Adı:
Haz İlkesinin Ötesinde
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054962235
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Ökten
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tutku Yayınevi
Baskılar:
Haz İlkesinin Ötesinde
Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd
Haz Prensibinin Ötesinde
Haz ilkesi kuramını ele almanın, bizi tarih içinde gelişmiş olan herhangi bir psikolojik sisteme ne kadar yakınlaştırdığı tarafımızı pek alakadar etmemektedir.

Bu tartışmaya açık varsayımlara, çalışma alanımızdaki günlük gözlemlere dayanarak vardık. Psikanalitik çalışmamızda hiç bir öncelik ya da özgünlük aramıyoruz; bundan da ötesi bu kuramı incelememize neden olan sebepler o kadar açıktır ki, görmezden gelmek imkânsızdır. Öte yandan, bizi emir verircesine yönlendiren haz ve rahatsızlık duygularını açıklamamıza yardımcı olacak fizyolojik ve psikolojik kuramlara da saygımız vardır. Bu duygular, psikolojik yaşamın en karanlık en derin kısımlarını oluşturmaktadır ve bu duygulardan kaçmamız imkânsız olduğuna göre konuya yapılabilecek en açık ve genel bir şekilde yaklaşmak en uygun yöntem olacaktır. Haz ve rahatsızlığı zihnimizdeki sınırı olmayan bir eksitasyonla ilişkilendirmeyi uygun gördük. Açmak gerekirse, rahatsızlığı eksitasyondaki artışa, hazzı ise düşüşe bağladık.
(Tanıtım Bülteninden)
96 syf.
·8/10·
bu tarz kitapların incelemelerini okumaya bayılıyorum.

anlaşılamadığı üzerine yazılan incelemeler üzerinden şöyle başlayayım kitap analizine, haz ilkesinin ötesinde kitabının en temel konularından biri feda etmek meselesidir. bu noktada feda etmenin ölüm ve hayat ile doğrudan bir ilişkisini kurmaya çalışır freud. psikanalitik dürtü kuramında bir dönüşüme işaret eder ve insan saldırganlığını, cinsellik kadar önemli bir güdülenme olarak ilk kez psikanalizin konusu haline getirir.

biyolojinin birinci adımı hücrenin doğuşudur. hücreye bir tanım atfedilebilmesi için bir feda olgusu içerisinde bulunmak zorundadır. hücre, kendi içinde bir şeyleri tüketir, kendine özgü olanı kullanır, feda eder ve karşılığında bu organik hücre, inorganik olanın saldırısından kurtulur. bu feda mekanizması en basit organizmadan en karmaşığına kadar işler. insan da yaşarken, ölmemek için yaşamının bir kısmını öldürür.

ikinci adım, tinsel alışveriş aşamasıdır. burada feda eden ile feda edilen (tanrı) arasındaki bağ bulunur.

üçüncü aşama ise ego'nun, bireyselliğin doğuşudur. toplum sınıflardan, insan toplumdan, kültür doğadan kopmuş ve egonun kabuğu kırılmaz bir hal almıştır. ekonomik çevre de insanı anda tutmaya başlar ve insan artık anları tüketmeye başlar. insan nasıl ki yaşamak için geçmişe dair bir şeyleri öldürür burada artık anları öldürmeye başlamıştır. dolayısıyla bu da sürekli, ''gelecek anda'' olan tanrı için feda etmeye başlatır.

konuyu burada Nietzsche'ye bağlayarak bitiriyorum. umut doğuran insan için sonu gelmeyen bir işkence türü olan bu durum, bir yandan anlarını feda eden insan için karşı konulamaz acı veren bir zevk halini almaya başlıyor diğer taraftan amaçsızlık amacını doğuruyor. hazzın ötesi pek iç açıcı değil insan için.
79 syf.
·Puan vermedi
Anlaşılması biraz zor bir kitap. Cümleleri birkaç kere tekrar okuduğunuzda her defasında kafanızda farklı farklı düşünceler beliriyor. Psikoloji ve felsefe severler göz atmalı.
120 syf.
Öncelikle yazı puntosu standartın dışında!
Çok daha küçük ve bu durum okumayı oldukça zorlaştırıyor, boğuyor, bıktırıyor.
Kaldı ki konu zaten ağır, insan bir cümleyi önce okuyor, sonra anlamaya çalışıyor, sonra sindirmeye, sonra öğrenmeye..
Yazı puntosu bu süreci işkenceye çeviriyor!

Onun dışında kitap Freud'un iki makalesinin bir arada basıldığı bir eser. Temel kaynak. Yani alan hakkında bir şeyler bilmeyi gerektiriyor, bu sebeple giriş niteliğinde değil.

Peki bu kitap ne anlatıyor?

İlk kısım, "Haz İlkesinin Ötesinde."
Makalenin hemen başında “Psikanalitik kuramda ruhsal süreçlerin otomatik olarak haz ilkesiyle yönlendirildiğini hiç düşünmeksizin kabul ediyoruz” diyerek belirttikten sonra, bu görüşünü temellendiren gözlemlerini sunuyor sevgili Freud. Aslına bakarsınız kitap yoğun bir şekilde "ön kabullerle" dolu. Çünkü Psikanalizin bir bilim olduğunu kanıtlama sancısı da hakim, bir şeylere tutunmak zorunda sonuçta!!
Her neyse, makale 'psikanalitik dürtü kuramında' bir dönüşüme sebep olmuş. Freud makalesinde "İnsan saldırganlığını", ilk kez cinsellik kadar önemli bir güdülenme olarak ele almış ve psikanalizin konusu haline getirmiştir.
Bu ilk kısımda haz ilkesi ve id, gerçeklik ilkesi ve süperego arasında bağlantı kurulmuş bu bunun üzerinden, öne sürdüğü fikirler açıklanmıştır.Ayrıca terapi amaçlı çalıştığı kişilerin hikayeleri üzerinden örnekler vererek, öne sürdüğü fikirleri bir temele oturtmaya çalışmış sevgili Freud.

İkinci kısım ise "Ben ve İd".
Bu makalesinde ise Freud, Oidipus kompleksinin insan benliğini ve nevrotik gelişimi nasıl etkilediğini ortaya koymaya çalışmıştır. İlk makaleye göre daha akıcı, daha okunaklı, hazmetmesi daha kolay.

Netice itibariyle bu kitabı okurken kendimi kitap okuyor gibi değil de, öfkeli ve cüsseli biri ile dövüşüyor gibi hissettim.
Keyif işi değil, derdiniz varsa okuyun.
120 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Psikoloji kaynaklarında Türkçe çeviri sorununun had safhada olduğunu düşününce Metis yayınlarının "ötekini dinlemek" serisi harika olmuş diyoruz. Güvenilir kaynak bulmak şahane
120 syf.
·Beğendi·7/10
Ego, üstben, ben ve id kavramlarını derin bir şekilde anlamak için, Oedipus kompleksinin bireye etkisinin, yazara göre, ne denli olduğunu ve ölüm güdüsü ile cinsellik güdüsünün benzerliği arasında ki ilişkiyi ( en iyi bölümlerden birisi ) görmek için çok iyi bir eser.
79 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bir kitabın çevirisi yapılırken ağır ve anlaşılması güç olan kavramların basit ve anlaşılır Türkçe karşılıkları varken neden anlaşılmaz içinden çıkılmaz kelimeler kullanılır ki.
96 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Uzun zamandır "Rüyaların yorumlaması"kıtabıyla rastıma çıxan,haqqında heç bir şey bilmədiyim psixoanalizin banisi Sigmund Freud kitablarını Theoder Reika aid bir kitab oxumaqla və Sigmund Freudun onun müəllimi olduğunu öyrəndiyimdə,"Reik bu qədər mükəmməl yazırsa,Freud necədir kim bilir"düşüncəsiylə oxumağa qərar verdim.Gözləntilərimi çox da qarşıladığını deyə bilmərəm,amma psixoanalitikanın fiziologiyası kimi kitablarıyla,inandıqları və hər zaman dediklərində yanlış olacağını irəli sürərək inkişafa olan meyliylə kifayət qədər düşüncə bucağımı dəyişdirdi.Özü də düşüncələrinin bir qismini qebul edib,bir qismini etməyənlərə şəxsinə olan simpatiyadan dolayı və inanclarına tərs düşdüyü üçün qəbul etmədiyini desə də,"Haz ilkesinin ötesinde"kitabında dediklərinə özünün inanıb-inanmadığını bilmədiyini deyir.Nəticə isə,həqiqətən də böyük düşünürdür,amma özündə olan Oedipus kompleksindən yola çıxaraq və çox yüksək ego dürtüsünə sahib olduğundan hər kəsin bu şuuraltı durumun özündə var olduğunu irəli sürür.Dediklərinin əksəriyyətini qəbul edirəm və şüursuzluq durumundakı insanın eynilə bir heyvan kimi,cinsəlliyin heç bir sərhəd tanımadan gerçəkləşməsinə və cəmiyyətdəki əxlaq normlarına yad olduğu fikrinə razıyam,amma heyvanlarda belə ana və ya ata ilə olan cinsəl birləşmə görünməzkən,necə cəsarətli bir iddia olar bu,insanın doğuşdan valideyninə libidosunun olması.Məncə Freud yaşasaydı,bu terminlərin əksəriyyətini indiyə dəyişmişdi,amma təəssüf ki,artıq dediklərinin doğru olub-olmadığının nəticəsinə çatıb,torpağın altındadır və özündən başqa bunun doğruluğunu kimsə bilməyəcək,ya da olmadığını.Nəticə olaraq,təşəkkürlər,Freud.
Belki de ölmenin içsel gerekliliğine olan bu inanç askında” varoluşun üstümüzdeki ağırlığına dayanabilmek “ için uydurduğumuz bir yanılsamadır.
Bilinç eşiğinin üstüne çıkan her psikofizyolojik hareket, belirli bir limitin ötesinde, tam bir istikrar durumuna yaklaştıkça hazla beraber hareket etmektedir.
"Yaşamın yegane amacı ölümdür. Cümleyi tersinden okumamız gerekirse 'cansız varlıklar, canlı varlıklardan önce de vardı.' dememiz gerekir."
Eğer ölmek ve öncesinde de bize en yakın olanları kaybetmek zorundaysak, ölümün kaçınılmaz bir rastlantı değil de, acımasız bir doğa kanunu, ilahi bir zorunluluk olduğunu kabul etmek daha kolaydır.
Çocukların tüm oyunlarının, onların üstünde egemenlik kuran bir dileğin, yani büyümek ve büyükler gibi davranmak dileğinin etkisi altında bulunur.
Yaşayan varlığın ilkel evrelerini tekrarlar; fakat asıl amaçları tüm güçleriyle, belli bir şekilde farklılaşmış iki tohum hücresini birleştirmektir.
Çocuk, deneyimin pasifliğinden oyunun aktifliğine doğru geçerken, rahatsızlık veren deneyimi bir oyun arkadaşıymış gibi kabul eder ve bu yolla intikam almış olur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Haz İlkesinin Ötesinde
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054962235
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Ökten
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tutku Yayınevi
Baskılar:
Haz İlkesinin Ötesinde
Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd
Haz Prensibinin Ötesinde
Haz ilkesi kuramını ele almanın, bizi tarih içinde gelişmiş olan herhangi bir psikolojik sisteme ne kadar yakınlaştırdığı tarafımızı pek alakadar etmemektedir.

Bu tartışmaya açık varsayımlara, çalışma alanımızdaki günlük gözlemlere dayanarak vardık. Psikanalitik çalışmamızda hiç bir öncelik ya da özgünlük aramıyoruz; bundan da ötesi bu kuramı incelememize neden olan sebepler o kadar açıktır ki, görmezden gelmek imkânsızdır. Öte yandan, bizi emir verircesine yönlendiren haz ve rahatsızlık duygularını açıklamamıza yardımcı olacak fizyolojik ve psikolojik kuramlara da saygımız vardır. Bu duygular, psikolojik yaşamın en karanlık en derin kısımlarını oluşturmaktadır ve bu duygulardan kaçmamız imkânsız olduğuna göre konuya yapılabilecek en açık ve genel bir şekilde yaklaşmak en uygun yöntem olacaktır. Haz ve rahatsızlığı zihnimizdeki sınırı olmayan bir eksitasyonla ilişkilendirmeyi uygun gördük. Açmak gerekirse, rahatsızlığı eksitasyondaki artışa, hazzı ise düşüşe bağladık.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 165 okur

  • Kutluhan Utku SOLAK
  • büşra serdar
  • Muhammed Said
  • Ahmet Murat GÜLEŞ
  • sude
  • Uğur De Molinari
  • seda
  • Suat tatlı
  • Mayıs
  • Orhun Uzun

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%28.6
25-34 Yaş
%46.4
35-44 Yaş
%17.9
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%36.7
Erkek
%63.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18 (9)
9
%6 (3)
8
%20 (10)
7
%14 (7)
6
%6 (3)
5
%2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%4 (2)