Hayvanlara Niçin Bakarız?

·
Okunma
·
Beğeni
·
364
Gösterim
Adı:
Hayvanlara Niçin Bakarız?
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052349007
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Why Look At Animals?
Çeviri:
Cevat Çapan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
DeliDolu
İnsanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkiye dair düşünsel bir yolculuk...

“Hayvanat bahçesi ancak hayal kırıklığı yaratabilir. Hayvanat bahçelerinin kamusal amacı ziyaretçilere hayvanlara bakma olanağı sağlamaktır. Oysa hayvanat bahçesine gelen hiçbir yabancı bir hayvanla göz göze gelemez. Olsa olsa hayvanın bakışı şöyle bir parlar, sonra ona bakandan uzaklaşır. Hayvanlar başka yana bakarlar. Görmeden uzaklara bakarlar. Dış dünyayı mekanik olarak tararlar. Karşılaşmalara karşı bağışıklık kazanmışlardır, çünkü hiçbir şeyin artık onların dikkatini çekecek kadar merkezi bir önemi kalmamıştır.”

Ülkemizde Görme Biçimleri isimli yapıtıyla tanınan İngiliz yazar, eleştirmen, şair John Berger, hayvanlar ve insanlar arasındaki iletişimi sorguladığı Hayvanlara Niçin Bakarız? kitabında günümüz toplumuna dair etkileyici bir bakış sunmakta.

Cevat Çapan tarafından Türkçeleştirilen eser, yakın geçmişte kaybettiğimiz Berger’ın insan, hayvan ve doğa denklemini ele aldığı, 21. yüzyıl insanını bunun üzerine sorgulamaya teşvik ettiği, farklı makalelerden oluşuyor.

Hayvanat bahçeleri neden var? Modern kapitalist toplumlarda insanlarla hayvanlar arasındaki ilişki nasıl kayboldu? Eski çağlarda hayvanlara baktığımızda ne görüyorduk, şimdi ne görüyoruz? Bunlar gibi, hem şaşırtıcı hem de eleştirel sorularla okurlarını düşünsel bir yolculuğa çıkaran Berger, kendine has, mesafesiz üslubuyla, göz ardı etmeyi reddedip bizleri alışıldık olanı sorgulamaya, derinlikli düşünmeye davet ediyor.

(Tanıtım Bülteninden)
136 syf.
·Puan vermedi
Eser Berger’ın 9 yazısını içeriyor. Bunlardan sadece şiir ve öykü olan bölümler de mevcutken Ernst Fischer: Bir Filozof ve Ölüm adlı adeta saygı duruşu olan anısıyla da sonlanıyor. Hayvanlara Niçin Bakarız? bölümünde doğa, hayvan davranışları, kapitalizm hakkında sarsıcı eleştiriler var. Bu eleştirileri farklı türdeki yazınıyla da daha hüzünlü bir hale getirmiş. Eseri okurken Görme Biçimleri’ndeki gibi bir dil beklemiyor sizi, daha üstten bir eleştiri/bakış açısından ziyade acı var eserde. Çıkarımlarının doğruluğundan mutsuz, içerlemiş ve romantik bir Berger var.

Eserin başında Bir Fare Hikâyesi ile yalnız yaşayan bir adamın farelerle imtihanından söz ediyor Berger. Evindeki son istilacı farenin de gitmesini hüzünle izleyen bir adamla tanışıyoruz öyküde. Sonraki yazılarda dil böylesine kibar olmuyor, hayvan kültleri incelemeleri ile başlıyor eleştiri silsilesi. Resim sanatının ilk konusunun hayvanlar olmasından ve yine bu resimlerin de büyük olasılıkla hayvan kanından yapılmış olduğunu söylüyor yazar. Hayvanı besleyen, seven, öldüren ve tüketen insandan; hayvandan uzaklaşan ve korkan insan tipine nasıl ulaştığımızı anlatıyor. Evcil hayvanların evlerde esir edilip beslenmesini doğaya bir biçimde yaklaşmak kaygısı olduğunu gösteriyor. Ama ne yazık ki evlerimizde beslediğimiz hayvanların gerçek olmadığını, bir çeşit kopyalarımız olduğu gösteriyor. Fare tutmayan kedileri, ava çıkmayan köpekleri bize benzetiyor Berger. Yemeğini elde etmeyen, hazıra alışmış, kendinden ve doğasından uzaklaşmış evcil hayvanlar olduğumuzu döne döne yüzümüze vuruyor.

Uygar Özdemir

İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/...-bakariz-incelemesi/
136 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Hayvanlara Niçin Bakarız?" kitabında John Berger, insanın; doğayla özellikle hayvanlarla ilişkisine değinmiş.Çok farklı tarihlerde kaleme aldığı yazılarında hayvanlara baktığımızda ne gördüğümüzün yanı sıra hayvanların bize baktığında ne görüyor olduklarını düşünmüş Berger.İnsanlık tarihinin başlarında hayvanların insan hayatının merkezinde olduğunu vurgulayan Berger, hangi nedenlerle insan ve hayvan arasındaki bağın kopma noktasına geldiğini, hayvanların değersizleştirildiğini sorguluyor.
Yemek kültürü, insanın doğaya bakışıyla da ilgili yazılar yer alıyor kitapta.Son yazı ölümüne tanıklık ettiği Ernst Fischer üzerine.
Köylünün yemek yiyişinin temelinde doğrudan doğruya yemek yeme eylemi ve yenen yemek olduğunu görürüz (…) Burjuvanın yemek yiyişinde ise fantezi, törenselik ve gösteriş vardır (…) Birinci örnek doyumla sonuçlanır, ikinci örnek ise hiçbir zaman bir sonuca ulaşamaz ve özünde doyumsuzluk olan bir iştahın doğmasına yol açar.”
Homeros bir askerin savaş alanında ölümünü ardından bir atın ölümünü betimler. Homeros'un gözünde her iki ölüm de aynı saydamlıktadır, birinde öbürüne göre bir değişiklik yoktur.
Londra Hayvanat Bahçesi Rehberi'ne göre, 1867 yılında, Great Vance adıyla bilinen bir müzikhol sanatçısı 'Walking in the zoo is the OK think to do' adlı bir şarkı söylemiş, böylece "zoo" sözcüğü gündelik dile girmiş. Londra Hayvanat Bahçesi de "Jumbo" sözcüğünü İngilizceye sokmuş. Jumbo 1865- 1882 yılları arasında hayvanat bahçesinde yaşamış olan Afrika'dan gelme devasa bir filmiş. Kraliçe Victoria'nın da büyük ilgi gösterdiği bu fil son günlerini ünlü Barnum sirkinin bir yıldızı olarak geçirmiş ve adı, devasa boyuttaki şeylerin tanımı olarak ölümsüzleşmiş.
Hayvan, fazla derin olmayan bir anlaşılmazlık uçurumu üzerinden inceler insanı. İnsan bu yüzden hayvanı şaşırtabilir. Ne var ki, hayvan da, evcilleştirilmiş bile olsa, insanı şaşırtabilir. Tam tamına aynı olmasa bile, insan da benzer bir anlaşılmazlık uçurumunun üzerinden bakmaktadır. Ve baktığı her yer için bu böyledir. İnsan her zaman bilmeden ve korkuyla bakar. Bu yüzden, hayvan tarafından görüldüğünde, insan çevresini nasıl görüyorsa öyle görülmektedir. Bunun farkında olması hayvanın bakışını tanıdık kılar. Ama gene de hayvan farklıdır ve insanla karıştırılamaz. Böylece, hayvana insanda olan bir güçle karşılaştırılabilecek, ama tam da onunla aynı olmayan bir güç atfedilir. Hayvanın mağaralarının, dağların, debizlerin sırlarına benzemeyen, özellikle insana hitap eden sırları vardır.
Londro Hayvanat Bahçesi Rehberi'ne göre, 1867 yılında, Great Vance adıyla bilinen bir müzikhol sanatçısı Walking in the zoo is the OK thing to do adlı bir şarkı söylemiş, böylece "zoo" (hayvanat bahçesi) sözcüğü gündelik dile girmiş. Londra Hayvanat Bahçesi de "Jumbo" sözcüğünü İngilizceye sokmuş. Jumbo 1865-1882 yılları arasında hayvanat bahçesinde yaşamış olan Afrika'dan gelme devasa bir filmiş. Kraliçe Victoria'nın da büyük ilgi gösterdiği bu fil son günlerini, Amerika'yı da dolaşan ünlü Barnum sirkinin bir yıldızı olarak geçirmiş ve adı, devasa boyuttaki şeylerin tanımı olarak ölümsüzleşmiş.
Genellikle 19. yüzyıl düşünürleri, makine yüzyılında yaşadıkları için mekanik düşünüyorlardı. Zincirler, dallar, halatlar, karşılaştırmalı anatomiler, saat düzenekleri, putreller gibi kavramların dünyasında yaşıyorlardı. Direnç, güç, hız, yarışma konularını biliyorlardı. Bu yüzden maddi dünyayla, araçlar ve üretimle ilgili pek çok buluşları oldu. Daha az bildikleri şeyler bizim de bilgimiz olmayan konulardı, beynin nasıl çalıştığı gibi. Bunu bir türlü aklımdan çıkaramıyorum: Şu anda seyrettiğimiz tiyatro oyunun merkezinde bir yerde bu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hayvanlara Niçin Bakarız?
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052349007
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Why Look At Animals?
Çeviri:
Cevat Çapan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
DeliDolu
İnsanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkiye dair düşünsel bir yolculuk...

“Hayvanat bahçesi ancak hayal kırıklığı yaratabilir. Hayvanat bahçelerinin kamusal amacı ziyaretçilere hayvanlara bakma olanağı sağlamaktır. Oysa hayvanat bahçesine gelen hiçbir yabancı bir hayvanla göz göze gelemez. Olsa olsa hayvanın bakışı şöyle bir parlar, sonra ona bakandan uzaklaşır. Hayvanlar başka yana bakarlar. Görmeden uzaklara bakarlar. Dış dünyayı mekanik olarak tararlar. Karşılaşmalara karşı bağışıklık kazanmışlardır, çünkü hiçbir şeyin artık onların dikkatini çekecek kadar merkezi bir önemi kalmamıştır.”

Ülkemizde Görme Biçimleri isimli yapıtıyla tanınan İngiliz yazar, eleştirmen, şair John Berger, hayvanlar ve insanlar arasındaki iletişimi sorguladığı Hayvanlara Niçin Bakarız? kitabında günümüz toplumuna dair etkileyici bir bakış sunmakta.

Cevat Çapan tarafından Türkçeleştirilen eser, yakın geçmişte kaybettiğimiz Berger’ın insan, hayvan ve doğa denklemini ele aldığı, 21. yüzyıl insanını bunun üzerine sorgulamaya teşvik ettiği, farklı makalelerden oluşuyor.

Hayvanat bahçeleri neden var? Modern kapitalist toplumlarda insanlarla hayvanlar arasındaki ilişki nasıl kayboldu? Eski çağlarda hayvanlara baktığımızda ne görüyorduk, şimdi ne görüyoruz? Bunlar gibi, hem şaşırtıcı hem de eleştirel sorularla okurlarını düşünsel bir yolculuğa çıkaran Berger, kendine has, mesafesiz üslubuyla, göz ardı etmeyi reddedip bizleri alışıldık olanı sorgulamaya, derinlikli düşünmeye davet ediyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 37 okur

  • Trante
  • Zehra Sönmez
  • Hilâl Aydın
  • DeliDolu
  • Kayıp Rıhtım
  • Dileda Arslan Takipçisi
  • Aliyazarvelibozar
  • Özlem Akbaş
  • Gizem Güler
  • Deniz Barış Akdağ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.1 (3)
9
%7.7 (1)
8
%23.1 (3)
7
%30.8 (4)
6
%0
5
%7.7 (1)
4
%0
3
%7.7 (1)
2
%0
1
%0