Henüz Vakit Varken Gülüm (Seçme Şiirler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
13.045
Gösterim
Adı:
Henüz Vakit Varken Gülüm
Alt başlık:
Seçme Şiirler
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750814068
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
Volter Rıhtımında dayayıp seni duvara 
öpmeliyim ağzından 
sonra dönüp yüzümüzü Notrdama
çiçeğini seyretmeliyiz onun, 
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten 
ve de sessiz sessiz ağlamalısın, 
yıldızlar da çiselemeli
incecikten bir yağmurla karışarak.
...
Bu kitap, hem Türk şiirinde büyük bir çığır açmış, hem de modern dünya şiirinde Türkçeye yer açmış bu büyük şairle tanışmak için güzel bir buluşma yeri olması umuduyla hazırlandı.
"Paran varsa eğer
Bana bir fanile bir don al,
Tuttu bacağımın siyatik ağrısı."

Param var diyorum Nazım baba alayım ama sen yoksun. Sana dünyalar alayım desem nafile. Çaresizlik kokan şiirlerini bize bırakıp çekip gitmişsin işte.

"Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında 10 kere döndü dünya" demişsin. Peki sen öldüğünden beri güneşin etrafında 55 kere dönmüş bu dünya bunu bilir misin? Bütün polisler fark etti artık Gülhane parkındaki en güzel ceviz ağacı olduğunu.

En güzel şeydir şimdi hatırlamak seni. Tarih 23 Eylül 1945 olmasa bile. Türk köylüsü hala kitap yerine topraktan öğreniyor her şeyi. Değişen hiçbir şey olmadı senden sonra.

Ve senin gibi öylesine ciddiye alıyorum ki yaşamayı,
yetmişimi görürsem eğer zeytin dikeceğim. Buralarda yetişmez ama olsun.

Haydarpaşa garında değilim.
Ne sene 1941'in baharı ne saat on beş.
Ama yine de merdivenlerin üstünde güneş yorgunluk ve telaş var.

Ama vakit yok Nazım Baba. Paris yansın yıkılsın artık kimin umurunda.

"Bir de kim bilir
sevdiğin kadın seni sevmez olur
ufak iş deme
yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir
içerdeki adama."
Nazım gibi bakmak, Nazım gibi gülmek, Nazım gibi susmak, Nazım gibi özlemek, Nazım gibi kokmak, Nazım gibi beklemek mahpus damında ve ölmek Nazım gibi; güzel...

Ülkemin değil, kişilerin kurbanı Nazım. Memleketine hasret bırakılan Nazım.
Yazdıklarının güzelliği, nedeniydi özlemi...

Ah Nazım...
Güzel Nazım...
Helâk oldum bilince seni, diğerleri gibi.

Bu vatanı seviyorum karış karış, geziyorum ayırmadan sağı solu, doğuyu batıyı senin yerine...
Bil ki içimdesin en güzel yerinde kalbimin...
Nazım Hikmet ve onu hiçbir vakit anlayamayacak olan ben. Herkes bu kadar severken acaba ben neden Nazım Hikmet’e meyil edemiyorum, şiirlerindeki tadı alamıyorum. Herkes gibi ben neden anlamıyorum. Şiirlerini üç dört kere okumama rağmen edebi bir taraf bulamıyorum. Bana çok ama çok uzak yazılmış sözler olarak geliyor. Edebi bir taraf bulmaya çalışıyorum, ama yok. Ben Nazım’ı anlamıyorum.

Bazen diyorum ki kendi kendime, bir sözcük, bir kelime kurtarır mı şiiri? Ama bakıyorum sonra, tamam cümle güzel ama ne gelen tarafı bana hitap eder ne giden tarafı. Birçok kere denedim lakin hiçbir zaman anlamayacağım biri olarak kalacaksın galiba Nazım Hikmet.

Sevdiğim hoşuma giden şiirlerinde var elbet. Mesela “Bulutlar Adam Öldürmesin” ya da “Türk Köylüsü” bazen “Karlı Kayın Ormanında.” Bazen ise bir şiirin içerisindeki bir cümleni; “Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa,” seviyorum.

Sanırım seni anlamak için çok yetersizim. Lakin yaşım genç muhakkak bir gün bende yeteri kadar gelişip seni anlamaya, anlamaya gayret edeceğim.

Sözün özü; okuyun arkadaşlar, ben bilmesem de anlamasam da bu kadar insan yanılamaz. Elbet vardır bir bildikleri.

Sevgi ile kalın.
Nazım Hikmet denilince fazla söze gerek yok. En güzel şiirler bir çatı altında toplanmış ve sunulmuş bizede tereddütsüz okumak düşer.
Bunu itiraf etmeliyim: Nazım Hikmet'in şiirlerini okudum, şarkıya dönüştürülmüş eserlerini dinledim. Ama hiç ardı ardına şiirlerini okumamıştım. Kerem gibi şiirindeki cesaretini:

"Ben yanmasam 
Sen yanmasan
Biz yanmasak
Nasıl çıkar karanlıklar 
Aydınlığa"

Mavi gözlü dev, minnacık kadın ve hanımellerindeki kalp sancısını:

"Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
Bahçesinde ebruliii
Hanımeli açan ev..." 

Karıma mektup'daki umutsuzluğunu:

"En fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı"

Vapur'daki memleket özlemini:

"Bir vapur geçer Boğaz'a doğru.
Nazım usulcacık okşar vapuru,
Yanar elleri" 

O karmakarışık aşk hayatıyla, insan kalbinin hissedebileceği aşkın üstünde bir vatan aşkıyla zamanın ötesinde bir şairmiş.
Nazım için yazacak çok söz, güzelleme vardı ama onun için yazılmış bir şarkıyı paylaşayım demiştim. Ancak kitabı okumaya tenezzül etmeyen bir arkadaş zannediyor ki bu şarkı kitabın içinde var. Demiş bu şiir kitaptan alıntı. Bir oku bakalım Nazım kendine böyle şiir yazmış olabilir mi?
Bir de şarkıyı dinle be:)

"Seni Dünya paylaşamıyor, şiirlerin bin dilde 
Seni senden okumak var ya seni aynı dile 
Mezarın orada olsa burada olsa ne olur 
Tepende bir taş olsa çınar olsa ne olur 

Kitapların özgür artık, müjdeler olsun Nazım 
Sen yazmaya devam et, hasreti yazma Nazım 
Varna önlerindeydin, Sen artık döndün Nazım 
Karadeniz köpürdü, memlekettesin Nazım 

Nazım Hikmet memleket, memleket Nazım Hikmet 
Kafiye için yazmadım, hasret sana memleket"

https://youtu.be/cYqYQvOwhZM
Kitap incelemesinden ziyade kitabın bana hissettirdiklerini anlatmaya çalışacağım. Çalışacağım diyorum çünkü bu enerjiyi, neşeyi ve coşkuyu anlatabilecek kelimelerimin var olduğuna emin değilim.

Saat 04:00 sularında uyku bastırdığı için ve uyumamam gerektiği için sarıldım kitaba.

Yorgun zihnim okuduklarını anlayabilecek mi kaygısı taşıyordum bir yandan, okuduğum her şiir, hatta her satır başka dünyalara götürdü beni. Bu dünyada var olan ama ulaşması her geçen gün sanki daha da imkânsızlaşan. Sonra bu imkânsızlık tanımı silindi aklımdan, yerini umuda bıraktı. Kızdım mı zaman zaman? Evet ama daha çok gurur duydum, bunca zûlme rağmen, umudunu kesmeyen bir adam, insan tanımını hak eden bir insan olduğundan.

Şiirin mimarını karşımda buldum sanki, biraz dertli, biraz öfkeli ama en çok umutlu bana da bulaştırdı bu halini ve ne uyku kaldı ne yorgunluk.

Önce bunu dinledim;
https://youtu.be/07v_jNr2OVY
Biraz bekledim, düşündüm, sindirdim sonra bunu;
https://youtu.be/LY0eR9KWYTQ

Tüm bunların üzerine 2 gün daha uyumam gibi geliyor...
Kimisi için "Mavi gözlü dev" kimisi için " Romantik komünist". Benim için o çocukluğum... Nazım Hikmet şiirleriyle büyüdüm ben ilk ezberlediğim şiir onundu. Edebiyatı onunla sevdim bu nedenle bir Nazım Hikmet kitabını incelemek hayli zor benim için ....
Öncelikle kendisi serbest nazımı çağdaş edebiyatımızda kullanan ilk kişi oluşunu ve bunda ne kadar iyi olduğunu bütün şiirlerinde kanıtlamış. Kitaptaki son şiir olan otobiyografi şiirinde şu dizeleri dile getiriyor

Yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak

Ne mutlu bize ki bir şairimizin daha kıymetini öldükten sonra anladık ...
Kim ne derse desin Nazım Hikmet bu gün umudun, aşkın ,kavganın,direnişin ,hasretin ve ümidin şairidir ... Nice Nazım Hikmet ile büyüyen çocukların yetişmesi dileğiyle.
"SENDE, BEN,İMKANSIZLIĞI SEVİYORUM,
FAKAT ASLA ÜMİTSİZLİĞİ DEĞİL..."
İlk şiirini 15 yaşında yazmış Nazım HİKMET. Zaten ondan sonra ömrü boyunca yazmaya devam etmiş. Dünyadaki ya da çevresindeki her olaya şiir yazarak tepki vermeyi benimsemiş belli ki. Seçme şiirlerinin bulunduğu bu kitaptanda anlaşıldığı gibi şiir Nazım Hikmet için savaşma, hayatla mücadele etme yöntemi olmuş. Her türlü duyguyu bulmak mümkün ama daha çok Nazım Hikmet'in memleket özlemine, sevgisine şahit oldum. Manası çok derin şiirler. Okurken çok zevk aldım. Nazım Hikmet farkı bu olsa gerek.
Üstadın şiirlerinde kaybolmak, hasreti, aşkı, çocukları onun gözünden, yüreğinden okumak inanın başka bir dünya da gezmek gibi...

Duyguları bir cümlede anlatıp okurun anlamı üzerine saatlerce düşünmesini sağlamak bu olsa gerek. Yaşanmışlıklarına kendi yaşanmışlıklarımızı o kadar iyi oturtuyor ki sanki okuduğunuz şiir sizi anlatıyor...
Benim ifademle Hikmeti Nazım :) aşk,memleket,özlem,özgürlük her kesimden okuyucunun kendinden bir iz bir işaret bulabileceği bir şair.Dili günlük ve sade bir şiir kitabı.
Henüz vakit varken gülüm
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
Nazım Hikmet özlem şairi. Ömrünün çoğunu yurtdışında geçiren çok değerli bir şair. Kendisine hep hayran oldum. Severek okudum sözlerini şiirlerini. Lisedeyken ödevim olduğu için araştırmıştım. O ödevden sonra kendisini çok sevdim. Bu kitaptan sonra daha bir yer edindi kalbimde. Şiir sevmeyen biri olarak ben bile beğendiysem herkes beğenir Nazım Hikmet'i. Türk edebiyatının en değerli şairlerinden biri o. Kendisi ömrünün çoğunu yurt dışında geçirmiş olsada edebiyatımıza çok değerli eserler kazandırdı. Şiiri sevmeye çalışmaya devam. Böyle değerli bir şairi okuduğum çok mutluyum. Şiirler özlem koksada...
Bendeniz bir Nazım Hikmet hayranı olarak ne diyebilirim’ki ? Tek kelimeyle “Harika...”
Rafa kaldırılmayacak kadar harikulade bir kitap ..
Nazım Hikmeti araştıranlar bilir, o gerçek bir vatansever ve ayrıca bu duyguyu şiirlerine yansıtmayı ,doğal bir şekilde başarabilmiş. Çalkantılı geçen bir ideolojik dönemin ve hapis hayatının ardından çok sevdiği ülkesini terk etmek zorunda kalmış bir şair.Sevdiğine buram buram hasret kokan sözleri eşsiz güzellikte..

“Henüz vakit varken ,gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz varken ,gülüm,
yüreğİm dalındayken henüz,
ben bir gece,şu Mayıs gecelerinden biri
Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından”

Henüz vakit varken, okumanız dileğiyle.
Yani öyle ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
1

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
...Ve kadınlar,
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yârimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen...
En güzel deniz: Henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk: Henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: Henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz, henüz söylememiş olduğum sözdür…
..."İşsiz kalırsam" diye düşündü
22 yaşında.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
23 yaşında.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
24 yaşında.
Ve zaman zaman işsiz kalarak
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
50 yaşına kadar.
(...)
Şimdi 52 yaşındadır.
İşsizdir.
Şimdi merdivenlerde durup
kaptırmış kafasını
düşüncelerin en tuhafına:
"Kaç yaşında öleceğim?
Ölürken üzerimde yorganım olacak mı?"
diye düşünüyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Henüz Vakit Varken Gülüm
Alt başlık:
Seçme Şiirler
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750814068
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
Volter Rıhtımında dayayıp seni duvara 
öpmeliyim ağzından 
sonra dönüp yüzümüzü Notrdama
çiçeğini seyretmeliyiz onun, 
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten 
ve de sessiz sessiz ağlamalısın, 
yıldızlar da çiselemeli
incecikten bir yağmurla karışarak.
...
Bu kitap, hem Türk şiirinde büyük bir çığır açmış, hem de modern dünya şiirinde Türkçeye yer açmış bu büyük şairle tanışmak için güzel bir buluşma yeri olması umuduyla hazırlandı.

Kitabı okuyanlar 1.942 okur

  • İsmail Can Akkayan
  • Mehmet Burhanettin Nizam
  • Ozan deniz
  • Yıldız Kınacı
  • Elif galiba
  • Gökçe
  • Ceylan
  • Engin
  • Sohbet'ül Çay
  • Duha

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.2
14-17 Yaş
%13.7
18-24 Yaş
%32.2
25-34 Yaş
%31.7
35-44 Yaş
%10.2
45-54 Yaş
%3.3
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.8
Erkek
%33

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.7 (287)
9
%25.6 (151)
8
%15.6 (92)
7
%6.8 (40)
6
%1.4 (8)
5
%1 (6)
4
%0.7 (4)
3
%0
2
%0.2 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları