Her Gün Hüzün (Sol Ayağım - 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.024
Gösterim
Adı:
Her Gün Hüzün
Alt başlık:
Sol Ayağım - 2
Baskı tarihi:
Haziran 2010
Sayfa sayısı:
276
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055913380
Orijinal adı:
Down All the Days
Çeviri:
Gamze Tokgöz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nemesis Kitap
"Tüm bu gürültü patırtının ne olduğunu merak eden bir grup heyecanlı çocuğun yanında, tekerlekli sandalyesinin kenarında oturuyordu."

Romanın ilk bölümü, işte böyle başlar. Öylece oturuyordur; çünkü etrafındaki faaliyetlere güçlükle katılabilen, neredeyse çaresiz bir kötürümdür. Buna rağmen, roman başladığında bir çocuk, bittiğinde ise erkekliğin eşiğinde, "Her Gün Hüzün"ün ana karakteridir. Katılmaktan aciz, acılı ve dingin yüreğiyle tekerlekli sandalyesinde etrafı gözler; Dublin'in, oturdukları kenar mahallesine dağılmış, parçası olduğu ailesinin davranışlarını ve duygularını belleğine kaydeder. Burası aslında, 40'lı ve 50'li yıllarda, acılı ve sevinçli günler geçiren Dublin'dir. İhtişamı ve sefaletiyle, arka sokakların ve köhne meyhanelerin hoyrat, acımasız, alemci ve zinacı Katolik Dublin; yaşam adına muazzam bir farklılık. Chiristy Brown, tamamen duygusallıktan uzak yazar. Sözünü sakınmaz, keskin görüşlüdür. Onun, Dublin görüntüleri, sesleri, kokuları ve doğal manzaralarıyla ilgili tasvirleri, şimdiye kadar nadiren yapılmıştır. Onun karakterleri, yaşam ateşi ile yanar.

Chiristy Brown, Sadece on üçü hayatta kalabilen yirmi iki çocuklu bir ailenin çocuğuydu. Doğuştan zihinsel bir felçle dünya'ya geldi. Kullanabildiği tek uzvu Sol Ayağı oldu. Londra'ya yaptığı yaptığı birkaç ziyaret ve bir kez yaptığı Amerika seyehati dışında, tüm yaşamını Dublin'de geçirdi.
(Tanıtım Bülteninden)
Sol ayağım 2 yani Her Gün Hüzün çok güzel ikiside akıcı sekilde okudum birni bitirip ikincisine başlayıp bitirdim çok güzel konusu herşeyi anşatması bir ufak ümidimizi kesmemizi söylüyo açıkcası okuyon bilir bence okumanızı isterim çok güzel çok değişik duygulandıgım sahneler bile var o derece okuymayı tercih edin konusu da güzel bir insanın her zorluğa karşı hayattan vazgeçmemesini de anlatan bir kitap ..
Gerçekten kitap benim için ciddi anlamda hayal kırıklığı yarattı diyebilirim. İlk kitabın şöhreti beni bu kitaba yönlendirmişti ama kitabın olay örgüsü çok karışık ve tam olarak neyi anlattığını anlayamadım. Betimlemeler dışında kitapta anlatılan bir olayın olduğunu zannetmiyorum. Kimin kim olduğunu çözemediğim bir kitapta karman çorman karakterleri anlamak için Sherlock Holmes olmak bile bu kitap için yetmeyecektir.. Bu yüzden kitaba en düşük notu verdim.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.724 Oy)18.320 beğeni41.488 okunma2.728 alıntı174.521 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.369 Oy)12.951 beğeni33.153 okunma3.147 alıntı139.368 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.279 Oy)8.722 beğeni24.286 okunma1.305 alıntı119.587 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.448 Oy)11.138 beğeni27.553 okunma1.516 alıntı144.818 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.230 Oy)8.549 beğeni27.427 okunma789 alıntı133.631 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.566 Oy)8.523 beğeni25.169 okunma2.300 alıntı108.756 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.888 Oy)8.836 beğeni24.272 okunma1.648 alıntı112.566 gösterim
  • Sol Ayağım
    8.5/10 (2.785 Oy)2.754 beğeni10.532 okunma771 alıntı56.031 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.470 Oy)5.573 beğeni18.929 okunma776 alıntı96.733 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.146 Oy)7.718 beğeni21.706 okunma783 alıntı84.810 gösterim
Sol ayağım kitabının devamı olan roman. Kesinlikle hayal kırıklığı diyebilirim Sol Ayağım kitabı ne kadar çabuk bittiyse bu kitapta o kadar bitmedi... Olaylar karmakarışık ve hiç akıcı değil. Çokta anlayarak okuduğum bi kitap olamadı malesef. Bol bol artık kusacağim dedirtene kadar betimlere yer verilmiş...Okuyucuya Sol Ayağımdan sonra gerçekten Her Gün Hüzün kitabının yazarı da mı Christy Brown diye sordurtan kitap... (biraz ekşi yazıları gibi inceleme oldu kabul ediyorum) Kısaca kitabın konusuna değinmek gerekirse yazarın ergenliği,bişeylerin farkına varması, alkolik baba, gereksiz komşular...
Derin bir ohh çekerek kitabın son sayfasını kapatmış bulunmakyayım. Sanırım bir rekor kırmışımdır en uzun kitap okuma süresi olarak. Nasıl bir kitaptı bu Yarabbim tamam emeğe saygı ama konu yok anlam yok sayfalarda hepsi birbirinden uzak ve anlamsızdi. İlk kitaptaki Christy Brown un hayat hikayesinin tek bir harfi bile yoktu. Gereksiz komşular annenin hayatı ve alkolik baba bence okumayın ilk kitaptaki izleniminizle yazar aklınızda iyi kalsın bu kitabı okuyup da yazarı aklınızda kötü yerlere koymayın derim. Yine de ben okurum derseniz ben gibi inatla belki kitap ortada bir yerde düzelmiştir diye bilin ki son sayfasına kadar düzelen bir şey yok... Bu da nacizane benim fikrim. Saygılarımla =) keyifli okumalar
'Yazarın birinci kitabı ve Meb tavsiyeli Sol Ayağım'ı çok severek ve duygulanarak okumuştum zaten birinci kitabın etkisiyle ikincisinede başladım ama kullanılan cümleler ele alınan konu tema hiçbir şekilde kitaba ısınamadım sadece kitabı yarıda bırakma gibi bir huyum olmadığı için okumaya zorladım kendimi..Ama tabi yinede önyargıya sebebiyet vermiş olmayayım okumak gerek'
Açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattı.İlk sayısı gibi bekliyordum bu romanı ama yazar tarzını tamamen değiştirmiş gibi geldi bana.Betimlemeler çok güçlü beğendiğim tarafı bu oldu ama açıkçası romandan beklentim ilk sayısı gibi olacagi yönünde olduğu için istediğim keyfi alamadım okurken..Bu da dediğim gibi beğendiğim tarzın disina çıktığı için olabilir..Ama keyif almadan okumama rağmen dili çok güçlü kullanıyor ve bu yüzden elimden bırakmadığım gerçeğini de gizleyemeyecegim..
inanılmaz zorlandım bitirmek için. ilk kitabı beni yönlendirmişti. ama gerek anlatım gerek olay bütünlüğü açısından hayal kırıklıına uğradım..
Hep böyle oluyor.Yok, yok olmadı istisnaları var tabii ki.Genellikle böyle oluyor diye düzeltelim.İlkini çok beğenerek okuduğunuz bir kitabın devamında aynı keyfi bulamıyorsunuz.Belki de ilkinden dolayı beklentiyi yüksek tutmakla alakalı.
Her gün hüzün hikayenin kendisi açısından beni çok etkilemedi.Adından ve ilk kitaptan yola çıkarak çok daha sarsıcı, insanı kederden kedere sürükleyecek olaylar beklentisi aleladelik içinde kayboldu.
Ama betimlemeler ve bölüm geçişleri tek kelime ile harikaydı.O kadar güzel bir anlatım, öyle güzel benzetmeler var ki sırf bu yüzden okunmaya değer kılıyor
kitabı.
Bu yönüyle edebiyatta kaynak kitaplardan biri olabilir diye düşünüyorum.
Çok fazla +18 mevzusu olması buna da engel olur kanaatindeyim.
Bütün bunlardan sonra tema yönüyle beklentiyi yüksek tutmadan edebi yönünü önde tutarak çok daha keyifli olacağı kanaatindeyim.
Kendi adıma tam bir hayal kırıklığı. Tam bir rus edebiyatı özentisi. Anlamsız ve uzun diyaloglar, anlaması güç betimlemeler var. Daha da kötüsü ilk kitabın ana karakteri Christy bu kitapda neredeyse hiç yok. Herşeyiyle farklı bir kitap.Eğer rus edebiyatını seviyorsanız okuyabilirsiniz ama sevmiyorsanız hiç elinize almayın.Yazarı hep iyi hatırlayın :(
Geçen hafta serinin ilk kitabını okudum ancak değerlendirme yapmadım. Şimdi seri hakkındaki düşüncelerimi birlikte vereceğim. Sol Ayağım yazarın yaşamını ele alan otobiyografik bir eser. Christy Brown doğuştan felçlidir ve hayatını devam ettirebilmek için kullanabildiği tek organ sol ayağıdır. Bunun yanında sol ayağıyla hayata tutunacağına inanan tek kişi ise annesidir. MEB'in 100 Temel Eser listesinde yer alan yapıt çalışma, azim ve başarmanın önemini; annelik ve evlat sevgisi duygularını çok güzel yansıtmış. En önemlisi de Christy Brown'un yaşadığı zorlukları görerek ne kadar az şükrettiğimizi sorgulamamızı sağlamış. Christy Brown kendisini ve duygularını, resimle ve edebiyatla anlatmaya çalışırken sayfalar elinizden akıp gidecek. Serinin ikinci kitabı Her Gün Hüzün'de ise Christy Brown artık bir yetişkindir. Bu kitapta yazar kendisinden ziyade içinde bulunduğu kalabalık aileye ait izlenimlere yer vermiştir. 16 kardeşi büyümekte ve Christy Brown evin bir köşesinde onları izlemektedir. Yetişkinlik dönemleri anlatılırken çok fazla müstehcen sahnelere yer verilmiş buna gerek var mıydı bilemiyorum. Bu kitapta özellikle Anne'nin ev ortamındaki halleri ve kış manzaralarının betimlendiği bölümleri okumaktan keyif aldım. Sonuç olarak uzun betimlemelerden hoşlanmıyorsanız sadece birinci kitabı okursanız yazarı daha iyi bir şekilde hatırlarsınız.
2. macera beni yordu ..beklediğim gibi değildi..yarım bırakmayı sevmediğim icin tamamladım ..tasvirler çok uzundu hikayeler kopuktu ..irlandalıların 1950 lerdeki yasamına dair bir çok şey öğrenmiş oldum bu kitabın getirisi olarak :)
Sebebini bilmiyorum ama ilk kitap kadar dikkatimi çekmedi kendimi veremedim kitaba. Bu sene aldığım bir karar üzerine de okuyamadığım kitapları bırakıp daha sonra tekrar başlıyorum böylesi daha sağlıklı oluyor. Bakalım buna ne zaman geri döncem bekleyip görücez.
Daha fazla mutfak eşyasının kırılması, ayak kayması, boğuşma; annesinin nefessiz kalmış ancak çaresiz ve ısrarlı sesi:
"Yapma... Hayır, oraya vurma... İçimde bir bebek var..."
Ve ben duyacağım, sen yukarıda usulca adım atsan da,
Ve mezarlarımın tümü daha sıcak, daha hoş olacak;
Çünkü sen eğilip beni sevdiğini söyleyeceksin,
Ve sen bana gelinceye kadar ben huzur içinde uyuyacağım...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Her Gün Hüzün
Alt başlık:
Sol Ayağım - 2
Baskı tarihi:
Haziran 2010
Sayfa sayısı:
276
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055913380
Orijinal adı:
Down All the Days
Çeviri:
Gamze Tokgöz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nemesis Kitap
"Tüm bu gürültü patırtının ne olduğunu merak eden bir grup heyecanlı çocuğun yanında, tekerlekli sandalyesinin kenarında oturuyordu."

Romanın ilk bölümü, işte böyle başlar. Öylece oturuyordur; çünkü etrafındaki faaliyetlere güçlükle katılabilen, neredeyse çaresiz bir kötürümdür. Buna rağmen, roman başladığında bir çocuk, bittiğinde ise erkekliğin eşiğinde, "Her Gün Hüzün"ün ana karakteridir. Katılmaktan aciz, acılı ve dingin yüreğiyle tekerlekli sandalyesinde etrafı gözler; Dublin'in, oturdukları kenar mahallesine dağılmış, parçası olduğu ailesinin davranışlarını ve duygularını belleğine kaydeder. Burası aslında, 40'lı ve 50'li yıllarda, acılı ve sevinçli günler geçiren Dublin'dir. İhtişamı ve sefaletiyle, arka sokakların ve köhne meyhanelerin hoyrat, acımasız, alemci ve zinacı Katolik Dublin; yaşam adına muazzam bir farklılık. Chiristy Brown, tamamen duygusallıktan uzak yazar. Sözünü sakınmaz, keskin görüşlüdür. Onun, Dublin görüntüleri, sesleri, kokuları ve doğal manzaralarıyla ilgili tasvirleri, şimdiye kadar nadiren yapılmıştır. Onun karakterleri, yaşam ateşi ile yanar.

Chiristy Brown, Sadece on üçü hayatta kalabilen yirmi iki çocuklu bir ailenin çocuğuydu. Doğuştan zihinsel bir felçle dünya'ya geldi. Kullanabildiği tek uzvu Sol Ayağı oldu. Londra'ya yaptığı yaptığı birkaç ziyaret ve bir kez yaptığı Amerika seyehati dışında, tüm yaşamını Dublin'de geçirdi.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 280 okur

  • Ada AZ
  • Kübra Kılıçarslan
  • Hanife Sürücü
  • Dilan Türkan
  • mesude sert
  • Sinan Yıldırım
  • Aleyna
  • zehrauo
  • Damien
  • Merida..

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%18.4
18-24 Yaş
%24
25-34 Yaş
%27.2
35-44 Yaş
%18.4
45-54 Yaş
%7.2
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.5
Erkek
%21.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.4 (14)
9
%4.4 (4)
8
%8.8 (8)
7
%16.5 (15)
6
%8.8 (8)
5
%13.2 (12)
4
%6.6 (6)
3
%8.8 (8)
2
%3.3 (3)
1
%14.3 (13)

Kitabın sıralamaları