Hazret-i Ömer'den 111 Hatıra

·
Okunma
·
Beğeni
·
61
Gösterim
Adı:
Hazret-i Ömer'den 111 Hatıra
Baskı tarihi:
Kasım 2006
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944381789
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Erkam Yayınevi
Bu kitapta sizlere, Allah Rasulü (s.a.v) Efendimiz'in ikinci mühim yardımcısı olan Hz. Ömer'in hayatından derlenmiş nadide bir buket takdim ediyoruz. Hz. Ömer ki; müslüman olması İslam'a kuvvet, halifeliği de bütün insanlığa rahmet olmuştu. Emsalsiz hizmetleriyle müslümanların sayısı artmış, İslam toprakları alabildiğine genişlemiş, hukuk ve devlet nizamı büyük ölçüde yerine oturmuştur.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Medine-i Münevvere'de bir genç vardı. Dünyaya karşı zahid, Allah'a karşı takva sahibi idi. Devamlı mescide koşar ve ashab-ı ikramdan taze taze hadis-i şerifler dinlerdi. Bu genç Hz. Ömer'in çok hoşuna giderdi. Delikanlının yaşlı bir babası vardı. Yatsı namazını kıldığında onun yanına giderdi. Yolu da bir kadının kapısı önünden geçiyordu. Kadın gence gönlünü kaptırdı ve onu fitneye düşürmenin çarelerini aramaya başladı. Birgün yine oradan geçerken kadın bütün hilelerini kullanarak genci kandırmaya çalıştı. Genç tam ona uymuş, arkasından evine girmeye teşebbüs ediyordu ki Allah Teala'nin şu ayet-i kerimesini hatırladı:
"Takvâya erenler var ya, onlara şeytan tarafin vesvese dokunduğunda (Allah'ı, O'nun emir ve yasaklarını hatırlayarak hemen hakîkati görürler." (el-A'râf,201)Ayeti hatırlayan genç bir anda bayıldı ve olduğu yere yığlıverdi. Onu alıp babasına götürdüler. Gecenin üçte biri geçinceye kadar o vaziyette kaldı. Ayıldığında babası ne olduğunu sordu. O da durumu haber verdi. Babası: "-Oğlum, hangi âyeti okumuştun?" diye sordu. Genç âyeti tekrar okudu ve yine bayıldı. Ailesi ve komşuları toplanıp ayıltmaya çalıştıklarında rühunu teslim etmiş olduğunu gördüler. Gasledip defnettiler. Sabah olunca durumu Hz. Ömer'e bildirdiler. Ömer (r.a) babasına gelerek tâziyede bulundu ve gencin kabrine gitti. Yüksek  sesle şöyle hitab etti:
"-Ey fülân! «Rabbinin makâmında durup hesap vermekten korkan kimseye iki cennet vardır." (er-Rahmån, 46)"
 Gencin sesi kabrin derinliklerinden şu cevabı verdi: "-Ey Ömer! Rabbim onları bana cennette iki defa verdi!"
    Bu dünyada Allah'tan korkanlar, âhiretteki korkulardan emin olacaklardır.İnşAllah.
Ömer'in hilâfeti zamanında bir zât, davranışlarını beğenmediği hanımını şikâyet etmek üzere halifenin evine geldi. Kapının önüne oturdu ve Hz. Ömer'in çıkmasını beklemeye başladı. Derken içeriden bir gürültü koptu. Hz. Ömer'in hanımı koca halifeye bağırıp çağırıyor, fakat Hz. Ömer (r.a) ağzını açıp da ona tek kelime dahi söylemiyordu. Bu hâli gören kapıdaki zavallı boynunu bükerek: "Bütün şiddetine ve sertliğine rağmen, üstelik Mü'minlerin Emiri iken Hz. Ömer'in hâli böyle olursa, benim derdime nasıl çâre bulabilir" diye düşündü ve kalkıp gitmeye başladı. Bu esnada Ömer (r.a) dışarı çıktı ve o zâtın arkasından:
 "-Hayrola, derdin neydi?" diye seslendi. Adam şöyle cevap verdi:
"-Ey Mü'minlerin Emiri! Zevcemin kötü ahlâkını ve bana olan saygısızlığını sana şikâyet etmek üzere gelmiştim. Senin hanımının da sana karşı olmadık sözler söylediğini duyunca vazgeçip  geri döndüm ve kendi kendime, «Mü' minlerin Emiri karısıyla böyle olursa, benim derdime nasıl devâ olur?» dedim."
  O zaman Hz. Ömer (r.a) adama şunları söyledi: "-Kardeşim, zevcemin benim üzerimdeki hakları sebebiyle ona katlanmaya çalışıyorum. Zira o benim hem aşçım, hem fırıncım, hem çamaşırcım, hem de çocuklarımın sütannesidir. Hâlbuki  o bütün bunları yapmak zorunda değildir. Üstelik gönlümün harama meyletmesine mâni olan da odur. Bu sebeple onun yaptıklarına katlanıyorum." Bu sözleri duyan zât:
-Ey Mü'minlerin Emiri! Benim hanımım da aynen öyle" dedi .Bunun üzerine Ömer (r.a) adama:
-Haydi kardeşim, zevcene katlanmaya bak! Hayat dediğin göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor!" diye teselli etti.
Ömer b. Hattàb (r.a) söyle anlatır:
"İyi cins bir atımı Allah rızası için bir mücahide vermiştim.O zât ata iyi bakamadı, onu zayıflattı. Bunun üzerine ben hayvanı para ile satın almak istedim. Ucuza vereceğini de tahmin ediyordum. Durumu Hz. Peygamber'e arzettim. Allah Rasûlü (s.a.v): Sadakadan asla dönme! Zira bağışından dönen, kustuğunu yalayan gibidir» buyurdu." (Buhâri)
Bir Yahudi ile Bişr ismindeki bir münafık arasında anlaşmazlık Vuku bulmuştu.
Yahudi:
- Muhammed'e gidelim dedi.Münafık ise:
-Hayır Ka 'b b. Eşref' e gidelim dedi .
Allahu Teala kitabında Yahudi ileri gelenlerden olan Ka'b tan tağut diye bahsetmiştir .
Yahudi illa Muhammed'e gideceğiz diyerek ayak direğince münafık istemeye istemeye razı olduğu ve Hz Peygamber'e gelerek davalarını anlattılar. Resulullah (s.a.v) Yahudi lehine hükmetti .Peygamberin yanından çıkınca münafık yahudiyi yakaladı ve ;
- Bunun hükmüne razı değilim, Ebubekir gidelim dedi. Ona gittiler o da Yahudi lehine hüküm verdi münafık Hz.Ebubekir'in hükmüne de razı olmayıp gel bir de Ömer bin Hattap l'a gidelim dedi . İkisi birlikte Hazreti Ömer'e geldiler .Yahudi:
-Ey Ömer Benle bu adam Muhammed'e davamızı götürdük ,Muhammed benim lehime bunun aleyhine hükmetti, bu adam onun hükmüne razı olmadı .Davamızı sana getirmek istedi ve yakamı bırakmadı işte ben de onunla birlikte sana gelmiş bulunmaktayım dedi .
Hz. Ömer (r.a) münafığa öyle mi oldu diye sordu ,onudan "Evet "cevabı üzerine "biraz bekleyin" deyip evine girdi kılıcını Kuşanıp çıktı ve kılıcıyla vurup münafığın kellesini uçurdu sonra da Allah'ın ve Resul'ünün hükmüne razı olmayan kimse hakkında işte Ben böyle hüküm veririm dedi Yahudi büyük bir korkuyla kaçıp gitti. O hadise üzerine :
"Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenlere görmedin mi taguta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde tagutun önünde muhakeme olmak istiyorlar Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor Hayır Rabb'ime hamd olsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden işlerini hiçbir sıkıntı duymaksızın Onu tam manasıyla kabul etmedikçe iman etmiş olmazlar. (Nisa 60-65)
Cebrail (a.s) gelerek
-Ömer hak ile batılı birbirinden ayırdı buyurdu.
Bundan sonra Hz Ömer Radıyallahü Anh FARUK diye isimlendirildi.
Hz. Ömer (r.a), mert ve doğru sözlü olanları severdi. Hata ve kusurlarının açıkça söylenmesini isterdi.Huzeyfe (r.a) şöyle anlatır:                   
  Birgün Hz. Ömer'in yanına gitmiştim. Evindeki bir kütüğün üzerine oturmuş sıkıntı içinde kendi kendine söyleniyordu. Yaklaştım ve
 "-Seni üzen nedir ey Mü'minlerin Emiri?" dedim.
 " -İşte şudur ! " diyerek eline işaret etti ve idareci iken yanlış işler yapmaktan korktuğunu belirtti
  "-Bu mu seni üzen şey, vallahi yanlış bir iş yaptığını gördüğümüzde seni düzeltiriz"dedim
 "-Kendisinden başka ilâh olmayan Allah hakkı için, benden  yanlış bir hareket zuhûr ettiğinde hakikaten beni düzeltir misiniz?" diye sordu.
  "-Kendisinden başka ilâh olmayan Allah hakkı için, senden yanlış bir hareket gördüğümüzde seni mutlaka düzeltiriz" cevabını verdim.
   Buna çok sevindi ve :
   "-Allah'a hamd olsun ki sizin içinizde, Muhammed (s.a.v.)'in  ashâbından, yanlışımı gördüğünde beni düzeltecek kimseler vât etti" dedi.
Geceleri Medine sokaklarında gezer, halkın durumunu kontrol eder, eksik ve problemleri tesbit ederdi. Hz. Ömer'in yardımcısı Eslem (r.a) şöyle anlatır:
   Hz. Ömer (r.a) ile birlikte bir gece Medine'nin kenar mahallelerinde dolaşırken çadırın içinde bir kadın gördük, çocuklar etrâfinda ağlaşıyorlardı. Ocakta su dolu bir tencere vardı.
    Ömer(r.a.) çocukların niçin ağladığını sordu.Kadın:
"-Açlıktan!" diye cevap verdi.
  Hz.Ömer(r.a.) üstelik tencerede çocukları avutmak için sadece su kaynadığını ve kadıncağızın, uyutana kadar yavrularını böyle oyaladığını öğrenince kendini tutamayarak ağladı. Derhal zekât mallarının bulunduğu ambara gitti. Bir çuval un ve muhtelif gıdâ malzelemeri alarak sırtına yüklendi. Çuvalı ben sırtlanmak istedim. Fakat Ömer (r.a):
"-Ey Eslem! Ben yükleneceğim! Çünkü çocukların hesabi ahirette benden sorulacak!" dedi.
  Kadının evine vardığımızda yemekleri pişirme işini de üzerine aldı. O, bir taraftan tencereyi karıştırıyor, bir taraftan da ateşe üflüyordu. Hatta dumanların sakallarının arasından girip çıktığını görüyordum. Bu şekilde yemeği pişirdi. Sonra yemeği kendi elleriyle çocuklara yedirmeye başladı. Çocuklar doyunca geri çekilerek karşılarına oturdu. Bir aslan kadar heybetliydi. Bir şey söylemeğe çekindim. Çocuklar oynaşıp gülüşünceye kadar bu şekilde durdu.
 Sonra kalktı ve:
"-Ey Eslem! Onların karşısında niçin oturdum, biliyor musun? Onları gördüğümde ağlıyorlardı. Güldüklerini görmeden ayrlmak içime sinmedi, onlar gülümsemeye başlayınca içim rahatladı..." dedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hazret-i Ömer'den 111 Hatıra
Baskı tarihi:
Kasım 2006
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944381789
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Erkam Yayınevi
Bu kitapta sizlere, Allah Rasulü (s.a.v) Efendimiz'in ikinci mühim yardımcısı olan Hz. Ömer'in hayatından derlenmiş nadide bir buket takdim ediyoruz. Hz. Ömer ki; müslüman olması İslam'a kuvvet, halifeliği de bütün insanlığa rahmet olmuştu. Emsalsiz hizmetleriyle müslümanların sayısı artmış, İslam toprakları alabildiğine genişlemiş, hukuk ve devlet nizamı büyük ölçüde yerine oturmuştur.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Yüceyurt
  • Abdullah .
  • Éomer King
  • Hicabi BAKIR
  • Ziya Kalafat

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0