Hayatın İçinden 1Cüneyd Suavi

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.522
Gösterim
Adı:
Hayatın İçinden 1
Baskı tarihi:
1986
Sayfa sayısı:
265
ISBN:
9757762577
Kitabın türü:
Yayınevi:
Zafer Yayınları
Yazarın bir mizah şaheseri olarak kabul edilen "Kırk Gram Tebessüm" adlı kitabı, yıllar boyu özlenen kaliteli ve edepli mizahın en güzel örneklerini sunarken, "İki Çuval Altın" adlı çocuk hikayesi de, yavrularımızın masum gönüllerinde apayrı bir yer tuttu. Cüneyd Suavi'nin kendi sahasında ilk ve tek örnek olan "Bileceler"den sonra yazdığı son eser, Peygamberimiz'in mucizelerini çocuklarımız için dile getiren "Mucizeler" adlı kitaptır.
İçinde bazen sizi duygulandırabilecek bir sürü hikaye var.Cüneyd Suavi'nin gerçekte yaşanmış hikayeleri toplamış ve bu muhteşem kitabı hazırlamış.Harika bir kitap.Okumanızı tavsiye ederim.
Gerçekten güzel bir kitap sizi sıkmayan , içinde kisa oykulelerle içinizi ısıtacak güzel bir eser. Cüneyd Suavi hayatin gerçeklerini bize oykulerle sunmuş ben keyifle okudum sizede tavsiye ederim

Benzer kitaplar

"Küçükken yatağımdan her kalkışımda, yerdeki yastık ve minderleri görerek annemin dağınıklığından dolayı söylenip dururdum. Büyüdüm, evlendim ve 'nur topu' gibi bir erkek çocuk sahibi oldum. Oğlum da herhalde bana benzemiş olmalı ki, geceleri kıpır kıpır dönüyor ve ikide bir yatağından düşüyor.Ve şimdi ben, rahmetli anacığıma fatihalar okuyarak, yavrumun düşebileceği yerlere minderler seriyorum."

Bu küçük hikayede bile insanın içini titretip durgunlaştırabiliyorsa her hikayeyi ayrı bir tebessümle okutmayi başarıyorsa bu hikayeler gerçekten"Hayatın içinden'dir" diye düşünmüştüm ki öyle de oldu. Yaşanmışlıklarla dolu hayat hikayeleri beni çok etkiledi.

İnsanın okurken hayatın icin bir hikayeden beklenen mesaj eğer bir çırpıda veriliyor ve kalpleri yumuşatırken, gönül pusulalarını manevi güzelliklere çeviriyorsa herkesin okuması gerekli diyebiliyorum.
Parça parça hikayeler hoşuma gittiği için zevkle okudum ve kimi yerde üzüldüm kimi yerde güldüm yani duygudan duyguya geçsemde çok beğendim.
Yazarın her hikaye sonunada kalp koyması hoşuma gitti . Yazara bunu sorduğumuzda "Sevgi bildirmek için koyduğunu" belirtmişti. Ayrıca yazarın uslübü insana kitap sevdirmeye çalışması ayreten hoşuma gitti.
Kısa kısa hikayeler sevenlere tavsiye ederim...
Hayatın içinden ders verici, ahlaklı, bilgilendirici ve keyif verici hikayelerin olduğu bir kitap, kitabın çok sayfası olmasına rağmen çerez gibi keyif alarak kısa sürede bitirebileceğiniz bir kitap.
Kitabı okuyalı yine bir kaç sene oldu ama hâlâ hikayelerinin bazıları taptaze aklımda, ismini görünce direk hatırladım. Her yaştan herkese hitap eden bu kitabı okuyup derim :)
Harika. Okumaktan çok zevk aldım. Her bir hikaye bir fener karanlıkta önünü göremeyene. Okuyalı yıllar oldu ama tadı damağımda kitaplardan biri. Meyve tadında bir kitap.
Muhteşem kitaplardan birisi çoğu dile çevrilmiş büyük hayran kitlesine sahip her yaş grubunun okuyabileceğin ender kitaplardan hem din hem hayat açısından ideal.
Çok güzel :) Okumanızı yürekten tavsiye ederim arkadaşlar :)
Okuyucu tarafından büyük bir rağbet gören bu eserin tamamı Korece'ye; bir bölümü de İngilizce, Almanca, Rusça, Arapça, Arnavutça, Tatarca, Özbekçe ve Makedonca'ya çevrilerek dünyanın dört bir yanına ulaşmıştır... :)
Kitap hediye etmek isterseniz... kesinlikle bu kitabı edin derim.
farklı, farklı hikayelerden oluşması sıkılmadan okumayı teşvik ediyor.
Kitapta kısa kısa 1-2 dk ye biten gayet güzel öyküler var.
Bir yandan imanî yönünüzüde güçlendiren güzel öykülerde mevcut.
Her türlü şey var yazarın okuduğum ilk kitaplarından biri ve gayet güzel.
Tavsiye ederim.
Hayatın içinden çok güzel bir kitap.İçinde birçok insanı etkileyebilecek hikaye var.Bu kitap sadece çocuklar için değil 7 den 70 okunabilecek bir kitap.Okumayanlara söyliyeyim Hayatın İçinden 2 'yi de öneririm.
TOKAT

Emektar Öğretmen, dersini bitirip sınıftan çıkarken; öğrencilerinden birinin diğerine çelme taktığını gördü. Düşen çocuk, en sevdiği öğrencisiydi ve canı yandığı için ağlıyordu. Öğretmen, onu yerden kaldırdıktan sonra üstünü temizleyip eve gönderdi ve öbür çocuğu kolundan çekerek öğrencilerin terk ettiği sınıfa soktu. Kendisi, aynı köyün ilkokulunda yirmi yıldan bu yana hizmet vermiş, o köyden evlenmiş ve tayini büyük şehirlere çıkmasına rağmen; bir yuva olarak bildiği okulunu terk etmemişti. Bu yüzden, öz evlatları gibi gördüğü öğrencilerin haylazlıklarına dayanamıyordu. Çelme takan çocuğu şiddetle azarladıktan sonra, onun korkudan tir tir titremesine aldırış bile etmeden suratına bir tokat patlattı.

Küçük çocuğun cılız vüzudu, tokadın şiddetinden bir yaprak gibi savrulmuş ve yeni çıkmakta olan dişlerinden akan kan, öğretmenin ceketine sıçramıştı.

Öğretmen, yedi yaşındaki bir çocuğa yaptığı bu hareketten hemen sonra pişmanlık duymasına rağmen, bunun kendisi için iyi bir ders olacağını düşünüyordu. Öğrencisini bırakıp gitmeye hazırlanırken, çocuğun elini cebine attığını görüp telaşa düştü.

En yakın arkadaşını bile düşüren bir yaramaz, öğretmenine de bir çakıyla saldırabilirdi. Ona karşı korunmaya hazırlanırken, küçük çocuk teyzesinin bayramda hediye ettiği mendili çıkarttı ve düştüğü yerden kalkmaya çalışırken:

- Ceketiniz kanlandı öğretmenim!. dedi. Sileyim isterseniz...
YEŞİL ELBİSE
Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu.
-Gel seni camiye götüreyim, dedim. Bugün Cuma biliyorsun.
-Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun, dedi
-Biliyorum ama, sebebini gerçekten merak ediyorum.
-Ne bileyim olmuyor işte, dedi.Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri çıkar diye endişe ediyorum.
Gayri ihtiyari gülmeye başladım.
-Herhalde şaka yapıyorsun, dedim. Bunun için cami terk edilir mi?
-Ciddi söylüyorum, dedi. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin.
Gerçekten öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.
-Peki, dedim.Hayatında hiç camiye gitmedin mi?
-Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim, dedi. Hem o yaşlarda dizlerim aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum. Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum.
Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık.
Onunla konuşmamızdan 2 ay sonra, kendisinin camide olduğunu söylediler. Hemen gittim. Bahçedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı.
Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle:
-Hani, dedim. Camiye gelmeyecektin?
Hiç sesini çıkarmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu.
ANNE KALBİ
Delikanlı,katı yürekli bir kızı sevmiş ve onunla evlenmek istemişti.Ancak kız,korkunç bir şart ileri sürerek:

-Senin sevgini ölçmek istiyorum,dedi.Bunun için de köpeğime yedirmek üzere bana annenin kalbini getireceksin.

Delikanlı,tüyler ürperten bu teklif karşısında ne yapacağını şaşırmış ve uzun bir tereddütten sonra hislerine mağlup olup annesini öldürmeye karar vermişti.Annesi,belki de durumu farkettiği için oğluna fazla direnmedi.Ve çocuk,annesini öldürerek kalbini bir mendile koydu.Delikanlı,kızın isteğini yerine getirmiş olmanın heyecanıyla yolda koşarken,ayağı bir taşa takıldı.Kendisi bir tarafa,mendil içindeki kalp bir tarafa fırladı.Canının acısından,ağzından ister istemez"Ah anacığım!"sözleri döküldüğünde annesinin tozlara bulanan ve hala soğumamış olan kalbinden bir ses yükseldi:

-Canım yavrum,bir yerin acıdı mı?
NAMAZ
Adam, bineceği otobüsün kalkmasına bir saatten fazla bir süre olduğu için, terminalin yarı aydınlık koridorlarını arşınlıyordu. Ellerini yıkamak üzere biraz ilerideki mescide yanaştığında, iş tulumları giymiş bir genç ona doğru gelerek:

- Herhalde namaz kılacaksınız!. dedi. Abdest alma yerimiz de mevcuttur.

Adam, elindeki sigaranın külünü delikanlının ayakları dibine silkelerken:

- Sen herhalde görevlisin!. diye diklendi. Ne iş yaparsın burda?

Delikanlı, köşedeki süpürgeyi gösterip:

- Temizlikçiyim efendim!. diye kekeledi. Lavabo ve tuvaleti temizliyorum.

Adam onu alaycı bir gözle süzerken:

- Ben namazı senin gibi çulsuzlara bıraktım!. dedi. Bu iş size öyle yakışıyor ki!..

Temizlikçi genç, adamın hakaretine aldırmayacak kadar olgundu. Fakat namaza karşı yaptığı saygısızlık, canını çok sıkmıştı. Vereceği cevabı bir süre düşündükten sonra, susmayı tercih ederek işine döndü.

Adam, mağrur adımlarla uzaklaşırken, başının döndüğünü hissetti. Sırtından çıkartarak koluna aldığı kaşe paltonun ağırlığını da, sanki ilk defa fark ediyordu.

Biraz önce yediği iki porsiyon kebap, herhalde tansiyonunu yükseltmiş ve kendisini halsiz bırakmıştı. Birkaç adım daha attığında, aniden fenalaşarak diz üstü çöktü.

Allah'tan ki paltosu, ondan önce yere serilmiş ve yeni aldığı takım elbisenin kirlenmesini engellemişti. Adam, çömelmiş vaziyette olmasına rağmen fırıldak gibi dönen başını yere dayayarak bir müddet dinlendi ve doğrulduğunda, aynı rahatsızlığı duyarak hareketini tekrarladı. Fakat, başkaları tarafından görülmüş olmaktan endişe ediyordu. Bunun için başını yerden kaldırıp sağa sola bakındığında, terminalin çaycısı olduğu anlaşılan bir gençle karşılaştı.

Çaycı onu saygıyla selamlayıp:

- Allah kabul etsin bey amca!. dedi. Ama kıble biraz daha sağa doğruydu.
BOŞLUK


Delikanlı, alaca karanlıkta yürürken, yumuşak bir şeye çarptığını fark etti. Hemen eğilip baktı.
Aman Allah'ım!.. Ayaklarının arasında, yuvasından ustalıkla sökülmüş bir kalp duruyordu.Tıpkı resimlerdeki gibi diri ve kanlıydı. Onu büyülenmişcesine avuçlarına aldığında, dehşetinden çıldıracak gibi oldu.

Kalp tıp tıp atıyordu ve sıcacıktı.

Delikanlı, sanki ellerine yapışıp bir başka uzvu haline geliveren kalpten kurtulmak istiyor, fakat ne olduğunu kestiremediği duygular tarafından engellendiğini hissediyordu. Bir müddet sonra sakinleştiğinde, onun sahibini bulmak için en yakındaki evin kapısını çaldı ve zincir aralığından bakan genç kıza:

- Bu kalp sizin mi? diye sordu.Biraz önce yol üzerinde buldum.

Kız, mahçup bir ifadeyle:

- Ben kalbimi, üç ay önce rastladığım bir vefasıza kaptırdım, dedi. Yandaki eve sorun, onların olabilir.

Kızın gösterdiği ev, göz kamaştırıcı bir villaydı. Kapıyı açan hizmetkar, onu üst kataçıkartıp evin beyine götürdü.

Delikanlı, yumuşak halıların üzerine damlayan kanları ayağıyla örtmeye çalışırken:

- Bu kalp sizin mi acaba? diye sordu. Hala atıyor da...

Beyefendi, ışıl ışıl parıldayan kristal kadehinden höpürtülü bir yudum çekerek:

- Ben kalbimi dünyaya sattım canikom!. diye sırıttı. Komşu evde bir mezcup var, o bilir sahibini...

Delikanlı, soğumaya yüz tutan ve atışları gittikçe yavaşlayan kalbi bitişik kulubedeki ihtiyara koşturarak:

- Bu kalpsizin mi? diye sordu. Çabuk olun, nerdeyse duracak.

Yaşlı adam, okumakta olduğu Kur'an'ı yavaşça kapatırken:

- Ben kalbimi, her şeyimle Allah'a verdim evlat, diye gülümsedi. Elindekinin sahibini, neden gidip anne ve babana sormuyorsun?

- Her ikisi de yaşlanıp bunadı, diye üfüldendi genç. Bir bebek gibi ilgi görmek istediklerinden, üç gün önce kavga edip onları terk etmiştim.

İhtiyar adam, büyük bir üzüntüyle:

- Terk ettin ha!.. diye mırıldandı. Terk ettin demek.

Delikanlı,söylenenlere karşı kayıtsız görünüyordu. Oysa ki yaşlı adam, beklediği cevabı çoktan almıştı. Delikanlıya doğru emin adımlarla ilerledi ve iki eliyle kavradığı gömleğini bir hamlede yırtarak açıverdi.

Delikanlının göğsünde, avuçlarında tuttuğu kalp büyüklüğünde kanlı bir boşluk vardı...
Balon
Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların, adamı nasıl havaya kaldırmadığıydı.

Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve titrek bir sesle:

- Baloncu amca!... dedi. Biliyor musun, benim hiç balonum olmadı.

Adam, çocuğu şöyle bir süzdükten sonra:

- Paran var mı? diye sordu. Sen onu söyle.

- Bayramda vardı!. diye atıldı çocuk. Önümüzdeki bayramda yine olacak.

- Öyleyse o zaman gel!. dedi adam. Acelem yok, beklerim.

Küçük çocuk sessizce geri döndü. O âna kadar balonlardan ayıramadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı. Birkaç adım attıktan sonra onlara tekrar baktığında, gördüklerine inanamadı. Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı.

Çocuk, olup bitenleri hayretle seyrederken, baloncu ona dönüp:

- Küçüüük!. diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm.

Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı. Kalbi sanki yerinden çıkacaktı. Ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı. Hedefine yaklaşırken duyduğu sevinç, bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu. Balonlara güç bela ulaştığında, bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı.

Ancak balonlardan biri gruptan kopmuş ve dalların arasına sıkışmıştı. Hemen yanında da dikenler vardı. Çocuk onu kurtarmaya çalışsa, bu dikenler onu patlatacaktı. Balona hiç dokunmayıp aşağı indi ve baloncuya dönerek:

- Birini bana verecektiniz!.. dedi. Hangi balon o?..

Adam, elinin tersiyle burnunu silip:

- Seninki ağaçta kaldı ufaklık!.. dedi. Çıkıp alabilirsin.

Çocuk, bu sefer ayakta bile duramadı. Ve kaldırım kenarına oturup baloncunun uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parıldayan balonuna bakarak:

- Olsun!.. diye mırıldandı. Ağaç üstünde de olsa bir balonum var ya artık!.
Anlayamadı hiç kimse
Çöldeki üç-beş çiçeğin nasıl canlı kaldığını.
Bilemediler nedense
Çiçeklerin arasında, bir şehidin yattığını..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hayatın İçinden 1
Baskı tarihi:
1986
Sayfa sayısı:
265
ISBN:
9757762577
Kitabın türü:
Yayınevi:
Zafer Yayınları
Yazarın bir mizah şaheseri olarak kabul edilen "Kırk Gram Tebessüm" adlı kitabı, yıllar boyu özlenen kaliteli ve edepli mizahın en güzel örneklerini sunarken, "İki Çuval Altın" adlı çocuk hikayesi de, yavrularımızın masum gönüllerinde apayrı bir yer tuttu. Cüneyd Suavi'nin kendi sahasında ilk ve tek örnek olan "Bileceler"den sonra yazdığı son eser, Peygamberimiz'in mucizelerini çocuklarımız için dile getiren "Mucizeler" adlı kitaptır.

Kitabı okuyanlar 276 okur

  • Orazbayramov
  • Firuze Bihter
  • ulu tahıl
  • Handan Akdeniz
  • GiGiz
  • Utku Seçkin Kaplan
  • Elif vargün
  • Nurdan Özer
  • dikenprenses
  • Ellyf

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.1
14-17 Yaş
%8.5
18-24 Yaş
%29.5
25-34 Yaş
%42.6
35-44 Yaş
%10.9
45-54 Yaş
%4.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.3
Erkek
%26.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.4 (22)
9
%25.7 (18)
8
%18.6 (13)
7
%15.7 (11)
6
%4.3 (3)
5
%2.9 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.4 (1)