, saatte 300 kilometre hızla giderken birden kontrolden çıkan bir aracın içindeki şoförün (ve hatta diğer koltuklarda oturanlar) yaşadıklarına da benzetebiliriz. Daha erken varmak, daha çok kazanmak, daha iyi yaşamak, daha daha daha derken varamadan, kazanamadan, yaşayamadan ölen, öldüren bir dert.

Bir hikâye ile özetleyerek noktayı koyayım:

Biri İsa ile arkadaşlık yapmak istedi beraber seyahate çıktılar. Bir nehrin kıyısında yemek yediler. Beraberlerinde üç ekmek vardı ikisini yediler. İsa nehire gitti. Su içti, dönünce kalan ekmeği bulamadı ve o kişiye "Ekmeği kim götürdü" dedi. Kişi "Bilmiyorum" dedi.

İsa arkadaşı ile beraber yola devam etti. Beraberinde iki yavrusu olan bir geyik gördü. İsa geyik yavrularından birini çağırdı, onu kesti, hem kendisi hem arkadaşı yediler. Sonra Geyik yavrusuna "Allah'ın izniyle kalk" dedi. Geyik yavrusu kalktı ve yürüdü. İsa arkadaşına dönüp şöyle dedi: "Sana bu mucizeyi gösteren Allah adına yemin veriyorum. "O ekmeği kim aldı?" Kişi "Bilmiyorum" dedi.

Sonra bir dereye geldiler. İsa onun elinden tutup su üzerinde yürüdüler. Öbür tarafa geçince "Şu mucizeyi sana gösteren Allah'ın hakkı için, o ekmeği kim aldı?" dedi. Kişi "Bilmiyorum" dedi.

Sonra bir çöle varıp oturdular. Hz İsa toprak ve kum topladı. Sonra Allah'ın izniyle "Altın ol" dedi. Toprak altın oluverdi. O altınları üçe böldü. Sonra dedi ki: "Üçte biri benim, üçte biri senin, üçte biri de O ekmeği alanındır" Bunun üzerine kişi "Ekmeği ben aldım" dedi. İsa da "O halde hepsi senin olsun" dedi ve ondan ayrıldı.

İsa ayrıldıktan sonra onun yanına iki kişi geldi. Çölde yanında altınları görünce ondan alıp, onu öldürmek istediler. O yalvararak bunu üçe taksim edelim dedi. Biri "Birimiz köye gidelim ki bize bir yemek satın alsın da yiyelim" dedi. Birisini köye gönderdiler. Köye gönderilen kişi malın tamamına kavuşmak için, aldığı yiyeceğe zehir koydu. Altının yanında kalan iki kişi ise, o gelince onu öldürdüler. Zehirli yemeği yiyince kendileride öldü. Mal çölde sahipsiz kaldı.
.
İsa onlar bu halde iken yanlarından geçti ve arkadaşlarına şöyle dedi: "İşte dünya budur. Dünyadan sakının!"

Kitaptan 12 Alıntı

seher 
29 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

'........her ne kadar insanlar kendileri için kaygı çekmekle yaşadıklarını zannederlerse de, hakikatte onlar yalnız sevgiyle yaşarlar. Kendisinde sevgi olan, Allah’a yakındır ve Allah da ona yakındır, çünkü Allah seveni sever.”

Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 75)Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 75)

GAYE
Yaşamak, ALLAH ’ ın emrini yerine getirmek için çalışmaktır. Gerçek zevki burada aramak lazımdır.

ALLAH ’ ın emrini yerine getirdiğimiz müddetçe hayattan zevk alırız. Bu zevki bizlere bağışlayan Allah’tır.

ALLAH'IN emrini yerine getirmeye çalışmaksızın emek ağacından zevk yemişleri toplamayı düşünmek, çiçekleri sapından koparıp, toprağa köksüz dikmek gibidir.

Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 23)Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 23)

Şunu hatırından çıkarma ki, en uygun zaman, içinde bulunduğun zamandır. Çünkü ancak o zaman kendi kendimize hâkimizdir.

Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç TolstoyHayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy

Bir gün çok zengin bir adam oğlunu yanına alarak, insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek için bir köye gotürdü. Çok fakir bir ailenin evinde bir gün-bir gece geçirdiler.

Şehre dönerken baba oğluna sordu: "Yolculuğumuzu nasıl buldun?" "Çok güzeldi babacığım" diye cevap verdi oğul. "İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün değil mi?" "Evet." "Peki ne öğrendin?" "Şunu gördüm" dedi oğul: "Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına gelen bir havuzumuz var, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim terasımız ön bahçeye kadar, onların ki ise ufka kadar uzanıyor." Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi. Ve çocuk ekledi: "Ne kadar fakir olduğumuzu gös-terdiğiniz için, teşekkür ederim babacığım!"

Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç TolstoyHayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy

Nerede Sevgi Orada Allah
İşi çoktu. Çünkü Martın iyi çalışır, kaliteli malzeme kullanır, fazla para almaz, sözünü tutardı. Söz verdiği zaman içinde yapabilecekse, işi üzerine alır, yapamayacaksa yalan söylemezdi.

Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 27 - Arkhe)Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 27 - Arkhe)

Nerede Sevgi Orada Allah
Yükselen alçalır, alçalan yükselir derdi hep. Sizler bana Rab demektesiniz. Ben ise sizin ayaklarınızı yıkamaktayım. Efendi olmak isteyen, herkesin hizmetçisi olmalıdır. Çünkü Allah fakir, uysal ve merhametli kimseleri kutsamıştır.

Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 34)Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 34)

Üç Soru
Öyle ise şunu hatırından çıkarma ki, en uygun zaman 'içinde bulunduğun zamandır'. Çünkü ancak o zaman kendi kendimize hakimizdir. En uygun adam da senin şimdi buluştuğun adamdır. Çünkü bu adamın başka adamlarla işi olup olmayacağı, hiç de belli değildir. En önemli iş de ona iyilik etmektir.

Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 47)Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 47)
seher 
 29 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Öyle ise şunu hatırından çıkarma ki, en uygun zaman içinde bulunduğun zamandır. Çünkü ancak o zaman kendi kendimize hâkimizdir. En uygun adam da senin şimdi buluştuğun adamdır. Çünkü bu adamın başka adamlarla işi olup olmayacağı, hiç de belli değildir. En önemli iş de ona iyilik etmektir. Çünkü insan bu dünyaya yalnız iyilik etmek için gönderilmiştir.

Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 47)Hayatın Anlamı, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 47)
2 /