·
Okunma
·
Beğeni
·
1.481
Gösterim
Adı:
Hazar Sözlüğü
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059115360
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam Yayınları
Baskılar:
Hazar Sözlüğü
Hazar Sözlüğü
Hazar Sözlüğü
Hazar Sözlüğü
Xəzər Sözlüyü
Hazar Sözlüğü
Hazar Sözlüğü sadece üç semavî dinin bir halk hakkındaki düşüncelerine odaklanmıyor. Geleneksel anlatı ve olay örgüsünü yerle bir eden bu sözlük-roman ele avuca sığmaz üç bilge insanın, zehirli mürekkeple yazılmış bir kitabın, aynaların intiharının, hayali bir prensesin, insanların rüyalarına sızan papazlardan oluşan bir tarikatın ve yaşayanlar ile ölüler arasındaki aşk hikâyelerinin peşinden gitmenizi istiyor. Milorad Pavi? roman sanatını 21. yüzyıla taşıyor.

"Bir düşte, kendimizi sudaki balık gibi hissediyoruz. Zaman zaman su yüzüne çıkıyoruz, dünyanın kıyısına bir göz atıyoruz, sonra hızla ve büyük bir istekle yeniden dalıyoruz, çünkü kendimizi yalnızca derinliklerde iyi hissedebiliyoruz. Bu kısa su yüzüne çıkışlarda bizden daha yavaş, bizden daha farklı biçimde soluyan, bütün ağırlığıyla yere yapışmış, bizim kendi bedenimizdeymiş gibi yaşadığımız hazdan yoksun, tuhaf bir yaratık fark ediyoruz. Çünkü burada, haz ve beden birbirinden ayrılamaz, bir bütün oluştururlar. Bu yaratık, dışarıda, biz oluyoruz aynı zamanda, ama bir milyon yılda ve bu yılların dışında bizimle onun arasında, bedeni ve hazzı birbirinden ayırmış olduğu için başına gelmiş olan, o müthiş mutsuzluk var..."
(Tanıtım Bülteninden)
352 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Anlatımı ve kurgusuyla inanılmaz bir kitaptır Hazar Sözlüğü; üç farklı kitaptan oluşur kendi içinde ve sırasıyla Hıristiyan, Yahudi ve İslam kaynaklarına göre Hazar Sorunu'nu (Hazarlar'ın hangi dini seçeceği sorunu) anlatır. Bunu yaparken de anlatımında maddeler halinde bir sözlük biçimini tercih eder. Üç kitaptaki madde başlıkları da aynıdır ve her dinin kendi tanıklığını ve yaklaşımını ifade eder. İlk kitabı okurken normal bir sözlüğün maddelerini okur gibi hissedersiniz, ama diğer kitaba geçtiğinizde aynı maddeler ve farklı maddeler arasında bağlantılar kurmaya başlarsınız. Üçüncü kitapla birlikte okuduğunuz bütün maddeler bir bütün oluşturmaya başlar ve kitabın son sayfasına geldiğinizde sözlük bir cinayet romanına dönüşür. Daha ne olsun...
NOT: Sözlüğün eril ve dişil basım olmak üzere iki versiyonu vardır. Versiyonlar arasında sadece bir paragraf farklıdır. Ben eril versiyonu okumuştum, dişili henüz okumadım dolayısıyla bu farkın nasıl bir etki yaptığını bilmiyorum olaya. Ama Milorad Pavic yaptıysa, mutlaka bir etkisi olmuştur...
384 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sırp şair, yazar, çevirmen ve edebiyat tarihçisi olan Milorad Pavić'in "Hazar Sözlüğü" adlı bu eseri okdukça ilginçti. Bir sözlük-roman diyebileceğimiz kitapta, Hazarların müslüman mı, hristiyan mı, yahudi mi oldukları, fantastik-masalsı bir dille anlatılmış.

Milorad Paviç kitabın erdişi basımı için yazdığı önsözde çok açık bir şekilde, alışılagelmiş roman çizgisinin dışına çıkacağı bilgisini vermiş okura. İsteyen istediği şekilde, kitabın sarı, yeşil ve kırmızı bölümlerini sıra takip etmeden okuyabilir diye eklemiş. Zehirli mürekkeple basılmış olan orijinal baskıyı okuyanların ölümünden bahsederek, günümüz okuruna kitabı okuyanın ölmeyeceğine dair garanti verdiğini belitmiş ve kitabı esrarengiz hale getirmiş.

Kitap kişiyi, insanlığın nereden gelip, nereye gittiğine dair sorgulamaya sevk ediyor. Konuyu kimilerinin reenkarnasyon diyebileceği ruh tekamülüne kadar vardıran enteresan bir okuma oldu benim için.
352 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap Hazar tartışması yani din değiştirmeleri üzerine. Üç bölümden oluşuyor. Kırmızı Kitap( Hristiyanlar ), Yeşil Kitap ( Müslümanlar ) ve Sarı Kitap ( Yahudiler ). Kitabın sonunda da bazı ek bölümler var.

Kitap üç yüzyıl üzerinde hareket ediyor. 9. yüzyılda Hazar Kağan'ı bir rüya görüyor ve bu rüyayı yorumlaması için üç semavi dinden birer temsilci çağırıyor. Bir filozof, bir Müslüman din adamı ve bir haham Kağanın huzurunda gördüğü rüyayı yorumlamaya başlıyor.

"Tanrı niyetlerini onaylıyorsa da eylemlerini reddediyor." diyen bir meleği gördüğü düşünü en iyi açıklayan kişinin tarafını seçecek olan kağanı her kitapta -Kırmızı Kitap'ta hahamın sözlerine inanacakken, Yeşil Kitap'ta filozofun sözlerine teslim olacakken ve Sarı Kitap'ta da Müslümanı seçmek üzereyken- diğer bir din adamına inanmak üzereyken Prenses Ateh devreye girerek sözleriyle sadece o kitabın ayrıntıyla işlediği din adamına yönelmesini sağlıyor.

Prenses Ateh’in Kağan'ın tam olarak nesi olduğu bilinmiyor. Ama Kağan'ı her kitapta bu şekilde etkilemesi cezasız kalmıyor ve diğer dinlerin şeytanları Ateh'i cezalandırıyor. Ve Ateh düş avcıları tarikatının koruyucusu ölümsüzlükle lanetleniyor. Cinsel organı alınıyor. Ve sadece Hazarlar' da yetişen balığa benzeyen bir meyvenin adı olan "ku" kelimesini söyleyebiliyor. Bundan hemen önce bir sürü papağan getirtip onlara Hazar dilinden birer kelime ezberletip salıyor.

Kitap 17. yüzyılda Hazar Sözlüğü'nün peşine düşen üç kişi üzerinden her bölümde devam ediyor. Kir Avram Bronkoviç ( Hıristiyan ), Yusuf Mesudi ( Müslüman ) ve Samuel Cohen ( Yahudi ). Bu üç düş avcısı birbirlerini bulup kendi dinlerinde olan kaynakların diğer iki dindeki nüshaları ile birleşince eksikliklerin tamamlanacağını ve sözlüğün anlaşılabileceği düşüncesi ile harekete geçiyorlar.

Üç kişi üç şeytanla karşılaşıyor. Mesudi Cabir ibn Akşani ile ünlü on bir parmak tekniğini ustalıkla kullanırken onbirinci parmak yerine kuyruğunu kullandığını görerek onu tanıyor ve uzun bir konuşmaya girişiyorlar.

Cohen her elinde iki başparmağı olan Efrasinya ile karşılaşıyor ve aralarında bir bağ oluşuyor. Cohen gitmek zorunda olduğunda şeytan bir gün farklı şekillerde tekrar görüşeceklerini söylüyor.

Bronkoviç ise Cebrail'e yakardıktan sonra üstün bir resim yeteneğine kavuşan Nikon Sevast'la karşılaşıyor ve Sevast onu takip eden Teoksist Nikolski ile kâtip olarak Konstantinopolis'te Kir Avram'ın yanına giriyorlar. Sevast sizin kiliseniz 300 yıl daha ayakta kalabilecek mi sorusunu sorarak Avram'la 293 yıl sonra tekrar görüşeceklerini ve bunu göreceklerini söylüyor.

Mesudi'de Cohen'in düşlerini avlayarak Bronkoviç'i buluyor ve ondan iş isteyerek yanına giriyor. Cohen'i de bu şekilde bulmayı amaçlarken Konstantinopolis'teki başkonsolosluktaki görevinden ayrılarak Türk-Macar savaşına gitmek üzere Tuna kıyılarına giderler ve burada Badenski'nin yanına gelirler.

Cohen'se Türk Paşa Sabliak'ın yanında işe girerek Tuna kıyılarına gelir. Tuna' da Sevast Mesudi ve Bronkoviç'in nüshalarını yok eder. Bunun üzer,ne Mesudi Sevast'ın tek burun deliği olduğunu ve bir şeytan olduğunu söyler. Ama orada Cohen'i beklemeye devam ederler.

Mesudi ve Sevast zar atarken - şeytan kaybediyor ve hırsla devam ediyordu. ölecekmiş gibi.- Türk birlikleri ve Sabliak Paşa oraya gelir ve Sevast bir kılıç darbesiyle ikiye bölünür. Uyuyan Bronkoviç'in bir mızrak darbesiyle göğsü deşilir ve Cohen sırada yere yığılır. Sıra Mesudi'ye gelirken -Cohen düş avcılığı ile Paşa'yı önceden etkilemeyi başarmıştır.- Paşa'nın Cohen öldü mü sorusuna verdiği cevapla yaşamak için bir gün daha kazanır. Ama düş avcıları bir araya gelemez.

20. yüzyılda ise yine üç kişi Dr. İsailo Suk ( Hıristiyan ), Dr. Dorothea Schultz ( Yahudi ) ve Dr. Ebubekir Muaviye bu kaynakları araştırmaya başlarlar.

02.10.1982 tarihinde İstanbul Kingston Otel'inde bir kolokyum için bir araya gelirler. Dorothea 1967 de Arap İsrail savaşında kocasını yaralayan Ebubekir Muaviye'yi öldürmek isteğiyle İstanbul'a gelir. Ama onunla konuştuktan sonra Hazar Sözlüğü bahsi geçince öldürmekten vazgeçer ve konuşmaya koyulurlar. Bir kez daha üç araştırmacı bir aradadır. Ebubekir Suk adında Hristiyan bir araştırmacının olduğu ama kendisiyle konuşmak istemediğini söyler. Dorothea Suk'la da konuşup parçaları birleştirmek ister. Bunun için ayağa kalkar silah orada kalır. Oteldeki Belçikalı ailenin babası Van der Spaak yanından geçer. Baba beyaz bir kaplumbağa kabuğundan yapılmış bir müzik aleti çalmaktadır. Suk'un odasına girdiğinde boğularak öldürüldüğünü görür. O anda kendi silahının ateşlendiğini duyar. Oraya baktığında Muaviye'nin de öldüğünü görür. Tam orada ise Belçikalı Spaakların 4 yaşındaki çocuğu Manuel içeceğini sakin bir şekilde içmektedir ve her iki elinde ikişer tane baş parmağı vardır. Anne Belçikalı da çok iyi bir resim yeteneğine sahiptir.

Dorothea hemen tutuklanır. Mahkeme sırasında Muaviye'yi değil Suk'u öldürdüğünü söyler ve Muaviye cinayetinden kurtulur. Bu ifadesi ile Belçikalı aile suçlamaların hepsinden aklanır.

Mahkemede bir de tanık vardır. İsrail pasaportlu ve Hazar olduğunu söyleyen Ateh adında biri. Yalan ifade vermekten para cezası alır. Çünkü 4 yaşındaki Belçikalı çocuğun bir yetişkin gibi doğrulup nişan alarak Dr. Ebubekir Muaviye'yi öldürdüğünü söylüyordu.

Peki 1689'da üç düş avcısı da öldüğüne göre Daubmannus'un 1691 de yazdığı Hazar Sözlüğü nasıl basıldı? Kitap da bu gibi birçok sorunun anlaşılması için didik didik edilmesi gereken birçok nokta bulunuyor.

Milorad Paviç kurgunun zirvelerinde gezinerek bizlere başarılı bir yapıt sunuyor.
384 syf.
·8/10 puan
6 ile 11yy arasında Karadenizden Hazar Denizine hüküm sürmüş ve Orta Asya'dan gelmiş bir halk: Hazarlar. Kökeni ve din değiştirmeleri (9yy) hatta yokoluşları her zaman tartışmalı ve merak konusu olmuş. Ve bu gizemi ancak edebiyat tarihçisi yazar Paviç gibi birisi çözmek için aralayabilirdi. Yazar, tarihten oluşturduğu bu kurgu romanıyla yeni yüzyıla dev bir adım atmış doğrusu, hem de ne kurgu...

Hazar kağanının gördüğü rüyasını üç büyük semavi din filozoflarına yorumlatmak istemesi ve kendince doğru cevaba göre o dine gireceğini belirtmesi ile tarihte Hazar Tartışması diye bilinen konu merkezinde eserin. Kitap konuyu 3 kaynaktan (Hristiyan, Müslüman ve Yahudi) ele alıyor ve kırmızı-yeşil-sarı kitap olarak 3 bölüme ayrılıyor. Tarihte konu hakkında yazılan ilk kitabın 17yy'da basımı ile oluşan Hazar sözlüğü, aynı başlıkların üç kaynaktan incelemesi adeta. Hazar tartışmasına katılan üç temsilcinin ve Düş Avcıları denilen başkalarının düşlerini görüp yaşayabilen rahipler tarikatı ve 20yy 1982'de İstanbul'da bir otelde sona eren son avcılar. Zehirli mürekkeple yazılmış, aralıkla ve dikkatle okunması gereken bir kitap. Kararı vermesinde etkili olan prenses Ateh'in diğerlerince cezalandırılması, dilini papağanlara öğretmesi ve sadece bir meyve adını (ku) söyleyebilmesi. Arada verilen sarsıcı hikayeler (Hazar elçisinin vücudundaki tarih dövmesi- Büyük parşomen, kendi ruhunu avlayan Nikon, gezgin kadın...) ve Kabala öğretisi. Tek paragraf farkıyla dişil-eril basımı yapılmış.

Beklemeyi okuyucuya öğretmesi gereken yazar ve aldatılmış kocalar dediği eleştirmenler tanımıyla, oldukça yoğun bir anlatıma ve mistik, fantastik öğelere örülü epik tadıyla bu tarihi roman, 20yy'da iz bırakmış #borges #calvino gibi imgelerin peşindeki düş avcılarına dahil edilmelidir. Tarih ile edebiyatın buluştuğu bir şölen: Yaşama üç din penceresinden mesafeli bakış, okuyun...
316 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Hazar’lar ile ilgili harika bir sözlük,ansiklopedi ve bilgi kaynağı.Kitabı neresinden okursak okuyalım konu bütünlüğü sağlanıyor. Paviç yine Paviçliğini yapıyor ve sonunda yine her okur alabildiği kadarını alıp uzaklaşıyor.
384 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Eril ve dişil olmak üzere iki baskısı var. Fakat tek bir paragraf farklı. Hazarlara ait düşsel bir roman. Düz okunabileceği gibi göndermelerle de okunabiliyor. Bazı kavramların hem İslam(yeşil), hem Hristiyanlık (kırmızı) hem de Museviliğe (sarı) göre farklı anlamları verilmiş. Dolayısıyla sözlük üçe ayrılıyor. Parçalar birleştirildiğinde bir hikâye oluşuyor.
Nasıl anlayamıyorsunuz? Kulaklarınızla mı düşünüyorsunuz siz? Şu dünyadaki tüm sorunlarımız, günlerimizi geldikleri gibi harcamamızdan kaynaklanıyor. En kötü günleri atlatamadığımızdan kaynaklanıyor
bunlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hazar Sözlüğü
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059115360
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam Yayınları
Baskılar:
Hazar Sözlüğü
Hazar Sözlüğü
Hazar Sözlüğü
Hazar Sözlüğü
Xəzər Sözlüyü
Hazar Sözlüğü
Hazar Sözlüğü sadece üç semavî dinin bir halk hakkındaki düşüncelerine odaklanmıyor. Geleneksel anlatı ve olay örgüsünü yerle bir eden bu sözlük-roman ele avuca sığmaz üç bilge insanın, zehirli mürekkeple yazılmış bir kitabın, aynaların intiharının, hayali bir prensesin, insanların rüyalarına sızan papazlardan oluşan bir tarikatın ve yaşayanlar ile ölüler arasındaki aşk hikâyelerinin peşinden gitmenizi istiyor. Milorad Pavi? roman sanatını 21. yüzyıla taşıyor.

"Bir düşte, kendimizi sudaki balık gibi hissediyoruz. Zaman zaman su yüzüne çıkıyoruz, dünyanın kıyısına bir göz atıyoruz, sonra hızla ve büyük bir istekle yeniden dalıyoruz, çünkü kendimizi yalnızca derinliklerde iyi hissedebiliyoruz. Bu kısa su yüzüne çıkışlarda bizden daha yavaş, bizden daha farklı biçimde soluyan, bütün ağırlığıyla yere yapışmış, bizim kendi bedenimizdeymiş gibi yaşadığımız hazdan yoksun, tuhaf bir yaratık fark ediyoruz. Çünkü burada, haz ve beden birbirinden ayrılamaz, bir bütün oluştururlar. Bu yaratık, dışarıda, biz oluyoruz aynı zamanda, ama bir milyon yılda ve bu yılların dışında bizimle onun arasında, bedeni ve hazzı birbirinden ayırmış olduğu için başına gelmiş olan, o müthiş mutsuzluk var..."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 44 okur

  • Melek Ceylan
  • Hayat Bu
  • Sümeyye Küçükali
  • Enver Akyol
  • Fatma
  • Yusuf Baler
  • yusuf şimşek
  • Nurdan Açıl
  • feyza bütün
  • tereddütsüz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%5.3 (1)
8
%26.3 (5)
7
%5.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0