·
Okunma
·
Beğeni
·
10588
Gösterim
Adı:
Heidi
Alt başlık:
Mutlu Kız
Baskı tarihi:
1976
Sayfa sayısı:
230
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar Yayınevi
219 syf.
·Beğendi·10/10
İnsan çocukluğunu sevebildiği müddetçe gerçekten mutlu bir hayata imza atmış demektir.

Fazlalıklar ve eksiklikler birbirini dengeleyemeyen ve insan üzerinde olumsuz ifadeler bırakan bir çeşit yaşamdır.

Bazı çocukları o kadar küçük sevinçlere alıştırırlar ki büyük sevinçlerin ne olduğunu bilmez ama küçük şeylere büyük kelimesini kullanacak kadar sevinirler.

Eline eski bir oyuncak verirsin önce idrak edemez çünkü hayatında daha önce böyle bir sevinçle tanışmamıştır. Bir an kendini düşüncelere verir. Elinden alınacağını düşünüp oyuncağa çok umut bağlamaz. O kadar alışmış ki çocukluğun saklambaç ve koşma üzerinde kurulu olduğuna...
O, eski bir oyuncağa, yüzünde binlerce çocuğun gülümsemesinin birleşimi kadar büyük sevinçler yaşarken, bu alışılmışın dışında olan çocuğa yeni bir oyuncak verirler onu istemez, başka birini ister ya da değerini bilmez kırıp atar ve yenisi için ağlar.

Bazı şeylerin değerini bilmek hatta elindekinin kıymetini bilmek bu yaşlarda şekil alıyor ve insanı kadir kıymet sahibi yapıyor. Belki de bu yüzden bilmiyorum ama bir çocuğa okunması ya da okutulması gereken bir kitap olarak görüyorum.

Heidi, küçük şeylerle mutlu olmasını bilen, büyüyüp küçülen çocuk örneklerinden. Küçük yaşta dağlarda yetişip ince düşüncelere sahip akıllı ve çocuk olgun kelimelerini tek karakterde toplamıştır. Eğitim için dedesinden alınıp götürülen Heidi, kendine çok iyi bir arkadaş edinir. Yürüyemeyen arkadaşı bir süre sonra Heidi ile kardeş gibi olur. Arkadaşının gülmesini sağlayıp, her konuda teselli eden Heidi onun yürümesi için adeta çırpınır. Onun mutluluğu artık kendi mutluluğu olmuştur. Heidi belli bir müddet sonra dedesinin yanında tekrar gönderilmek istenir. Ama kızlar birbirinden ayrılmak istemez. Bu dönemlerde dost olmak bir yana arkadaş olmak bile nimet haline gelmiştir. Heidi aynı zamanda hayvan ve doğa sevgisi olan bir çocuktur.

Şunu söylemek isterim ki çocuğu olan okur arkadaşlarım; çocuklarınızı bu tür kitaplarla yetiştirmeniz ona doğa, dost, hayvan sevgisini aşılama konusunda size yardımcı olabilir.
Aynı zamanda çocuğunuza küçük yaşta kitap aşkı da armağan edebilirsiniz. Bana göre üç yaşından itibaren bir çocuğa doğunun günlerinde minik kitaplar hediye edilmeli. İki cümle ile başlayan bir hayat ileride bir asır olabilir.
İyi okumalar.
352 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Evet bu kitabı bu gün evde kız kardeşim okurken gördüm hatta bana tavsiye etti yedinci sınıfa gidiyor bende merak edip okudum ve hakikaten kardeşimi takdir ettim benim bu kadar kitap okurken böyle bi kitaptan haberim olmaması yaşam mücadelesi nasıl verilir yılgın düşüp pes mi edecez yok sa çevreden toplumdan gelecek bütün tepkilere rağmen yeni bir yol bulup her şeye ragmen inatla yaşam için bütün bedeleri ödeyecekmiyiz (bende kendime kitap arkadaşı buldum artık yaşasın)
352 syf.
·Puan vermedi
Heidi, herkesin mutlaka en az bir kere çizgi filmini izlediği, her türlü zorluğa rağmen umudunu kaybetmeden mücadele eden, herkesin yardımına koşan sevimli kız çocuğu olarak bilinir. Ama Heidi’nin büyüleyici Alp dağlarında gizlenen bir sırrı var.

Johanna Spyri’nin 53 yaşında yazdığı hikaye İsviçre’nin karanlık bir dönemine ışık tutuyor. Verdingkinder... Bu kelime Türkçeye “Sözleşmeli çocuk” olarak çevrilse de asıl gizlediği karanlık ve acı gerçeği bilmeden anlamak mümkün değil.

Hepimiz İsviçre’yi alp dağları, yemyeşil doğası ve çiçeklerle süslü ahşap çiftlik evlerini gösteren kartpostal tadında fotoğraflarla tanırız. Heidi hatırlarsak; basit elbiseli, kırmızı yanaklı, ve hatırlayın izlediyseniz çizgi filmini veya sinema filmini hep çıplak ayaklarıyla görünür. Yaşlı büyükbabası ve arkadaşı Peter’in ayakkabıları varken Heidi, kayaların üzerinde dolaşırken ve soğuk havalarda bile çıplak ayaklarla koşar keçilerin peşinden. Johanna Spyri, Heidi ile toplumsal bir gerçeğin gün yüzüne çıkmasını sağlamıştır. Heidi aracılığıyla doğaya, insanlara, hayata Alpler’in öksüz kızının gözünden, bütün Verdingkinder’lerin çocuk dünyalarına ve duygularına dikkat çekmeye çalışmıştır. Heidi, İsviçre’nin toplumsal tarihinde hatırlanmak istenmeyen bir gerçeğin portresi niteliğindedir. Heidi hep çıplak ayaklıydı; çünkü çıplak ayaklar, erkek ya da kız bütün “köle çocukları” diğer çocuklardan ayıran bir simgeydi.

Aslında İsviçre’de 1789 yılında 14 yaşından küçük çocukların çalıştırması yasaklanmış olsada 1960’lı yılların başlarına kadar türüne ender rastlanabilecek bir çocuk sömürüsünün de kapısını açmış oldu. Devlete borcu bulunan ya da boşanan çiftlerin, fakir ailelerin çocukları, yetimler, ailesi cezaevinde bulunan ya da kendisi suç işlemiş çocukların, devlet ve kilise vasıtasıyla, çalıştırılmak üzere, başka ailelerin yanına yerleştirilirdi. Hatta Heidi’nin sinema filminin ilk sahnesinde teyzesi Heidi’yi büyükbabasına götürdükten sonra, büyükbabası onu kilise papazına götürmüş sonrasında tekrar yanına almıştı. Papazların önderliğinde ailelerinden alınan çocuklar, çiftliklere kiralık olarak verilir veya şehirlerde kurulan çocuk pazarlarında, ev ve çiftlik işlerinde çalıştırılmak üzere satılırlardı. Bu çocuklar tecavüze uğrayan, işkence gören ve hatta öldürülen çocuklardı ve kimse bu çocukları arayıp sormazdı, sorunlarını dinlemezdi. Çünkü toplumun gözünde onlar suç işleyen, boşanan, fakir düşmüş ailelerinden kurtarılmış çocuklardı. Hatta kendisi de bir “Verdingbub” olan yazar Carl Loosli “Susmuyorum” şiiri ile tepki göstermişti. Şiir, “annemi hayatımda yalnızca beş kez görebildim, babamı ise hiç görmedim” diye başlar. Bu uygulama 1974 yılında çıkarılan bir yasayla kaldırılmıştı. Verdingkinder gerçeğini yıllar önce İsviçre’nin tarihini anlatan bir kitapta okumuştum. Bu gerçeği öğrendikten sonra Heidi’ti tekrar okumuştum. Sonrasında bu konuya Evrensel kültür dergisinde de rastlamıştım.

Heidi, bu gerçekliğin kahramanı. Bu açıdan bakıldığında, kitabı tekrar okumanızı tavsiye ederim. Daha farklı duygular içerisinde oluyorsunuz ve hikaye daha etkileyici oluyor.
352 syf.
·1 günde·Beğendi
Ben bu kitabi bi günde okudum çünkü kitap okadat heycanlıydıki biraktığımda aceba sonra ne olacak diye terse kitabı alıp okuyordum ve sonu gerçekten çok güzel ve heyecanlı bitti. son
96 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Heidinin başına gelenler gerçekten acı verici olaylar.Ama bu olanlar karşısında dimdik durup herkezle iyi anlaşıp,Klaranın yürüyebilmesine pozitif etki sağlamasıda yani bence olağanüstü birşey.Bu bize şunu açıklarki hiçbir şey karşısında boynu eğik yaşamamalıyız
352 syf.
·Beğendi·10/10
Heidi, maşuku çoban Peter, kentten gelen Klara, asık suratlı fakat iyi yürekli dede ve biraz salak gibi duran ama hep yardıma koşan senbernar ayıdan bozma köpek... Bana çocukluğumda edebiyatı sevdiren kitaplardan biridir. Ama daha da önemlisi sütü sevdiren :) Bence Heidi'nin en büyük başarısı bu.
352 syf.
·Puan vermedi
Annemin aldığı ilk kitaplarımdan biriydi. Yurt dışında yaşadığımız için, o dönem Türkiye'ye gelmek benim için yeni kitaplar demekti. Bizim dönemimizde, Almanya da, Türkçe kitap bulmak imkansızdı :(
352 syf.
·Beğendi·10/10
Küçük yaşta öksüz ve yetim kalan Heidi'nin huysuz dedesi ve hayatın tüm aksiliklerine rağmen neşesini kaybetmemesi beni çok derinden etkilemiş, hayata dair umudumu neredeyse geri getirmiştir. Olay örgüsünün büyük çoğunluğunun dağlarda geçmesi ders verici niteliktedir. Alp dağlarının şifalı sularından ve Heidi'nin anlamsız neşesinden derman bulan Clara ise bu hikayede takdir ettiğim karakterlerden biridir. Fakat en büyük dersi okuyuculara Peter vermektedir, gözleri kataraktan dolayı görmeyen nenesine bakan bu koca yürekli Peter hayatın yükünü küçük yaşta sırtlamış, buna rağmen haline şükretmeyi bilmiştir.
352 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap annemin bana ilkokulda aldigi kalın öykü kitabinin icinde yer alan bir hikayeydi. Kaç defa okuğumu hatırlamiyorum bile. Annem hangi hikayedesin diye sorunca sürekli heidi cevabını verirdim. Hâlâ aynı hikayede misin? derdi. Bilmez di ki bu benim ilk okuyuşum değildi. İnanın bu kitabı okumanın yaşı yok. Tekrar okuyacağım. Büyüklere ricam şu ki eğer okumayı bilen bi çocuğunuz varsa bu kitabı onlara hediye edin. Keyifli okumalar:)
352 syf.
·9/10
çocukluğumda okuduğum muhteşem kitaplardan biri,Heidinin o isviçre alplerindeki mutlu hayatı benim hayal dünyama çok şeyler katmış olacak ki,bilinç altında öyle bir yerlerde yaşamayı arzulamışım hep,yıllar sonra kendi köyümüzde ormanlarda ,çayırlarda gezerken Heidinin o çocuksu mutluluğunu hissedebiliyorum,çocukluğumda o güzellikleri yaşayabilmeyi çok isterdim,
205 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
heidi

Heidinin çok uzun bir masal serüveni vardır.Yaşadığı zorluklardan ziyade tanımadığı bir büyükbaba ve çevresi ona hayatının bakış açısının dağlar olduğunu anlatmıştır.Dağlara ve büyükbabasına olan sevgisi bütün hikayeyi içine almıştır.
Anlayacağınız, çok kötü bir şey olduğu zaman gelecek iyiliği bilemezsiniz. Bu mutsuzluğun hep öyle sürüp gideceğini sanırsınız.
“Eğer isteklerim hemen gerçekleşmezse biliyorum ki bunun nedeni Tanrı’nın benim için en iyi olanı planlamasıdır.”
-Hey, ne yapıyorsun? Bir etek dolusu çiçek toplamışsın... Ne yapacaksın bu kadar çiçeği?
_ Kulübeye götürüp yatağımın altına sereceğim. Böylece, kırda yatıyormuş gibi olacak...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Heidi
Alt başlık:
Mutlu Kız
Baskı tarihi:
1976
Sayfa sayısı:
230
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar Yayınevi

Kitabı okuyanlar 1.809 okur

  • Bahar
  • gecenzamanda
  • Selma

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları