Adı:
Hayatın Anlamı
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-975-468-678-4
Kitabın türü:
Çeviri:
Ahmet Aydoğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Hayatınız öncelikle bakır bozukluklarla yapılmış bir ödemeye benzer; bizim bu ödemeye karşı bir alındı makbuzu vermemiz gerekir; bakır bozukluklar günler, alındı makbuzu ölümdür. (...) Zamanın bizi telaş içerisinde biteviye koşturup durması, bize asla nefes alma imkânı sunmaması, elinde kamçıyla buyurgan bir işveren gibi hepimizin tepesinde beklemesi ile hayatımızın bir azap ve işkenceye dönmesi arasında en küçük bir bağ kurma imkânı yoktur. Zaman ancak can sıkıntısının cenderesi içinde kıvrananların başına bela kesilmez ve onları sık boğaz etmez. (...) Varsayalım insan soyu kaldırılıp her şeyin kendiliğinden gelişip olgunlaştığı, sütlerin balların yerden kaynadığı, yiyeceklerin dallarından koparılmayı beklediği; herkesin gönlünden geçirdiğini hiç vakit kaybetmeksizin önünde bulduğu ve elde etmekte hiç güçlükle karşılaşmadığı Utopia ülkesine götürüldü; o zaman ne yapardı bu insanlar? Ya can sıkıntısından ölürlerdi, ya kendilerini asarlardı ya da olmadı birbirlerine düşerler, kavga dövüş birbirlerini boğup öldürürlerdi.Schopenhauer
İncelemeye başlarken öncelikle bu kitabı okumaması gerekenleri sıralıyorum:

1) Acıyı sevmeyenler
2) Hayatı ciddiye almayanlar, vurdumduymaz olup hiçbir şeyi umursamayanlar, rahatlığına düşkün olanlar.
3) Hayatı toz pembe sananlar, çekinilen resimler gibi yaşadığını sananlar
4) Ön yargılı olanlar( özellikle yazara)
5)"Felsefe ne ki?" diyenler.

Okumasınlar denmez elbet. Mümkün olsa ve okusalar. Ancak okuduklarında yarım bırakma yahut bitirseler bile kitabı yerme gibi davranışlar ortaya çıkabilir. Buna karşı olarak korunmalı bu kitap.

Onun dışında mümkünse herkes okusun bu kitabı ve tanışmadıysanız hala Arthur Schopenhauer ile tanışın artık!

Beni en çok etkileyen ve durmama sebep olan alıntıyı buraya da ekleyerek başlıyorum:
" Bulutun önünde ve arkasında her şey pırıl pırıldır, sadece kendisi her zaman gölge düşürür. Bundan dolayı içinde bulunulan an her zaman yetersizdir, ama gelecek belirsiz ve geçmiş geri dönülemezdir."( Say Yay. Syf:10)

Gelecek belirsiz ise onunla ilgili doğru bir tespit mümkün değildir. Gelecek de şimdi olacak bir zaman sonra, karanlık...
Geçmişe ise sürekli özlem vardır ve dönüş yok. Geçmiş de bir zamanlar şimdiydi yine karanlık...

Büyük bir karamsarlık var gibi gözüküyor değil mi? Aslında çok doğru. Rahatlatıcı şekline bakın: Bir şey beklemeyip kabullenme söz konusu olursa ve bununla yaşanmak öğrenilirse huzur gelsin...

Gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren ölmek için yaşıyoruz. Sayıların anlamı yok... Her şeyin sonu aynı. Bu hayata neler sığdırmış olduğumuz önemsiz. Mutluluk ve acı ne fark eder ki?

Sürekli mutluluk isteyen bizler, elde ettiklerimizden ne zaman tatmin olabildik ki? Asla tatmin olamayıp hep kovalamaya devam edeceğiz. Ne gerek var diyorum o zaman. Sonsuz mutluluk asla mümkün olmaz.

Zengin olduğumuzu hayal edelim. Kocaman evde bir sürü hizmetçi, istediğini al , istediğini ye... Sağlıklısın da hiçbir sıkıntı yok sanıyorsun değil mi?Aslında var. Bu monotonluk ile en büyük sıkıntı: Can sıkıntısı...
Öyleyse varla sıkılmak yerine yok ile acı çekmek daha mantıklı geliyor.
Acı çekmeden, ıstırap olmadan yaşamak koca bir can sıkıntısı.
Acı sadece yendiğinde yakmıyor biliyorsunuz. İnsanın ruhunu da kavuruyor. Ancak çiğ yemek yenmediği gibi yanık yemek de yenmez. Teraziye çevrilmeli yaşam. Denge ile ancak sürdürülebilir hayat...

Seni çok sevdim Arthur Schopenhauer görüşmek üzere...
Schopenhauer'in özellikle hayat ve var olmak üzerine düşünceleri genel karamsarlığından çok daha amansız bir karamsarlığa sahiptir. Bu yüzdendir belki de, hayat üzerine olan karamsar düşünceleriyle çok ünlüdür. Aynı zamanda fazlaca ünlü olduğu bir konuda insan sevmezliği idi. İnsanlara "iki ayaklı hayvanlar" diye hitap edişinden insan sevmezliği fazlasıyla aşikârdır. Ayrıca, o insan sevmezliği ve kişinin kendisini insanlardan izole etmesini, eksiklikten öte bir erdem olarak görmekteydi. Zaten Schopenhauer'e göre, erdemli ve olgun bir insan başkalarından hiçbir şey istemeyecek kadar tamamdır, kendi kendine yeterdir, bu yüzden de insanlarla birlikte olmaya veya onlarla çeşitli ilişkiler kurmaya gerek görmez... Kaynak: http://www.felsefe.gen.tr


Esere gelecek olursak, onun gözünde dünya insanın yaşayabileceği en kötü yerdir. Neredeyse tüm dinleri özellikle kiliseyi ve öğretilerini ret eder. İnsan onun gözünde sürekli isteyen, istediği olmayınca da hırçın, hırslı, kinci ve istediğini elde edene kadar, kendini tüm insanlardan üstün görerek bu yolda yaptığı her şeyi mubah sayan bir varlıktır. Dünya ise onun gözünde acı ve ıstırap yeridir...

Schopenhauer'e göre insan istemekten vazgeçtiğinde kurtuluşa erecektir. Çünkü ona göre hayat, tamamen keskin bir azarlama, acı bir paylama olarak görülmeli. Mutlu bir hayat ona göre imkansızdır...

Eser de o kadar çok Latince, Almanca ve farklı dillerde cümle var ki okurken ana konudan uzaklaşıyorsunuz. Notlar ise kimi sayfalarda, sayfanın yarısını kaplıyor. Okurken orjinal eseri çok merak ettim. Çevride yer alan notlar acaba eserin orijinal metninde de bu kadar fazlamı diye düşünmeden edemedim...
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.888 Oy)8.176 beğeni26.119 okunma636 alıntı127.188 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.001 Oy)3.517 beğeni11.758 okunma1.023 alıntı47.944 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.502 Oy)8.445 beğeni22.939 okunma1.463 alıntı106.146 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.139 Oy)17.541 beğeni39.632 okunma2.138 alıntı165.983 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.252 Oy)8.180 beğeni24.071 okunma1.943 alıntı102.953 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.542 Oy)5.827 beğeni15.292 okunma2.272 alıntı78.903 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.040 Oy)3.095 beğeni9.472 okunma4.092 alıntı85.690 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.847 Oy)7.380 beğeni20.707 okunma693 alıntı80.107 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.081 Oy)7.347 beğeni19.889 okunma3.258 alıntı117.065 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.031 Oy)12.516 beğeni31.857 okunma2.825 alıntı133.028 gösterim
Schopenhauer şu dünya üzerinde oturup karşılıklı konuşmak istediğim, bir çok görüşüne katıldığım, nadir noktalarda (kendi çapımda) eleştirdiğim sayılı insanlardan birisidir. Onun fikirleri, olaylara ve olgulara bakış açısı, kitapları benim için her zaman çok değerli olmuştur. Çoğunluğun aksine karamsarlığa (çok fazla) kapılmadan, sadece Schopenhauer okuduğumun bilincinde olarak tek nefeste bitirmişimdir kitaplarını. Zaten çoğu kitabı kısa, bir günde bitebilecek tarzda kitaplardır.

Kitap hakkında en az bu kitabın sayfa sayısı kadar yorum yapabilirim. Çünkü neredeyse her sayfada altını çizdiğim bir cümle mutlaka var. Her cümlenin bana kattığı bir bakış açısı var. Kendi doğrularınız ile harmanlayıp hayata bakış açınıza yenilik katabilecek bir kitap diye düşünüyorum.

Daha önce hiç Schopenhauer okumamış ve okumayı düşünen arkadaşlarımız var ise, kitaba başlamadan önce yazar hakkında ufak bir araştırma yapıp, bilgi sahibi olduktan sonra okumanızı tavsiye ederim. Aksi hâlde çoğunluk gibi içi karartmaktan başka bir işe yaramayan bir kitap düşüncesine daha ilk cümlelerden kapılabilirsiniz. Anlamlandırarak okuduğunuzda ise, diğer kitaplarına hızla geçmek isteyeceğiniz bir isim olacaktır.

Okumanız ve okutturmanız dileklerimle, bir daha ki incelemede görüşmek üzere.
İlk defa bu kadar kısa bir kitabı yarım bıraktım. Ama bu sefer sebebi farklıydı. Kitap mükemmel bir şekilde gerçekleri, mutluluğu, hayatı yüzünüze vuruyor. Ama her ne kadar gerçekçiliğin katı bir savunucusu olsam da kitabın o melankolik havasını o karamsarlığını öznelliğimden kurtaramadım. Bu yüzden kitabın akışına kapılırken kendimi bir anda karanlıklar içinde buldum. Bu kitap hayatın eğlenmekten tabiri caizse laylaylomdan ibaret olduğunu düşünenler tarafından okunmamalı. Hayatın anlamını arayan naçizane ben'e göre bu intiharın kitabıdır, dibe vurmuşluğun sembolüdür. O yüzden dikkatli olmanızı öneririm. Psikolojinizi bozabilir hatta hastanelik olmanıza kadar vardırabilir. Sonuç olarak Schopenhauer'in bu kitabını karakteri hayatta varmak istediği önemli amaçları bulunanlar okusunlar. Ama hayatın akışında savrulup giden anlamı çok da umursamayan, hayatın her yönüyle güzel olduğunu düşünenler hemen bıraksın ve yavaşça uzaklaşsınlar.
Schopenhauer'in okuduğum ikinci kitabı oldu Hayatın Anlamı. Tolstoy'un Diriliş'inin sıkıcılığını alıp götürdü ve tüm günümü kendine bağlamayı başarabildi.
Henüz tam olarak kendimi "okur" diye niteleyemediğim için felsefi kitaplardan uzak dururum şimdilik ama "Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar"dan tanıdığım için ve üslubunun mükemmelliğini,anlaşılırlığının harikalığını bildiğim için okumaya karar verdim,zerre pişman etmedi beni.
Bana yine "Hayatın Anlamı"nı bulmuş bir dahi olduğunu kanıtladı. Size de kanıtlayacak.
"Hayatımızın başlangıcı sonuna göre ne kadar farklıdır! Başlangıç asılsızca umutlarla, çılgın arzularla, bedensel zevklerin sarhoşluklarıyla doludur, fakat kaçınılmaz son bütün uzuvların çözülüp dağılması ve cesetlerden yayılan fena kokulardır."

Sonsuz bir hiçlikten varlık sahasında boy gösteren insan, tekrar sonsuz bir hiçliğe doğru atılana kadar tüm hayatı huzursuzluk içinde geçer. Schopenhauer, insanın asla mutlu olamayacağı, mutluluğun sadece geçici bir yanılsamadan ibaret olduğunu söyler. Ama yinede insan hayatının sonuna kadar mutlu olma arayışında umudunu korur. Bunun için çeşitli maskeler takar ve çeşitli alanlarda yaşam mücadelesi verir. İnsanın huzursuzluğunun sebebi varlık sahasını benimseyememesinden ileri gelir, çünkü bir kere var oldumu kişi derinlerde özlemini çektiği yokluk tekrar baş-gösterene kadar bir yabancıdır yeryüzüne.
'Hayatın Anlamı' bir sorgulama kitabı, felsefe kitabı. Felsefenin pek çok tanımı var, bunlardan bir tanesi de felsefenin 'Bir bilgi alanının ya da bilimin temelini oluşturan ilkeler bütünü' olduğu görüşüdür. A. Schopenhauer çeşitli açılardan konuyu ele alarak irdelememizi sağlıyor, tümüyle soyutta kalmayarak önemli bir bilgi boşluğunu dolduruyor. S. Zizek diyor, ki 'Kimin felsefeye ihtiyacı var ki diyenler en kötü düşünürlerdir.' dolayısıyla konuya ilgi ve merakı olanlara tavsiye ederim: kolayca, keyif alarak okuduğum ender eserlerden bir tanesi oldu. Okuduğum ilk Schopenhauer kitabı.
- İncelemede sıralamada bütünlük yok ve spoiler içerir!
Schopenhauer'in bakış açıyla değerlendirdim. Dolaysıyla nasıl bir yargıya varacağımız bize kalmış...

İnsan.
"Böyle bir varlıktan ne bekleyebiliriz?" diyor Schopenhauer. Günahkar bir varlığın cezasıyla birlikte ruhunun mezarı ile yeryüzüne gönderilmiş daima ızdırap içindeki yaşamı ve ölümle yazgılanmış bu varlıktan doğrusu ne beklenebilir ki?

Zamanın ve varlığın bilincine varmak...
Hayatın anlamının düşünmek ile bağlantısını kesin olarak söylebilmemiz mümkün. Çünkü zaman ve var olma kavramı, bu açıdan ele alındığında düşünmenin bunları; bilmede, görmede veyahut farkına varmada aynı bağlamda ilişkide oldukları aşikardır. Bunun dışında hissetmek veya algılamak da düşünmenin bir çeşididir. O halde bunların farkına varamadığımız müddetçe yaşayan bir ölü, bir hiç olduğumuz gerçeğini ortaya koyabiliriz.

Hayat bir mücadeledir...
İhtiyaçlarımızı karşılayabilmemiz için çalışmamız gerekiyor. Gereksinim duyduklarımızı elde etmek veya kaçırmamak için de çaba harcamalıyız. Dolayısıyla yaşamın da, varlığın da ancak mücadele ile kazanılacağı belirtiliyor.

Ayrıca, "Kişinin içinde adalet ve sevgiyle dolu merhamet beliriyorsa bu o insanın kendi varlığını bir başkasının varlığında tanımasından kaynaklanıyor."diyor.

Kesin olarak hayatının anlamını ifade etmemiz ya da bir tanım koymamız mümkün değil. Bu kişiden kişiye değişen görüşler ile örneklenebilir...

Varlığımız, yaşadığımız andan ibarettir...
Her geçen zamanda varlığımızdan bir pay kaybetmiş oluruz...

Okumak Yazmak ve Yaşamak Üzerine adlı kitabında da mutluluğun insanın içinde olan ve ona ulaşmak için soyut alemde kalmayı ya da soyut tarafı tercih etmenin gerekli olduğunu da belirten ifadelerinin burada yani Hayat'ın Anlamı'nda da; aslında mutluluk diye bir şeyin olmadığı bunun sadece bir yanılsamadan ibaret olduğu vurguluyor.

Hayatın bir mücadele ile daima hareketle sürdürülebilirliğini söylerken bununla birlikte gelen ızdırap ve acının yanında elde etmek için çaba sarfettiğimiz şeye sonunda sahip olduğumuzda da kalanın sadece bir boşluk ve bu boşlukla gelen can sıkıntısı gerçeği ortaya çıkıyor. O halde mutluluk da, varlık da bir yanılsamadır, sonucunu çıkartıyoruz. Yani hayatta ne yaparsak yapalım, ızdıraptan acıdan veyahut can sıkıntısından kurtulmamız olanaksız...
Schopenhauer, bu dünyanın olabilecek en iyi versiyon olduğunu ironik anlamda bundan daha kötüsü olması halinde zaten var olamayacağını belirtip, aslında fenomen dünyasındaki tezahürümüz yani varlığımız için aslında hiç var olmamış olmanın çok daha iyi olacağını savunmuştur.
Hayatın bir gaye üzerine bir üstün güç tarafından dizayn edildiği fikrine karşıdır. İnsanların acıdan kaçıp hazza yöneldiği fasit bir daire içinde kendilerini tatmine çalışmalarının beyhudeliğini sergiler. Çünkü çok az insan isteklerini yerine getirerek kısa bir an için tatmin olsa da hemen yeni bir yoksunluk duygusuyla tekrar harekete geçer. Bu böyle sürüp gider. Üstada göre hayatın ıstırap dolu olduğunu görmeli ve tatmin gayesi peşinde koşmaya son verip ıstırabı olduğu gibi kabul edip böylelikle mümkün olduğunca olağanlastırıp etkisini azaltmak en iyisidir.
Nihilizmin ve varoluş sorgusunun dorukları, muhteşem bir yazar her eseri altı çizilerek okunmalı
Schopenhauerin hayatta nelerin bizi mutsuz ettiğini,dünyanın yaşanması gereken bir yer olmadığını ve intihar ile ilgili düşüncelerini anlattığı bir kitabi.ben çok faydalı buldum
"İnsanlar Tanrı’nın her şeyi tam olması gerektiği gibi yarattığını duymak istiyorlar."
Arthur Schopenhauer
Sayfa 29 - Say Yayınları, 7. Baskı, Çeviri: Ahmet Aydoğan
Bu arada ben hayatın anlamını keşfettim: Hayatın anlamı, aslında hiçbir anlamı olmadığı.
Hayatın gerçek ve hakiki bir değeri yoktur,fakat ihtiyaçlar
ve yanılsamalar aracılığıyla sadece devinim halinde tutulur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hayatın Anlamı
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-975-468-678-4
Kitabın türü:
Çeviri:
Ahmet Aydoğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Hayatınız öncelikle bakır bozukluklarla yapılmış bir ödemeye benzer; bizim bu ödemeye karşı bir alındı makbuzu vermemiz gerekir; bakır bozukluklar günler, alındı makbuzu ölümdür. (...) Zamanın bizi telaş içerisinde biteviye koşturup durması, bize asla nefes alma imkânı sunmaması, elinde kamçıyla buyurgan bir işveren gibi hepimizin tepesinde beklemesi ile hayatımızın bir azap ve işkenceye dönmesi arasında en küçük bir bağ kurma imkânı yoktur. Zaman ancak can sıkıntısının cenderesi içinde kıvrananların başına bela kesilmez ve onları sık boğaz etmez. (...) Varsayalım insan soyu kaldırılıp her şeyin kendiliğinden gelişip olgunlaştığı, sütlerin balların yerden kaynadığı, yiyeceklerin dallarından koparılmayı beklediği; herkesin gönlünden geçirdiğini hiç vakit kaybetmeksizin önünde bulduğu ve elde etmekte hiç güçlükle karşılaşmadığı Utopia ülkesine götürüldü; o zaman ne yapardı bu insanlar? Ya can sıkıntısından ölürlerdi, ya kendilerini asarlardı ya da olmadı birbirlerine düşerler, kavga dövüş birbirlerini boğup öldürürlerdi.Schopenhauer

Kitabı okuyanlar 270 okur

  • V
  • Dr.Watson
  • daral_1988
  • Akıl  Defteri
  • saide kurt
  • Aydin Yel
  • Deniz Çağlar Ünal
  • Faruk Çetin
  • Aybike Begüm OKUR
  • Oğuzhan Aktaş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%1.1
18-24 Yaş
%18
25-34 Yaş
%46.1
35-44 Yaş
%18
45-54 Yaş
%11.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%33.5
Erkek
%66.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.6 (21)
9
%24.7 (23)
8
%28 (26)
7
%19.4 (18)
6
%1.1 (1)
5
%0
4
%1.1 (1)
3
%1.1 (1)
2
%2.2 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları