Hayatın Anlamı ve PsikoterapiViktor E. Frankl

·
Okunma
·
Beğeni
·
982
Gösterim
Adı:
Hayatın Anlamı ve Psikoterapi
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050203448
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Die Sinnfrage in der Psychoterapie
Çeviri:
Veysel Atayman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Hayatın anlamına sarsılmaz bir inançla sarılan bu kitapta Viktor E. Frankl, hayatın, dünyanın, varoluşun anlamını kavrayamaması sonucu insanın içine yuvarlandığı, intihara sürükleyebilen umutsuzluk ve çaresizliğe çözüm getirmeye çalışıyor. Frankl'a göre çözüm ya da terapi hayatın somut gerçekliği içinde anlamı bulmaktan geçiyor; acının, umutsuzluğun, hastalığın ve ölümün bu anlam inşasındaki işlevini ve yerini inkâr etmekten kaçınmamız gerekiyor. Anlam, somut hayatın içinde, hayatın, kendisine sorulan sorulara verdiği cevaptır. Naziler tarafından toplama kamplarına kapatılan ve ailesini gaz odalarında kaybeden Frankl, bu uçurumun en dip noktasında bile anlamın yok edilmez insan özgürlüğünün bir parçası olarak nasıl direnişe destek verdiğini akıcı bir dille anlatıyor. Okur bu kitapta bir terapi felsefesi bulacak. Yormayan ama iddialı bir felsefe bu.
(Tanıtım Bülteninden)
Hayatın anlamını anlama araştırma, kavrama çabaları konusunda yazılmış, etkili ve yaşanmış örneklerle dolu bir kitap.
Nazi toplama kampında kendisi de kalmış olan yazar, mesleği gereği etkili izlenimler edinmiş.
Kader dediğimiz şey olmasa halimiz ne olurdu acaba? Kaderin çekiç darbelerinin altında acılarımızın kor ateşinde kıvranmamış olsak şimdi-burada-varoluşumuz oluşabilir, biçim kazanabilir miydi? Kadere karşı, yani engelleme, değiştirme imkanın kesinlikle bulunmadığı bir şey anlamındaki kadere karşı isyan eden, kader denen şeyin anlamını kavramamış demektir. Kader, her şeyiyle hayatın bütünselliğinin bir parçasıdır ve hayatın bütünlüğü içinden bu bütünü bozmadan çekip dışarıya koymak mümkün değildir.
Demek ki kader bizim ayrılmaz bir parçasıdır; acı da öyle. Öyleyse hayatın anlamı varsa, acının da vardır.
Her an bir sonraki anın sorumluluğunu taşıdığımı bilmek çok korkunçtur; her bir karar, en küçüğünden en büyüğüne bütün "ebediyet" için alınmış karar olacaktır. Her an, bir imkânı, anın imkânını gerçekleştiririm ya da heba ederim. Her bir an binlerce imkânı beraberinde getirir ve ben sadece, gerçekleştirmek için tek bir imkânı seçebilirim, ama ışte bunu yapar yapmaz bütün öteki imkânları da lanetlemiş, bir daha var olmamaya mahkûm etmişim demektir.
Oysa kişi hayatın anlamına inanmıyorsa, yüzeyde bu hayat onun açısından ne kadar iyi akıp gidiyor olsa da, onun gözünde, anlam sunmayan hayatın bir değeri yoktur; o da bir an gelir, refaha ve bolluğa rağmen vazgeçer bu hayattan. Çünkü sanayi toplumu pratikte insanların bütün ihtiyaçlarını karşılar, hatta tüketim toplumu denen şey, ihtiyaçları da üreten toplumdur. Ancak içi doldurulmayan bir ihtiyaç vardır insanın anlam ihtiyacıdır bu. Onun anlama ulaşma iradesidir. Bugünkü sosyal şartlar altında insan sadece frustrasyona uğrar. Sadece bolluk toplumunda değil, bolluk devletinde durum budur.
"Acıyı alıp işlemek, değerlendirmek için ne çok yapacak şey var." Anlamlı , amaçlı bir performans gösterdiğimiz, aynen çalışarak, bir şeyi elden geçirerek, işlenmemiş bir şeyi değerlendirerek yaptığımız gibi, acıyı da değerlendirerek hayata teşekkür edebiliriz.
Ne var ki ortalamada insanlar sorumluluklarını taşıyamayacak kadar ağır, hantal, üşengeçtirler. Bu noktada sorumluluğu öğretmek için eğitim devreye girer. Şüphesiz yük ağırdır, sadece sorumluluğun farkına varıp onu öğrenmekten de öteye onu yüklenmeyi kabul etmek. Sorumluluğa ve hayata evet demek , hiç de kolay değildir. Ama işte bütün zorluklara rağmen sorumluluğa "evet" diyen insanlar vardır. Ve Buchwald kampının tutukluları şarkılarında "Hayata gene de evet demek istiyoruz" derken sadece şarkıyı söylemekle kalmayıp yaptılar da bunu. Birçoğumuzda öteki toplama kamplarında. Ve anlatılmaz şartlar altında...
Dolayısıyla bugün, nispeten karşılaştırılamayacak kadar rahat şartlarda bizler yapmayacak mıyız aynı şeyi?
Hayata evet demek sadece her türlü şart altında anlamlı olmakla kalmamaktadır; anlayacağınız, hayatın kendisi her türlü şarta rağmen mümkündür.
Demek ki kader bizim hayatımızın ayrılmaz parçasıdır; acı da öyle. Öyleyse, hayatın anlamı varsa acının da vardır. Acı da, zorunlu, önlenemez acıysa imkanlara bağlı olarak anlamlı bir şeydir. Bu yanı her yerde kabul edilmiş ve her yerde hakkı ona verilmiştir. Sahici, önlenemez kaderin beraberinde getirdiği hakiki acıya katlanabilmenin insanın ortaya koyabileceği üst düzey performansı, başarıyı, hem de en üst düzeyde bir başarıyı temsil edebileceği resmen kabul edilmiş.
Kaderin çekiç darbelerinin altında acılarımızın kor ateşinde kıvranmamış olsak şimdi burada varoluşumuz oluşabilir, biçim, yapı kazanabilir miydi?
Kadere karşı, yani engelleme, değiştirme imkanının kesinlikle bulunmadığı bir şey anlamındaki kadere karşı isyan eden, kader denen şeyin anlamını kavrayamamış demektir.
Kader her şeyiyle hayatın bütünselliğinin bir parçasıdır ve hayatın bütünlüğü içinden ve bütünü bozmadan çekip dışarı koymak mümkün değildir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hayatın Anlamı ve Psikoterapi
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050203448
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Die Sinnfrage in der Psychoterapie
Çeviri:
Veysel Atayman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Hayatın anlamına sarsılmaz bir inançla sarılan bu kitapta Viktor E. Frankl, hayatın, dünyanın, varoluşun anlamını kavrayamaması sonucu insanın içine yuvarlandığı, intihara sürükleyebilen umutsuzluk ve çaresizliğe çözüm getirmeye çalışıyor. Frankl'a göre çözüm ya da terapi hayatın somut gerçekliği içinde anlamı bulmaktan geçiyor; acının, umutsuzluğun, hastalığın ve ölümün bu anlam inşasındaki işlevini ve yerini inkâr etmekten kaçınmamız gerekiyor. Anlam, somut hayatın içinde, hayatın, kendisine sorulan sorulara verdiği cevaptır. Naziler tarafından toplama kamplarına kapatılan ve ailesini gaz odalarında kaybeden Frankl, bu uçurumun en dip noktasında bile anlamın yok edilmez insan özgürlüğünün bir parçası olarak nasıl direnişe destek verdiğini akıcı bir dille anlatıyor. Okur bu kitapta bir terapi felsefesi bulacak. Yormayan ama iddialı bir felsefe bu.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • İlya Newman Heisenberg
  • Yusuf Ş
  • Engin Benli
  • Serap Kızıl
  • Gökçen Genç
  • Khumar _zade
  • Merve Nezire Ayaz
  • Zehraca
  • Doğan Aşkın
  • Emine Aydın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (2)
9
%16.7 (1)
8
%16.7 (1)
7
%16.7 (1)
6
%16.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0