Hayatın Anlamı (Toplu Eserleri #3)

·
Okunma
·
Beğeni
·
11126
Gösterim
Adı:
Hayatın Anlamı
Alt başlık:
Toplu Eserleri #3
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754686784
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Hayatımız öncelikle bakır bozukluklarla yapılmış bir ödemeye benzer; bizim bu ödemeye karşı bir alındı makbuzu vermemiz gerekir; bakır bozukluklar günler, alındı makbuzu ölümdür.

Zamanın bizi telaş içerisinde biteviye koşturup durması, bize asla nefes alma imkânı sunmaması, elinde kamçıyla buyurgan bir işveren gibi hepimizin tepesinde beklemesi ile hayatımızın bir azap ve işkenceye dönmesi arasında en küçük bir bağ kurma imkânı yoktur. Zaman yalnızca can sıkıntısının cenderesi içinde kıvrananların başına bela kesilmez ve onları sıkboğaz etmez.

Varsayalım insan soyu kaldırılıp her şeyin kendiliğinden gelişip olgunlaştığı, sütlerin balların yerden kaynadığı, yiyeceklerin dallarından koparılmayı beklediği, herkesin gönlünden geçirdiğini hiç vakit kaybetmeksizin önünde bulduğu ve elde etmekte hiç güçlükle karşılaşmadığı Utopia ülkesine götürüldü; o zaman ne yapardı bu insanlar? Ya can sıkıntısından ölürlerdi, ya kendilerini asarlardı ya da olmadı birbirlerine düşerler, kavga dövüş birbirlerini boğup öldürürlerdi.
96 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
İncelemeye başlarken öncelikle bu kitabı okumaması gerekenleri sıralıyorum:

1) Acıyı sevmeyenler
2) Hayatı ciddiye almayanlar, vurdumduymaz olup hiçbir şeyi umursamayanlar, rahatlığına düşkün olanlar.
3) Hayatı toz pembe sananlar, çekinilen resimler gibi yaşadığını sananlar
4) Ön yargılı olanlar( özellikle yazara)
5)"Felsefe ne ki?" diyenler.

Okumasınlar denmez elbet. Mümkün olsa ve okusalar. Ancak okuduklarında yarım bırakma yahut bitirseler bile kitabı yerme gibi davranışlar ortaya çıkabilir. Buna karşı olarak korunmalı bu kitap.

Onun dışında mümkünse herkes okusun bu kitabı ve tanışmadıysanız hala Arthur Schopenhauer ile tanışın artık!

Beni en çok etkileyen ve durmama sebep olan alıntıyı buraya da ekleyerek başlıyorum:
" Bulutun önünde ve arkasında her şey pırıl pırıldır, sadece kendisi her zaman gölge düşürür. Bundan dolayı içinde bulunulan an her zaman yetersizdir, ama gelecek belirsiz ve geçmiş geri dönülemezdir."( Say Yay. Syf:10)

Gelecek belirsiz ise onunla ilgili doğru bir tespit mümkün değildir. Gelecek de şimdi olacak bir zaman sonra, karanlık...
Geçmişe ise sürekli özlem vardır ve dönüş yok. Geçmiş de bir zamanlar şimdiydi yine karanlık...

Büyük bir karamsarlık var gibi gözüküyor değil mi? Aslında çok doğru. Rahatlatıcı şekline bakın: Bir şey beklemeyip kabullenme söz konusu olursa ve bununla yaşanmak öğrenilirse huzur gelsin...

Gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren ölmek için yaşıyoruz. Sayıların anlamı yok... Her şeyin sonu aynı. Bu hayata neler sığdırmış olduğumuz önemsiz. Mutluluk ve acı ne fark eder ki?

Sürekli mutluluk isteyen bizler, elde ettiklerimizden ne zaman tatmin olabildik ki? Asla tatmin olamayıp hep kovalamaya devam edeceğiz. Ne gerek var diyorum o zaman. Sonsuz mutluluk asla mümkün olmaz.

Zengin olduğumuzu hayal edelim. Kocaman evde bir sürü hizmetçi, istediğini al , istediğini ye... Sağlıklısın da hiçbir sıkıntı yok sanıyorsun değil mi?Aslında var. Bu monotonluk ile en büyük sıkıntı: Can sıkıntısı...
Öyleyse varla sıkılmak yerine yok ile acı çekmek daha mantıklı geliyor.
Acı çekmeden, ıstırap olmadan yaşamak koca bir can sıkıntısı.
Acı sadece yendiğinde yakmıyor biliyorsunuz. İnsanın ruhunu da kavuruyor. Ancak çiğ yemek yenmediği gibi yanık yemek de yenmez. Teraziye çevrilmeli yaşam. Denge ile ancak sürdürülebilir hayat...

Seni çok sevdim Arthur Schopenhauer görüşmek üzere...
96 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Schopenhauer'in özellikle hayat ve var olmak üzerine düşünceleri genel karamsarlığından çok daha amansız bir karamsarlığa sahiptir. Bu yüzdendir belki de, hayat üzerine olan karamsar düşünceleriyle çok ünlüdür. Aynı zamanda fazlaca ünlü olduğu bir konuda insan sevmezliği idi. İnsanlara "iki ayaklı hayvanlar" diye hitap edişinden insan sevmezliği fazlasıyla aşikârdır. Ayrıca, o insan sevmezliği ve kişinin kendisini insanlardan izole etmesini, eksiklikten öte bir erdem olarak görmekteydi. Zaten Schopenhauer'e göre, erdemli ve olgun bir insan başkalarından hiçbir şey istemeyecek kadar tamamdır, kendi kendine yeterdir, bu yüzden de insanlarla birlikte olmaya veya onlarla çeşitli ilişkiler kurmaya gerek görmez... Kaynak: http://www.felsefe.gen.tr


Esere gelecek olursak, onun gözünde dünya insanın yaşayabileceği en kötü yerdir. Neredeyse tüm dinleri özellikle kiliseyi ve öğretilerini ret eder. İnsan onun gözünde sürekli isteyen, istediği olmayınca da hırçın, hırslı, kinci ve istediğini elde edene kadar, kendini tüm insanlardan üstün görerek bu yolda yaptığı her şeyi mubah sayan bir varlıktır. Dünya ise onun gözünde acı ve ıstırap yeridir...

Schopenhauer'e göre insan istemekten vazgeçtiğinde kurtuluşa erecektir. Çünkü ona göre hayat, tamamen keskin bir azarlama, acı bir paylama olarak görülmeli. Mutlu bir hayat ona göre imkansızdır...

Eser de o kadar çok Latince, Almanca ve farklı dillerde cümle var ki okurken ana konudan uzaklaşıyorsunuz. Notlar ise kimi sayfalarda, sayfanın yarısını kaplıyor. Okurken orjinal eseri çok merak ettim. Çevride yer alan notlar acaba eserin orijinal metninde de bu kadar fazlamı diye düşünmeden edemedim...
144 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Eser, isminden anlaşılacağı üzere hayatı anlamaya yönelik yazılmış felsefi bir eser olmuş.
Yazara göre insan istemekten vazgeçtiğinde kurtuluşa erecektir. Çünkü ona göre hayat, tamamen keskin bir azarlama, acı bir paylama olarak görünmektedir. Yani mutlu bir hayat imkansızdır.
Bu eser yaşanılmış bir hayatın tecrübe edinilmişlerin özünü oluşturuyor. Her ne kadar yaşamak farklı olsada okumakta ayrı bir bilgi ve uyarı niteliğindedir insanın.
Hayatı anlamak için okumaktan ziyade dolu dolu yaşamak kanaatindeyim.
144 syf.
Schopenhauer şu dünya üzerinde oturup karşılıklı konuşmak istediğim, bir çok görüşüne katıldığım, nadir noktalarda (kendi çapımda) eleştirdiğim sayılı insanlardan birisidir. Onun fikirleri, olaylara ve olgulara bakış açısı, kitapları benim için her zaman çok değerli olmuştur. Çoğunluğun aksine karamsarlığa (çok fazla) kapılmadan, sadece Schopenhauer okuduğumun bilincinde olarak tek nefeste bitirmişimdir kitaplarını. Zaten çoğu kitabı kısa, bir günde bitebilecek tarzda kitaplardır.

Kitap hakkında en az bu kitabın sayfa sayısı kadar yorum yapabilirim. Çünkü neredeyse her sayfada altını çizdiğim bir cümle mutlaka var. Her cümlenin bana kattığı bir bakış açısı var. Kendi doğrularınız ile harmanlayıp hayata bakış açınıza yenilik katabilecek bir kitap diye düşünüyorum.

Daha önce hiç Schopenhauer okumamış ve okumayı düşünen arkadaşlarımız var ise, kitaba başlamadan önce yazar hakkında ufak bir araştırma yapıp, bilgi sahibi olduktan sonra okumanızı tavsiye ederim. Aksi hâlde çoğunluk gibi içi karartmaktan başka bir işe yaramayan bir kitap düşüncesine daha ilk cümlelerden kapılabilirsiniz. Anlamlandırarak okuduğunuzda ise, diğer kitaplarına hızla geçmek isteyeceğiniz bir isim olacaktır.

Okumanız ve okutturmanız dileklerimle, bir daha ki incelemede görüşmek üzere.
144 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Schopenhauer'un, düşüncesi insan merkezlidir.
Bütün her şeyin temelinde irade vardır. İrade yaşama isteğidir. İnsanın özüdür.
Hayatın mutluluk gibi amacı olmadığını ve bunun insanın en büyük yanılgısı olduğunu savunur.
Hayat ızdırap ve sefaletle doludur. İnsan alıştığı şeyleri zevk olarak hissetmez, ama onu kaybettiği zaman acı çeker ve farkına varır. Acı gerçektir. İnsan, zekâsıyla acıdan kurtulur. Acı ve sefil hayat, isteklerle orantılıdır.
Mutlu bir hayatın imkansız olduğu düşüncesindedir. Her zaman mutlu olsak her istediğimiz olsa, o zaman da can sıkıntısı başlar. Hayatın gerçekliğini ancak sezgilerimizle kavrayabiliriz der.
Schopenhauer 'u okurken yazdığı cümleler bana gerçekçi ve radikal geldiği için farklı bakış açısı kazandırıyor.
Kitaplarını kendi düşüncelerinizle harmanlayıp okuduğuz zaman hayata bakış açısında yenilikler katacağını düşünüyorum.
144 syf.
·Puan vermedi
Schopenhauer, herhangi bir şeye inanmayan, evhamlı biri olarak anılır. İçinde yaşadığı ortamın sürekli ona kötülük vereceğini düşünür. Gürültüden nefret eder. Ona göre insanların, çoğunluğu hor görülmeye layıktır. Bir nevi yeni Budizm düşler ve çileci yaşamı destekler. Felsefesi, gerçekci ve korkusuz olmak niyetindedir. Onun için acı gerçekleri görmek temel motiftir. Evrensel yargılara ulaşmayı amaçlar. İçinde yaşanılan dünyanın olabilecek en kötü dünya olduğu fikrindedir. Genel olarak yaşamın anlamlılığını sorgular. Kurumsal otoritenin çıkarlar için kullanılmasına karşıdır. Hristiyan ahlakını, kilisenin çıkarlarını koruyan tutumu reddeder. Hayatın bir amacının olduğu ve bu amaç doğrultusunda geliştiği fikrini saçma bulur.
96 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
&Yazarın üslubu;
Öncelikle şunu belirtmek isterim, yazarın anlatış biçimi oldukça ağır. Çoğu ifadeyi anlamak için tekrar tekrar cümleyi sar başa yapabilirsiniz. Herhangi bir konu üzerinde konuşurken anlatımın içinde boğulma riskiniz mevcuttur.

&& Eserin içeriği;
Eser, adından da anlaşılacağı üzere hayatı anlamaya yönelik yazılmış bir eser. Yazar insana hayatı genel olarak kendi bakış açısıyla özetlemeye çalışmış. Çoğu yerde yazara hak vermemek elde değil. Ama hayatı anlamak için okumaktan ziyade yaşamak gerektiğinin taraftarıyım. Bu eser de yaşanılmış bir hayatın tecrübe edilmiş özünü oluşturuyor. Dolayısıyla her ne kadar yaşamak farklı olsa da okumak ayrı bir uyarı niteliğindedir insan için.

Bu tarz eserleri seven kitapseverlerin kesinlikle okuması gerektiğinin kanaatindeyim. Herkese keyifli okumalar dilerim...
144 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10·
Felsefe ile yeni tanışanlar icin yazılmıştır

İlk bölümü ızdırap ve sefalet.
İkinci bölümü üreme ve idare
Üçüncü bölüm hayatın boşluğu
Dördüncü bölüm intihar dan oluşan felsefeye giriş kitabı..


İnsan için hiç doğmamış olmak, güneşin kavurucu ışığını hiç gör­memiş olmak en iyisi olurdu, ama eğer doğmuşsa olabildiğince ça­buk Hades'in kapılarına koşturmalı ve orada yerin altında huzur bulmalıdır.
144 syf.
Hayatı güzel ve anlamlı bir biçimde, herkesin yaşayıp da göremediği ayrıntıları aktaran değerli bir kitap...
Arthur Schopenhauer insanı düşündüren, üzerinden kolayca geçilemeyecek yazılar yazıyor. Hayatın anlamı üzerine kafa yormak isteyenler için okunası bir eser..
144 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Arthur Schopenhauer’in hayatı her anlamda ele aldığı ve sorguladığı eseri. Bu kitabı yaklaşık on yıl önce okumuştum. 1K uygulamasını yeni kullanmaya başladığım için bir kaç alıntı paylaşmak adına kitabı yeniden elime aldım ve özlediğimi farkettim. :)

Kitapta Schopenhauer alıntılar da yapmış. Özellikle cinsellik üzerine ortaya attığı görüşlerinden; “Çocuk babadan iradeyi, yani kişiliği; anneden aklı ya da zekayı alır. Bu sonuncusu kurtarıcı, ilki bağlayıcı ve esir edici bir ilkedir” görüşü harika bir tespit.

Bir Schopenhauer fanatiği olarak okumanızı tavsiye ediyorum. Felsefe ile kalın...
"İnsanlar Tanrı’nın her şeyi tam olması gerektiği gibi yarattığını duymak istiyorlar."
Arthur Schopenhauer
Sayfa 29 - Say Yayınları, 7. Baskı, Çeviri: Ahmet Aydoğan

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hayatın Anlamı
Alt başlık:
Toplu Eserleri #3
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754686784
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Hayatımız öncelikle bakır bozukluklarla yapılmış bir ödemeye benzer; bizim bu ödemeye karşı bir alındı makbuzu vermemiz gerekir; bakır bozukluklar günler, alındı makbuzu ölümdür.

Zamanın bizi telaş içerisinde biteviye koşturup durması, bize asla nefes alma imkânı sunmaması, elinde kamçıyla buyurgan bir işveren gibi hepimizin tepesinde beklemesi ile hayatımızın bir azap ve işkenceye dönmesi arasında en küçük bir bağ kurma imkânı yoktur. Zaman yalnızca can sıkıntısının cenderesi içinde kıvrananların başına bela kesilmez ve onları sıkboğaz etmez.

Varsayalım insan soyu kaldırılıp her şeyin kendiliğinden gelişip olgunlaştığı, sütlerin balların yerden kaynadığı, yiyeceklerin dallarından koparılmayı beklediği, herkesin gönlünden geçirdiğini hiç vakit kaybetmeksizin önünde bulduğu ve elde etmekte hiç güçlükle karşılaşmadığı Utopia ülkesine götürüldü; o zaman ne yapardı bu insanlar? Ya can sıkıntısından ölürlerdi, ya kendilerini asarlardı ya da olmadı birbirlerine düşerler, kavga dövüş birbirlerini boğup öldürürlerdi.

Kitabı okuyanlar 869 okur

  • Ada B.
  • Semra
  • Semih Adak
  • Lectore
  • Osman k
  • Yusuf ÜNLÜ
  • Ömer
  • Yılmaz aydın
  • Zeynep Durmuş
  • Fahrettin saruhan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%1.1
18-24 Yaş
%18
25-34 Yaş
%46.1
35-44 Yaş
%18
45-54 Yaş
%11.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%33.5
Erkek
%66.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.4 (64)
9
%26.2 (66)
8
%23.8 (60)
7
%15.9 (40)
6
%2.8 (7)
5
%2.4 (6)
4
%1.6 (4)
3
%0.4 (1)
2
%0.8 (2)
1
%0.8 (2)

Kitabın sıralamaları