Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi

8,8/10  (607 Oy) · 
1.060 okunma  · 
634 beğeni  · 
8.259 gösterim
- Homo sapiens neden ekolojik bir seri katile dönüştü?
- Para neden herkesin güvendiği tek şey?
- Kadınlar üstün sosyal becerilere sahipken, neden çoğu toplum erkek egemen?
- Güç elde etmekte böylesine yetenekli olan insanlar neden bu gücü mutluluğa dönüştürmekte başarısızlar?
- Geleceğin dini bilim mi?
- İnsanların miadı çoktan doldu mu?

100 bin yıl önce Yeryüzü’nde en az altı farklı insan türü vardı. Günümüzdeyse sadeceHomo Sapiens var. Diğerlerinin başına ne geldi ve bize ne olacak?

Çoğu çalışma insanlığın serüvenini ya tarihi ya da biyolojik bir yaklaşımla ele alır, ancak Harari 70 bin yıl önce gerçekleşen Bilişsel Devrim’le başlattığı bu kitabında gelenekleri yerle bir ediyor.

İnsanların küresel ekosistemde oynadıkları rolden imparatorlukların yükselişine ve modern dünyaya kadar pek çok konuyu irdeleyen Sapiens, tarihle bilimi bir araya getirerek kabul görmüş anlatıları yeniden ele alıyor.

Harari ayrıca geleceğe bakmaya da zorluyor okuru. Yakın zamanda insanlar, dört milyar yıldır yaşama hükmeden doğal seçilim yasalarını esnetmeye başladılar. Artık sadece dünyayı değil, kendimizi ve diğer canlıları tasarlama becerisi de kazandık. Peki bu bizi nereye götürüyor, bizi neye dönüştürebilir?

30’dan fazla dile çevrilmiş bu kışkırtıcı çalışma özellikle Jared Diamond, James Gleick, Matt Ridley ve Robert Wright’ın eserlerine aşina okurlar için muhteşem bir kaynak.

“Sapiens, tarihin ve modern dünyanın en büyük sorularını gayet yalın bir dille ele alıyor. Çok seveceksiniz!”
Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik’in yazarı

“Harari’nin eseri kabul görmüş doktrinlerin karşısında duran fikirler ve şaşırtıcı gerçeklerle bezeli.”
John Gray, Financial Times
NigRa 
01 Şub 12:59 · Kitabı okudu · 25 günde · Beğendi · 10/10 puan

İncelememe başlarken kitabı okumaya karar verirseniz tüm ön yargılarınızı ve bağlılıklarınızı bir kenara bırakıp kitaba öyle başlamanızı tavsiye ederim. Eğer din,ırk ve millet kategorileri sizin için birer tabuysa bu kitap sizi rahatsız edecek içeriğe sahip nitelikte.

Kitap çok çarpıcı ve sarsıcı olmasına rağmen,o kadar anlaşılır ve sade bir dil kullanılmış ki su gibi akıp gidiyor satırlar. Çok yazılmış zaten fakat kırmızı kalemle altını çizmek gibi olsun diye bir kere de ben yazayım. Kitap bu alanda bilgi sahibi olan olmayan herkesin anlayabileceği bir kitap. Eleştirel bir kitap olduğuna dair okuduğum yorumlara ise katılmıyorum, zira yazar kişisel görüşünü katmadan,kırmadan,incitmeden yazmış.Başta tabu dediğim konulara sert bir şekilde,kibirli ve rahatsız edecek biçimde değinmek yerine çok naif bir şekilde tane tane anlatmış. Sanki kimseyi kızdırmak istememiş de tersine gerçeği herkese göstermek istemiş.

Kitapta ilerledikçe kendimizi ne kadar önemsediğimizi daha şiddetle fark ettim. Sonuçta koca evrende önemsiz bir tür olarak ortaya çıkıp, hayal gücümüz sayesinde baskın tür haline dönüşen, türleri yok eden,türlerin günümüze dek devam etmesine sebep olan,koca evrende Dünya dediğimiz küçük noktada yaşayıp Tanrıcılık oynayan,hala kendimizi tek sanan kibirli hayvanlarız.

Gözümüzde devasa öneme sahip ne varsa tek tek önemsiz hale geliyor okudukça. Kitapla ilgili sevdiğim şeylerden birisi de önce sorgulamamıza öncülük edip sonra soruların cevaplarını tüm açıklığıyla aktarması. Bu konuda gerçek bu şekilde öyleyse siz diğer türlüye inanmayı bırakın demiyor asla. Seçimi bize bırakıyor, dilerseniz tüm bu sunduğum kanıtları bir kenara atıp görmezden gelerek bunca zaman inandıklarınızla yaşamaya devam edebilirsiniz demek istiyor gibi. Bilmemek bazılarımız için mutluluk olabilir.

Son kısımlardaki gelecek öngörüleri gerçekten ürkütücüydü. Kitabı okumaya başladığım zamanlarda "Black Mirror" dizisini izlemeye başlamıştım. Bilen vardır mutlaka dizide de gelecekte teknolojinin epey ilerlediği zamanlardan rahatsız edici bölümler izlersiniz. Birçok bölümü "Böyle bir şey olsa ne olur?" sorusunu sormanıza ve korkutucu hissetmenize neden olur. Kitaptaki gelecek varsayımları da aynı bu hissi verdi bana. Özellikle gelişmişlik ve mutluluk ilişkisine değinildiği kısımlar.

Bilim,mühendislik ve teknoloji çalışmalarıyla ileride şuanda bize imkansız gelen pek çok şeyi çözümleyebiliriz belki; fakat şahsi görüşüm bu teknolojilerin insanlar arasındaki uçurumu daha da açacağı yönünde.Muhtemelen Genetik Mühendisliği'nin nimetlerinden her Homo Sapiens yaralanamayacak,çünkü herkesin maddi gücü şuan olduğu gibi gelecekte de aynı düzeyde olmayacak ve Homo Sapiens'ten daha üst bir türe evrimleşme sürecinde daha mutsuz,yüksek ayrımcılığın hakim sürdüğü belki de kaosun hakim olduğu bir ortam bizi bekliyor olacak. Son yıllarda epey gözde hale gelen distopik kurgularda bahsedilen sınıflara ayrılmış bir düzen belki de hayal değil.

Bu mükemmel kitabı okursanız pek çok olaya farklı açılardan bakmaya başlarsınız,ama ben baktığım pencerenin önünde iyiyim,bana dokunmayın derseniz yavaşça o kitabı yere bırakın. İncelememi kitaptaki şu güzel alıntıyla bitirmek istiyorum.

"Gelecek belirsizdir ve şu son birkaç sayfadaki öngörülerin eksiksiz gerçekleşmesi gerçekten çok şaşırtıcı olur. Tarih bize, hemen önümüzde duruyor gibi görünen şeylerin öngörülmeyen engeller yüzünden gerçekleşemeyebileceğini ve onların yerine bambaşka, hayal bile edilemeyen senaryoların devreye girebileceğini öğretmiştir. Bizden cevap bekleyen en önemli soru, "Neye dönüşmek istiyoruz?" değil, "Neyi istemek istiyoruz?"dur."

Osman Yüksel 
 13 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yazarın ilk kitabı, ve dili o kadar sade ki branşıniz ne olursa olsun çok rahat şekilde anlayabileceğiniz bir üslup kullanılmış. Konusu insanoğlunun başlangıcından günümüze kadar ki gelişimini anlatıyor. Özel mülkiyet kavramın ortaya çıkışıyla insanoğlunun hayatında ki değişimleri aşama aşama çok güzel açıklamış. Neanderthaller, homo sapiens, avcılar ve toplayıcılar, kadının eski tarihlerde ki önemi, para, dinler, mitler, ilk köyler, hiyerarşi, ilk dedikodu :) özellikle amerikalı bir astronot ile Kızılderili arasında geçen bir diyalog çok hoşuma gitti, müthişti. Kitabı bitirdiğiniz zaman insanoğlunun tarihi hakkında epey bir bilgi sahibi oluyorsunuz.Yazarın ilk eseri olmasıyla dolayısıyla epey emek verilmiş.Bu konuya ilgisi olanların mutlaka okuması gereken bir eser.

Bu kitabı okumanızı tavsiye etmiyorum. Bir şeylerin farkında olmadan yaşamak bazen hepsinden daha güzel. Zira bu kitabı okuduktan sonra hayatınıza eskisi gibi devam edemeyeceksiniz. Çünkü zihninizde şimdiye kadar hiç oluşmamış sorular oluşacak ve kendinizi derin bir boşlukta bulacaksınız. Evet bu kadar iddialı bir kitap kendisi.

Yasemin A. 
13 Tem 18:07 · Kitabı okudu · 17 günde · 7/10 puan

Bu kitabı okumaya karar verdiyseniz ve üstüne biraz araştırma yaptıysanız, genel olarak belirli tabulara sahip olan kişilerin kitabı okumaması hakkındaki yorumlara rastlamışsınızdır.

Kitabın konusu; özetle insanın dünya üzerinde nerden nereye geldiğini ve bundan sonraki akıbetini konu alıyor.
Londra Doğa Tarihi Müzesi’ni gezme şansını yakalamış; Charles Darwin’in çalışmaları ve bulmuş olduğu kalıntıları görmüş biri olarak, kitabın ilk 100 sayfasını ilgiyle okudum. Evrimleşme sürecini bilimsel olmasının yanı sıra yalın bir dille anlatmış.

Kitapta, insanoğlunun yerleşik hayata geçişiyle birlikte ihtiyaçlarının, beklentilerinin ve yaşam standartlarının değişimi uzun uzadıya anlatılıyor. Buğday hakkında birçok çarpıcı gerçeği açıklıyor. Vejetaryen olmaya yatkınsanız muhtemelen bu kitabı okuduktan sonra kesinlikle vejetaryen olma kararı verirsiniz. Çünkü, insanoğlunun tüm doğayı nasıl kendi çıkarları için telef ettiğini tane tane yazmış. Aşağıda yer alan animasyonu aylar önce izlemiştim. Bu kitabı okuyunca o animasyon canlandı gözümde. Animasyonu https://goo.gl/dDhX1e linkten izleyebilirsiniz.

Paranın hayatımıza girmesini konu aldığı bölümler ve paranın hayatımıza katmış olduğu kredi, banka konularının ele alındığı bölümleri okurken biraz sıkıldığımı itiraf edebilirim. Seneler önce okuduğum ders kitaplarımı hatırlattı bana. Tabii konuya aşina olmayan kişiler için güzel bir bilgi aktarımı olmuş.

Kitabın ilk 300 sayfası hep bizden önce yaşananları konu almış. Aman canım geçmiş, geçmişte kalmıştır diyorsanız ve okuduklarınız sizi etkilemediyse son 100 sayfayı daha dikkatli okumanızı tavsiye ederim.
İnsanoğlunun şu anda yaşadığı içsel kaosu ve geleceğinin belirsizliği var son 100 sayfada. İnsanın Siborglara dönüşümü hakkında enteresan bilgilere yer verilmiş. İnsan ırkının tamamen değişeceği ve Siborgların artık insan değil, hatta organik bile değil, tamamen farklı bir şeye dönüşebileceğinin sinyaller veriyor.
Gılgamış Destanı’ndaki ölümsüzlüğe duyulan özleme, Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sında yer alan mutluluğun en üst düzeyde olmasına ve George Orwell’in 1984’ün ünlü “Büyük Birader”inden de bahsetmiş olması hoşuma gitti. Yazar Frankenstein’in kehanetine de yer vermiş kitapta. Şimdilerde aslında üzerinde kafa patlatılan dijital keşiflerin ve robot üzerine yoğunlaşan çalışmaların belkide insan ırkının sonu getirebileceğini anlatmış. İnsanlığın sadece gelişebilmek adına soylarını tükettiği bir çok canlı türü ile aynı kaderi paylaşabileceği gerçeği var. Bunlar çok ürkütücü gerçekler değil mi?

Bu kitabı okumadan önce Gılgamış Destanı’nı, Dr. Frankenstein’i, Cesur yeni Dünya’yı ve 1984’ü okumanızı tavsiye ederim. Hepsi birbirinden değerli kitaplardır.

Matrix filminin ünlü bir sahnesi vardır. Morpheus elinde iki hap ile Neo bir seçim şansı verir ve şöyle der; "Mavi hapı seçersen hiçbir şey hatırlamazsın, yatağında uyanırsın ve istediğin her ne ise ona inanırsın. Kırmızı hapı seçersen, sana gerçekleri gösteririm. “

Ben mavi hapı seçiyorum derseniz, kitabı okumak sizin için tam anlamıyla bir zaman kaybı olmasının yanı sıra işkenceye dönüşebilir. Fakat ben meraklıyım ve kırmızı hapı seçiyorum derseniz, kitaptan oldukça keyif alacağınızı söyleyebilirim.

Belma Balcı 
16 Mar 13:14 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsanın; bir maymun cinsiyken, hayvanlara eş bir yaşam sürerken nasıl bugüne geldiğini yalın bir dille anlatmış yazar. Medeniyet iyi bir şey mi? İnsanlar medeniyet denen hapishanenin içinde mutluluğu kaybettiler mi? Medeniyetin başladğı diyerek övündüğümüz ''tarım devrimi'' insanın kendine verdiği bir ceza mı? Hayvanları ve bitkileri evcilleştiriyorum diyerek, insan asıl kendini mi evcilleştirdi? Ve kendini kısır bir döngünün içine mi soktu? Ve dahi dünyada kendi cehennemini mi yarattı? Okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum...

Emre Ağaoğlu 
05 Oca 13:37 · Kitabı okudu · 9 günde · 10/10 puan

Carl Sagan'ın Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı; Jared Diamond'ın Tüfek, Mikrop ve Çelik ve Richard Louv'un Doğadaki Son Çocuk eserlerine nazaran daha az akademik, daha evrensel ve geniş açıdan yaklaşılmış, daha geniş bir zaman dilimini kapsayan enfes bir çalışmanın eseri sizi bekliyor. Bahsettiğim kitaplarla karşılaştırıp, bu üç kitabı önemsizleştirmediğimi belirterek, Sapiens'in en geniş perspektifle insanlık tarihine ışık tuttuğunu söylemeliyim. Son yıllarda okurken, ihtiyaç hissettiğim bilgiler bombardımanına uğradığım başka bir kitap hatırlamıyorum. Kesinlikle okunmalı, okumakla kalınmamalı, üzerinde derin düşünceler geliştirilmeli ve okuyanlarla saatler belki günlerce tartışılmalı derim.

Uğur D. 
 02 Tem 10:23 · Kitabı yarım bıraktı · Puan vermedi

Kitap bana nedense aşırı sıkıcı geldi, evrim teorisi ile ilgili konularda tarih öncesi bilgiler verirken bunu bilmiyoruz, inanıyoruz, inanıyorlar tarzında cümle kurulması kitaba sıcak bakmamı engelledi. Kitabın başlarına bir konu hâkim adı da "evrim teorisi", bir teori ama bu kadar büyük bir teorinin savlarının daha kesin cümleler ile kurulması gerektiğini düşünüyorum yani teoriden bana göre bir adım önde alması lazım. Okuduğum sayfalar içinde ve yarım bırakma kararımı aldıktan sonra kararımı değiştirmek için ileriki sayfalara da baktıkça verilen bilgilerin hiç de ufuk açıcı bilgiler olmadığını, okuduktan sonra şaşıracak şeyler olmadığını anladım. Tabii ki kitabın sadece bunlardan ibaret olduğunu söylemiyorum içinde çok güzel bilgiler de mevcut ama maalesef çoğunluk bu şekil, özellikle de daha başlangıç kısmında tam bir manasıyla teori üstüne yazılması da benim için sorun oldu. Aslında inceleme yazmayı da düşünmüyordum ama dün burada bir alıntıya örnek verdikten sonra, örneğimde de evrim vardır ama maymundan gelindiğine inanmıyorum dediğim için bir nevi "haçlı seferi" misali saldırıya maruz kaldım. "Ne maymunmuş arkadaş, maymun değil, primattır" (sanırım primatın ne olduğu bilinmiyor), "maymun değil zaten maymun diyen sizsiniz" (maymun iddiasında demek ben bulunuyorum, büyük bir iddia), "maymun yok demek buz vardır ama su yok demek gibidir" tarzında bir cümle ile (en azından maymun kabul edildi) cevaplar aldım. Bakalım kimi kısmın kutsal kitap statüsüne çıkartılması gerektiğini söylediği kitapta yazarımız Yuval Noah Harari 1. Bölümde Önemsiz Bir Hayvan isimli bölümün 19. sayfasında neler demiş:

"İnsanlar ilk olarak 2,5 milyon önce Doğu Afrika'da, "Güney Maymunu" anlamına gelen Australopithecus adı verilen bir maymun cinsinden evrimleşti."

"Yaşayan en yakın akrabalarımız arasında şempanzeler, goriller ve orangutanlar var, ve şempanzeler bunların en yakını. Yalnızca 6 milyon yıl önce, tek bir dişi MAYMUNUN iki kızı oldu. Bunlardan biri tüm şempanzelerin atası olurken, diğeri de bizim büyükannemiz oldu."

Şimdi burada maymunu ben mi türetiyorum yoksa evrimci bir eğitim görevlisi mi söylüyor? Maymun lafını da artık hakaret olarak görmemek lazım, hâlbuki onlar bizim akrabalarımız ve büyükannemiz. Tabii burada şöyle bir soru da akla gelebilir; çamurdan yaratıldığına inanılırken (bana göre bu da bir evrim) neden yolda yürürken çamura basmamak için yürüyüş değiştirilir ya da neden üzerimize çamur sıçrayınca temizlemek istenilir? 6 milyon yıl önce bir maymunun büyükannemiz olduğunu nasıl öğrendik, Lamarck ve Darwin'in hatta Darwin ile aynı dönemde bunu savunan Wallace'in ne gibi bilimsel tezleri var bu da ayrı bir merak konusu. Biz Sapiensler bu sevimli maymun cinsinden evrimleşip geliyorsak eğer nasıl geldik acaba, yani pat diye bir şey oldu da anında mı evrimleştik? Ya bilindik biz Homo Sapiens türünde kafatasları ve iskelet yapısı var ya da bu sevimli primatın kafatasları ya da iskelet yapısı var. Bunun hiç arası yok mu yani evrimleşirken o ara süreçte ölmüş olan bir canlının kalıntısı yok mu? Sonuçta teori olan bu evrimin süreci uzun uzun senelerde oluyor eğer evrim var ise bulunan kafatası ya da iskelet yapısının bir insan, bir Homo Sapiens türünün bilmem neden bilmem neye evrimleşirken ki kemik yapısı demek ne kadar doğru? Belki o bulunan o kafatası ya da iskelet yapısı şu an günümüzde yaşayan bir maymunun veya soyu tükenmiş bir maymun olan maymunun kemiği ve evrim adına insanla hiçbir ilgisi yok. O maymunlar neyi yanlış yaptılar da ya da neleri eksikti de maymun olarak kaldılar? Cevap olarak ne denileceğini biliyorum, sayfa 19'daki gibi bir kardeş maymun oldu ve maymun olarak devam ettiler denilecek, bunu nereden hangi bilimsel sonuçla biliyoruz, hangi tarihi gerçeklerle biliyoruz? Biz kardeş olarak Homo Sapiens olarak devam edebilmişken diğer maymun kardeş neden maymun olarak devam etti, neden günümüzdeki maymun olarak kaldı?

Kitabın 22. sayfasında şöyle bir cümle geçiyor;

"Bir şempanze Homo sapiens'le yaptığı bir sözlü tartışmayı kazanamaz, fakat maymun insanı bir oyuncak bebek gibi parçalayabilir."

Şimdi bu güzel cümlenin sonucunda şunu da düşünmemiz lazım: Biz insandan, Homo Sapiens'ten güçlü çeneleri olan, büyük iri dişleri olan hatta biz Homo Sapiens'ten 4 kat belki de 5 kat hızlı koşan, doğru düzgün bizler barifks bile çekemiyorken kol kuvveti ile dallar arasında yolculuk yapan bu maymun benzeri atanın nasıl yavaş koşan, gittikçe atasına göre güçsüz olan iki ayaklı hayvana dönüştüğümüzün de cevabı olması lazım. Hani av yaparken iki ayağının üzerine kalkması gerekmiş ya, av için taştan delici ve kesici aletler yapılmış ya, kuyruk gibi neden o yırtıcı dişlerimiz, güçlü çenemiz ve hızlı koşu gibi kuvvetlerimiz körelmiş merak içindeyim. Avlanırken bunlar hiç mi gerekmedi acaba? Cevap var mı acaba? Bu kaybolan, körelen nereye gittiği belli olmayan güçlerin yanına aklı, konuşmayı ve ahlakı da ekleyelim acaba bu teoride cevap var mı bunlara?

Bilim yanılabilen bir şeydir yani bugün bilim diye dediğimiz bir şey kısa bir zaman sonra başka bir buluş ile tamamen safsata hatta safsatanın daniskası olabilir. Bunun için sadece bu konuda değil Kur'an'dan bile bilimsel bilgiler çıkarmaya çalışırken ileriki zamanlar için çok büyük hatalar yapılabilir. Şimdi bakıyoruz ve yazarımız Bilgi Ağacı isimli 2. bölümün 33. sayfasında ne diyormuş:

"150 bin yıl önce Doğu Afrika'ya yerleşen Homo Sapiens'in sonradan dünyanın geri kalanına yayılıp, yaklaşık 70 bin yıl önce de diğer insan türlerini ortadan kaldırmaya başladığını gördük."

Aslında yanılgı yok, yapılamayan bir buluş var; ama yapılamayan buluş sayesinde de sunulan bilgi sonucunda koca bir yanılgı var kitapta. Çok değil 1 ay önce Kuzey Afrika ülkesi olan Fas'ta yeni bir insan, bir Homo Sapiens kalıntısı bulundu ve Homo Sapiens tarihini 150.000 - 170.000 yıldan 300.000 yıla kadar çekti hatta denildiğine göre de bu kişiyi metroda görsek kemik yapısından dolayı hiç yadırgamayacağımız, garipsemeyeceğimiz bir kemik yapısı varmış. Kitabın 27. sayfasında hatta harita görseli de olan bu kısımda Homo Sapiens'in 100 bin yıl önce Doğu Afrika'dan çıkıp kuzeye ve diğer taraflara yönelip dünyayı fethettiği yazıyor. Sevgili Horari acaba kitabının yeni baskısında bu kısımları düzeltecek mi çok merak ediyorum, yani neye dayanarak binlerce yıl öncesine dair böyle bir bilgi vermiş anlamadım. Sen kalk kitabında 150.000 yıl önce Doğru Afrika'dan Homo Sapiens'in dünyayı fethe çıktığını söyle, kuzeye ve diğer taraflara gittiğini de görselinde ok işareti ile göster, okurlar da böyle bir bilgiyi kabul etsin ama 1 ay önce 300.000 yıl önce Kuzey Afrika'da yaşayan bir Homo Sapiens kemikleri bulunsun. İlk paragrafımda dediğim kısım tam da o günlerin içinde tasdiklenmiş oldu. 300.000 yıl önce Homo Sapiens zaten Afrika'nın kuzeyinde varmış, yarın bir gün daha eski tarihli daha farklı bir toprakta bir kalıntı kazı sonuçlarında bulunsa neler denilecek acaba? Gerçi kitapta buradaki cümleleri "bilim adamları inanıyorlar" diyerek kurmuş yani kesin bir bilgi olmadığını söylemiş ama sadece varsayımlarla, inanmalarla böyle bir iddiada bulunmak ne kadar doğrudur? Doğruluğu çok yüksek olmasa da büyük bir cesaret olduğunu söylemek isterim, bununla birlikte de kitabın birçok kısmı aynı bunun gibi kesin bilgilerin olmadığı varsayım inanışlarla dolu, aynı 24. sayfadaki ilk taş aletlerinin kullanım alanlarından birinin kemikleri kırıp içindeki iliği almak olduğu cümlesi gibi, kardeşim nereden biliyorsun, bilebiliyorsun böyle bilgiyi?

Adı üstünde "Evrim Teorisi", teori olan bir şey hatta bu zamandan yüzbinlerce yıl öncesi, milyonlarca yıl öncesi olan bir teori ne kadar bilimsel olabilir ya da teori bilimsel midir? Bulunan kemik parçasından sırf insan kafasına benziyor diye, o kemiğin günümüzdeki maymun, goril vs. kemiği olabileceğini düşünmeden evrimleşen insan kemiği demek ne kadar doğru ya da bunu düşünüyorlar da hangi bilimsel sonuçla bu sonuca varıyorlar? Bilimsel ise adı hâlâ neden evrim teorisi? Nobel ödüllü ünlü evrimci Dr. Robert Milikan'ın şu sözünü yabana atmamak lazım: "Şu çok acıklı: Biz bilim adamları şu ana kadar hiçbir bilim adamının kanıtlayamadığı evrimi kanıtlamaya çalışıyoruz."

Valla okuduğum sayfalarda ve ara ara baktığım ileri sayfalarda bu kadar aklıma yatmayan, hiç de ufuk açıcı bilgilerin olmadığı kitapta eminim diğer sayfalardaki örneklerde ve bilgilerde de bu tarz sonuca varacağım birçok kısım olurdu diye düşünüyorum. Bilmiyorum belki de yazdığım kısımlarda benim de yanlışım vardır ama kitap hiç ilgimi çekmedi ve bana sıkıcı geldi. Maymun ile kromozom sayımız eşit diye akraba oluyorsak eğer patates ile maymunun da kromozom sayıları aynı, o zaman onunla da mı akrabayız sorusu kafama geliyor.

Hacı Seydaoğlu 
30 Tem 2016 · Kitabı okudu · 58 günde · Beğendi · 9/10 puan

En iyi tabirle ufuk açıcı olarak nitelendirilebilecek bir kitap. 1k'da bir ara popüler olunca okumaya karar vermiştim.
Kitapta ilk olarak, örneğin aslanlar nasıl kedi ailesine mensup bir canlı ise biz insanların da homo ailesinden sapiensler olduğumuz anlatılıyor. İşte bu homo sapienslerin tarihi, en başından günümüze kadar anlatmış. Tarihimizdeki belirgin noktalar, devrimler bana göre çok iyi anlatılmış.
Bir çok güzel soru da sorulmuş. Bu kitap iyi bir referans da olur, araştırmaya başlamak için. Okurken bir çok noktada durup düşünüyor, şaşırıyorsunuz. Fakat genel olarak akıcı bir kitap. Ayrıca verilen örneklerin yarısına yakını Ortadoğu'dan bilhassa da Türkiye'den olduğu için dikkatinizi daha çok çekecektir.
Önyargısız bir şekilde okumanızı öneririm.

Hogír 
04 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 38 günde · 9/10 puan

Kitap genelde dünyanın özelde insanoğlunun(sapiensin) tarihsel sürecini kronolojik bir sırayla anlatması bakımından gayet güzel.Bu ansiklopedik konuları kısa, sade ve anlaşılabilir bir şekilde aktarmasida yazarın büyük bir başarısıdır. Bu üslubu ilk eserinde yakalamış olması ayrıca takdir edilesi.
Kitap nerden geldik nereye gidiyoruz sorusuna son derece yerinde ve bilimsel cevaplar veriyor. Kitabin sonundaki bazı görüşler ne kadar uçuk görünsede eskilerin imkansız dediklerini şu an yaşıyor olmamızı da gözönüne alarak bir şekilde gerçekleşebileceği düşüncesinede kapilmadan duramıyor insan.
Ayrıca belirtmem gerekirki bu fazlasıyla bilimselcilik inançlı kişiler için biraz rahatsız edici olabilir. Yani bir yaratıcının varlığını reddetmesi, dinlerin insan ürünü olduğu onlarsiz hayatın daha iyi olacağı şeklinde tetespitler bazı okuyacilar için rahatsız verici olabilir.
Ama tavsiyem hayatıda mahveden önyargıyı bu kitaba yaklaşırken bir kenara bırakmanız ve yazarın ilk ve son derece başarılı kitabını keyifle okumanız.

Not1: Kitapta verilen bazı örneklerin bizim coğrafyamızdan, ülkemizden verilmesi kitaba ayrica sempatik bakmamizı sağlıyor.

Not2: Daha önce CNN TÜRK de yayınlanan İNSANOĞLU belgeselini izlemem kitaptantan ayrıca zevk almamı sağladı. Tavsiyem o belgeselide izlemeniz.

Özge Uzun 
19 Oca 2016 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabın ismi içeriğini gayet açık bir şekilde ifade ediyor. O yüzden kitabın özetini yazmaya gerek yok. Kitapta müthiş bir bilgi birikimi olduğu da kesin. Binlerce yıllık bir tarihi sadece 408 sayfada bu kadar güzel ifade edebilmek de yine müthiş bir başarı. Kitabın dili akıcıydı. Bu kadar çok bilgi içeriyor olmasına rağmen edebi olarak da dikkate değerdi. Kitabın ilginç olmasının yanı sıra dili de sıkılmadan okunmasını sağlıyor. İnsan kendini, türünü, yaşadığı dönemi, geçmişini ve geleceğini sorgulamadan edemiyor. Yazar farklı teorileri gerçek olma olasılıklarını tek tek değerlendirmiş bir çok konuda. Yine de bazı düşünce biçimlerini öne çıkardığını ve savunduğunu da düşündüm okurken. Bunun kötü bir şey olduğunu düşünmedim. Kitapta herkesin bildiği şeyler de vardı pek bilinmeyen ilginç bilgilerde. Çoğu yerde beni araştırma yapmaya da sevk etti. Kısaca herkese gönül rahatlığı ile tavsiye edebileceğim bir kitaptı. Keyifli okumalar.

Kitaptan 747 Alıntı

Osman Yüksel 
13 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Apollo 11 astronotlari Ay'a seyahat etmeden önceki aylarda ABD'nin batısında Ay' a benzeyen ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu alan pek çok Kızılderili topluluğa ev sahipliği yapıyordu. Bir yerliyle astronotlar arasında geçen bir diyaloğa dair şöyle bir hikaye vardır:
Birgün eğitim esnasında astronotlar yaşlı bir Kızılderili ile karşılaşırlar. Adam orada ne yaptıklarını sorar. Astronotlar kısa süre içinde Ay'a yapılacak bir araştırma seyahatinin parçası olduklarını söylerler. Yaşlı adam bunu duyunca bir an sessiz kalır,sonra astronotlarin kendisine bir iyilik yapmasını ister.
Astronotlar "Ne istiyorsunuz" diye sorar.
Yaşlı adam, "Kabilemdeki insanlar Ay'da kutsal ruhların yaşadığına inanır. Onlara halkımdan önemli bir mesaj iletmenizi isteyecektim."
Astronotlar "Mesaj nedir?" diye sorar.
Adam kendi dilinde bişeyler mırıldanir ve sonra da astronotlara bunu ezberleyene kadar tekrar etmelerini söyler.
Astronotlar "Bu ne demek?" diye sorar.
Adam "bunu size söyleyemem. Sadece kabilem ile ay ruhlarının bileceği bir sır," der.
Üsse geri döndükten sonra astronotlar uzun uğraşlardan sonra yerel dili konuşabilen birini bulur ve ondan mesajı tecrübe etmelerini isterler. Ezberledikleri şeyi söyleyince çevirmen kahkahalar ile gülmeye başlar. Nihayet sakinleşince, astronotlarin dikkatle ezberledikleri sözlerin "Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınizi çalmaya geldiler." olduğunu söyler.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 283)Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 283)
Umut 
07 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Para şu ana kadar yaratılmış en evrensel ve en etkili karşılıklı güven sistemidir.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 185)Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 185)
Umut 
25 Eki 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bugün bile insanlar arasındaki iletişimin büyük bölümü, ister e-posta ister telefon konuşması veya gazete sütunları olsun, dedikodudan oluşur...Yoksa siz tarih profesörlerinin öğlen yemeğinde Birinci Dünya Savaşı'nın sebeplerini tartıştığını veya nükleer fizikçilerin akademik konferansların kahve molasında zerreciklerden bahsettiklerini mi düşünüyorsunuz?

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 36)Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 36)
Umut 
02 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Lüksler zamanla ihtiyaç haline gelir ve yeni zorunluluklar ortaya çıkarır.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 99)Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 99)
Hacı Seydaoğlu 
22 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Cahil ırklar
Adaletsiz ayrımcılık zamanla daha iyi değil, daha kötü hâle gelir. Para parayı, fakirlik de fakirliği çeker. Eğitim daha fazla eğitimi, cehalet daha fazla cehaleti doğurur.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 147)Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 147)
Umut 
07 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Para bir eşya değildir, psikolojik bir kurgudur ve fiziksel olanı zihinsel olana çevirerek çalışır.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah HarariHayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari
Umut 
05 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Altın
Yenemeyen, içilemeyen, dikilemeyen, alet ve silah yapımı için fazla yumuşak bir metal neden bu kadar önemliydi ki?

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah HarariHayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari
Hacı Seydaoğlu 
12 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Embesiller için yeni fırsatlar
Avcı toplayıcılık devrinden beri insan beyninin küçüldüğüne dair kanıtlar var. O dönemde hayatta kalabilmek, herkesin muhteşem zihinsel becerilere sahip olmasını gerektirirdi. Tarım ve sanayi ortaya çıkınca, insanlar hayatta kalabilmek için giderek diğer insanların becerilerine daha fazla güvendiler ve “embesiller için yeni fırsatlar” ortaya çıktı.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 52)Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 52)
Umut 
05 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Fransız Devrimi'nden bu yana eşitlik ve bireysel özgürlüğü temel değerler olarak görmeye başladılar, ki bu iki değer bile birbiriyle çelişir. Eşitlik ancak daha iyi durumdakilerin özgürlüklerini kısıtlayarak sağlanabilir.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 170)Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 170)
75 /

Kitapla ilgili 2 Haber